bugün
- herzevekil18
- türkler ırkçı mıdır10
- üstteki yazarı öv4
- ta ki seni görene kadar6
- geniş omuzlu kadınlar4
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak15
- sabah dörtte kalkmak5
- galiba sözlükte şu an kavga var4
- sözlüğün mal dolması3
- yakışıklı olduğunun farkında olan erkek8
- gençler iş beğenmiyor13
- sigarayı azaltmak3
- futbol21
- alexander sörloth2
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı18
- 2026 dünya kupası28
- seni onaracağım diyen kadın16
- biraderlere laf edenler4
- geri zekalı demek hakaret mi21
- hayatın anlamsız olduğu gerçeği2
- türk kızlarının keko adam sevmesi20
- izlanda başbakanına türklerden takip patlaması4
- muslettin amca ile revani yemek3
- bir kadının ensemi okşaması10
- geceye bi şarkı bırak5
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız30
- kızını bıçaklayıp telefonunu gasbeden sanığın yeni2
- dürüstlük2
- asla dolandırılmayan insanların sırrı15
- bu devirde herkes deli gibi vajina arıyor6
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi18
- birader beylerin birader yazarlar olmaları4
- penis boyu takıntısı14
- israil basınından türkiye itirafı5
- herkes ronaldinho'nun yarrağını yesin6
- türkiye de en fazla erkek olan şehirler2
- sevgilinin sevgilisi ile sevismek4
- sibel can tangası3
- evlenilecek insanın önce ailesine bakmak9
- bir gün ölecek olmak3
- indirim2
- her şeye sarımsak koyan insan11
- şişman kızla sevgili olan erkek16
- belçika9
- evlenmek için para biriktirmek9
- ispanya8
- kişinin en rahatsız olduğu sosyal davranış2
- sözlükte sizi kim tanıyor27
- hayat kalitesini düşüren şeyler12
- uzak mesafe aşk3
20. Yüzyılın ilk demlerinin ünlü Fransız gazeteci yazarıdır. 11 şubat 1924 tarihinde gazi mustafa kemal paşa ile bir röportaj gerçekleştirmiştir. Ropörtaj ise Atatürk'e ait sadece iki kanepe ve bir koltuktan ibaret küçük bir odada yapılmıştır. O günü şu şekilde anlatmıştır;
Bana elini uzattı, oturmak için yer gösterdi ve bir sigara verdi, nazikane bir tavırla beni dinlemeye hazır olduğunu hissettirdi. Sonra derhal mevzuya geçerek; evvela Türk hükümetinin Türkiye'de mekteplerimizin, lisanımızın, nüfuzumuzun inkişafına mani olacak tedbir ittihat edeceğini, sonrasında Türk milliyetperverlerinin güya ecnebi düşmanı olduklarını ileriye sürdüler. Bu iki nokta hakkında bana açıklamalarda bulunabilirler mi?
Mustafa Kemal paşa bir saniye düşündü, gözleri uzaklara daldı ve dedi ki: mekteplerimiz için bu biraz da eski bir hikayedir. Fransız mektepleri Türk milletine büyük hizmetler etmiştir. Biz hepimiz Fransa'nın kültür ve medeniyetinden içtik. Ben bile çocukken bir müddet Fransız mektebine gittim. Fakat bazan ecnebi mekteplerin vazife hudutlarını geçtiklerini, rollerinden çıktıklarını, gayrı fenni propaganda gayelerini takip ettiklerini ve bunun için halkımızın Türk olmayan unsurlarına istinat ettiklerini gördük.
Peki, merzifon'daki amerikan mektebini kapattığınız için kimsenin size bir diyeceği yoktur. Fakat Türkiye'de bir Fransız mektebine karşı gerek siyasi gerek dini bir propaganda isnat edildiğini bilmiyorum. Paşa hafifçe güldü ve cevap verdi; Fransız mektepleri nin ekserisi rahipler ve hemşireler tarafından idare edilmektedir. Şu halde mesleki bir mahiyeti vardır. Binaenaleyh dini bir propagandada bulunduklarından endişe edebiliriz. Mamafih istiyoruz ki mektepleriniz kalsın.
Fakat Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile hazır olmadıkları ayrıcalığa ecnebi mekteplerinin mâlik olması kabul edilemez. Müesseseleriniz aynı sınıfta Türk mekteplerine mevzu olan kanun ve nizamlarına riayet ettikçe belki kalabilir. Şu bilinsin ki biz ecnebilere karşı düşmanca bir his beslemediğimiz gibi onlarla samimi ilişkide bulunmak arzusundayız. Türkler bitin medeni milletlerin dostlarıdır. Ecnebiler memleketimize gelsinler, bize zarar vermemek, hürriyetimizi müşkül at çıkarmaya çalışmamak kartıyla burada daima kabul göreceklerdir.
Bu sırada bir sessizlik olduğu bir vakit kendi kendime karşımdakinin bir Türk mü yahut Slav mı olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş evvela bila ihtiyar kapalı duran bu çehre canlandı, sesteki gönül rahatlığı değişti ve konu din ve islamiyete geçti. Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine islamiyet'i kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmek. Peygamberimizin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir. Hilafet etmek, idare, hükümet demektir. Hakikaten vazifesini yapmak, bütün müslüman milletlerini idare etmek isteyen halife, buna nasıl muvaffak olur? itiraf ederim ki bu şerait dahilinde beni halife ilan etseler derhal istifamı verirdim...
Fakat tarihe gelip, gerçeği takdir edelim, Araplar Bağdat'ta bir hilafet tesis ettiler fakat cordou'da bir hilafet daha vücuda getirdiler. Ne acemler, ne afganlılar, ne Afrika müslümanları istanbul halifesini asla tanımadılar.
Bana elini uzattı, oturmak için yer gösterdi ve bir sigara verdi, nazikane bir tavırla beni dinlemeye hazır olduğunu hissettirdi. Sonra derhal mevzuya geçerek; evvela Türk hükümetinin Türkiye'de mekteplerimizin, lisanımızın, nüfuzumuzun inkişafına mani olacak tedbir ittihat edeceğini, sonrasında Türk milliyetperverlerinin güya ecnebi düşmanı olduklarını ileriye sürdüler. Bu iki nokta hakkında bana açıklamalarda bulunabilirler mi?
Mustafa Kemal paşa bir saniye düşündü, gözleri uzaklara daldı ve dedi ki: mekteplerimiz için bu biraz da eski bir hikayedir. Fransız mektepleri Türk milletine büyük hizmetler etmiştir. Biz hepimiz Fransa'nın kültür ve medeniyetinden içtik. Ben bile çocukken bir müddet Fransız mektebine gittim. Fakat bazan ecnebi mekteplerin vazife hudutlarını geçtiklerini, rollerinden çıktıklarını, gayrı fenni propaganda gayelerini takip ettiklerini ve bunun için halkımızın Türk olmayan unsurlarına istinat ettiklerini gördük.
Peki, merzifon'daki amerikan mektebini kapattığınız için kimsenin size bir diyeceği yoktur. Fakat Türkiye'de bir Fransız mektebine karşı gerek siyasi gerek dini bir propaganda isnat edildiğini bilmiyorum. Paşa hafifçe güldü ve cevap verdi; Fransız mektepleri nin ekserisi rahipler ve hemşireler tarafından idare edilmektedir. Şu halde mesleki bir mahiyeti vardır. Binaenaleyh dini bir propagandada bulunduklarından endişe edebiliriz. Mamafih istiyoruz ki mektepleriniz kalsın.
Fakat Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile hazır olmadıkları ayrıcalığa ecnebi mekteplerinin mâlik olması kabul edilemez. Müesseseleriniz aynı sınıfta Türk mekteplerine mevzu olan kanun ve nizamlarına riayet ettikçe belki kalabilir. Şu bilinsin ki biz ecnebilere karşı düşmanca bir his beslemediğimiz gibi onlarla samimi ilişkide bulunmak arzusundayız. Türkler bitin medeni milletlerin dostlarıdır. Ecnebiler memleketimize gelsinler, bize zarar vermemek, hürriyetimizi müşkül at çıkarmaya çalışmamak kartıyla burada daima kabul göreceklerdir.
Bu sırada bir sessizlik olduğu bir vakit kendi kendime karşımdakinin bir Türk mü yahut Slav mı olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş evvela bila ihtiyar kapalı duran bu çehre canlandı, sesteki gönül rahatlığı değişti ve konu din ve islamiyete geçti. Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine islamiyet'i kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmek. Peygamberimizin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir. Hilafet etmek, idare, hükümet demektir. Hakikaten vazifesini yapmak, bütün müslüman milletlerini idare etmek isteyen halife, buna nasıl muvaffak olur? itiraf ederim ki bu şerait dahilinde beni halife ilan etseler derhal istifamı verirdim...
Fakat tarihe gelip, gerçeği takdir edelim, Araplar Bağdat'ta bir hilafet tesis ettiler fakat cordou'da bir hilafet daha vücuda getirdiler. Ne acemler, ne afganlılar, ne Afrika müslümanları istanbul halifesini asla tanımadılar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar