bugün
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması7
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- karton toplayan çocuğun kartonları ne yaptığı3
- evlenilmeyecek 4 erkek9
- doğuda yaşayan yazarlar3
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- insan olmaya ceyrek kala insan olabildi mi sorusu2
- gocu6
- stres yönetimi3
- rüşvet5
- 1 55lik türk kızının 1 85lik erkek hayal etmesi3
- sokak hayvanları düzenlemesinin ikinci yılı4
- don kişot2
- gulmekicinyaratilmis11
- sıkıcı bir yazar olmak2
- kylie minogue5
- tinder3
- true koş4
- opel alman arabası mı sorunsalı4
- din3
- napolyon sendromu2
- kimseyi muhatap edemeyeceğin dertler2
- kuran ı kerim meali6
- hepinizin agzina biber surcem5
- sözlükte kimsenin kalmaması5
- tai lung8
- petrol2
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
- aşk acısı çekiyorum sözlük13
- mohamed salah ghaly11
- arkadaşlar ben güzel miyim4
- hamburgerin çok abartılması5
- ispanya6
- saldıran köpeğe şma demek4
- pahalıyı dayanıklı sanmak5
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur5
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler6
- lahana turşusu3
- sözlük kızları dans ediyor3
- güzel kızların her zaman haklı olması4
- opel mokka2
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- en büyük aşklar pilav üstü az kuruyla başlar4
- çerçeve yasa9
- orjinalinden iyi coverlar4
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- nickten isim tahmini yapmak10
- anayasa mahkemesi'nin engelli emekliliği iptali3
doğan özlem tarafından 2002 yılına ölen çeviri dünyasının en önemli simalarından mehmet küçük'ün hatırasına yazılmış bir kitap. doğu batı yayınlarından 2003 yılında çıkmış:
Bu kitap hayatının önemlice bir kısmını çeviriye adamış bir çevirmen üstüne. Zaman içinde çıraklıktan ustalığa yönelmiş bir çevirmen. O kadar keyifle çeviriyor ki... Neredeyse her mevsim dışarı çıkmamacasına eve kapanıp aşkla, şevkle çeviri yapmayı gündelik hayatın anlamı haline getirmiş. O kadar çabuk ustalaşmış ki... Çeviriye üslubu yedirmiş. Sanki Türkçe yazıyor. Adama sadece çevirmen demek yeterli mi ? Tabii ki değil. Adam ruhunu koyuyor. Ve kendinden geçercesine bütünleşiyor konuyla. Büyük bir şevkle tercüme ediyor. Bu alana icazetsiz dalan ve kendini dişiyle tırnağıyla kabul ettiren bir kavgacı adam. Tercümeyle geçen bir ömür yazmayı biraz ıskalamış. Zaman zaman ite kaka, kıra döke yazmış da. Hasbi bir yazma eylemi başkaldırıyı da beraberinde getiriyor. Dönemin duyarlı konularında geliştirmeye çalıştığı sözünü dümdüz söylemiş. Otorite olarak telakki edilen entellektüellerle hesaplaşma denemesinin izlerine bu metinlerde de rastlamak olası. Demek ki düşünce alanında da otorite tanımıyor. Demek ki dönemin kabullenimleri dolayısıyla akademi ve yayın alemindeki güç odakları karşısında takım elbiseli, kravatlı bir sığınmayı, tipik bir akademisyen yavşaklığını temsil etmiyor. Dolayısıyla bir yanaşma eylemi değil, direnç söz konusu. Bu direncin hakkını veren bir bütünlüğe ve kapsayıcılığa ulaşamaması önemli değil. Direncin potansiyeli tüm unsurlarıyla mevcut. Bu kitap, armağan kitaplardan hepten farklı. Mehmet Küçük'ün rengi, Mehmet Küçük'ün ruhu bu kitaba bütünüyle olmasa da sinmiş. Bu kitap Mehmet Küçük'e tam yakışmıyor. Yakışması için Türkçe yazılarını bir biçimde deşelemek gerek. Ancak o zaman adamın söylediklerine bütünüyle vakıf olmak mümkün. Gün gelir, belki de ölümünün beşinci, onuncu yılında bir başka Mehmet Küçük kitabı çıkarmak nasip olur. Kitaba onun tepkisini somutlaştıran o yakası açılmadık küfürleri de içeren birkaç yazısını yerleştirmek, akademiye dair bir metnini ve bir yayıncıya yazdığı sunturlu küfürlerle süslenmiş bir mektubunu eklemek daha sahih bir Mehmet Küçük portresini çizmenin yolunu açar, açabilir. *
Bu kitap hayatının önemlice bir kısmını çeviriye adamış bir çevirmen üstüne. Zaman içinde çıraklıktan ustalığa yönelmiş bir çevirmen. O kadar keyifle çeviriyor ki... Neredeyse her mevsim dışarı çıkmamacasına eve kapanıp aşkla, şevkle çeviri yapmayı gündelik hayatın anlamı haline getirmiş. O kadar çabuk ustalaşmış ki... Çeviriye üslubu yedirmiş. Sanki Türkçe yazıyor. Adama sadece çevirmen demek yeterli mi ? Tabii ki değil. Adam ruhunu koyuyor. Ve kendinden geçercesine bütünleşiyor konuyla. Büyük bir şevkle tercüme ediyor. Bu alana icazetsiz dalan ve kendini dişiyle tırnağıyla kabul ettiren bir kavgacı adam. Tercümeyle geçen bir ömür yazmayı biraz ıskalamış. Zaman zaman ite kaka, kıra döke yazmış da. Hasbi bir yazma eylemi başkaldırıyı da beraberinde getiriyor. Dönemin duyarlı konularında geliştirmeye çalıştığı sözünü dümdüz söylemiş. Otorite olarak telakki edilen entellektüellerle hesaplaşma denemesinin izlerine bu metinlerde de rastlamak olası. Demek ki düşünce alanında da otorite tanımıyor. Demek ki dönemin kabullenimleri dolayısıyla akademi ve yayın alemindeki güç odakları karşısında takım elbiseli, kravatlı bir sığınmayı, tipik bir akademisyen yavşaklığını temsil etmiyor. Dolayısıyla bir yanaşma eylemi değil, direnç söz konusu. Bu direncin hakkını veren bir bütünlüğe ve kapsayıcılığa ulaşamaması önemli değil. Direncin potansiyeli tüm unsurlarıyla mevcut. Bu kitap, armağan kitaplardan hepten farklı. Mehmet Küçük'ün rengi, Mehmet Küçük'ün ruhu bu kitaba bütünüyle olmasa da sinmiş. Bu kitap Mehmet Küçük'e tam yakışmıyor. Yakışması için Türkçe yazılarını bir biçimde deşelemek gerek. Ancak o zaman adamın söylediklerine bütünüyle vakıf olmak mümkün. Gün gelir, belki de ölümünün beşinci, onuncu yılında bir başka Mehmet Küçük kitabı çıkarmak nasip olur. Kitaba onun tepkisini somutlaştıran o yakası açılmadık küfürleri de içeren birkaç yazısını yerleştirmek, akademiye dair bir metnini ve bir yayıncıya yazdığı sunturlu küfürlerle süslenmiş bir mektubunu eklemek daha sahih bir Mehmet Küçük portresini çizmenin yolunu açar, açabilir. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar