bugün
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez14
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği12
- yeni parti50
- kıyafet alışverişi6
- sözlük kızlarının kekleri12
- gebze fm5
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti7
- kadınların kültürel muhabbetlere girmemesi5
- çorumda konser için müzik grubu öner2
- manifest grubu vs tarkan14
- sevgili3
- en iyi web tarayıcısı3
- oooo manifest2
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak7
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- kız düşürme teknikleri3
- taliban vs ışid3
- huzur3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak9
- sözlük erkeklerinin kekleri2
- hikayeyi devam ettir54
- memeli kuvvetler2
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi3
- türk hava yolları2
- 13 akpli istanbul belediyesi5
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi7
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- iş yerindeki kızın resmen yavşaması6
- a haber2
- opera tarayıcıya reklamsız vpnli gizli sörf yapmak2
- türklerin çinli prenseslere olan düşkünlüğü3
- peugeot 6044
- sucukçu birader2
- camlar açık çıplak yatmak5
- kızlar2
- kedilerin artık fare yakalamaması6
- ısmet gurbuz 2024'ün havarileri3
- amerika birleşik devletleri2
- özgürlükçü pedagoji2
- sinem dedetaş6
- temmuz sonu olup hala tatile gidememek5
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı17
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- tüm fake hesapların öbür sözlükten gelmiş olması3
- kürt arkadaşa verilebilecek hediyeler3
- kemal kılıçdaroğlu16
- dünyanın en komik şeyi2
- suca suruklenen cocuk8
- trump başkanlığı dahada zenginleşmek için mi2
- uykuya doyamamak3
"benim babam, dedi marius, kahraman bir adamdı. ülkesine şerefle hizmet etti, yaşamının yirmi beş yılını kar altında, güneş altında, yağmur altında, kurşun altında geçirdi, yirmi kez yaralandı asla sızlanmadı tek başına, yoksulluk içinde öldü. onun tek hatası da sonuna kadar iki nankörü sevmesi oldu: vatanını ve beni!"
diye buyuruyor...
diye buyuruyor...
(bkz: ölmeden mutlaka okunması gereken kitaplar top 5) başlığında yazarların oylarıyla yapılan değerlemede 4. sıradadır.
tom hooper tarafından (the king speech'in yönetmeni) yeni bir uyarlamasının çekilmesi planlanan başyapıt. filmin castı için adı geçen ilk isimler arasında hugh jackman ve anne hathaway yer alıyor. hathaway'in fontaine rolü için ismi geçmekte. hugh jackman'da jan valjan olsa gerek.
insanlık demek kimlik demektir. insanoğlu hep aynı hamurdan yoğrulmustur. insan dünyaya geldiğinde bir başkasından farksız değildir. aynı et, aynı ten ve en sonra aynı kül.ne yazık ki, kişinin hamuruna katılan bilgisizlik onu karartır. bu koyu karanlık kişinin içine dolar ve işte orada kötülüğü oluşturur.
"kadınların, çocukların, hizmetçilerin, güçsüzlerin, yoksulların ve bilgisizlerin günahları; eşlerinin, babalarının, efendilerinin, güçlülerin zenginlerin ve bilgililerin suçlarından kaynaklanır."
günah işleyebilirsiniz; ancak doğruluktan asla ayrılmayın. adaletli kişi olun, insanoğlunun yasası, en az günah işlemektir. hiç günah işlememek meleklere özgüdür. yeryüzüne yaşayan her canlı, günaha boyun eğebilir, bu bir çeşit yerçekimir.
denizin görüntüsünden bile daha engin bir görüntü vardır, bu da göklerin görüntüsüdür. ancak insanoğlunun ruhu denizlerden ve göklerden bile daha engin, daha gizemlidir.
küçük yalan, masum yalan, böyle bir şey olabilirmi?yalan söylemek, salt kötülüktür. az yalan söylemek olanaksızdır: yalan söyleyen her yalanı söyler. yalan söylemek şeytanın ta kendisidir.
şeytanın iki adı vardı: biri şeytan, öbürü yalan. *
günah işleyebilirsiniz; ancak doğruluktan asla ayrılmayın. adaletli kişi olun, insanoğlunun yasası, en az günah işlemektir. hiç günah işlememek meleklere özgüdür. yeryüzüne yaşayan her canlı, günaha boyun eğebilir, bu bir çeşit yerçekimir.
denizin görüntüsünden bile daha engin bir görüntü vardır, bu da göklerin görüntüsüdür. ancak insanoğlunun ruhu denizlerden ve göklerden bile daha engin, daha gizemlidir.
küçük yalan, masum yalan, böyle bir şey olabilirmi?yalan söylemek, salt kötülüktür. az yalan söylemek olanaksızdır: yalan söyleyen her yalanı söyler. yalan söylemek şeytanın ta kendisidir.
şeytanın iki adı vardı: biri şeytan, öbürü yalan. *
herkesin hayatında okuması gereken bir eser. ilk olarak ortaokulda okuduğum ve hala en sevdiğim roman olan victor hugo'nun eseri.
bana okumayı sevdiren romandır, bu yüzdendir ki victor abimizi her zaman saygıyla ve sevgiyle anar, fatihasını eksik etmem.
kürek mahkumu bir insanin alalade bir yasamini tasvir etmeye calismis bir fransizin romani. üstüne üstlük dünya klasigi sayiliyor.
thenardier'in durdurulamaz kötülükleri ve ruhsuzlukları ile cosetteye çektirdikleri
javertin körü körüne bağlandığı görev idealini
cosette ve mariusun aşkı
fransız ayaklanmaları(abc derneği)
westerlo savaşı ve napelyonun çöküşü
ve roman kahramanı yani tam bu olayların odağındaki kürek mahkumu jean valjenin erdemlilik savaşı
avrupanın aydınlanmadan önceki karanlığını, insanların nasıl bir sefalet ve umutsuzluk içinde kıvrandıklarını cumhuriyetle monarşinin savaşını anlatıyor.
kısaca sefaletin romanı, bu romanı okuyupta sefalet üstüne başkaca birşey yazabilmek çok kolay değil.
javertin körü körüne bağlandığı görev idealini
cosette ve mariusun aşkı
fransız ayaklanmaları(abc derneği)
westerlo savaşı ve napelyonun çöküşü
ve roman kahramanı yani tam bu olayların odağındaki kürek mahkumu jean valjenin erdemlilik savaşı
avrupanın aydınlanmadan önceki karanlığını, insanların nasıl bir sefalet ve umutsuzluk içinde kıvrandıklarını cumhuriyetle monarşinin savaşını anlatıyor.
kısaca sefaletin romanı, bu romanı okuyupta sefalet üstüne başkaca birşey yazabilmek çok kolay değil.
yaprak dökümü, öyle bir geçer zamanki dizilerini onla çarp gene sefiller kitabındaki bunalımlığa erişemezler. * abartılı kısımları geçersek, kesinlikle insanı düşündüren kitaplardandır. böylede hayatlar var dedirtir. mutlu olmanın para değilde iyi insan olmaktan geçtiğini ve zaman zaman başımıza gelen kötü olayları bizi olgunlaştırmak adına yaşadığımızı, dolayısıyla şikayet etmememiz gerektiğini evrendeki tüm canlıların görünmez iplerle birbirine bağlı olduğu durumlarını vurguluyor.
(bkz: Victor Hugo)
müthiş ötesi bir kitap. kendi kendine sanki neden daha önce alıp okumadığına kızarsın.
jean valjean da insanlığı sorgulamak.
insanlığımı ve adalet anlayışımı tarttığım ender kitaplardan.
insanlığımı ve adalet anlayışımı tarttığım ender kitaplardan.
bugune kadar okuduklarim arasinda beni aglatan bir kac kitaptan biri. inanilmaz kugulanmis ve bir klasik icin fazlasiyla surukleyicidir.
ilk iki kitabını okurken kendimi çok zorladığım sonraki üç kitabı okumak için sabırlandığım gerçekten okunması gereken güzel bir klasiktir.
(bkz: kozet)
hayatımda çok kitap okudum ama hiçbiri Victor Hugo'nun Sefiller'i gibi değildi . bir kitap anca bu kadar güzel olabilirdi !
victor hügo'nun ölümsüz eseri.
türkiye'deki versiyonları için.
(bkz: fenerbahçeliler)
(bkz: antu)
(bkz: gençfb)
türkiye'deki versiyonları için.
(bkz: fenerbahçeliler)
(bkz: antu)
(bkz: gençfb)
victor hugo nun fenerbahçe yi tanımadan yazdığı kitap. fenerbahçe taraftarının bu ezikliğini görseydi, daha çarpıcı bir eser çıkarması işten bile değil.
okunması gereken bir roman.
orta okul yıllarında edebiyat öğretmenimizin zorlamasıyla okumak zorunda kaldığım, yazarı victor hugo olan fransız edebiyatının başyapıtlarından bir eser. ilk elime aldiğimda bitmez bu kitap arkadaş dedirtmişti bana. ama kitabı yaklaşık 3 gün içinde bitirmiştim. kitabın ana karakteri jean vaeljan'ın başından geçen olaylar hayat adına bize çok önemli dersler vermektedir. mutlaka okunması gereken kitaplar arasında ilk sıralarda yer alması gereken romandır.
sefiller "les miserables" insanlik tarihini özetlemesi acisindan cok kisa, ama bir insan elinden ciktigi düsünülürse cok büyük bir romandir.
-spoiler-
ismi bile enterasandir. sefil kimdir? ekmek calan serseri mi? yoksa onu oraya sürükleyen sartlari yaratanlar mi?...kanunlari bile elestirir bu kitap, ve "egemen güclerin yaptiklari kanunlar onlari gözeten kanunlardir" mesaji verir. jean, sonucta bir kanun kacagidir, ve yakalanip cezasini tamamlamasi gerekiyordur, bir aspekte göre, ancak bir baska aspekte göreyse jean bir komplo kurbanidir. ancak ilk aspektin devamina göre, komplo kurbani bile olsa, bunu "yasalarin tasdik etmesi olmadan bir adam kanun kacagidir"...
-spoiler-
sonucta les miserables mutlaka okunmalidir. ben bu kitabi fransizca okuyabilmek isterdim. belki birgün beceririm.
-spoiler-
ismi bile enterasandir. sefil kimdir? ekmek calan serseri mi? yoksa onu oraya sürükleyen sartlari yaratanlar mi?...kanunlari bile elestirir bu kitap, ve "egemen güclerin yaptiklari kanunlar onlari gözeten kanunlardir" mesaji verir. jean, sonucta bir kanun kacagidir, ve yakalanip cezasini tamamlamasi gerekiyordur, bir aspekte göre, ancak bir baska aspekte göreyse jean bir komplo kurbanidir. ancak ilk aspektin devamina göre, komplo kurbani bile olsa, bunu "yasalarin tasdik etmesi olmadan bir adam kanun kacagidir"...
-spoiler-
sonucta les miserables mutlaka okunmalidir. ben bu kitabi fransizca okuyabilmek isterdim. belki birgün beceririm.
nickime ilham veren; ayrıca amcamın "okurken birçok kez yere çarptım,böyle kitap mı olur?!,diye" gibi bi cümle kurarak tavsiye etmesi üzerine okuyacağım klasiktir.
hayatımda okuduğum en iyi romanlardan biri şahsen. victor hugo romanı öyle bir hale getirmişki bir tarafta sürükleyici bir macera diğer tarafta topluma mesajlar veren kelime oyunları. okuyunca çoğu insana birşeyler kattığına inandığım bir roman. kürek mahkûmu jan valjean yaptığı hatalara rağmen ne kadar mükemmel bir insan olduğunu hayatta kimse için önyargılı olmamız gerektiğinin mesajlarını veriyor. hayatın herkese adil davranmadığı kesin ve net. bu romanda da öyle birşey var. jan valjean zor hayatına rağmen insanlara karşı gösterdiği lütuflar, yaptığı yararlı işlere rağmen kendini cezalandırması. eskiden işlediği suçları affedememesi gibi mükemmel bir insanın zorluk ve çelişkilerle sürdüğü yaşamı konu ediniyor.
Kürek mahkûmu Jan Valjean ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanm öyküsüdür. Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma girişiminde bulunduğundan, cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği "D" kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle ruhu aydınlanmıştır. Hayata ahlak ve fazilet sahibi, iyiliksever bir insan olarak yeniden başlayan Valjean, şimdi; Fransa'nın kuzeyinde ucuz mücevher imalatçılığı yaparak yaşamaktadır. Geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve herkesin sevgisini kazanıp kasabanın belediye başkanı olmuştur. Javert burada da Jean Valjean'ın peşini bırakmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar