bugün
- herkesi seven insan7
- hard sevmeyen bir kızı harda nasıl ikna edersiniz7
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- ikizler burcu kadını olmak7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği10
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor23
- götünden tanırım seni8
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz28
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler9
- sarı poşet kudurtması15
- sözlüğe renk katan yazarlar7
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek10
- çok hastayım sözlük4
- true nickli yazar14
- en çok ihanet eden burçlar7
- her konuda bilgisi olanı ukala diyerek hor görmek6
- celal şengör'ün burç yorumu6
- evliliği ayakta tutan güçler13
- iş hayatında takılan maskeler6
- manisada okul saldırısı17
- türkiye de muhalefet var mı10
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- tai lung11
- kutsi3
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- iyiliğin yan etkileri4
- y o r u l d u m5
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması7
- oğlak burcu kadını4
- kova burçlari bakar misiniz5
- 22 eylül 2026 istanbul sağanak uyarısı2
- arkadaşlar grup açıyorum gelmek ister misiniz5
- hava burçları3
- kış geliyor6
- odam kireç tutmuyor2
- siyaset üstü yazarlar9
- inşaat mühendislerindeki dayanılmaz çekicilik4
- pkk lılar ermeni dölüdür deyince hırttıran hırt9
- betray me5
- z kuşağı9
- yılbaşında marketler havai fişek satmalı3
- beyaz torosta büyümüş kaltaklar4
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi8
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- sözlüğümde siyaset istemiyorum kampanyası8
- sözlükte herkesin kavga edecek bir şey bulması5
- beleş tuvalet kağıdı ve beleş sıvı sabun3
- kendinden bile sakladığın şey4
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü8
- berbere gidince söylenenler5
20. Yüzyılın ilk demlerinin ünlü Fransız gazeteci yazarıdır. 11 şubat 1924 tarihinde gazi mustafa kemal paşa ile bir röportaj gerçekleştirmiştir. Ropörtaj ise Atatürk'e ait sadece iki kanepe ve bir koltuktan ibaret küçük bir odada yapılmıştır. O günü şu şekilde anlatmıştır;
Bana elini uzattı, oturmak için yer gösterdi ve bir sigara verdi, nazikane bir tavırla beni dinlemeye hazır olduğunu hissettirdi. Sonra derhal mevzuya geçerek; evvela Türk hükümetinin Türkiye'de mekteplerimizin, lisanımızın, nüfuzumuzun inkişafına mani olacak tedbir ittihat edeceğini, sonrasında Türk milliyetperverlerinin güya ecnebi düşmanı olduklarını ileriye sürdüler. Bu iki nokta hakkında bana açıklamalarda bulunabilirler mi?
Mustafa Kemal paşa bir saniye düşündü, gözleri uzaklara daldı ve dedi ki: mekteplerimiz için bu biraz da eski bir hikayedir. Fransız mektepleri Türk milletine büyük hizmetler etmiştir. Biz hepimiz Fransa'nın kültür ve medeniyetinden içtik. Ben bile çocukken bir müddet Fransız mektebine gittim. Fakat bazan ecnebi mekteplerin vazife hudutlarını geçtiklerini, rollerinden çıktıklarını, gayrı fenni propaganda gayelerini takip ettiklerini ve bunun için halkımızın Türk olmayan unsurlarına istinat ettiklerini gördük.
Peki, merzifon'daki amerikan mektebini kapattığınız için kimsenin size bir diyeceği yoktur. Fakat Türkiye'de bir Fransız mektebine karşı gerek siyasi gerek dini bir propaganda isnat edildiğini bilmiyorum. Paşa hafifçe güldü ve cevap verdi; Fransız mektepleri nin ekserisi rahipler ve hemşireler tarafından idare edilmektedir. Şu halde mesleki bir mahiyeti vardır. Binaenaleyh dini bir propagandada bulunduklarından endişe edebiliriz. Mamafih istiyoruz ki mektepleriniz kalsın.
Fakat Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile hazır olmadıkları ayrıcalığa ecnebi mekteplerinin mâlik olması kabul edilemez. Müesseseleriniz aynı sınıfta Türk mekteplerine mevzu olan kanun ve nizamlarına riayet ettikçe belki kalabilir. Şu bilinsin ki biz ecnebilere karşı düşmanca bir his beslemediğimiz gibi onlarla samimi ilişkide bulunmak arzusundayız. Türkler bitin medeni milletlerin dostlarıdır. Ecnebiler memleketimize gelsinler, bize zarar vermemek, hürriyetimizi müşkül at çıkarmaya çalışmamak kartıyla burada daima kabul göreceklerdir.
Bu sırada bir sessizlik olduğu bir vakit kendi kendime karşımdakinin bir Türk mü yahut Slav mı olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş evvela bila ihtiyar kapalı duran bu çehre canlandı, sesteki gönül rahatlığı değişti ve konu din ve islamiyete geçti. Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine islamiyet'i kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmek. Peygamberimizin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir. Hilafet etmek, idare, hükümet demektir. Hakikaten vazifesini yapmak, bütün müslüman milletlerini idare etmek isteyen halife, buna nasıl muvaffak olur? itiraf ederim ki bu şerait dahilinde beni halife ilan etseler derhal istifamı verirdim...
Fakat tarihe gelip, gerçeği takdir edelim, Araplar Bağdat'ta bir hilafet tesis ettiler fakat cordou'da bir hilafet daha vücuda getirdiler. Ne acemler, ne afganlılar, ne Afrika müslümanları istanbul halifesini asla tanımadılar.
Bana elini uzattı, oturmak için yer gösterdi ve bir sigara verdi, nazikane bir tavırla beni dinlemeye hazır olduğunu hissettirdi. Sonra derhal mevzuya geçerek; evvela Türk hükümetinin Türkiye'de mekteplerimizin, lisanımızın, nüfuzumuzun inkişafına mani olacak tedbir ittihat edeceğini, sonrasında Türk milliyetperverlerinin güya ecnebi düşmanı olduklarını ileriye sürdüler. Bu iki nokta hakkında bana açıklamalarda bulunabilirler mi?
Mustafa Kemal paşa bir saniye düşündü, gözleri uzaklara daldı ve dedi ki: mekteplerimiz için bu biraz da eski bir hikayedir. Fransız mektepleri Türk milletine büyük hizmetler etmiştir. Biz hepimiz Fransa'nın kültür ve medeniyetinden içtik. Ben bile çocukken bir müddet Fransız mektebine gittim. Fakat bazan ecnebi mekteplerin vazife hudutlarını geçtiklerini, rollerinden çıktıklarını, gayrı fenni propaganda gayelerini takip ettiklerini ve bunun için halkımızın Türk olmayan unsurlarına istinat ettiklerini gördük.
Peki, merzifon'daki amerikan mektebini kapattığınız için kimsenin size bir diyeceği yoktur. Fakat Türkiye'de bir Fransız mektebine karşı gerek siyasi gerek dini bir propaganda isnat edildiğini bilmiyorum. Paşa hafifçe güldü ve cevap verdi; Fransız mektepleri nin ekserisi rahipler ve hemşireler tarafından idare edilmektedir. Şu halde mesleki bir mahiyeti vardır. Binaenaleyh dini bir propagandada bulunduklarından endişe edebiliriz. Mamafih istiyoruz ki mektepleriniz kalsın.
Fakat Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile hazır olmadıkları ayrıcalığa ecnebi mekteplerinin mâlik olması kabul edilemez. Müesseseleriniz aynı sınıfta Türk mekteplerine mevzu olan kanun ve nizamlarına riayet ettikçe belki kalabilir. Şu bilinsin ki biz ecnebilere karşı düşmanca bir his beslemediğimiz gibi onlarla samimi ilişkide bulunmak arzusundayız. Türkler bitin medeni milletlerin dostlarıdır. Ecnebiler memleketimize gelsinler, bize zarar vermemek, hürriyetimizi müşkül at çıkarmaya çalışmamak kartıyla burada daima kabul göreceklerdir.
Bu sırada bir sessizlik olduğu bir vakit kendi kendime karşımdakinin bir Türk mü yahut Slav mı olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş evvela bila ihtiyar kapalı duran bu çehre canlandı, sesteki gönül rahatlığı değişti ve konu din ve islamiyete geçti. Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine islamiyet'i kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmek. Peygamberimizin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir. Hilafet etmek, idare, hükümet demektir. Hakikaten vazifesini yapmak, bütün müslüman milletlerini idare etmek isteyen halife, buna nasıl muvaffak olur? itiraf ederim ki bu şerait dahilinde beni halife ilan etseler derhal istifamı verirdim...
Fakat tarihe gelip, gerçeği takdir edelim, Araplar Bağdat'ta bir hilafet tesis ettiler fakat cordou'da bir hilafet daha vücuda getirdiler. Ne acemler, ne afganlılar, ne Afrika müslümanları istanbul halifesini asla tanımadılar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar