bugün
- gocu13
- bu koyden olsam ne olacak14
- çaylak yapın beni11
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı15
- ama ben bipolarım10
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- safiyenin kocası faik5
- dinlerin yalan olması13
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- bkono5
- ay kavga var galiba6
- sihirli annem izleyen erkek4
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- kktc de 3 günlük yas ilan edilmesi4
- sarapci koala75
- tavada yumurta yapıp üzerine kırmızı biber katmak2
- tobey maguire lı spiderman3
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- sözlük kızları adam mıdır5
- katatespizartmasi10
- güler duman'ı arzulamak2
- yazım hataları4
- her fikre saygı duyulmalı mıdır3
- kavga eden yazarlar5
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı14
- 30 ağustos zafer bayramı19
- türkiye savaşa girecek5
- sözlükte zorbalanınca ne yapıyorsunuz3
- istatistiklerin yenilenmemesi2
- ay diyen ekek4
- testo taylan true ziyareti2
- sözlükteki linç kültürü4
- adam olan sözünü tutar2
- hadsiz insan3
- anayasa değişikliği4
- türk ten kürt'ü ayırırsan türk kalmaz6
- boşnaklar2
- ilkay gündoğan5
- acı kıyaslamak5
- sevgili2
- morkstar3
- anın görüntüsü21
- dudağın içinde çıkan beyaz yaralar5
- soğan yiyen kız6
- sözlük influencerı3
- arkadaşlar bakar mısınız2
- motor yağı6
- incil vahiy9
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı28
doğan özlem tarafından 2002 yılına ölen çeviri dünyasının en önemli simalarından mehmet küçük'ün hatırasına yazılmış bir kitap. doğu batı yayınlarından 2003 yılında çıkmış:
Bu kitap hayatının önemlice bir kısmını çeviriye adamış bir çevirmen üstüne. Zaman içinde çıraklıktan ustalığa yönelmiş bir çevirmen. O kadar keyifle çeviriyor ki... Neredeyse her mevsim dışarı çıkmamacasına eve kapanıp aşkla, şevkle çeviri yapmayı gündelik hayatın anlamı haline getirmiş. O kadar çabuk ustalaşmış ki... Çeviriye üslubu yedirmiş. Sanki Türkçe yazıyor. Adama sadece çevirmen demek yeterli mi ? Tabii ki değil. Adam ruhunu koyuyor. Ve kendinden geçercesine bütünleşiyor konuyla. Büyük bir şevkle tercüme ediyor. Bu alana icazetsiz dalan ve kendini dişiyle tırnağıyla kabul ettiren bir kavgacı adam. Tercümeyle geçen bir ömür yazmayı biraz ıskalamış. Zaman zaman ite kaka, kıra döke yazmış da. Hasbi bir yazma eylemi başkaldırıyı da beraberinde getiriyor. Dönemin duyarlı konularında geliştirmeye çalıştığı sözünü dümdüz söylemiş. Otorite olarak telakki edilen entellektüellerle hesaplaşma denemesinin izlerine bu metinlerde de rastlamak olası. Demek ki düşünce alanında da otorite tanımıyor. Demek ki dönemin kabullenimleri dolayısıyla akademi ve yayın alemindeki güç odakları karşısında takım elbiseli, kravatlı bir sığınmayı, tipik bir akademisyen yavşaklığını temsil etmiyor. Dolayısıyla bir yanaşma eylemi değil, direnç söz konusu. Bu direncin hakkını veren bir bütünlüğe ve kapsayıcılığa ulaşamaması önemli değil. Direncin potansiyeli tüm unsurlarıyla mevcut. Bu kitap, armağan kitaplardan hepten farklı. Mehmet Küçük'ün rengi, Mehmet Küçük'ün ruhu bu kitaba bütünüyle olmasa da sinmiş. Bu kitap Mehmet Küçük'e tam yakışmıyor. Yakışması için Türkçe yazılarını bir biçimde deşelemek gerek. Ancak o zaman adamın söylediklerine bütünüyle vakıf olmak mümkün. Gün gelir, belki de ölümünün beşinci, onuncu yılında bir başka Mehmet Küçük kitabı çıkarmak nasip olur. Kitaba onun tepkisini somutlaştıran o yakası açılmadık küfürleri de içeren birkaç yazısını yerleştirmek, akademiye dair bir metnini ve bir yayıncıya yazdığı sunturlu küfürlerle süslenmiş bir mektubunu eklemek daha sahih bir Mehmet Küçük portresini çizmenin yolunu açar, açabilir. *
Bu kitap hayatının önemlice bir kısmını çeviriye adamış bir çevirmen üstüne. Zaman içinde çıraklıktan ustalığa yönelmiş bir çevirmen. O kadar keyifle çeviriyor ki... Neredeyse her mevsim dışarı çıkmamacasına eve kapanıp aşkla, şevkle çeviri yapmayı gündelik hayatın anlamı haline getirmiş. O kadar çabuk ustalaşmış ki... Çeviriye üslubu yedirmiş. Sanki Türkçe yazıyor. Adama sadece çevirmen demek yeterli mi ? Tabii ki değil. Adam ruhunu koyuyor. Ve kendinden geçercesine bütünleşiyor konuyla. Büyük bir şevkle tercüme ediyor. Bu alana icazetsiz dalan ve kendini dişiyle tırnağıyla kabul ettiren bir kavgacı adam. Tercümeyle geçen bir ömür yazmayı biraz ıskalamış. Zaman zaman ite kaka, kıra döke yazmış da. Hasbi bir yazma eylemi başkaldırıyı da beraberinde getiriyor. Dönemin duyarlı konularında geliştirmeye çalıştığı sözünü dümdüz söylemiş. Otorite olarak telakki edilen entellektüellerle hesaplaşma denemesinin izlerine bu metinlerde de rastlamak olası. Demek ki düşünce alanında da otorite tanımıyor. Demek ki dönemin kabullenimleri dolayısıyla akademi ve yayın alemindeki güç odakları karşısında takım elbiseli, kravatlı bir sığınmayı, tipik bir akademisyen yavşaklığını temsil etmiyor. Dolayısıyla bir yanaşma eylemi değil, direnç söz konusu. Bu direncin hakkını veren bir bütünlüğe ve kapsayıcılığa ulaşamaması önemli değil. Direncin potansiyeli tüm unsurlarıyla mevcut. Bu kitap, armağan kitaplardan hepten farklı. Mehmet Küçük'ün rengi, Mehmet Küçük'ün ruhu bu kitaba bütünüyle olmasa da sinmiş. Bu kitap Mehmet Küçük'e tam yakışmıyor. Yakışması için Türkçe yazılarını bir biçimde deşelemek gerek. Ancak o zaman adamın söylediklerine bütünüyle vakıf olmak mümkün. Gün gelir, belki de ölümünün beşinci, onuncu yılında bir başka Mehmet Küçük kitabı çıkarmak nasip olur. Kitaba onun tepkisini somutlaştıran o yakası açılmadık küfürleri de içeren birkaç yazısını yerleştirmek, akademiye dair bir metnini ve bir yayıncıya yazdığı sunturlu küfürlerle süslenmiş bir mektubunu eklemek daha sahih bir Mehmet Küçük portresini çizmenin yolunu açar, açabilir. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar