bugün
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı27
- moğolların araplara saldırma nedeni12
- akrabaların içindeki en zengin insan9
- yogartiksen18
- enayimiknatisii25
- dün gece intihar eden sözlük yazarı13
- seks neden ayıptır10
- biz kadınlar neden bu kadar masumuz4
- dede nine isimleri6
- birisi bakarken işeyememek5
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- 007 dayı12
- 14 ekim 20267
- erkeği karizmatik gösteren şeyler24
- israilin husilere karşı suudilere katılması9
- yoğurt yapmanın püf noktaları7
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı85
- sözlükteki seks tarikatı6
- arkadaşlar hepinizden nefret ediyorum11
- başak burcu erkeği dengesizliği3
- 007'nin ilk 20 dk gol yemezsek iyi yorumu8
- barcelona ve ispanya'nın pas yapma olayı3
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru2
- deve sidiği içen piç8
- dem terör partisi22
- arkadaşlar linçlemeyecekseniz sizce ben8
- naruto dayı seni seviyorum7
- erkek yazarların doğum günlerinin kutlanmaması9
- kadir has üniversitesi2
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- karım çapkınlık yapmama izin veriyor7
- diktatör erdoğan18
- 24 ekim 2026 gaziantep erzurumspor maçı2
- akp iktidarı13
- yeni parti'nin halk tv protestosu3
- gokyuzunun silinen rengi9
- 24 yaşında el değmemiş çıtır erkek6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- kapitalizm işçiye sadece lahmacun vaat ediyor5
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı8
- yol3
- ayyaş piç3
- hırt sorununa kesin çözüm8
- 1 milyon lirayı küçümseyen asgari ücretli3
- lambada titreyen alevin üzerini örtmek5
- bu sefer kesin vintange kız olacam6
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum18
- konyalıların özellikleri10
- bedeviden peydah olup bedevi beğenmemek4
fransızcada değirmen anlamına gelen kelime,aynı zamanda amelie filminin soundtrack ablümünde yer alan yann tiersenin bir eseri.çok güzel bir piyano sonatına sahiptir.
hava kararmaya başlamış, gökyüzünde yıldızlar belirmiştir. her zamankinden daha yorgundur beden, feri kaçmış gözlerinin önünden film şeridi gibi geçmektedir hayal kırıklıkları, mutlulukları... yann tiersen'in bünyeyi melankolik yapan eseri.
yann tiersen'in bu parçası yanılmıyorsam amelie filminin de soundtrackleri arasındadır. dinledikçe dinlendiren şarkıdır, alır götürür.
(bkz: moulin rouge)
yann tiersen'e sormuslar 'neden eserlerinizde soz kullanmiyorsunuz?' diye, cevap veriyor : 'soze kimin ihtiyaci var? muzik, benim kendimi, duygularimi ifade etmem icin yeterli.'. muzigin gucu nasil bir seydir ki, hic tanimadigimiz bir adamin bu parcayi bestelerken, calarken icinde bulundugu halet-i ruhiye, her dinledigimizde bizi esir aliyor? hakarete, yalana, hor gormeye, kalp kirmaya araci ettigimiz insan sesinden, kelimelerden bagimsiz, en berrak sekliyle. dilimiz farkliymis, medeniyetimiz uymazmis, o ozgurlukle, ben oryantalizmle yogrulmusum, o fransizmis, ben turkmusum.
muzigin evrensel kudreti boyle bir sey iste, hepimizin insan oldugunu, bir oldugunu hatirlatmakta, dinlemeyi bilene tabi...
muzigin evrensel kudreti boyle bir sey iste, hepimizin insan oldugunu, bir oldugunu hatirlatmakta, dinlemeyi bilene tabi...
bir kere dinleyince, içinizdeki savaşa ara verecek müziklerden belki de en önemlisi. müjdat gezen "sanat insanı onarır" tanımına cuk oturan eser.
(bkz: acıtır)
fr. değirmen.
amelie filmi soundtrack'ini dinlemekteydim ve muhteşem bir piyano sonatına şahit olmak gayet güzel oldu.
uyanıyor kadın, kıyafet niyetine üzerine sardığı çarşafı sürükleyerek kapıya doğru yürüyor. geriye dönüp bakınca gördüğü manzara önce geçmişini, sonra Arthur'u anımsatıyor. başı öne eğik halde kapı kolunu sarıyor parmaklarıyla. hafifçe ittirince aralanıyor kapı, güneş ışığı kadının gözlerini yararak ilerliyor vücudunda. Kadın kendine gelmeye başlıyor:
"kendimi ne zaman kaybettim? ne zamandır kendimden geçmiş halde yatıyorum?"
Yeşil yapraklı bahçesine bakıyor, yere düşmüş portakallara, limonlara göz atıyor. Yere düşmüş olmalarına rağmen renklerini, canlılıklarını, parlaklıklarını kaybetmemeleri canını yakıyor kadının.
"Meyveler bile benden daha güçlü."
Diğerlerinin arasında zor seçilen çürük portakalı alıyor eline:
"neden güçsüzsün? neden yıkıldın? rengin... rengin neden solgun böylesine? hadi gel, seni baştan yaratalım!"
Bıçağı alıyor eline:
" şimdi biraz canın yanacak sevgili, kalbini alacağım çünkü. sonra onu toprağa gömeceğim, kim bilir belki bereketli bir ağaç doğurursun?.."
Çürük portakalın tek bir hücresi bile anlamazken olanları, kadın başlamıştır bile bıçağı kalbine yaklaştırmaya. Portakalın suyu kadının elinden sararmış çimlere akarken kadın elinde sıcak bir sıvı hisseder:
"belki kanımın damladığı yere ekmeliyim seni sevgili, ne dersin?"
sol elinde çekirdekler, sağ elinde toprak kalıntısı... başını kaldırır, kuyuyu görür.
"sadece kuyu..."
çekirdekleri, kendi kanıyla ısınmış toprakta açtığı oyuğa özenle yerleştirir. Kuyuya doğru yürümeye başlar:
"sadece kuyu..."
Kuyudan su çekip can vereceği portakal ağacına doğru adım atar, atar, atar... Yavaşça, sadece toprağı nemlendirecek kadar su döker kızarmış toprağa.
"ilk suyunu verdim sevgili. Herkes verir ilk suyu. ama bu senin için bir ilk, değil mi? korkma, susuz bırakmayacağım seni. ben başkaları gibi değilim, ben de yaşadım solmayı, çürümeyi, düşmeyi; güçlülerin arasında kaybolmayı..."
gülümseyerek odasına gider kadın. tekrar hatırlar geçmişi. gözünden damlamak için canını dişine takmış yaşlarla, boğazındaki acıyla savaşır kadın. kapıya doğru iki adım attıktan sonra başını kaldırıp kuyuya bakar.
"arthur! seni özlemiştim!"
koşa koşa gider kuyunun yanına. sarılır:
"seni seviyorum sevgilim... susamışsındır, su getireyim sana."
kuyudan su çeker, gidip arthur'un toprağına döker, bol bol.
--------------
şimdi diyeceksiniz "neden yazdın bu kısa hikayeyi?". çünkü bu şarkıyı ne zaman dinlesem, hayalimde canlanıyor bu hikaye. beğendiyseniz ne mutlu bana, beğenmediyseniz zamanınızı çaldığım için özür dilerim.
"kendimi ne zaman kaybettim? ne zamandır kendimden geçmiş halde yatıyorum?"
Yeşil yapraklı bahçesine bakıyor, yere düşmüş portakallara, limonlara göz atıyor. Yere düşmüş olmalarına rağmen renklerini, canlılıklarını, parlaklıklarını kaybetmemeleri canını yakıyor kadının.
"Meyveler bile benden daha güçlü."
Diğerlerinin arasında zor seçilen çürük portakalı alıyor eline:
"neden güçsüzsün? neden yıkıldın? rengin... rengin neden solgun böylesine? hadi gel, seni baştan yaratalım!"
Bıçağı alıyor eline:
" şimdi biraz canın yanacak sevgili, kalbini alacağım çünkü. sonra onu toprağa gömeceğim, kim bilir belki bereketli bir ağaç doğurursun?.."
Çürük portakalın tek bir hücresi bile anlamazken olanları, kadın başlamıştır bile bıçağı kalbine yaklaştırmaya. Portakalın suyu kadının elinden sararmış çimlere akarken kadın elinde sıcak bir sıvı hisseder:
"belki kanımın damladığı yere ekmeliyim seni sevgili, ne dersin?"
sol elinde çekirdekler, sağ elinde toprak kalıntısı... başını kaldırır, kuyuyu görür.
"sadece kuyu..."
çekirdekleri, kendi kanıyla ısınmış toprakta açtığı oyuğa özenle yerleştirir. Kuyuya doğru yürümeye başlar:
"sadece kuyu..."
Kuyudan su çekip can vereceği portakal ağacına doğru adım atar, atar, atar... Yavaşça, sadece toprağı nemlendirecek kadar su döker kızarmış toprağa.
"ilk suyunu verdim sevgili. Herkes verir ilk suyu. ama bu senin için bir ilk, değil mi? korkma, susuz bırakmayacağım seni. ben başkaları gibi değilim, ben de yaşadım solmayı, çürümeyi, düşmeyi; güçlülerin arasında kaybolmayı..."
gülümseyerek odasına gider kadın. tekrar hatırlar geçmişi. gözünden damlamak için canını dişine takmış yaşlarla, boğazındaki acıyla savaşır kadın. kapıya doğru iki adım attıktan sonra başını kaldırıp kuyuya bakar.
"arthur! seni özlemiştim!"
koşa koşa gider kuyunun yanına. sarılır:
"seni seviyorum sevgilim... susamışsındır, su getireyim sana."
kuyudan su çeker, gidip arthur'un toprağına döker, bol bol.
--------------
şimdi diyeceksiniz "neden yazdın bu kısa hikayeyi?". çünkü bu şarkıyı ne zaman dinlesem, hayalimde canlanıyor bu hikaye. beğendiyseniz ne mutlu bana, beğenmediyseniz zamanınızı çaldığım için özür dilerim.
moral bozukken dinlenmemesi gereken şarkılardan. o parmaklar piyanonun tuşlarına değil de insanın içine oturuyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar