bugün
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması7
- casperlar daltonlar redkitler şirinler4
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- monica bellucci'ye aşık olmak3
- nasıl bir kadın2
- çerçeve yasa30
- sokakta öpüşmek7
- türbede dua etmenin şirk olması13
- engelleyen insan kibri6
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- özgür özel14
- ben bir ceviz agacıyım6
- mısır'ın mekke anlaşması'na katılmaması2
- yurt dışı çıkış harcı8
- sürekli kendini öven insan6
- beyazconverse6
- dilan4
- kusi2
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- habire122
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması8
- apo milletvekili olursa olacaklar3
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor6
- ey sözlük ahalisi öyle aşığım ki3
- mezarlıkta ağlayan kızın asıl amacı5
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- romelu lukaku8
- nervio hamferdi3
- arkadaşlar bakar mısınız3
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım6
- satürnün halkasına imam hatip açmak6
- g i l d e d l i l y9
- yazarların son içtiği içecek4
- sözlükten giden yazarların hemen unutulması2
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek4
- yumurtalı ekmeğe french toast diyen elitist2
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- evde fare görmek6
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- yumurtayı sucuklu yiyen insan kibri3
- rüyalar aleminden ruhlar alemine geçiş3
- biliyorum ama soylemem3
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- dump atan erkek mi olur aw4
- askeri imam hatip lisesi5
- ümmetçilerin apo sevgisi6
- insanları kuşaklara ayırmak vs burçlara ayırmak3
- arkadaşlar salam3
- dağ evi3
majisyen, deneyim ve bilgilerini mantıklı bir şekilde ve bir amaç uğrana uygulamaya geçiren okültisttir.
bildiğimiz büyücüdür.
arastirma ve gelistirme yapmasi, transa girmesi, yogunlasmasi, kurbaga bacagi yerine minare tozu kullanmasi tamamen bir safsatadan digerine sicramaktan baska birseye yaramaz. binlerce ve hatta onbinlerce yil insanlara boş gizemler dagitmis ve bu bunlardan kabile toplumlarindan tarim toplumlarina kadar prim yapmis bir takim insanlardir; bu elemanlarin kokunu dinler bile kaziyamamistir. yaptiklari hadiseye derinden inaniyor olmalari onlarin buyuculukten baska birseyle ugrasmis olduklari gercegini degistirmez. antropolojik olarak ilginc figurler olabilirler, ancak bundan ote bir anlam ve onem icermezler.
bilim hepsine birden bir sunger cekecek ve toplumlari bu sahtekarlardan zamanla temizleyecektir. cunku artik eskisi gibi "hem allah'a yalvarayim, hem de biraz buyu yaptirayim" devri kapanmistir. ya git bu saklabanliklarin hepsine birden inan, ya da otur adam gibi hesabini, kitabini, olcumunu, bilimini yap devri hakimdir.
arastirma ve gelistirme yapmasi, transa girmesi, yogunlasmasi, kurbaga bacagi yerine minare tozu kullanmasi tamamen bir safsatadan digerine sicramaktan baska birseye yaramaz. binlerce ve hatta onbinlerce yil insanlara boş gizemler dagitmis ve bu bunlardan kabile toplumlarindan tarim toplumlarina kadar prim yapmis bir takim insanlardir; bu elemanlarin kokunu dinler bile kaziyamamistir. yaptiklari hadiseye derinden inaniyor olmalari onlarin buyuculukten baska birseyle ugrasmis olduklari gercegini degistirmez. antropolojik olarak ilginc figurler olabilirler, ancak bundan ote bir anlam ve onem icermezler.
bilim hepsine birden bir sunger cekecek ve toplumlari bu sahtekarlardan zamanla temizleyecektir. cunku artik eskisi gibi "hem allah'a yalvarayim, hem de biraz buyu yaptirayim" devri kapanmistir. ya git bu saklabanliklarin hepsine birden inan, ya da otur adam gibi hesabini, kitabini, olcumunu, bilimini yap devri hakimdir.
maji gizli ilimler sanatıdır , kökeni kabala ve daha eski ilimlere dayanmaktadır '' büyü , tılsım , diğer canlılar ile iletişime geçmek ve onları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak '' . hz süleymanın en büyük majisyen olarak tapınak yapımında demonları '' cin '' bu yolla kullandığı kutsal kitaplarda anlatılmaktadır . çok gizli ve çetrefilli yollardan ulaştığım bir majisyen sayesinde bu tarz olaylara inançsız biri olarak beni dibine kadar inandırmış , korkmama ve bir takım olaylara şahitlik etmeme sebebiyet vermiştir ve bir takım çıkarlar elde etmemi sağlamıştır '' tabi biraz para harcamak zorunda kaldım '' . bu tarz gerçek majisyenler devlet adamları sosyete diye tabir ettiğimiz sermaye sahipleri , ünlü simalar '' sanatçı , sporcu vs. vs. '' gibi bir çok insana hazırladıkları tılsımlar sayesinde hizmet vermekte . benim görüştüğüm majisyen istanbul'da yaşıyor ayda bir antalya'ya gelip hizmet veriyor ve önceden randevu almak gerekiyor .
isaac newton tarihteki en ünlü majisyen'dir.
Sir Isaac Newton’un kütüphanesinde 1752 kitap kayıtlıydı. Bunlardan 170’i dorudan doğruya Okült, Simya ve Hermetizm’le bağlantılıydı. Kadim Kutsal Metinler ve bunlarla ilgili kitaplar da bir o kadardı. Newton’un kütüphanesindeki sadece 369 kitap Bilim kategorisindeydi.
Newton, Kadim Mısır ve Mezopotamya Metinlerine aşırı derecede düşkün bir bilim adamıydı. Ünlü iskenderiye Kütüphanesi’nden kaçırılarak yok edilmekten kurtarılmış olan bazı Hermetik metinleri okumuştu. Kendi döneminde kadar gelmiş tüm Antik literatüre vakıftı. Aristo’nun ve Ptoleme’nin Geocentrik kuramlarının karşısında adı Kilise tarafından unutturulmuş yeraltı Aristarchus’un Heliocentric (Güneş Merkezli) Kozmogonisini özgün metinlerden izlemişti. Aristarchus’un Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünü iddia ettiği görüşleri, tabii ki, Aristo’nun “Dünya Merkezde, Güneş Döngüde” tezini savunan Kilise’nin hiç işine gelmemişti, onun için de Aristarchus’un adı tam 1.800 yıl duyurulmamıştı. Aristarchus’un tezini doğrulayan üç bilim adamı, Kepler, Kopernik ve Newton’dur. Günümüzde Ay’daki bir kratere Aristarchus’u ölümsüzleştirmek için onun adı verilmiştir. Onun adını sildirenleri ise bugün kimse tanımıyor ve anmıyor.
Benzer şekilde Newton, çağının en ünlü filozofları arasında adını Agora’ya yazdırmış olan kadın filozof Hypathia’nini yerçekimi konusunda bilinen ilk (basit) deneyleri anlatan tezlerini de okumuştu. Gerçekte Yerçekimi konusu Aristarchus tarafından dile getirilmiş bir olguydu ama YASASI bulunmamıştı. Kafasına Elma Düşen Adam Isaac Newton, bu Kadim Bilgi’yi Yasalaştırdı. Bunu da Simyacıların kullandıkları yöntemleri Bilim’e uygulayarak yaptı.
Newton Matematik Profesörü olarak atanabilmesi için gereken ve Katolik Tarikatları da kapsayan Yemini etmeyeceğini yazılı olarak bildirmesine rağmen bizzat Kral’ın emriyle bu yemini etmeden profesör yapılmıştır. Böyle bir uygulama o güne kadar işitilmiş değildi.
Newton’un Simyacılarla ve Gizli ilimler ile yakın ilişkileri olduğu Kral’a ihbar edilmiş ama Kral, 1504’te çıkartılan ve Simyacıların idamla cezalandırmalarını öngören yasayı görmezlikten gelerek onu idam ettireceğine kendi Darphane’sinin başına geçirterek çok yüklü bir maaşa bağlamıştır. Nedir ki, bu terfide 1540’larda VIII. Henry döneminde bizzat Kral Henry’nin ve sonra da kızı Kraliçe I. Elizabeth’in Alşimistleri koruma politikası rol oynamış olabilir. Tarihçilere göre, VIII. Henry Hazine’de altın kalmayınca -ve borç batağına batınca- kendi zamanının ünlü Alşimistlerini kendi koyduğu yasağı çiğneyerek gizlice Saray’a sokmuş ve onlardan Yeşil Aslanı (Altın) üretmelerini istemişti. Bu işleri o dönemde Ripley adlı Alşimist yönetmişti. Onun kızı I. Elizabeth de gelmiş geçmiş en ünlü Alşimistler’den sayılan John Dee‘yi kendisine başdanışman yapmıştı. Newton’u en çok etkilenmiş olan Okült ustalarından biri de John Dee olmuştu.
Belirtmek gerekir ki, Newton Darphane’nin başına atandığında ingiltere Hâzinesi’nde altın kalmamıştı ve onun döneminde ingiltere Hâzinesi nasıl olduysa birdenbire hem borçları ödedi hem de altın stoklarıyla ünlendi. Newton, eldeki belgelere göre, ikinci yüzyıldan kalma bir Simya elyazmasında anlatılan ve Simyacılar tarafından Kleopatra kod adıyla bilinen formülün şifrelerini çözmüştü ve arsenik kullanarak baz metalleri altına dönüştürebiliyordu. Bu dönemde Kral gibi Newton da olağanüstü bir zenginlik elde etmişti ki, bu da çok manidardır.
Newton tüm yaşamı boyunca gizliliğe çok düşkün olmuştu. Bu nedenle hiçbir zaman dost ve sırdaş edinmemişti fakat yine de onun sırdaşı sayılabilecek iki unsurdan söz edilebilir. Bunlardan birincisi Clavis adını verdiği bir anı defteriydi. Newton aynı anda dokuz defter tutuyordu. Kimisine gözlem ve deneylerini, kimisine harcamaların -ki kuruşu kuruşuna yazmıştı- kimisine de Simya formüllerini yazıyordu. işte Clavis de onun bu Sır defterlerinden biriydi. Newton’un niçin bu adı seçtiği belki de onun Simyacılık yanını en iyi gösteren delildir. Çünkü Clavis, Latince Anahtar demekti ama sadece Simyacıların kullandıkları özel bir deyimdi. 16. yüzyılda Müslüman Simyacılar ibn Hayyam ve Cabir’in eserleri Latinceye çevrilmişti ve bu eserlerden Arapça ilm-i Miftah (Anahtar/Şifreler ilmi) diye söz edilmişti. Bu ilim gizliydi ve sayılar ve harflerle bağlantılı şifreleri çözmekte kullanılıyordu.
Sir Isaac Newton’un kütüphanesinde 1752 kitap kayıtlıydı. Bunlardan 170’i dorudan doğruya Okült, Simya ve Hermetizm’le bağlantılıydı. Kadim Kutsal Metinler ve bunlarla ilgili kitaplar da bir o kadardı. Newton’un kütüphanesindeki sadece 369 kitap Bilim kategorisindeydi.
Newton, Kadim Mısır ve Mezopotamya Metinlerine aşırı derecede düşkün bir bilim adamıydı. Ünlü iskenderiye Kütüphanesi’nden kaçırılarak yok edilmekten kurtarılmış olan bazı Hermetik metinleri okumuştu. Kendi döneminde kadar gelmiş tüm Antik literatüre vakıftı. Aristo’nun ve Ptoleme’nin Geocentrik kuramlarının karşısında adı Kilise tarafından unutturulmuş yeraltı Aristarchus’un Heliocentric (Güneş Merkezli) Kozmogonisini özgün metinlerden izlemişti. Aristarchus’un Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünü iddia ettiği görüşleri, tabii ki, Aristo’nun “Dünya Merkezde, Güneş Döngüde” tezini savunan Kilise’nin hiç işine gelmemişti, onun için de Aristarchus’un adı tam 1.800 yıl duyurulmamıştı. Aristarchus’un tezini doğrulayan üç bilim adamı, Kepler, Kopernik ve Newton’dur. Günümüzde Ay’daki bir kratere Aristarchus’u ölümsüzleştirmek için onun adı verilmiştir. Onun adını sildirenleri ise bugün kimse tanımıyor ve anmıyor.
Benzer şekilde Newton, çağının en ünlü filozofları arasında adını Agora’ya yazdırmış olan kadın filozof Hypathia’nini yerçekimi konusunda bilinen ilk (basit) deneyleri anlatan tezlerini de okumuştu. Gerçekte Yerçekimi konusu Aristarchus tarafından dile getirilmiş bir olguydu ama YASASI bulunmamıştı. Kafasına Elma Düşen Adam Isaac Newton, bu Kadim Bilgi’yi Yasalaştırdı. Bunu da Simyacıların kullandıkları yöntemleri Bilim’e uygulayarak yaptı.
Newton Matematik Profesörü olarak atanabilmesi için gereken ve Katolik Tarikatları da kapsayan Yemini etmeyeceğini yazılı olarak bildirmesine rağmen bizzat Kral’ın emriyle bu yemini etmeden profesör yapılmıştır. Böyle bir uygulama o güne kadar işitilmiş değildi.
Newton’un Simyacılarla ve Gizli ilimler ile yakın ilişkileri olduğu Kral’a ihbar edilmiş ama Kral, 1504’te çıkartılan ve Simyacıların idamla cezalandırmalarını öngören yasayı görmezlikten gelerek onu idam ettireceğine kendi Darphane’sinin başına geçirterek çok yüklü bir maaşa bağlamıştır. Nedir ki, bu terfide 1540’larda VIII. Henry döneminde bizzat Kral Henry’nin ve sonra da kızı Kraliçe I. Elizabeth’in Alşimistleri koruma politikası rol oynamış olabilir. Tarihçilere göre, VIII. Henry Hazine’de altın kalmayınca -ve borç batağına batınca- kendi zamanının ünlü Alşimistlerini kendi koyduğu yasağı çiğneyerek gizlice Saray’a sokmuş ve onlardan Yeşil Aslanı (Altın) üretmelerini istemişti. Bu işleri o dönemde Ripley adlı Alşimist yönetmişti. Onun kızı I. Elizabeth de gelmiş geçmiş en ünlü Alşimistler’den sayılan John Dee‘yi kendisine başdanışman yapmıştı. Newton’u en çok etkilenmiş olan Okült ustalarından biri de John Dee olmuştu.
Belirtmek gerekir ki, Newton Darphane’nin başına atandığında ingiltere Hâzinesi’nde altın kalmamıştı ve onun döneminde ingiltere Hâzinesi nasıl olduysa birdenbire hem borçları ödedi hem de altın stoklarıyla ünlendi. Newton, eldeki belgelere göre, ikinci yüzyıldan kalma bir Simya elyazmasında anlatılan ve Simyacılar tarafından Kleopatra kod adıyla bilinen formülün şifrelerini çözmüştü ve arsenik kullanarak baz metalleri altına dönüştürebiliyordu. Bu dönemde Kral gibi Newton da olağanüstü bir zenginlik elde etmişti ki, bu da çok manidardır.
Newton tüm yaşamı boyunca gizliliğe çok düşkün olmuştu. Bu nedenle hiçbir zaman dost ve sırdaş edinmemişti fakat yine de onun sırdaşı sayılabilecek iki unsurdan söz edilebilir. Bunlardan birincisi Clavis adını verdiği bir anı defteriydi. Newton aynı anda dokuz defter tutuyordu. Kimisine gözlem ve deneylerini, kimisine harcamaların -ki kuruşu kuruşuna yazmıştı- kimisine de Simya formüllerini yazıyordu. işte Clavis de onun bu Sır defterlerinden biriydi. Newton’un niçin bu adı seçtiği belki de onun Simyacılık yanını en iyi gösteren delildir. Çünkü Clavis, Latince Anahtar demekti ama sadece Simyacıların kullandıkları özel bir deyimdi. 16. yüzyılda Müslüman Simyacılar ibn Hayyam ve Cabir’in eserleri Latinceye çevrilmişti ve bu eserlerden Arapça ilm-i Miftah (Anahtar/Şifreler ilmi) diye söz edilmişti. Bu ilim gizliydi ve sayılar ve harflerle bağlantılı şifreleri çözmekte kullanılıyordu.
isaac newton’un kütüphanesindeki okültizm ve alşimizme ilişkin kitaplar bugün israil’dedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar