bugün
- ctrlx19
- gürcistan21
- abdullah öcalan9
- insan olmak5
- ilgi isteyen kız16
- biyolojik antropoloji3
- yaprak dökümü ali rıza bey6
- hewal ebo17
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- lahmacunu elle yiyen kız13
- kuran da namaz yok21
- kahvaltıda kavurma yiyen kız tatlılığı9
- seksi bırakmak3
- türkiye nin en güzel şehrinin istanbul olması6
- en iyi simit hangi şehirdedir12
- kagemusha2
- bu kim aq4
- gece çölde deveyle yol alırken dinlenecek şarkılar5
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi10
- hatay suriye nindir diyen esad yanlısı4
- ben ıspartada yaşıyorum7
- billurları çiğ yemek4
- domino s pizza2
- çay içen kız3
- iki sözlük kızının kavga etmesi4
- kahveye değil mekana para veriyorsunuz7
- türk kızı3
- herkesin artık tanım yapması6
- yukarı kattan gelen ahh sesi8
- deep web ile dark web'in farkı3
- öğle yemeği ne yiyeceğiz sorunsalı5
- bursa vs edirne7
- almanya9
- şekersiz çay içenlerin takdir beklemesi5
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- velvet'e aşık olmamak mümkün değil6
- 30 temmuz 2026 iran'ın abd üssüne saldırısı5
- su içmeyi unutmayalım4
- flörtleşme algoritması2
- anın görüntüsü15
- güne bir şarkı bırak16
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- ısparta simidi8
- fransa2
- bot yazar gibi entry giriyoruz4
- kendine bir öğüt ver7
- türkiye nin en güzel camisi3
- pkk4
- sümerler semitik miydi3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
en büyük yalancılardan biridir. ayrıca sanatı ve sanatçıyı sevmez
fransız fabl yazarı.
şerefsizin önde gidenidir. onun bunun arkasından atar tutar. gelsin yüzüme söylesin...
çeşme demek fransızcada
batı düşünce tarzını, bireyselliği, egoizmi ve kapitalazmin acımasızlığını yüz yıllar önce masum hikayeler kamuflajıyla sunmuş adam. bunun ve aisopos gibilerinin yüzünden çok güzel bir bireysel dünya oluştu. ellerine sağlık.
olayın son noktası için
(bkz: la fontaine masalları)
(bkz: la fontaine masalları)
Zamanında davranmasını bilmedikten sonra konuşmanın hiçbir yararı yoktur.*
Yazdığı fabl eserleri ile tanınmıştır.La Fontaine, kötüyü göstererek iyinin ne olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Ancak şiirlerini okuyan çocuklarda herhangi bir açıklama yapılmazsa tam ters etkinin hasıl olduğu da bir gerçektir.Masalları toplam olarak 238 adet olup, 12 kitapta toplanmıştır. 1668'de basılan ilk altı kitabında 124 masal vardır ve bunlar birinci cildi meydana getirir. ikinci cilt 1678'de basılan beş kitaptır. En son 1694'de bastırdığı üçüncü cilt ise tek kitaptan ibarettir.
Eserleri birçok dile tercüme edilmiştir. Ancak hiçbir tercüme orijinalindeki sadelik ve çekiciliği verememiştir.
Türkçeye ise, Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret ve Orhan Veli Kanık tarafından çevrilmiştir.ayrıca tavşanla kurbağalar adlı masalı vardır. bunun gibi birçok hikaye yazmıştır.
Türkçeye ise, Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret ve Orhan Veli Kanık tarafından çevrilmiştir.ayrıca tavşanla kurbağalar adlı masalı vardır. bunun gibi birçok hikaye yazmıştır.
masallarında hayvanların belirgin özelliklerini kullanarak dersler veren ünlü fransız şairidir.
fabl nazım biçimi veya intak söz sanatı konu anlatımlarında örnek olarak verilen yegane eserlerin yazarı *
La Fontaine, tam adıyla Jean De La Fontaine, 1621 ile 1695 yılları arasında yaşamış Fransız yazar. Masalları dilden dile dolaşan bu ünlü yazar; uzun yıllar ormanlık bir bölgede yaşamış olduğundan mı bilinmez, eserlerine konu aldığı hayvanlar sürekli konuşurlar. onun eserlerinde, Olaylar şiirsel bir dille anlatılır. Çok etkileyicidirler, öyle ki, sadece çocuklar değil büyükler de severek dinler bu masalları...
yakında kitapları türkiyede dizi yapılıp kemikleri sızlatılacak yazar.
"Yazdığı fabl eserleri ile tanınmıştır. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Paris'te kolejde okudu. Hukuk tahsili yaptı. Papaz yetiştirilmek istenildi. Lise de kiliseden ayrıldı. Okul hayatında başarılı bir öğrenci olamadı. Gençliğinde baba mesleği olan orman ve su kanalları işleriyle uğraştı. Çeşitli memurluklarda bulunmuş, düzensiz bir hayat yaşamıştır." yaşam tarzı bir nebze şahsıma benzeyen kişi. yalnız ben alıntılarımı açık açık yazarım. yani en azından ben olsam eserlerin sonuna şöyle yazardım: bu eser beydaba'dan esinlenerek yazılmıştır. değil mi ama?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Jean_de_La_Fontaine
http://tr.wikipedia.org/wiki/Jean_de_La_Fontaine
ağustos böcekleriyle ne alıp veremediği varsa artık, yüzyıllardır bize "ağustos böcekleri tembeldir, yazın şarkı söyleyip saz çalarlar" yalanını yutturmaya çalışan fabl yazarı. bu iftirayla ağustos böceklerinin ruhunda ne denli büyük yaralar açmıştır kimbilir. allah için biri de çıkıp "ortada şarkı söyleyen yok, ağustos böcekleri doğaları gereği yumurtalarını sıcak tutmak için ağaçlara sürtünüyor, bu sürtünüş sebebiyle o ses çıkıyor" demedi. kendisini kınadım. evet.
(bkz: Jean de La Fontaine) Fransız şairi (1621-1695). orman ve Sular idaresi yöneticilerinden birinin oğlu olan La Fontaine, babasının yerine aynı görevi almıştı... görevi ona çok boş zaman bırakıyordu, ama buradan aldığı para geçimine yetmiyordu. O da bu yüzden edebiyata atıldı ve her telden çalmağa başladı: şiir, roman, hikâye, güldürü, opera yazdı. Yazdığı çeşitli eserler kısa bir süre içinde ona ün kazandırdı (özellikle Rabelais ve Boccaccio tarzında yazdığı Hikâyeler) maliye nazırı Fouquet onu himayesine alıp maaş bağladı. Fouquet gözden düşüp yargılandığı zaman La Fontaine ona sadık kalan birkaç kişiden biri oldu. Kırk yedi yaşında Masallar'mı yayımladı bunların bazıları gözden düşen koruyucusunun başına gelen felaketlerden esinlenmiştir.
fabl ını sevdiğim; bilmez ki konuşturup durduğu hayvanlar insanlaşmayı istemedi hiç; küfrün en kezzap yerinde hayvan!laşmayı kendilerine hak görse de çoğu zaman, insanlar..
zira insanlar; kendi egemenlik alanını belirlemek için ağaçların altına sidik fışkırtıp, sonra kendini bu sidiğin sınırları içinde güvenli hisseden köpeklere benziyordu; tasmalandıklarında da, tasalandıklarında da olur olmaza..
ya da aynı insanlar; arabaların arkasından amaçsızca koşturan köpekler gibi hır-la-gür, onları yakalasa da ne yapacağını bilemeyen..
veya sırf öttükleri için güneşin doğduğunu sanan horozlar; ya da işte fareler ve insanlar ama işte illa ki
paramparça aşklar ve köpekler yine..
fabl ına yandığım; kurt-kuzu-sal masalı anlat bana, içinde insan bol olsun..
zira insanlar; kendi egemenlik alanını belirlemek için ağaçların altına sidik fışkırtıp, sonra kendini bu sidiğin sınırları içinde güvenli hisseden köpeklere benziyordu; tasmalandıklarında da, tasalandıklarında da olur olmaza..
ya da aynı insanlar; arabaların arkasından amaçsızca koşturan köpekler gibi hır-la-gür, onları yakalasa da ne yapacağını bilemeyen..
veya sırf öttükleri için güneşin doğduğunu sanan horozlar; ya da işte fareler ve insanlar ama işte illa ki
paramparça aşklar ve köpekler yine..
fabl ına yandığım; kurt-kuzu-sal masalı anlat bana, içinde insan bol olsun..
sözü ve müziği soner sarıkabadayı'ya ait, murat dalkılıç'ın seslendirdiği eğlenceli bir yaz şarkısı.
erdil yaşaroğlu'nun harika bi esprisine sebebiyet vermiş kişilik .
- nasılsınız , bay fontaine .
+ bana ismimle hitap edin lütfen .
- naber la .
+ ....
- nasılsınız , bay fontaine .
+ bana ismimle hitap edin lütfen .
- naber la .
+ ....
biliyorum yandı gemiler
beni gören seni bana diler
belki de kapına dayandı çoktan yeniler
bir rüzgar esince saçların
dalga dalga dalgalanır ya
görünenden derin yamaçların
sonra sonra algılanır ya
ne kadar güzel büyülü bir kokun var
sen görmeden bir yel eser senden
nasıl bir ses tonun var ne söylesen
masal gelir la fontaine'den
gibi sempatik sözleri olan murat dalkılıç şarkısı.
beni gören seni bana diler
belki de kapına dayandı çoktan yeniler
bir rüzgar esince saçların
dalga dalga dalgalanır ya
görünenden derin yamaçların
sonra sonra algılanır ya
ne kadar güzel büyülü bir kokun var
sen görmeden bir yel eser senden
nasıl bir ses tonun var ne söylesen
masal gelir la fontaine'den
gibi sempatik sözleri olan murat dalkılıç şarkısı.
sabahtan beri dile dolanan murat dalkılıç 45liği.
Küçüklüğümüzden beri zevkle okuduğumuz şimdide çocuklarımıza okutturduğumuz ,bize hayvanları sevdiren, anlayana kıssadan hisseler sezdiren fabl yazarıdır.
çok zekice bir altmetinle desteklenmiş, kıpırdak şarkı.
şöyle ki; la fontaine gay dili -daha doğru bir tabirle argosu- olarak bilinen lubuncada "telefon" anlamına geliyor.*
"ne söylesen masal gelir la fontaine den" derken esasında "ne söylesen masal gelir telefondan" denmek isteniyor.
klip boyunca tepeden sarkan uzun kulaklık kabloları da telefon kablolarını anımsatıyor. direkt telefon kullanmak yerine böyle bir tercihte bulunmaları da bence zekice olmuş. hiçbir şey göze batmıyor.
şöyle ki; la fontaine gay dili -daha doğru bir tabirle argosu- olarak bilinen lubuncada "telefon" anlamına geliyor.*
"ne söylesen masal gelir la fontaine den" derken esasında "ne söylesen masal gelir telefondan" denmek isteniyor.
klip boyunca tepeden sarkan uzun kulaklık kabloları da telefon kablolarını anımsatıyor. direkt telefon kullanmak yerine böyle bir tercihte bulunmaları da bence zekice olmuş. hiçbir şey göze batmıyor.
ayrıca şu aralar beni hayata bağlayan tek şey olduğunu farkettim. ilginç.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar