bugün
- israile atom bombası atmak6
- velvet60
- kendi klanına laf edilince hoplamak4
- kadınların cinsel başlıkları eksilemesi4
- hangi ülkelerden ne alınabilir3
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar7
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı5
- friedrich hegel la bi cay icek14
- yazarların favori giyim markası9
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim4
- kova burcunun su grubu yerine hava grubunda olması3
- binanın çatısına cami hoparlörü koymak3
- hayattaki en değerli şeyler7
- spor ayakkabı3
- eylül ayı2
- insan olmaya ceyrek kala15
- gocu bey reyiz birader bey yazardır2
- reis2
- gocu3
- mohamed salah ghaly4
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı3
- alparslan kuytul15
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- 2026 ekonomik krizi16
- migros'a sorulacak tek soru23
- evde soğuk kahve yapımı7
- bilinçaltı algılama6
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- mini etek giyen öğretmen2
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- aleksey batrakov28
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- kadınları aşağılamanın moda olması7
- iş vs seks2
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
- yalnızlıkla sevişmek5
- erotik şiir4
- victor osimhen20
- osuruktan şiirler60
- hurdacıya gidiyorum7
- arkadaşlarla bir anda nepal'e gitmek4
- sınıfın en güzel kızı4
- sana ihtiyacımız olmaz diyen akraba3
- akıl3
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- ioçk silik yesin kampanyası6
- kavgada söylenen tehdit cümleleri3
bir "adinizi yazmayi unutmayin" ve -adını yazmayı unuttuğum- "bir dost" , ortak yazımıdır...
melez kız *
ilk ve son tablomun adı.
ilk olması tesadüf, son olması kaçınılmaz...
tıpkı onun gibi...
melezliği; iki farklı ruha tek bir bedende sahip olmasından...
tıpkı onun gibi melez...
o eşsiz ruh bana fırçaları bıraktırıp, ellerimle sanat yapmayı öğretti.
şövaleyi salonun ortasına kurdum, yılların ressamı edasıyla.
fırçaları attım bi' kenara,
onun ruhunu ancak dokunarak yansıtabilirdim.
bi' elimde siyah, bi' elimde beyaz...
beyazında bütün renkleri barındırıp; siyahı yansıtan...
tıpkı onun ruhu gibi...
günlerce uğraştım, hiç sıkılmadım...
şövalem dimdik duruyor; hiç kıpırdamadan bana yardım ediyordu,
en uslu tarafına denk gelmiştim, şanslıydım.
şanslıydık; melez kız ve ben...
melez kız bitmiş, sergide yerini almıştı.
o kadar doğa resminin içinde benim kız biraz eğreti duruyordu;
ama yine de çok ilgi görmüştü;
alımlıydı.
"michalengelo musa heykelini yapmadan evvel
mermerin karşısında durmuştu
sormuşlardı bu ne diye
cevabı basitti
en büyük eserim demişti
ama dümdüz bir sütundu
geçen zaman bize
o musa heykelinin doğuşunu getirdi
tıpkı heykeline bakan musa gibi duruyorum karşısında
siyah bir yanda beyaz bir yanda
biraz sakil biraz yaman biraz düşünceli
çünkü onu dokunarak yapmıştım ben
biliyordu
görüyordu
düşünüyordu"
yaşıyordu
karşımdaydı
her an canlanacak gibi...
duru bir sese sahip olacak gibi...
görecek gibi, beni duyacak gibi!
hiç ölmeyecek,
ölümsüzlüğe adını yazdıracak gibi...
tıpkı onun gibi...
tıpkı bizim gibi...
öyle de oldu; benim için...
melez kız ölümsüzlüğe adını yazdırdı;
benim izlerimi taşıyarak, -ben ölünce- bensiz.
sonsuz ol melez kız,
sonsuz ol,
melek kız...
melez kız *
ilk ve son tablomun adı.
ilk olması tesadüf, son olması kaçınılmaz...
tıpkı onun gibi...
melezliği; iki farklı ruha tek bir bedende sahip olmasından...
tıpkı onun gibi melez...
o eşsiz ruh bana fırçaları bıraktırıp, ellerimle sanat yapmayı öğretti.
şövaleyi salonun ortasına kurdum, yılların ressamı edasıyla.
fırçaları attım bi' kenara,
onun ruhunu ancak dokunarak yansıtabilirdim.
bi' elimde siyah, bi' elimde beyaz...
beyazında bütün renkleri barındırıp; siyahı yansıtan...
tıpkı onun ruhu gibi...
günlerce uğraştım, hiç sıkılmadım...
şövalem dimdik duruyor; hiç kıpırdamadan bana yardım ediyordu,
en uslu tarafına denk gelmiştim, şanslıydım.
şanslıydık; melez kız ve ben...
melez kız bitmiş, sergide yerini almıştı.
o kadar doğa resminin içinde benim kız biraz eğreti duruyordu;
ama yine de çok ilgi görmüştü;
alımlıydı.
"michalengelo musa heykelini yapmadan evvel
mermerin karşısında durmuştu
sormuşlardı bu ne diye
cevabı basitti
en büyük eserim demişti
ama dümdüz bir sütundu
geçen zaman bize
o musa heykelinin doğuşunu getirdi
tıpkı heykeline bakan musa gibi duruyorum karşısında
siyah bir yanda beyaz bir yanda
biraz sakil biraz yaman biraz düşünceli
çünkü onu dokunarak yapmıştım ben
biliyordu
görüyordu
düşünüyordu"
yaşıyordu
karşımdaydı
her an canlanacak gibi...
duru bir sese sahip olacak gibi...
görecek gibi, beni duyacak gibi!
hiç ölmeyecek,
ölümsüzlüğe adını yazdıracak gibi...
tıpkı onun gibi...
tıpkı bizim gibi...
öyle de oldu; benim için...
melez kız ölümsüzlüğe adını yazdırdı;
benim izlerimi taşıyarak, -ben ölünce- bensiz.
sonsuz ol melez kız,
sonsuz ol,
melek kız...
iki farklı insanın, iki farklı bedenin; ten, dil, din ayrımı yapmadan dünyaya getirdiği mükemmel varlık.
(bkz: defne joy foster)
(bkz: defne joy foster)
candido portinari'nin modern sanatlar galerisi'nde sergilenen tablosu.
Türkler dini, kavmiyeti, vatanı meşkuk (kuşkulu
) ve mahlud beş-altı milyonluk cahil bir kitledir.
Türkçesi
Türkler; dini, soyu sopu, yurdu belirsiz karmakarışık bir cahiller sürüsüdür. Vahdettin
Türkçesi
Türkler; dini, soyu sopu, yurdu belirsiz karmakarışık bir cahiller sürüsüdür. Vahdettin
Gündemdeki Haberler