bugün
- sapık5
- gocu nerede8
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları36
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- allah varsa beni milli yapsın6
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı12
- sözelci3
- karaburun4
- uludağ sözlük ü ayağa kaldıracak fikir3
- kadınlar için yapılan filmler2
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak4
- fena gizli aşk yaşıyoruz kadınla2
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- bir kadının en güzel bölgesi13
- sözlüğün kanayan yarası2
- allah neden cinselliği yarattı3
- dernekler kanununa muhalefet2
- nick içeren başlıklar direk engellensin2
- gocu'nun heykeli4
- nickli başlık sözlüğe ihanettir2
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak3
- dünyanın en güzel tatlısı12
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi6
- true'nun iyice zıvanadan çıkması7
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak4
- iran'ın abd üslerine misilleme saldırıları2
- narlıdere2
- ispanya milli futbol takımı4
- true namussuzdur2
- türk dizileri2
- uludağ sözlük cs 1 6 zirvesi2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları10
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- barış yarkadaş2
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- true'nun maaşı2
- true nickli namussuz kadın düşkünü2
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- çeşme de beach çalışanlarının vatandaşa saldırması3
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu3
- balık ekmek2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- türklerin ileri olduğu konular21
- insanlığın kötülüklerini allah yok'a bağlamak2
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi4
- regl dönemi dengesizlikleri4
- maruf güneş4
- vantilatörü kendine çevirmek10
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
20. Yüzyılın ilk demlerinin ünlü Fransız gazeteci yazarıdır. 11 şubat 1924 tarihinde gazi mustafa kemal paşa ile bir röportaj gerçekleştirmiştir. Ropörtaj ise Atatürk'e ait sadece iki kanepe ve bir koltuktan ibaret küçük bir odada yapılmıştır. O günü şu şekilde anlatmıştır;
Bana elini uzattı, oturmak için yer gösterdi ve bir sigara verdi, nazikane bir tavırla beni dinlemeye hazır olduğunu hissettirdi. Sonra derhal mevzuya geçerek; evvela Türk hükümetinin Türkiye'de mekteplerimizin, lisanımızın, nüfuzumuzun inkişafına mani olacak tedbir ittihat edeceğini, sonrasında Türk milliyetperverlerinin güya ecnebi düşmanı olduklarını ileriye sürdüler. Bu iki nokta hakkında bana açıklamalarda bulunabilirler mi?
Mustafa Kemal paşa bir saniye düşündü, gözleri uzaklara daldı ve dedi ki: mekteplerimiz için bu biraz da eski bir hikayedir. Fransız mektepleri Türk milletine büyük hizmetler etmiştir. Biz hepimiz Fransa'nın kültür ve medeniyetinden içtik. Ben bile çocukken bir müddet Fransız mektebine gittim. Fakat bazan ecnebi mekteplerin vazife hudutlarını geçtiklerini, rollerinden çıktıklarını, gayrı fenni propaganda gayelerini takip ettiklerini ve bunun için halkımızın Türk olmayan unsurlarına istinat ettiklerini gördük.
Peki, merzifon'daki amerikan mektebini kapattığınız için kimsenin size bir diyeceği yoktur. Fakat Türkiye'de bir Fransız mektebine karşı gerek siyasi gerek dini bir propaganda isnat edildiğini bilmiyorum. Paşa hafifçe güldü ve cevap verdi; Fransız mektepleri nin ekserisi rahipler ve hemşireler tarafından idare edilmektedir. Şu halde mesleki bir mahiyeti vardır. Binaenaleyh dini bir propagandada bulunduklarından endişe edebiliriz. Mamafih istiyoruz ki mektepleriniz kalsın.
Fakat Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile hazır olmadıkları ayrıcalığa ecnebi mekteplerinin mâlik olması kabul edilemez. Müesseseleriniz aynı sınıfta Türk mekteplerine mevzu olan kanun ve nizamlarına riayet ettikçe belki kalabilir. Şu bilinsin ki biz ecnebilere karşı düşmanca bir his beslemediğimiz gibi onlarla samimi ilişkide bulunmak arzusundayız. Türkler bitin medeni milletlerin dostlarıdır. Ecnebiler memleketimize gelsinler, bize zarar vermemek, hürriyetimizi müşkül at çıkarmaya çalışmamak kartıyla burada daima kabul göreceklerdir.
Bu sırada bir sessizlik olduğu bir vakit kendi kendime karşımdakinin bir Türk mü yahut Slav mı olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş evvela bila ihtiyar kapalı duran bu çehre canlandı, sesteki gönül rahatlığı değişti ve konu din ve islamiyete geçti. Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine islamiyet'i kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmek. Peygamberimizin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir. Hilafet etmek, idare, hükümet demektir. Hakikaten vazifesini yapmak, bütün müslüman milletlerini idare etmek isteyen halife, buna nasıl muvaffak olur? itiraf ederim ki bu şerait dahilinde beni halife ilan etseler derhal istifamı verirdim...
Fakat tarihe gelip, gerçeği takdir edelim, Araplar Bağdat'ta bir hilafet tesis ettiler fakat cordou'da bir hilafet daha vücuda getirdiler. Ne acemler, ne afganlılar, ne Afrika müslümanları istanbul halifesini asla tanımadılar.
Bana elini uzattı, oturmak için yer gösterdi ve bir sigara verdi, nazikane bir tavırla beni dinlemeye hazır olduğunu hissettirdi. Sonra derhal mevzuya geçerek; evvela Türk hükümetinin Türkiye'de mekteplerimizin, lisanımızın, nüfuzumuzun inkişafına mani olacak tedbir ittihat edeceğini, sonrasında Türk milliyetperverlerinin güya ecnebi düşmanı olduklarını ileriye sürdüler. Bu iki nokta hakkında bana açıklamalarda bulunabilirler mi?
Mustafa Kemal paşa bir saniye düşündü, gözleri uzaklara daldı ve dedi ki: mekteplerimiz için bu biraz da eski bir hikayedir. Fransız mektepleri Türk milletine büyük hizmetler etmiştir. Biz hepimiz Fransa'nın kültür ve medeniyetinden içtik. Ben bile çocukken bir müddet Fransız mektebine gittim. Fakat bazan ecnebi mekteplerin vazife hudutlarını geçtiklerini, rollerinden çıktıklarını, gayrı fenni propaganda gayelerini takip ettiklerini ve bunun için halkımızın Türk olmayan unsurlarına istinat ettiklerini gördük.
Peki, merzifon'daki amerikan mektebini kapattığınız için kimsenin size bir diyeceği yoktur. Fakat Türkiye'de bir Fransız mektebine karşı gerek siyasi gerek dini bir propaganda isnat edildiğini bilmiyorum. Paşa hafifçe güldü ve cevap verdi; Fransız mektepleri nin ekserisi rahipler ve hemşireler tarafından idare edilmektedir. Şu halde mesleki bir mahiyeti vardır. Binaenaleyh dini bir propagandada bulunduklarından endişe edebiliriz. Mamafih istiyoruz ki mektepleriniz kalsın.
Fakat Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile hazır olmadıkları ayrıcalığa ecnebi mekteplerinin mâlik olması kabul edilemez. Müesseseleriniz aynı sınıfta Türk mekteplerine mevzu olan kanun ve nizamlarına riayet ettikçe belki kalabilir. Şu bilinsin ki biz ecnebilere karşı düşmanca bir his beslemediğimiz gibi onlarla samimi ilişkide bulunmak arzusundayız. Türkler bitin medeni milletlerin dostlarıdır. Ecnebiler memleketimize gelsinler, bize zarar vermemek, hürriyetimizi müşkül at çıkarmaya çalışmamak kartıyla burada daima kabul göreceklerdir.
Bu sırada bir sessizlik olduğu bir vakit kendi kendime karşımdakinin bir Türk mü yahut Slav mı olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş evvela bila ihtiyar kapalı duran bu çehre canlandı, sesteki gönül rahatlığı değişti ve konu din ve islamiyete geçti. Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine islamiyet'i kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmek. Peygamberimizin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir. Hilafet etmek, idare, hükümet demektir. Hakikaten vazifesini yapmak, bütün müslüman milletlerini idare etmek isteyen halife, buna nasıl muvaffak olur? itiraf ederim ki bu şerait dahilinde beni halife ilan etseler derhal istifamı verirdim...
Fakat tarihe gelip, gerçeği takdir edelim, Araplar Bağdat'ta bir hilafet tesis ettiler fakat cordou'da bir hilafet daha vücuda getirdiler. Ne acemler, ne afganlılar, ne Afrika müslümanları istanbul halifesini asla tanımadılar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar