bugün
- favlayan yazarın asıl amacı12
- iskilipli atıf hoca21
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması7
- kablosuz mouse8
- robert de niro denince akla gelen ilk film6
- sözlükteki kuzucuklarım2
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- karanlık maddenin kuarklarla izinin sürülmesi2
- ahmet nazif zorlu8
- kelebek gibi uçarım ağzını yüzünü skerim3
- tanımadığı kadına tokat atan adam5
- togg3
- camfrog sönmez küfürleri2
- kasımda aşk başkadır5
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- ismail kartal17
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- iş yerinde atletle çalışmak4
- atatürk düşmanı değilim2
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- evli bir kadını sikmek4
- millette manyak para var21
- otel odasında yalnız kalmak4
- güney kore devlet başkanı lee den türkiye mesajı3
- fon vurgunu3
- sarhoş insanlarla dolu partideki tek ayık kişi5
- tenerife andorra maçında futbolcunun ölmesi2
- sözlük kürdü54
- herşeyi kusursuz sadece ayağı çirkin olan kız3
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi5
- traveler seri oy atınca ay silkecek beni sanmak3
- sevimli kafir3
- anın görüntüsü31
- 30 liraya satılan tavuk döner15
- sözlüğün sapık dolması sorunsalı3
- pazarama com3
- travis bickle'a benzeyen sözlük yazarı2
- boşandığı eşine araba alan adam8
- dünürüm haçan sana hamsi yaptum'ye bagayım3
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor4
- kale3112 tarzı entry girmek2
- osmanlı hanedanı3
- casino2
- 693
- nick vermeden bir yazara seslen3
- nar tanelemek5
- zenci kadın poposu2
- hüzünlü bakışlı ünlüler2
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
Büyük velîlerden. ismi Mansûr bin Ammâr bin Kesîrdir. Künyesi Ebü s-Sırrî Sülemî dir. Aslen Mervli olup, Basra'da yaşamıştır. 839 (H.225) senesinde Basra'da vefât etti. Zamânının meşhûr âlim ve velîlerinden olanMa rûf bin Ebi l-Hattâb, Leys bin Sa d, Abdullah bin Lühey a, Münkedir bin Muhammed ve Bişr bin Talha dan ilim öğrenip hadîs-i şerîf dinlemiştir. Kendisinden oğlu Selîm, Ali bin Haşrem, Muhammed bin Câfer ve birçok âlim ilim öğrenmiş, hadîs-i şerîf dinlemiştir.
Mansûr bin Ammâr, Iraklılar ve Horasanlılar tarafından makbûl sayılan ve sevilen bir zâttı. Azla yetinir, dünyâlık toplamazdı. Gönlü zengin, şânı büyük olup verâ ehlindendi.
Çok tesirli olan vâz ve nasîhatları dinleyenleri kendinden geçirirdi. Kuvvetli hitâbeti, etkili sohbetleri karşısında insanlar âdetâ erirdi. Dînin emirlerine sımsıkı sarılırlardı. Pekçok kimsenin saâdetine vesîle olmuştu.
Tasavvufta yükselmesi şöyle olmuştur: Yolda giderken yerde üzerinde "Bismillâhirrahmânirrahîm" yazılı bir kâğıt bulmuş, kaldırıp koyacak uygun bir yer bulamayınca da yutmuştu. Bunun üzerine rüyâsında; "O kâğıda gösterdiğin hürmet yüzünden sana hikmetin kapısını açmış bulunuyoruz." denildi. Bir süre riyâzete çekilip tasavvufta yükselip kemâle erdikten sonra, bir vâz meclisi kurdu.
Kendisi şöyle anlatır: "Bir gün Mısır'a gitmiştim. Orada büyük bir kuraklık ve kıtlık yaşanıyordu. Cumâ namazından sonra halk ağlayarak duâ etmişti. Hatırımdan câminin ortasına gidip, bu cemâate nasîhatta bulunayım diye geçti. Aklımdan geçirdiğim gibi yaptım. Sonra câminin ortasına gidip onlara şöyle dedim: "Ey cemâat! Allahü teâlâya, sadaka vermek sûretiyle yaklaşınız. Allahü teâlâya en güzel yaklaşma şekli budur." dedim. Sonra; "Ey Allah'ım! Benim üstümdeki cübbemden başka hiçbir şeyim yok, ancak bunu verebiliyorum, dedim ve cübbemi çıkarıp ortaya attım. Beni tâkip eden halk, cübbemin üzerine sadakalarını koymaya başladı. Bunları fakirlere dağıttık. Bir müddet sonra yağan yağmurlarla her taraf su ile doldu."
Hârun Reşîd, Mansûr'a; "Sana bir soru soracağım. Cevâbın için de sana üç gün mühlet veriyorum. insanların en âlimi ve en câhili kimdir?" dedi. Mansûr kalkıp dışarı çıktı, sonra yoldan geri dönüp geldi ve "Ey Emîr-ül-Müminîn, cevâbı dinleyiniz! insanların en âlimi tâat ve ibâdet ettiği halde korkan, en câhili de isyân ettiği halde emîn olandır." buyurdu.
Mansûr bin Ammâr, Kûfe de bir gece ibâdet eden bir zâtın, Allahü teâlâya karşı şöyle duâ ettiğini bildirir: "Ey Rabbim! izzet ve celâlin hakkı için, günah işlerken sana muhâlefeti kasdetmedim. Nefsim beni aldattı. Şehvetim de buna yardımcı oldu. Senin, benim kusurlarımı gizlemen beni aldattı ve cehâletim sebebiyle sana isyân ettim ve hareketlerimle muhâlefette bulundum. Şimdi senin azâbından beni kim kurtaracak? Rahmetine nâil olamazsam bana kim yardım edecek? Kıyâmet gününde günahı olmayanlara "geçin", günahı olanlara "durunuz" dendiği vakit, hangi yüzle senin huzûruna çıkacağım. Acabâ şu iki fırkadan hangisi ile berâber olacağım? Yazıklar olsun bana ki, ömrüm uzadıkça günahlarım çoğalıyor. Bizlere tövbe eylemeyi nasîb eyle yâ Rabbî!"
Mansûr bin Ammâr, Iraklılar ve Horasanlılar tarafından makbûl sayılan ve sevilen bir zâttı. Azla yetinir, dünyâlık toplamazdı. Gönlü zengin, şânı büyük olup verâ ehlindendi.
Çok tesirli olan vâz ve nasîhatları dinleyenleri kendinden geçirirdi. Kuvvetli hitâbeti, etkili sohbetleri karşısında insanlar âdetâ erirdi. Dînin emirlerine sımsıkı sarılırlardı. Pekçok kimsenin saâdetine vesîle olmuştu.
Tasavvufta yükselmesi şöyle olmuştur: Yolda giderken yerde üzerinde "Bismillâhirrahmânirrahîm" yazılı bir kâğıt bulmuş, kaldırıp koyacak uygun bir yer bulamayınca da yutmuştu. Bunun üzerine rüyâsında; "O kâğıda gösterdiğin hürmet yüzünden sana hikmetin kapısını açmış bulunuyoruz." denildi. Bir süre riyâzete çekilip tasavvufta yükselip kemâle erdikten sonra, bir vâz meclisi kurdu.
Kendisi şöyle anlatır: "Bir gün Mısır'a gitmiştim. Orada büyük bir kuraklık ve kıtlık yaşanıyordu. Cumâ namazından sonra halk ağlayarak duâ etmişti. Hatırımdan câminin ortasına gidip, bu cemâate nasîhatta bulunayım diye geçti. Aklımdan geçirdiğim gibi yaptım. Sonra câminin ortasına gidip onlara şöyle dedim: "Ey cemâat! Allahü teâlâya, sadaka vermek sûretiyle yaklaşınız. Allahü teâlâya en güzel yaklaşma şekli budur." dedim. Sonra; "Ey Allah'ım! Benim üstümdeki cübbemden başka hiçbir şeyim yok, ancak bunu verebiliyorum, dedim ve cübbemi çıkarıp ortaya attım. Beni tâkip eden halk, cübbemin üzerine sadakalarını koymaya başladı. Bunları fakirlere dağıttık. Bir müddet sonra yağan yağmurlarla her taraf su ile doldu."
Hârun Reşîd, Mansûr'a; "Sana bir soru soracağım. Cevâbın için de sana üç gün mühlet veriyorum. insanların en âlimi ve en câhili kimdir?" dedi. Mansûr kalkıp dışarı çıktı, sonra yoldan geri dönüp geldi ve "Ey Emîr-ül-Müminîn, cevâbı dinleyiniz! insanların en âlimi tâat ve ibâdet ettiği halde korkan, en câhili de isyân ettiği halde emîn olandır." buyurdu.
Mansûr bin Ammâr, Kûfe de bir gece ibâdet eden bir zâtın, Allahü teâlâya karşı şöyle duâ ettiğini bildirir: "Ey Rabbim! izzet ve celâlin hakkı için, günah işlerken sana muhâlefeti kasdetmedim. Nefsim beni aldattı. Şehvetim de buna yardımcı oldu. Senin, benim kusurlarımı gizlemen beni aldattı ve cehâletim sebebiyle sana isyân ettim ve hareketlerimle muhâlefette bulundum. Şimdi senin azâbından beni kim kurtaracak? Rahmetine nâil olamazsam bana kim yardım edecek? Kıyâmet gününde günahı olmayanlara "geçin", günahı olanlara "durunuz" dendiği vakit, hangi yüzle senin huzûruna çıkacağım. Acabâ şu iki fırkadan hangisi ile berâber olacağım? Yazıklar olsun bana ki, ömrüm uzadıkça günahlarım çoğalıyor. Bizlere tövbe eylemeyi nasîb eyle yâ Rabbî!"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar