bugün
- birazdan yer yerinden oynayacak9
- türbede dua etmenin şirk olması14
- engelleyen insan kibri5
- ben bir ceviz agacıyım6
- beyazconverse6
- sürekli kendini öven insan6
- yurt dışı çıkış harcı8
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- çerçeve yasa29
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- mezarlıkta ağlayan kızın asıl amacı5
- sokakta öpüşmek5
- yumurtayı sucuklu yiyen insan kibri3
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor6
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- yazarların son içtiği içecek4
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması8
- beş parmaktan kilo analizi yapmak2
- fake hesapları ciddiye alamamak2
- biliyorum ama soylemem3
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek4
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım6
- dilan2
- felsefe yapma2
- satürnün halkasına imam hatip açmak6
- bana onu sormayin6
- nervio hamferdi2
- sözlükte mal denilen yazarların çok zeki olması2
- insanları kuşaklara ayırmak vs burçlara ayırmak3
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- nutellayı ekmeksiz yiyen insan kibri2
- arkadaşlar salam3
- 12 ağustos 20264
- g i l d e d l i l y11
- fako beri bak beri2
- fazladan ölümsüzlük iksiri olan var mı2
- dağ evi3
- evde fare görmek6
- dump atan erkek mi olur aw4
- kendine bakmayan insan2
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- 23 yaş3
- sözlüğün dili olsa da konuşsa4
- askeri imam hatip lisesi5
- uludağ sözlük evreni3
- avrupa yakası fatoş2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- kod yazarken müzik dinlemek7
- gece sokakta boynunda iple gezen şeyh görmek4
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
1975 doğumlu Avusturalya'lı yazardır. Türkiye'de yalnızca iki kitabı satılıyor. Biri ''hiç kimse sıradan değildir'' diğeri de ''kitap hırsızı'' adlı kitaplarıdır.
hiç kimse sıradan değildir kitabıyla beni kendine hayran bırakmış avusturalya'lı yazardır. söz konusu kitap bir solukta okunan, kendine bağlayan, gün içinde diğer işlerle ilgilenirken bile okuma isteğinizin devamlı aklınızda durduğu kitaplardan.
--spoiler--
"Ed?" Bana vurdu. "Orada mısın?"
"iyiyim, Marv," dedim. "Sadece düşünüyordum."
"Bu seni öldürür," diye uyardı. "Hiçbir şey düşünmezsen daha iyi olursun."
--spoiler--
(bkz: hiç kimse sıradan değildir)
"Ed?" Bana vurdu. "Orada mısın?"
"iyiyim, Marv," dedim. "Sadece düşünüyordum."
"Bu seni öldürür," diye uyardı. "Hiçbir şey düşünmezsen daha iyi olursun."
--spoiler--
(bkz: hiç kimse sıradan değildir)
"Neden ben?" diye sordum, Tanrı'ya bir şey söylemedi güldüm ve yıldızları seyrettim yaşamak güzeldi.
hayatımda kayda değer bir etki darbesi oluşturan nadir insanlardan biridir bu adam. bana anlattıkları çok yoğun, gösterdikleri çok boyutlu, hissettirdiği şeyler çok derindi. hakkında ne söylersem söyleyeyim üzerimdeki etkisini tasvir edemem.
kitap hırsızı. abi o nasıl bir anlatımdır. o kadar güçlü bir hikayeyi, öylesine güçlü imgelerle örüp, öylesine sarsıcı, vurucu bir anlatımla anlatmak nasıl bir kombodur. bu kitap, bazı insanlar için nakavt vuruşu. izlerini hayatım boyunca taşıyacağım, bunu kitabı okurken, çeyreğini bitirdiğimde anlamıştım ve çok haklı bir kanıymış. okuyalı 1 sene oldu ve kitap hakkında bazı sahneleri ve cümleleri hatırladığımda ve bazı yazılanları okuduğumda hala içim titriyor, gözlerim sızlıyor resmen. bu kitap bu yazarın ustalık eseri. bunu okuduktan sonra diğer kitaplarını da yalayıp yutma kararı almıştım.
wolfe serisi. birinci kitabı olan köpek düşleri nden itibaren ustalık seviyesinin kademe kademe nasıl yükseldiğine tanık oldum. her kitap, bir öncekinden daha iyi olaylarla kurgulanmış ve daha etkili anlatılmış. wolfe kardeşlerin hayatları, sorunları, maceraları, yazarın kendine has mizahı ve anlatımıyla bütünleşince etkisi büyük bir eser oluyor. seriye ilk başladığımda "demek ki kitap hırsızı nın yazarı gibi bir yazar bile, böyle basit kitaplar yazabiliyormuş." dedim, "genç bir yazarın ergenlik hikayeleri" dedim. ama devam ettikçe kitapta kendimden de bir şeyler buldum, karakterime etki edecek dersler de çıkardım, yüreğime dokunan yerlere de rastladım, okumaktan zevk de aldım. özellikle serinin son kitabı olan when dogs cry, hem ismiyle hem de işlerin artık daha ilerlemesi, yazarın anlatımının artık daha da güçlü olması ve daha etkili olaylarla kurgulanması neticesinde beni derinden etkilemeyi başardı. bilmiyorum, içimde bir yerlerde cameron wolf tan, ruben dan, steven dan ve hatta sarah dan parçalar var ve bu hikayeyi okumak onlarla yüzleşmemi sağladı. ve özellikle, tabii ki cameron... aşağılık hissinin ne demek olduğunu bazı zamanlar iyi bilirim. ve burada güzelce anlatmış bunu marcus zusak.
şimdi sıra i'm the messanger da. nasıl bir şeyle karşılaşacağımı heyecanla bekliyorum. aşağılık duygusunu anlattıktan sonra, "hiç kimse sıradan değildir" gibi bir kitap çıkararak bu durumları aştığını hikayelemiş gibi geliyor. okuyup editlerim onun hakkındaki izlenimlerimi de.
bu arada, yazarın 8 yıldan uzun bir süre üzerinde çalıştığı yeni bir romanı da varmış. tamamladı mı, tamamlayacak mı, ne zaman çıkacak bir bilgim yok. istanbul'a geldiği zaman verdiği röportajdan öğrenmiştim bunu da.
kitap hırsızı. abi o nasıl bir anlatımdır. o kadar güçlü bir hikayeyi, öylesine güçlü imgelerle örüp, öylesine sarsıcı, vurucu bir anlatımla anlatmak nasıl bir kombodur. bu kitap, bazı insanlar için nakavt vuruşu. izlerini hayatım boyunca taşıyacağım, bunu kitabı okurken, çeyreğini bitirdiğimde anlamıştım ve çok haklı bir kanıymış. okuyalı 1 sene oldu ve kitap hakkında bazı sahneleri ve cümleleri hatırladığımda ve bazı yazılanları okuduğumda hala içim titriyor, gözlerim sızlıyor resmen. bu kitap bu yazarın ustalık eseri. bunu okuduktan sonra diğer kitaplarını da yalayıp yutma kararı almıştım.
wolfe serisi. birinci kitabı olan köpek düşleri nden itibaren ustalık seviyesinin kademe kademe nasıl yükseldiğine tanık oldum. her kitap, bir öncekinden daha iyi olaylarla kurgulanmış ve daha etkili anlatılmış. wolfe kardeşlerin hayatları, sorunları, maceraları, yazarın kendine has mizahı ve anlatımıyla bütünleşince etkisi büyük bir eser oluyor. seriye ilk başladığımda "demek ki kitap hırsızı nın yazarı gibi bir yazar bile, böyle basit kitaplar yazabiliyormuş." dedim, "genç bir yazarın ergenlik hikayeleri" dedim. ama devam ettikçe kitapta kendimden de bir şeyler buldum, karakterime etki edecek dersler de çıkardım, yüreğime dokunan yerlere de rastladım, okumaktan zevk de aldım. özellikle serinin son kitabı olan when dogs cry, hem ismiyle hem de işlerin artık daha ilerlemesi, yazarın anlatımının artık daha da güçlü olması ve daha etkili olaylarla kurgulanması neticesinde beni derinden etkilemeyi başardı. bilmiyorum, içimde bir yerlerde cameron wolf tan, ruben dan, steven dan ve hatta sarah dan parçalar var ve bu hikayeyi okumak onlarla yüzleşmemi sağladı. ve özellikle, tabii ki cameron... aşağılık hissinin ne demek olduğunu bazı zamanlar iyi bilirim. ve burada güzelce anlatmış bunu marcus zusak.
şimdi sıra i'm the messanger da. nasıl bir şeyle karşılaşacağımı heyecanla bekliyorum. aşağılık duygusunu anlattıktan sonra, "hiç kimse sıradan değildir" gibi bir kitap çıkararak bu durumları aştığını hikayelemiş gibi geliyor. okuyup editlerim onun hakkındaki izlenimlerimi de.
bu arada, yazarın 8 yıldan uzun bir süre üzerinde çalıştığı yeni bir romanı da varmış. tamamladı mı, tamamlayacak mı, ne zaman çıkacak bir bilgim yok. istanbul'a geldiği zaman verdiği röportajdan öğrenmiştim bunu da.
köpek düşleri adlı kitabın yazarı,gidişat iyiydi ama sonucu pek beğenmemiştim.
Stefan Zweig gibi markus zusak da okurun önüne sade, açık ve anlaşılır betimlemeler sunuyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar