bugün
- dizi sektöründeki maliyet krizi10
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı7
- askerde özlenen şeyler9
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak6
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- türk dizilerinin en büyük sorunu3
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi8
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- hayat bilgisi ürperi3
- uludede3
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- yazarların işlediği günahlar15
- burun karıştırmak5
- arda güler4
- terhis oluyorum sözlük25
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- bir önceki entryi devam ettir4
- kene hatun3
- gammaz mesaisi3
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek3
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- iran füzeleri ateşlemiş2
- 8 kasım 2026 elazığspor şanlıurfaspor maçı2
- şarkılarda geçen mükemmel sözler3
- pazar günü aktiviteleri3
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- kürt lastikçi2
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı3
- adana limanı nın çıplak fotoğrafları3
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu4
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- helin elveren3
- ona bir şey söyle3
- amedspor29
- mesaj atan travestiye nerden esti demek2
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- sıra gecesine gidip çılgınlar gibi eğlenmek2
- felsefe öğretmenin ironisi3
- flörtün ilkesel reddi5
- soğuk havaların resmi içeceği2
- anın görüntüsü25
Büyük velîlerden. ismi Mansûr bin Ammâr bin Kesîrdir. Künyesi Ebü s-Sırrî Sülemî dir. Aslen Mervli olup, Basra'da yaşamıştır. 839 (H.225) senesinde Basra'da vefât etti. Zamânının meşhûr âlim ve velîlerinden olanMa rûf bin Ebi l-Hattâb, Leys bin Sa d, Abdullah bin Lühey a, Münkedir bin Muhammed ve Bişr bin Talha dan ilim öğrenip hadîs-i şerîf dinlemiştir. Kendisinden oğlu Selîm, Ali bin Haşrem, Muhammed bin Câfer ve birçok âlim ilim öğrenmiş, hadîs-i şerîf dinlemiştir.
Mansûr bin Ammâr, Iraklılar ve Horasanlılar tarafından makbûl sayılan ve sevilen bir zâttı. Azla yetinir, dünyâlık toplamazdı. Gönlü zengin, şânı büyük olup verâ ehlindendi.
Çok tesirli olan vâz ve nasîhatları dinleyenleri kendinden geçirirdi. Kuvvetli hitâbeti, etkili sohbetleri karşısında insanlar âdetâ erirdi. Dînin emirlerine sımsıkı sarılırlardı. Pekçok kimsenin saâdetine vesîle olmuştu.
Tasavvufta yükselmesi şöyle olmuştur: Yolda giderken yerde üzerinde "Bismillâhirrahmânirrahîm" yazılı bir kâğıt bulmuş, kaldırıp koyacak uygun bir yer bulamayınca da yutmuştu. Bunun üzerine rüyâsında; "O kâğıda gösterdiğin hürmet yüzünden sana hikmetin kapısını açmış bulunuyoruz." denildi. Bir süre riyâzete çekilip tasavvufta yükselip kemâle erdikten sonra, bir vâz meclisi kurdu.
Kendisi şöyle anlatır: "Bir gün Mısır'a gitmiştim. Orada büyük bir kuraklık ve kıtlık yaşanıyordu. Cumâ namazından sonra halk ağlayarak duâ etmişti. Hatırımdan câminin ortasına gidip, bu cemâate nasîhatta bulunayım diye geçti. Aklımdan geçirdiğim gibi yaptım. Sonra câminin ortasına gidip onlara şöyle dedim: "Ey cemâat! Allahü teâlâya, sadaka vermek sûretiyle yaklaşınız. Allahü teâlâya en güzel yaklaşma şekli budur." dedim. Sonra; "Ey Allah'ım! Benim üstümdeki cübbemden başka hiçbir şeyim yok, ancak bunu verebiliyorum, dedim ve cübbemi çıkarıp ortaya attım. Beni tâkip eden halk, cübbemin üzerine sadakalarını koymaya başladı. Bunları fakirlere dağıttık. Bir müddet sonra yağan yağmurlarla her taraf su ile doldu."
Hârun Reşîd, Mansûr'a; "Sana bir soru soracağım. Cevâbın için de sana üç gün mühlet veriyorum. insanların en âlimi ve en câhili kimdir?" dedi. Mansûr kalkıp dışarı çıktı, sonra yoldan geri dönüp geldi ve "Ey Emîr-ül-Müminîn, cevâbı dinleyiniz! insanların en âlimi tâat ve ibâdet ettiği halde korkan, en câhili de isyân ettiği halde emîn olandır." buyurdu.
Mansûr bin Ammâr, Kûfe de bir gece ibâdet eden bir zâtın, Allahü teâlâya karşı şöyle duâ ettiğini bildirir: "Ey Rabbim! izzet ve celâlin hakkı için, günah işlerken sana muhâlefeti kasdetmedim. Nefsim beni aldattı. Şehvetim de buna yardımcı oldu. Senin, benim kusurlarımı gizlemen beni aldattı ve cehâletim sebebiyle sana isyân ettim ve hareketlerimle muhâlefette bulundum. Şimdi senin azâbından beni kim kurtaracak? Rahmetine nâil olamazsam bana kim yardım edecek? Kıyâmet gününde günahı olmayanlara "geçin", günahı olanlara "durunuz" dendiği vakit, hangi yüzle senin huzûruna çıkacağım. Acabâ şu iki fırkadan hangisi ile berâber olacağım? Yazıklar olsun bana ki, ömrüm uzadıkça günahlarım çoğalıyor. Bizlere tövbe eylemeyi nasîb eyle yâ Rabbî!"
Mansûr bin Ammâr, Iraklılar ve Horasanlılar tarafından makbûl sayılan ve sevilen bir zâttı. Azla yetinir, dünyâlık toplamazdı. Gönlü zengin, şânı büyük olup verâ ehlindendi.
Çok tesirli olan vâz ve nasîhatları dinleyenleri kendinden geçirirdi. Kuvvetli hitâbeti, etkili sohbetleri karşısında insanlar âdetâ erirdi. Dînin emirlerine sımsıkı sarılırlardı. Pekçok kimsenin saâdetine vesîle olmuştu.
Tasavvufta yükselmesi şöyle olmuştur: Yolda giderken yerde üzerinde "Bismillâhirrahmânirrahîm" yazılı bir kâğıt bulmuş, kaldırıp koyacak uygun bir yer bulamayınca da yutmuştu. Bunun üzerine rüyâsında; "O kâğıda gösterdiğin hürmet yüzünden sana hikmetin kapısını açmış bulunuyoruz." denildi. Bir süre riyâzete çekilip tasavvufta yükselip kemâle erdikten sonra, bir vâz meclisi kurdu.
Kendisi şöyle anlatır: "Bir gün Mısır'a gitmiştim. Orada büyük bir kuraklık ve kıtlık yaşanıyordu. Cumâ namazından sonra halk ağlayarak duâ etmişti. Hatırımdan câminin ortasına gidip, bu cemâate nasîhatta bulunayım diye geçti. Aklımdan geçirdiğim gibi yaptım. Sonra câminin ortasına gidip onlara şöyle dedim: "Ey cemâat! Allahü teâlâya, sadaka vermek sûretiyle yaklaşınız. Allahü teâlâya en güzel yaklaşma şekli budur." dedim. Sonra; "Ey Allah'ım! Benim üstümdeki cübbemden başka hiçbir şeyim yok, ancak bunu verebiliyorum, dedim ve cübbemi çıkarıp ortaya attım. Beni tâkip eden halk, cübbemin üzerine sadakalarını koymaya başladı. Bunları fakirlere dağıttık. Bir müddet sonra yağan yağmurlarla her taraf su ile doldu."
Hârun Reşîd, Mansûr'a; "Sana bir soru soracağım. Cevâbın için de sana üç gün mühlet veriyorum. insanların en âlimi ve en câhili kimdir?" dedi. Mansûr kalkıp dışarı çıktı, sonra yoldan geri dönüp geldi ve "Ey Emîr-ül-Müminîn, cevâbı dinleyiniz! insanların en âlimi tâat ve ibâdet ettiği halde korkan, en câhili de isyân ettiği halde emîn olandır." buyurdu.
Mansûr bin Ammâr, Kûfe de bir gece ibâdet eden bir zâtın, Allahü teâlâya karşı şöyle duâ ettiğini bildirir: "Ey Rabbim! izzet ve celâlin hakkı için, günah işlerken sana muhâlefeti kasdetmedim. Nefsim beni aldattı. Şehvetim de buna yardımcı oldu. Senin, benim kusurlarımı gizlemen beni aldattı ve cehâletim sebebiyle sana isyân ettim ve hareketlerimle muhâlefette bulundum. Şimdi senin azâbından beni kim kurtaracak? Rahmetine nâil olamazsam bana kim yardım edecek? Kıyâmet gününde günahı olmayanlara "geçin", günahı olanlara "durunuz" dendiği vakit, hangi yüzle senin huzûruna çıkacağım. Acabâ şu iki fırkadan hangisi ile berâber olacağım? Yazıklar olsun bana ki, ömrüm uzadıkça günahlarım çoğalıyor. Bizlere tövbe eylemeyi nasîb eyle yâ Rabbî!"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com