bugün
- bir kadının ensemi okşaması9
- türk kızlarının keko adam sevmesi20
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi18
- fenerbahçeden mauri icardi bombesi4
- her şeye sarımsak koyan insan12
- asla dolandırılmayan insanların sırrı15
- olacak o kadar3
- arjantin milli futbol takımı9
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak3
- amarika'ya gidip pornolarda oynamak7
- geri zekalı demek hakaret mi19
- gençler iş beğenmiyor6
- çomarların osmanlıya özlem duyma sebebi3
- penis boyu takıntısı14
- mason greenwood mason mudur sorunsalı3
- şarjlı diş fırçası4
- köyden kente göçün görünen etkileri3
- seni onaracağım diyen kadın11
- şişman kızla sevgili olan erkek16
- kadına göbeğin yakıştığı gerçeği7
- evlenmek için para biriktirmek8
- marmaris datça yolu11
- seks'in icadı6
- çekici kadının tüm çekiciliğini götüren şeyler14
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız29
- çankaya belediyesi ne operasyon7
- sevgilinin sürekli eski sevgiliyi anlatması7
- hayat kalitesini düşüren şeyler12
- ben geldim4
- sözlükte sizi kim tanıyor27
- cevabı bilinmeyen sorular12
- pazara gidip kiraz çilek kayısı almak7
- bu devirde evlenen enayi erkek5
- sözlükte grup yapmak5
- evlenilecek insanın önce ailesine bakmak7
- kocan böyle sikebiliyo mu sorusuna verilecek cevap7
- arkadaşlar sapık mısınız5
- ağırlık çalışmak6
- ingiltere milli futbol takımı4
- 11 temmuz 2026 gümrük vergisi artışları2
- parliament4
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası6
- game of thrones'un tek cümlelik özeti3
- sevgili5
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek2
- karşılıklı artılaşmak4
- her sifon çekiminde 8 10 lt suyun harcanması3
- muzaffer diye kadın ismimi olur2
- yemekten parmak çıkması2
- sözlüğün ayık kafayla çekilmemesi6
fransızcada değirmen anlamına gelen kelime,aynı zamanda amelie filminin soundtrack ablümünde yer alan yann tiersenin bir eseri.çok güzel bir piyano sonatına sahiptir.
hava kararmaya başlamış, gökyüzünde yıldızlar belirmiştir. her zamankinden daha yorgundur beden, feri kaçmış gözlerinin önünden film şeridi gibi geçmektedir hayal kırıklıkları, mutlulukları... yann tiersen'in bünyeyi melankolik yapan eseri.
yann tiersen'in bu parçası yanılmıyorsam amelie filminin de soundtrackleri arasındadır. dinledikçe dinlendiren şarkıdır, alır götürür.
(bkz: moulin rouge)
yann tiersen'e sormuslar 'neden eserlerinizde soz kullanmiyorsunuz?' diye, cevap veriyor : 'soze kimin ihtiyaci var? muzik, benim kendimi, duygularimi ifade etmem icin yeterli.'. muzigin gucu nasil bir seydir ki, hic tanimadigimiz bir adamin bu parcayi bestelerken, calarken icinde bulundugu halet-i ruhiye, her dinledigimizde bizi esir aliyor? hakarete, yalana, hor gormeye, kalp kirmaya araci ettigimiz insan sesinden, kelimelerden bagimsiz, en berrak sekliyle. dilimiz farkliymis, medeniyetimiz uymazmis, o ozgurlukle, ben oryantalizmle yogrulmusum, o fransizmis, ben turkmusum.
muzigin evrensel kudreti boyle bir sey iste, hepimizin insan oldugunu, bir oldugunu hatirlatmakta, dinlemeyi bilene tabi...
muzigin evrensel kudreti boyle bir sey iste, hepimizin insan oldugunu, bir oldugunu hatirlatmakta, dinlemeyi bilene tabi...
bir kere dinleyince, içinizdeki savaşa ara verecek müziklerden belki de en önemlisi. müjdat gezen "sanat insanı onarır" tanımına cuk oturan eser.
(bkz: acıtır)
fr. değirmen.
amelie filmi soundtrack'ini dinlemekteydim ve muhteşem bir piyano sonatına şahit olmak gayet güzel oldu.
uyanıyor kadın, kıyafet niyetine üzerine sardığı çarşafı sürükleyerek kapıya doğru yürüyor. geriye dönüp bakınca gördüğü manzara önce geçmişini, sonra Arthur'u anımsatıyor. başı öne eğik halde kapı kolunu sarıyor parmaklarıyla. hafifçe ittirince aralanıyor kapı, güneş ışığı kadının gözlerini yararak ilerliyor vücudunda. Kadın kendine gelmeye başlıyor:
"kendimi ne zaman kaybettim? ne zamandır kendimden geçmiş halde yatıyorum?"
Yeşil yapraklı bahçesine bakıyor, yere düşmüş portakallara, limonlara göz atıyor. Yere düşmüş olmalarına rağmen renklerini, canlılıklarını, parlaklıklarını kaybetmemeleri canını yakıyor kadının.
"Meyveler bile benden daha güçlü."
Diğerlerinin arasında zor seçilen çürük portakalı alıyor eline:
"neden güçsüzsün? neden yıkıldın? rengin... rengin neden solgun böylesine? hadi gel, seni baştan yaratalım!"
Bıçağı alıyor eline:
" şimdi biraz canın yanacak sevgili, kalbini alacağım çünkü. sonra onu toprağa gömeceğim, kim bilir belki bereketli bir ağaç doğurursun?.."
Çürük portakalın tek bir hücresi bile anlamazken olanları, kadın başlamıştır bile bıçağı kalbine yaklaştırmaya. Portakalın suyu kadının elinden sararmış çimlere akarken kadın elinde sıcak bir sıvı hisseder:
"belki kanımın damladığı yere ekmeliyim seni sevgili, ne dersin?"
sol elinde çekirdekler, sağ elinde toprak kalıntısı... başını kaldırır, kuyuyu görür.
"sadece kuyu..."
çekirdekleri, kendi kanıyla ısınmış toprakta açtığı oyuğa özenle yerleştirir. Kuyuya doğru yürümeye başlar:
"sadece kuyu..."
Kuyudan su çekip can vereceği portakal ağacına doğru adım atar, atar, atar... Yavaşça, sadece toprağı nemlendirecek kadar su döker kızarmış toprağa.
"ilk suyunu verdim sevgili. Herkes verir ilk suyu. ama bu senin için bir ilk, değil mi? korkma, susuz bırakmayacağım seni. ben başkaları gibi değilim, ben de yaşadım solmayı, çürümeyi, düşmeyi; güçlülerin arasında kaybolmayı..."
gülümseyerek odasına gider kadın. tekrar hatırlar geçmişi. gözünden damlamak için canını dişine takmış yaşlarla, boğazındaki acıyla savaşır kadın. kapıya doğru iki adım attıktan sonra başını kaldırıp kuyuya bakar.
"arthur! seni özlemiştim!"
koşa koşa gider kuyunun yanına. sarılır:
"seni seviyorum sevgilim... susamışsındır, su getireyim sana."
kuyudan su çeker, gidip arthur'un toprağına döker, bol bol.
--------------
şimdi diyeceksiniz "neden yazdın bu kısa hikayeyi?". çünkü bu şarkıyı ne zaman dinlesem, hayalimde canlanıyor bu hikaye. beğendiyseniz ne mutlu bana, beğenmediyseniz zamanınızı çaldığım için özür dilerim.
"kendimi ne zaman kaybettim? ne zamandır kendimden geçmiş halde yatıyorum?"
Yeşil yapraklı bahçesine bakıyor, yere düşmüş portakallara, limonlara göz atıyor. Yere düşmüş olmalarına rağmen renklerini, canlılıklarını, parlaklıklarını kaybetmemeleri canını yakıyor kadının.
"Meyveler bile benden daha güçlü."
Diğerlerinin arasında zor seçilen çürük portakalı alıyor eline:
"neden güçsüzsün? neden yıkıldın? rengin... rengin neden solgun böylesine? hadi gel, seni baştan yaratalım!"
Bıçağı alıyor eline:
" şimdi biraz canın yanacak sevgili, kalbini alacağım çünkü. sonra onu toprağa gömeceğim, kim bilir belki bereketli bir ağaç doğurursun?.."
Çürük portakalın tek bir hücresi bile anlamazken olanları, kadın başlamıştır bile bıçağı kalbine yaklaştırmaya. Portakalın suyu kadının elinden sararmış çimlere akarken kadın elinde sıcak bir sıvı hisseder:
"belki kanımın damladığı yere ekmeliyim seni sevgili, ne dersin?"
sol elinde çekirdekler, sağ elinde toprak kalıntısı... başını kaldırır, kuyuyu görür.
"sadece kuyu..."
çekirdekleri, kendi kanıyla ısınmış toprakta açtığı oyuğa özenle yerleştirir. Kuyuya doğru yürümeye başlar:
"sadece kuyu..."
Kuyudan su çekip can vereceği portakal ağacına doğru adım atar, atar, atar... Yavaşça, sadece toprağı nemlendirecek kadar su döker kızarmış toprağa.
"ilk suyunu verdim sevgili. Herkes verir ilk suyu. ama bu senin için bir ilk, değil mi? korkma, susuz bırakmayacağım seni. ben başkaları gibi değilim, ben de yaşadım solmayı, çürümeyi, düşmeyi; güçlülerin arasında kaybolmayı..."
gülümseyerek odasına gider kadın. tekrar hatırlar geçmişi. gözünden damlamak için canını dişine takmış yaşlarla, boğazındaki acıyla savaşır kadın. kapıya doğru iki adım attıktan sonra başını kaldırıp kuyuya bakar.
"arthur! seni özlemiştim!"
koşa koşa gider kuyunun yanına. sarılır:
"seni seviyorum sevgilim... susamışsındır, su getireyim sana."
kuyudan su çeker, gidip arthur'un toprağına döker, bol bol.
--------------
şimdi diyeceksiniz "neden yazdın bu kısa hikayeyi?". çünkü bu şarkıyı ne zaman dinlesem, hayalimde canlanıyor bu hikaye. beğendiyseniz ne mutlu bana, beğenmediyseniz zamanınızı çaldığım için özür dilerim.
moral bozukken dinlenmemesi gereken şarkılardan. o parmaklar piyanonun tuşlarına değil de insanın içine oturuyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar