bugün
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı26
- sözlükteki kızların bilgisiz olması15
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- kerem aktürkoğlu5
- fenerbahçe12
- kuantum fiziğine sahip kadın6
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- midye dolma5
- domdom biraderin münih te yaşaması4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- yazılımcının flört algoritması3
- gocu3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
- futbol14
- kadıköy5
- simge sağın'ın sahnede giydiği tayt4
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- ismet gürbüz beyin tırnakları4
- bundesliga3
- en son ne aldınız16
- anın görüntüsü22
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- erkek komedyenlerin komik olmaması gerçeği3
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemenin ahlakı4
- deli divane dizisi4
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- rüya3
- efendi erkek5
- osuruğun maddenin hangi hali olduğu sorusu4
- atatürk düşmanı facebook dayısı5
- bik bik 219
- tayta duyulan yoğun ilginin kaynağı3
- heidegger benimle ol3
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum6
- türk usulü ödeyelim diyen alman3
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- evde makyaj malzemesi yapmak4
- senin gibisi yok4
- gece gece aniden gelen kelle paça içme hissi3
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı19
- clemence baptista4
- iki kere kiki4
- kızın haberi yokken fotoğrafıyla şarkı yapmak3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı16
bir çocuk için bakkala çaktırmadan içinde taso var mı diye cipsleri kurcalamaktır. bir bakkal için "kaşarım kötü abi, beyaz peynir keseyim sana" deyip elinde kalan beyaz peyniri kakalamaktır.
charlotte fiona freyja nickli yazarın, bilmem kaç küsur erkeği birlikte idare edip, mesaj yoluyla "kocişim" diye hitap edip şuh ve titrek orgazmlara gark olması kurnazlığı, aklıma geçmişten hatırladığım kurnazlıkları getirdi...
mesela aklıma geçmişte uyanık bir türk vatandaşının marlboro'yu mahkemeye vermiş olduğu geldi... elli milyon dolar istiyordu. Paketin üzerinde sigaranın sağlığa zararlı olduğu yeterince büyük yazılmamış, vatandaş da sigaranın zararlı olduğunu daha önce hiç duymamışmış, çok bozulmuş... ne oldu acaba akıbeti?
Öyle ya, ayağı kaldırıma takıldı diye belediyeye dava açıp milyon dolar isteyen, kedisini sokup öldürdüğü mikrodalga fırının üzerinde "kedi kurutmada kullanılmaz" yazmadığı için üretici firmayı mahkemeye verip milyon dolar isteyen Amerikalı uyanıktı da, biz enayi miydik?
tam bunları hatırlarken aklıma daha da bomba bir kurnazlık hikayesi geldi!
Bir başka vatandaşımız, ingiltere ve Fransa hükümetlerine karşı şu ünlü Avrupa insan Hakları Mahkemesi'nde dava açmıştı.
Tam bir milyar dolar istiyordu, bir milyar dolar!
Neden mi? Çanakkale'ye saldırmış oldukları için!
Olay tam doksan sene evvel cereyan etmiş ama o bugünkü hükümetlerden davacı olmuştu. Zarar yok, "devletin sürekliliği" ilkesi var ya, herifler doksan sene önce yapıldığı ileri sürülen sözde Ermeni soykırımının hesabını bugün bizden sormuyorlar mıydı?
Fakat vatandaşımızın dava dilekçesinde öne sürdüğü gerekçe hepsine tuz biber ekiyordu;
Davacı, söz konusu hükümetleri, Çanakkale saldırısını "insanlık değerini hiçe sayarak başlatmış olmakla" suçluyordu.
Bildiğimiz kadarıyla Çanakkale'de zehirli gaz kullanılmadı. Kaldı ki, zehirli gazı 1916 yılında batı cephesinde ilk başlatanlar, müttefikimiz Alman hükümeti ve ordusudur. Yani, "bizimkiler"!
Atom bombası da, bildiğimiz kadarıyla Çanakkale'den tam otuz yıl sonra atıldı.
Ne zamandan beri toplu tüfekli "klasik" cephe saldırıları "insanlık değerlerini hiçe saymak" sayılıyordu acaba?
Gene bildiğimiz kadarıyla, ingiliz ve Fransız hükümetleri bize savaş ilan etmemişlerdi, tam tersine, biz onlara ettik!
Etmeden önce de, Osmanlı üniforması giymiş Alman bahriyelileri, Osmanlı bayrağı çekilmiş Alman gemileriyle gidip Rusya'nın Karadeniz kıyısını bir güzel bombalamışlardı... Yani sahtekarlık da yaptık... Bu olaydan da Osmanlı hükümetinde yalnızca dört kişinin haberi vardı... Ya şimdi de Putin bizim Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nı mahkemeye verirse?
Sen herifin müttefikine saldıracaksın, herif onlarla yapmış olduğu anlaşma gereği sana yanıt verince kabahatli olacak. Üstelik Çanakkale saldırısı da, savaşın başlamasından tam yedi buçuk ay, bizim savaşa girmemizden tam beş ay sonra... Azıcık gecikmiş bir yanıttı.
Davacı vatandaş ayrıca söz konusu hükümetleri bu saldırıyı yapmakla "Türkiye'nin büyümesini ve toplumun gelişmesini on yıllarca geciktirmiş" olmakla da suçluyordu.
Davacı vatandaş ya okul sıralarında işi kuşbazlığa vurup tarih derslerini kırdığı için ya da hiç mi hiç okul yüzü görmediğinden, bunları duymamıştı.
Ya da "Türk'e Türk propagandasının" etkisinde kalmıştı.
Ya da bir yerlerden "Avrupa insan Hakları Mahkemesi para dağıtıyor abi" şeklinde bir duyum almış olmalıydı...
Sorun sanırım, "Çanakkale muharebelerini kurtuluş savaşımızın bir parçası sanmaktan" kaynaklanıyordu. "Her iki filmde de Atatürk oynuyor" şeklinde algılıyorlar ya... Oysa ikisinin arasında altı yıl vardır.
bu dava da ne oldu bilmiyorum ama sanırım bir şey çıkmamıştır...
Fakat benim korkum da şu; Ya herifler de bizden Süveyş Kanalı'na saldırdığımız için bir milyar sterlin isterlerse ne olacak?
Efendim? Öyle bir şey mi vardı? "Sözde kanal seferi"...
Genel kültür, adamı durduk yerde madara olmaktan korur. Genel kültür edininiz sevgili yazarlar. Çok faydalıdır.
mesela aklıma geçmişte uyanık bir türk vatandaşının marlboro'yu mahkemeye vermiş olduğu geldi... elli milyon dolar istiyordu. Paketin üzerinde sigaranın sağlığa zararlı olduğu yeterince büyük yazılmamış, vatandaş da sigaranın zararlı olduğunu daha önce hiç duymamışmış, çok bozulmuş... ne oldu acaba akıbeti?
Öyle ya, ayağı kaldırıma takıldı diye belediyeye dava açıp milyon dolar isteyen, kedisini sokup öldürdüğü mikrodalga fırının üzerinde "kedi kurutmada kullanılmaz" yazmadığı için üretici firmayı mahkemeye verip milyon dolar isteyen Amerikalı uyanıktı da, biz enayi miydik?
tam bunları hatırlarken aklıma daha da bomba bir kurnazlık hikayesi geldi!
Bir başka vatandaşımız, ingiltere ve Fransa hükümetlerine karşı şu ünlü Avrupa insan Hakları Mahkemesi'nde dava açmıştı.
Tam bir milyar dolar istiyordu, bir milyar dolar!
Neden mi? Çanakkale'ye saldırmış oldukları için!
Olay tam doksan sene evvel cereyan etmiş ama o bugünkü hükümetlerden davacı olmuştu. Zarar yok, "devletin sürekliliği" ilkesi var ya, herifler doksan sene önce yapıldığı ileri sürülen sözde Ermeni soykırımının hesabını bugün bizden sormuyorlar mıydı?
Fakat vatandaşımızın dava dilekçesinde öne sürdüğü gerekçe hepsine tuz biber ekiyordu;
Davacı, söz konusu hükümetleri, Çanakkale saldırısını "insanlık değerini hiçe sayarak başlatmış olmakla" suçluyordu.
Bildiğimiz kadarıyla Çanakkale'de zehirli gaz kullanılmadı. Kaldı ki, zehirli gazı 1916 yılında batı cephesinde ilk başlatanlar, müttefikimiz Alman hükümeti ve ordusudur. Yani, "bizimkiler"!
Atom bombası da, bildiğimiz kadarıyla Çanakkale'den tam otuz yıl sonra atıldı.
Ne zamandan beri toplu tüfekli "klasik" cephe saldırıları "insanlık değerlerini hiçe saymak" sayılıyordu acaba?
Gene bildiğimiz kadarıyla, ingiliz ve Fransız hükümetleri bize savaş ilan etmemişlerdi, tam tersine, biz onlara ettik!
Etmeden önce de, Osmanlı üniforması giymiş Alman bahriyelileri, Osmanlı bayrağı çekilmiş Alman gemileriyle gidip Rusya'nın Karadeniz kıyısını bir güzel bombalamışlardı... Yani sahtekarlık da yaptık... Bu olaydan da Osmanlı hükümetinde yalnızca dört kişinin haberi vardı... Ya şimdi de Putin bizim Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nı mahkemeye verirse?
Sen herifin müttefikine saldıracaksın, herif onlarla yapmış olduğu anlaşma gereği sana yanıt verince kabahatli olacak. Üstelik Çanakkale saldırısı da, savaşın başlamasından tam yedi buçuk ay, bizim savaşa girmemizden tam beş ay sonra... Azıcık gecikmiş bir yanıttı.
Davacı vatandaş ayrıca söz konusu hükümetleri bu saldırıyı yapmakla "Türkiye'nin büyümesini ve toplumun gelişmesini on yıllarca geciktirmiş" olmakla da suçluyordu.
Davacı vatandaş ya okul sıralarında işi kuşbazlığa vurup tarih derslerini kırdığı için ya da hiç mi hiç okul yüzü görmediğinden, bunları duymamıştı.
Ya da "Türk'e Türk propagandasının" etkisinde kalmıştı.
Ya da bir yerlerden "Avrupa insan Hakları Mahkemesi para dağıtıyor abi" şeklinde bir duyum almış olmalıydı...
Sorun sanırım, "Çanakkale muharebelerini kurtuluş savaşımızın bir parçası sanmaktan" kaynaklanıyordu. "Her iki filmde de Atatürk oynuyor" şeklinde algılıyorlar ya... Oysa ikisinin arasında altı yıl vardır.
bu dava da ne oldu bilmiyorum ama sanırım bir şey çıkmamıştır...
Fakat benim korkum da şu; Ya herifler de bizden Süveyş Kanalı'na saldırdığımız için bir milyar sterlin isterlerse ne olacak?
Efendim? Öyle bir şey mi vardı? "Sözde kanal seferi"...
Genel kültür, adamı durduk yerde madara olmaktan korur. Genel kültür edininiz sevgili yazarlar. Çok faydalıdır.
kurnazlık herşeyden önce korkunun ifadesidir, bu yüzden de kadınlara ve çocuklara özgüdür.
toplumda yaygın şekilde olduğunu düşünüyorum. onun yerine dürüstlük ve açıklık daha yaygın olsaydı keşke.
Kimi doğuştan kurnaz kimi sonradan, kimi de bazan ve kendini uyanık sanan, halbuki çoğu zaman ayakta uyuyan, baltayı taşa vuran ve ancak ölünce uyanan..
kendinden yana olmamak değil mesele..
kendinden yana olurken birilerine zarar vermek...
dahası bunun sonucunda, onlar sana zarar vermiş süsü vermek falan..
köylü kurnazı falan derler...
köylüden kasıt ilkellik ise ben bunlardan ala ilkelini de bilmiyorum ayrıca.
kendinden yana olurken birilerine zarar vermek...
dahası bunun sonucunda, onlar sana zarar vermiş süsü vermek falan..
köylü kurnazı falan derler...
köylüden kasıt ilkellik ise ben bunlardan ala ilkelini de bilmiyorum ayrıca.
bundan bahsedildiginde hic ustume alınmıyorum.
raat olun.
bende yok.
icim dısım bir benim.
niyetim de hep halis.
siz cok katakullili olunca septik oluyorsunuz. herkesi kendiniz gibi zannediyorsunuz.
raat olun.
bende yok.
icim dısım bir benim.
niyetim de hep halis.
siz cok katakullili olunca septik oluyorsunuz. herkesi kendiniz gibi zannediyorsunuz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar