bugün
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak7
- herkes ronaldinho'nun yarrağını yesin5
- bir kadının ensemi okşaması9
- türk kızlarının keko adam sevmesi20
- çabuk sinirlenen insanların daha merhametli olması3
- gençler iş beğenmiyor7
- her şeye sarımsak koyan insan12
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi18
- asla dolandırılmayan insanların sırrı15
- geri zekalı demek hakaret mi19
- fenerbahçeden mauri icardi bombesi4
- sözlükte sizi kim tanıyor28
- arjantin milli futbol takımı9
- penis boyu takıntısı14
- olacak o kadar3
- şişman kızla sevgili olan erkek16
- çomarların osmanlıya özlem duyma sebebi3
- seni onaracağım diyen kadın11
- şarjlı diş fırçası4
- marmaris datça yolu11
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız29
- kadına göbeğin yakıştığı gerçeği7
- çekici kadının tüm çekiciliğini götüren şeyler14
- mason greenwood mason mudur sorunsalı3
- hayat kalitesini düşüren şeyler12
- köyden kente göçün görünen etkileri3
- sevgilinin sürekli eski sevgiliyi anlatması7
- evlenmek için para biriktirmek8
- amarika'ya gidip pornolarda oynamak6
- seks'in icadı6
- çankaya belediyesi ne operasyon7
- ben geldim4
- cevabı bilinmeyen sorular12
- pazara gidip kiraz çilek kayısı almak7
- kocan böyle sikebiliyo mu sorusuna verilecek cevap7
- anın görüntüsü15
- evlenilecek insanın önce ailesine bakmak7
- sözlükte grup yapmak5
- bu devirde evlenen enayi erkek5
- ağırlık çalışmak6
- hazret ktc6
- ingiltere milli futbol takımı4
- arkadaşlar sapık mısınız5
- parliament4
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası6
- 11 temmuz 2026 gümrük vergisi artışları2
- game of thrones'un tek cümlelik özeti3
- sevgili5
- karşılıklı artılaşmak4
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek2
20. Yüzyılın ilk demlerinin ünlü Fransız gazeteci yazarıdır. 11 şubat 1924 tarihinde gazi mustafa kemal paşa ile bir röportaj gerçekleştirmiştir. Ropörtaj ise Atatürk'e ait sadece iki kanepe ve bir koltuktan ibaret küçük bir odada yapılmıştır. O günü şu şekilde anlatmıştır;
Bana elini uzattı, oturmak için yer gösterdi ve bir sigara verdi, nazikane bir tavırla beni dinlemeye hazır olduğunu hissettirdi. Sonra derhal mevzuya geçerek; evvela Türk hükümetinin Türkiye'de mekteplerimizin, lisanımızın, nüfuzumuzun inkişafına mani olacak tedbir ittihat edeceğini, sonrasında Türk milliyetperverlerinin güya ecnebi düşmanı olduklarını ileriye sürdüler. Bu iki nokta hakkında bana açıklamalarda bulunabilirler mi?
Mustafa Kemal paşa bir saniye düşündü, gözleri uzaklara daldı ve dedi ki: mekteplerimiz için bu biraz da eski bir hikayedir. Fransız mektepleri Türk milletine büyük hizmetler etmiştir. Biz hepimiz Fransa'nın kültür ve medeniyetinden içtik. Ben bile çocukken bir müddet Fransız mektebine gittim. Fakat bazan ecnebi mekteplerin vazife hudutlarını geçtiklerini, rollerinden çıktıklarını, gayrı fenni propaganda gayelerini takip ettiklerini ve bunun için halkımızın Türk olmayan unsurlarına istinat ettiklerini gördük.
Peki, merzifon'daki amerikan mektebini kapattığınız için kimsenin size bir diyeceği yoktur. Fakat Türkiye'de bir Fransız mektebine karşı gerek siyasi gerek dini bir propaganda isnat edildiğini bilmiyorum. Paşa hafifçe güldü ve cevap verdi; Fransız mektepleri nin ekserisi rahipler ve hemşireler tarafından idare edilmektedir. Şu halde mesleki bir mahiyeti vardır. Binaenaleyh dini bir propagandada bulunduklarından endişe edebiliriz. Mamafih istiyoruz ki mektepleriniz kalsın.
Fakat Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile hazır olmadıkları ayrıcalığa ecnebi mekteplerinin mâlik olması kabul edilemez. Müesseseleriniz aynı sınıfta Türk mekteplerine mevzu olan kanun ve nizamlarına riayet ettikçe belki kalabilir. Şu bilinsin ki biz ecnebilere karşı düşmanca bir his beslemediğimiz gibi onlarla samimi ilişkide bulunmak arzusundayız. Türkler bitin medeni milletlerin dostlarıdır. Ecnebiler memleketimize gelsinler, bize zarar vermemek, hürriyetimizi müşkül at çıkarmaya çalışmamak kartıyla burada daima kabul göreceklerdir.
Bu sırada bir sessizlik olduğu bir vakit kendi kendime karşımdakinin bir Türk mü yahut Slav mı olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş evvela bila ihtiyar kapalı duran bu çehre canlandı, sesteki gönül rahatlığı değişti ve konu din ve islamiyete geçti. Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine islamiyet'i kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmek. Peygamberimizin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir. Hilafet etmek, idare, hükümet demektir. Hakikaten vazifesini yapmak, bütün müslüman milletlerini idare etmek isteyen halife, buna nasıl muvaffak olur? itiraf ederim ki bu şerait dahilinde beni halife ilan etseler derhal istifamı verirdim...
Fakat tarihe gelip, gerçeği takdir edelim, Araplar Bağdat'ta bir hilafet tesis ettiler fakat cordou'da bir hilafet daha vücuda getirdiler. Ne acemler, ne afganlılar, ne Afrika müslümanları istanbul halifesini asla tanımadılar.
Bana elini uzattı, oturmak için yer gösterdi ve bir sigara verdi, nazikane bir tavırla beni dinlemeye hazır olduğunu hissettirdi. Sonra derhal mevzuya geçerek; evvela Türk hükümetinin Türkiye'de mekteplerimizin, lisanımızın, nüfuzumuzun inkişafına mani olacak tedbir ittihat edeceğini, sonrasında Türk milliyetperverlerinin güya ecnebi düşmanı olduklarını ileriye sürdüler. Bu iki nokta hakkında bana açıklamalarda bulunabilirler mi?
Mustafa Kemal paşa bir saniye düşündü, gözleri uzaklara daldı ve dedi ki: mekteplerimiz için bu biraz da eski bir hikayedir. Fransız mektepleri Türk milletine büyük hizmetler etmiştir. Biz hepimiz Fransa'nın kültür ve medeniyetinden içtik. Ben bile çocukken bir müddet Fransız mektebine gittim. Fakat bazan ecnebi mekteplerin vazife hudutlarını geçtiklerini, rollerinden çıktıklarını, gayrı fenni propaganda gayelerini takip ettiklerini ve bunun için halkımızın Türk olmayan unsurlarına istinat ettiklerini gördük.
Peki, merzifon'daki amerikan mektebini kapattığınız için kimsenin size bir diyeceği yoktur. Fakat Türkiye'de bir Fransız mektebine karşı gerek siyasi gerek dini bir propaganda isnat edildiğini bilmiyorum. Paşa hafifçe güldü ve cevap verdi; Fransız mektepleri nin ekserisi rahipler ve hemşireler tarafından idare edilmektedir. Şu halde mesleki bir mahiyeti vardır. Binaenaleyh dini bir propagandada bulunduklarından endişe edebiliriz. Mamafih istiyoruz ki mektepleriniz kalsın.
Fakat Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile hazır olmadıkları ayrıcalığa ecnebi mekteplerinin mâlik olması kabul edilemez. Müesseseleriniz aynı sınıfta Türk mekteplerine mevzu olan kanun ve nizamlarına riayet ettikçe belki kalabilir. Şu bilinsin ki biz ecnebilere karşı düşmanca bir his beslemediğimiz gibi onlarla samimi ilişkide bulunmak arzusundayız. Türkler bitin medeni milletlerin dostlarıdır. Ecnebiler memleketimize gelsinler, bize zarar vermemek, hürriyetimizi müşkül at çıkarmaya çalışmamak kartıyla burada daima kabul göreceklerdir.
Bu sırada bir sessizlik olduğu bir vakit kendi kendime karşımdakinin bir Türk mü yahut Slav mı olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş evvela bila ihtiyar kapalı duran bu çehre canlandı, sesteki gönül rahatlığı değişti ve konu din ve islamiyete geçti. Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine islamiyet'i kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmek. Peygamberimizin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir. Hilafet etmek, idare, hükümet demektir. Hakikaten vazifesini yapmak, bütün müslüman milletlerini idare etmek isteyen halife, buna nasıl muvaffak olur? itiraf ederim ki bu şerait dahilinde beni halife ilan etseler derhal istifamı verirdim...
Fakat tarihe gelip, gerçeği takdir edelim, Araplar Bağdat'ta bir hilafet tesis ettiler fakat cordou'da bir hilafet daha vücuda getirdiler. Ne acemler, ne afganlılar, ne Afrika müslümanları istanbul halifesini asla tanımadılar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar