bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- aleksey batrakov23
- hayırlı ramazanlar uludağ sözlük3
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- tanımadığı kadına tokat atan adam17
- damla sakızlı muhallebi4
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- canın edirne ciğeri tavası çekmesi5
- emre belözoğlu6
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- kırıkkaleli olmak istemek7
- öylesine bir şeyler yaz5
- nükleer bomba5
- yagmurcu çık açıkla10
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- değişik meslekler4
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- 392
- iskilipli atıf hoca20
- arda güler'in ankara'da doğması3
- mazot 3 euro olabilirmiş4
- kablosuz mouse13
- okan buruk4
- arap götü9
- sözlük dedeleri6
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar3
- sözlük kürdü55
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- melis babadağ'ın ayakları3
- atatürk düşmanı5
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- seni içinin demir parmaklıklarından azat edeceğim3
- the elder scrolls vi3
- chpkk akpkk mhpkk2
- favlayan yazarın asıl amacı12
- 3 kasım 2026 villarreal psg maçı2
- yuzırların oyuncakları2
- durkheimın intihar teorisi6
- kale3112 tarzı entry girmek8
- cevheri güven4
- yazarların akşama dair planları7
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- yarın fenerbahçe liverpool maçı 20 45 te trt 1 de2
- doların 50 tl olması7
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- 35 yaşına gelmiş hala ayaklarını yalatmamış kız2
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
Gusle
Arnavutçadır.
Arnavutçadır.
Savunulmamış bir doktora tezinden notlar: (Belma Kurtişoğlu)
------------------------
Balkanlarda yaygın olarak ancak en çok Sırbistan, Arnavutluk (lahutë), Hırvatistan, Karadağ ve Bosna-Hersekte görülen çoğunlukla tek telli, uzun saplı, bir çalgıdır.
Genellikle akçaağaçtan veya istanbuldaki yapımcısı Hasan Gülerin belirttiği gibi Afrikadan gelen okume ağacından, gövdesi ve sapı birlikte oyularak yapılmaktadır. Ses kutusu oval, armudi veya yaprak biçiminde olabilir. Üzerine keçi derisi gerilir; Güler bu deriyi Kapalıçarşıdan bulduğunu belirtiyor ve devam ediyor deriyi raptiye ile geriyorum, eskiden ahşaptan yapılan mıh kullanırdım. Günümüzde daha çok misina kullanılmasına karşın aslında yaklaşık 40 at telinin birleşmesiyle oluşan tel, burgudan başlayıp perdesiz sapı aşarak gövdenin alt kısmındaki kuyruk takozuna bağlanmadan hemen önce eşikten geçmektedir.
Dengeyi sağlamak için ses kutusunun boyu ile sapı eşit uzunluktadır. Burgulukta farklı figürler kullanılabildiğinden çalgının boyu buna bağlı olarak değişebildiği gibi özellikle teli at kılından yapılanlar, bu telin uzunluğuna göre ayarlanmaktadır. 64 cm ile 80 cm arasında değiştiği görülmektedir.
Sol elin desteği ile hafifçe sola eğik bir şekilde dik tutularak tek dizin üzerine veya iki dizin arasına yerleştirilen çalgı gudalo adı verilen yayla çalınmaktadır. Özellikle burguluklara gösterilen özeni, kemer kısmı oldukça kavisli olan yayda bulmak zordur. Yayın telleri de at kılından yapılmakta olup çalgıya gerilen tellerin yarısı uzunluğundadır. en çok işaret ve orta parmağın tele dokunmasıyla çalınır. Gusli çalan kişi (guslar) aynı zamanda söyler, bu nedenle çalgının akordunu kendi ses sahasına göre yapar.
Maundan yapılan tek burgunun arkaya bakacak şekilde yerleştiği burguluk, bu çalgının en simgesel bölümüdür. Süslü olmasının yanı sıra, oyularak yapılan figürler, yapımcının ve icracının, çalınan müziğin içeriği ile de bağlantı kurarak oluşturduğu ulusal özellik taşımasına özen gösterilen temsili simgelerdir. Hayvan figürleri arasında at başı, kartal başı ve Arnavutların kullandıklarında Arnavutların simgesi olan çift başlı kartala sık sık rastlanmaktadır. Kullanılan bir başka figür ise yine ulusa göre değişen kahramanların portreleridir. Örneğin, tarih meraklısı yapımcı Güler, Bosnalı olmasıyla gurur duyduğu Sokullu Mehmet Paşanın ve birçok padişahın resmini burguluğa yerleştirmiştir. Atatürke duyduğu saygı ve sevgi nedeniyle onun portresini çalışmak istemektedir.
Deriden yapılan ses tablasının üzerinde farklı şekiller ortaya çıkaracak şekilde ufak ses delikleri bulunmaktadır. Ses kutusunun tabanına veya arkasına da ufak br ses deliği açılır. Guslar denilen gusle çalan kişi, çalgıyı oturarak, dizlerinin arasına sıkıştırıp, sapından sol eliyle destek verecek şekilde hafif eğik bir şekilde dik tutarak çalar. Tellere, elinin duruşunu değiştirmeden gerili tutulan işaret veya orta parmağını değdirir. Guslar kendi şarkısına eşlik ettiğinden, akortu da kendi ses aralığına göre yapar. Epik şarkıya eşlik etmenin dışında, giriş ve aranağme kısımlarını da çalar. Sarajevo, Belgrad ve Podgroricede guslar derneklerinin bulunması bu çalgının popülerliğini koruduğunu göstermektedir. Yugoslavya farklı devletlere bölünmeden önce ulusal kimliklerin bir sembolü ve bu kimlikleri oluşturmada araç olarak kullanılırdı.
Guslarske pjesme olarak adlandırılan guslenin eşlik ettiği epik şarkıları söylemek, 1930lu yıllara kadar bütün yerli etnik guruplarda ortak bir gelenekti. Daha sonra, guslar şarkıları, Sırplara has kültürel bir miras olarak algılanır oldu. Sonuç olarak, Müslüman kökenli çoğu epik şarkı söyleyenler, epik parçaların tarihsel yorumları Sırpların dikte ettiği tarihsel olayların resmi yapılandırmasına uymadığı için bu geleneklerini bırakmak zorunda kaldılar.
Diyatonik olarak akortlanan 11 ila 36 telli Rus Gusli ile ve üç telli tırnak ve parmak uçlarıyla çalınarak Bulgar Horolarına eşlik eden, kimi zaman gusla diye isimlendirilen gadulka ile karıştırılmamalıdır.
------------------------
Balkanlarda yaygın olarak ancak en çok Sırbistan, Arnavutluk (lahutë), Hırvatistan, Karadağ ve Bosna-Hersekte görülen çoğunlukla tek telli, uzun saplı, bir çalgıdır.
Genellikle akçaağaçtan veya istanbuldaki yapımcısı Hasan Gülerin belirttiği gibi Afrikadan gelen okume ağacından, gövdesi ve sapı birlikte oyularak yapılmaktadır. Ses kutusu oval, armudi veya yaprak biçiminde olabilir. Üzerine keçi derisi gerilir; Güler bu deriyi Kapalıçarşıdan bulduğunu belirtiyor ve devam ediyor deriyi raptiye ile geriyorum, eskiden ahşaptan yapılan mıh kullanırdım. Günümüzde daha çok misina kullanılmasına karşın aslında yaklaşık 40 at telinin birleşmesiyle oluşan tel, burgudan başlayıp perdesiz sapı aşarak gövdenin alt kısmındaki kuyruk takozuna bağlanmadan hemen önce eşikten geçmektedir.
Dengeyi sağlamak için ses kutusunun boyu ile sapı eşit uzunluktadır. Burgulukta farklı figürler kullanılabildiğinden çalgının boyu buna bağlı olarak değişebildiği gibi özellikle teli at kılından yapılanlar, bu telin uzunluğuna göre ayarlanmaktadır. 64 cm ile 80 cm arasında değiştiği görülmektedir.
Sol elin desteği ile hafifçe sola eğik bir şekilde dik tutularak tek dizin üzerine veya iki dizin arasına yerleştirilen çalgı gudalo adı verilen yayla çalınmaktadır. Özellikle burguluklara gösterilen özeni, kemer kısmı oldukça kavisli olan yayda bulmak zordur. Yayın telleri de at kılından yapılmakta olup çalgıya gerilen tellerin yarısı uzunluğundadır. en çok işaret ve orta parmağın tele dokunmasıyla çalınır. Gusli çalan kişi (guslar) aynı zamanda söyler, bu nedenle çalgının akordunu kendi ses sahasına göre yapar.
Maundan yapılan tek burgunun arkaya bakacak şekilde yerleştiği burguluk, bu çalgının en simgesel bölümüdür. Süslü olmasının yanı sıra, oyularak yapılan figürler, yapımcının ve icracının, çalınan müziğin içeriği ile de bağlantı kurarak oluşturduğu ulusal özellik taşımasına özen gösterilen temsili simgelerdir. Hayvan figürleri arasında at başı, kartal başı ve Arnavutların kullandıklarında Arnavutların simgesi olan çift başlı kartala sık sık rastlanmaktadır. Kullanılan bir başka figür ise yine ulusa göre değişen kahramanların portreleridir. Örneğin, tarih meraklısı yapımcı Güler, Bosnalı olmasıyla gurur duyduğu Sokullu Mehmet Paşanın ve birçok padişahın resmini burguluğa yerleştirmiştir. Atatürke duyduğu saygı ve sevgi nedeniyle onun portresini çalışmak istemektedir.
Deriden yapılan ses tablasının üzerinde farklı şekiller ortaya çıkaracak şekilde ufak ses delikleri bulunmaktadır. Ses kutusunun tabanına veya arkasına da ufak br ses deliği açılır. Guslar denilen gusle çalan kişi, çalgıyı oturarak, dizlerinin arasına sıkıştırıp, sapından sol eliyle destek verecek şekilde hafif eğik bir şekilde dik tutarak çalar. Tellere, elinin duruşunu değiştirmeden gerili tutulan işaret veya orta parmağını değdirir. Guslar kendi şarkısına eşlik ettiğinden, akortu da kendi ses aralığına göre yapar. Epik şarkıya eşlik etmenin dışında, giriş ve aranağme kısımlarını da çalar. Sarajevo, Belgrad ve Podgroricede guslar derneklerinin bulunması bu çalgının popülerliğini koruduğunu göstermektedir. Yugoslavya farklı devletlere bölünmeden önce ulusal kimliklerin bir sembolü ve bu kimlikleri oluşturmada araç olarak kullanılırdı.
Guslarske pjesme olarak adlandırılan guslenin eşlik ettiği epik şarkıları söylemek, 1930lu yıllara kadar bütün yerli etnik guruplarda ortak bir gelenekti. Daha sonra, guslar şarkıları, Sırplara has kültürel bir miras olarak algılanır oldu. Sonuç olarak, Müslüman kökenli çoğu epik şarkı söyleyenler, epik parçaların tarihsel yorumları Sırpların dikte ettiği tarihsel olayların resmi yapılandırmasına uymadığı için bu geleneklerini bırakmak zorunda kaldılar.
Diyatonik olarak akortlanan 11 ila 36 telli Rus Gusli ile ve üç telli tırnak ve parmak uçlarıyla çalınarak Bulgar Horolarına eşlik eden, kimi zaman gusla diye isimlendirilen gadulka ile karıştırılmamalıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar