1. 1.
    tdk'nın tanımına göre kutuplaşmak:
    "Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak."
    türkiye'de son yıllarda giderek arttığını üzülerek gözlemlediğim durum. yalnız tdk tanımındaki gibi sadece iki karşıt grubun olduğu bir kutuplaşma değil ülkemizdeki. farklı konularda birçok kutuplaşma mevcut ülkemizde. bu noktada bir şeyi belirtmeden geçememem gerekir. kutuplaşmadan kastım demokratik bir toplumda farklı görüşlere sahip grupların olması değil kesinlikle. bilakis, farklı görüşler demokratik düzenin gereksinimleridir ve olmalıdırlar. fakat bu görüş ayrılığının yine demokratik düzenin gereksinimi olan karşılıklı saygı ortamında gerçekleşmesi gerekir. türkiye'de bu saygı mefhumunun eksikliği açık olarak gözükmekte. bir grup kendi gibi düşünmeyen diğer grupları geleceğine yönelik bir tehdit olarak görüyor. ve bu içten içe düşmanlığı tetikliyor. bu gerçekten çok tehlikeli bir durum. etnik çatışmalar da hiçbir zaman olmadığı kadar yoğunlaşmış durumda. karşısındaki insana sadece kökeninden dolayı önyargıyla yaklaşan birçok insanımız var. ve bu tavırlarında bir yanlışlık görmemekteler. bu noktada günümüzde oldukça popüler olan, deyim yerindeyse herkesin ağzına pelesenk ettiği, "dış mihraklar ve türkiye üzerinde oynadıkları oyunlar" söylemini dillendirenler olacaktır mutlaka. dış mihrakların olduğunu ve türkiye üzerinde çeşitli oyunlar oynadıklarını inkar etmiyorum. şüphesiz ki kapitalist düzende egemen devletler çıkarları gereğince dünyanın çeşitli bölgelerinde bu tip oyunlar oynuyorlar. yalnız, tek suçu dış mihraklara atıp kendimizi sütten çıkmış ak kaşık gibi görmek safdillik olur. böyle oyunların oynanabilmesi için öncelikle bu amaca uygun bir zemin olması gerekir.
    toplum olarak bu zeminin oluşturulmasına çok büyük katkılarımız oldu, olmaya da devam ediyor. birileri bizi uç noktalara itmeye çalışıyor ve biz de hiç itiraz etmeden uçlarda yerimizi alıyoruz. çıkarları uğruna toplumun her türlü hassas noktalarını popülizm politikalarına alte eden insanlar istediklerini kolayca elde ediyorlar. çünkü dediğim gibi gerekli zemin fazlasıyla mevcut. yeter ki bu insanlar karşı görüşte olduğumuz gruba üstünlük sağlayabilsinler.
    80 öncesi, soğuk savaş döneminin de etkisiyle toplum iki kutba ayrılmıştı. bu kutuplaşmanın bedelini nasıl bir şekilde ödediğimiz çok açık bir şekilde ortada. (bkz: 12 eylül). darbe çıkar sahiplerine zarar vermedi bilakis onlar kazançlarını daha çok arttırdılar. 80 öncesi aşırı uçlarda gezinenlerin bugünün zengin işadamları olması bu durumu yeterince açıklıyor sanırım.
    günümüzdeki durum 80 öncesine göre oldukça farklı. toplumumuz birden fazla kutba ayrılmış durumda. laik-irticacı, sağcı-solcu(eskisi kadar olmasa da hala mevcut), türk-kürt gibi.
    kutuplaşma olgusuna karşı çıkanlar da olacaktır. "biz asırlardan beri bu topraklar üzerinde kardeşçe yaşıyoruz" diyeceklerdir. evet yaşıyorduk, ama toplumumuzdaki bu erdemi yavaş yavaş kaybediyoruz. bu yüzden, bence önümüzdeki en büyük tehlike irtica, komunizm, kürtler, yunanlılar ya da dış mihraklar değil giderek artan kutuplaşmadır. diğer tehditler kutuplaşmayı körüklemek için oluşturulmuştur, maalesef amaçlarına da ulaşmışlardır. çözümün ne derseniz; hoşgörü derim, sadece hoşgörü. "ne olursan ol gel" diyebilecek kadar hoşgörü. Allah sonumuzu hayır etsin.
    3 ... dersini almis da ediyor ezber
  2. 2.
    çetin altan'in nerdeyse her kö$e yazisinda bulunan kelime.
    ... zehir
  3. 3.
    yani işte ergenekon operasyonunu savunanların akpci, savunmayanların da darbeci olarak etiketlenmesi sonrasında meydana gelen bir şey anladığım kadarıyla, değil mi?
    ... marazismail
  4. 4.
    Toplumun siyasal alanda birbirlerine zıt iki kutuba ayrılmasıdır. Bir grubun doğruları karşı grup tarafından inadına yanlış olarak kabul edilir. Aynı grubun yanlışları yine kendilerince doğru olarak algılanır. Aklın, ve vicdanın susup yerine hırs, kibir ve kin gibi dürtülerin girdiği bir kör karanlıktır kutupkaşma.
    2 ... malazgirt40
  5. 5.
    (bkz: n s)
    ... pillars of creation
  6. 6.
    evet kutuplaştık; "...Yandaş, Yalaka ve Yavşaklar Bir Tarafa
    Onurlu, Şerefli, Üreten Emekçiler ve Vatansever insanlar Bir Tarafa..." (Can Yücel)
    ... uludagdayim sende gel