bugün
- şuan sözlükte fingirdeyen yazarlar7
- siber istihbaratta teknik derinlik4
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı5
- sosyal olarak başarısız insanlar4
- sözlük kızlarının çok sıkıcı olması3
- birazdan geliyorum2
- tomşak dudaklı kezo4
- acıktım lan3
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- arkadaşlar aranızda rüya tabiri yapabilen var mı3
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- memleketime şiir3
- bilgi içerikli başlık girmek3
- saraca092
- çerçeve yasa31
- kitap okuma alışkanlığı4
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- romelu lukaku9
- backrooms3
- türbede dua etmenin şirk olması13
- g i l d e d l i l y10
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- anahtarı evde unutmak2
- don giymemek3
- manchester by the sea2
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- ama kafamız nasıl güzel2
- muslettin amca3
- ioc'dan identity graph a2
- yarından sonraki güne ne denir3
- hızır aleyhisselam ile görüşülebilir mi5
- eteğin altına pantolon giyen kız2
- 29 mayıs 19762
- bugün de ölmedik2
- bir güneşe bir de sana bakamam3
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- 12 ağustos 2026 trump'a truth social davası2
- kpss 20262
- sokakta öpüşmek7
- fazladan ölümsüzlük iksiri olan var mı4
- yurt dışı çıkış harcı8
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- engelleyen insan kibri6
- barda yanınıza oturan aslında seri katil olan adam2
- özgür özel15
tarihte atatürk büstüne ilk saldırıyı yaptırtan kişi.
alıntı ;
Kemal Pilavoğlu, klasik tarikat şeyhlerine benzemezdi, sakalı makalı yoktu, hergün traş olur, takım elbise giyer, kravat takardı. Janti şeyhti yani Müritlerine tahta kılıç dağıtır, itikadın sağlamsa, bu kılıç kavga anında 70 metre uzar derdi! Kavgada tahta kılıçla kalakalan salaklara demek itikadın zayıf denirdi! Müritleriyle beraber seyahat etmez, siz trenle gidin, ben uçarak geleceğim derdi. Kendisini uçarken gördüğüne şahitlik eden, kendisi gibi sahtekar yardımcıları vardı. Bu dolandırıcıya inanan garibanlar, yiyecek, para, altın, elindekini avucundakini yağdırırdı. Günün son model otomobilleriyle gezerdi.
*
Cumhuriyet düşmanlığını paraya çevirir, cebini doldurmak için cehaleti sömürür, heykel puttur, laiklik dinsizliktir, hilafeti kaldıran Atatürk melundur derdi. 1934ten itibaren defalarca kovuşturmaya uğramış, her defasında yemin billah ticaniliği bıraktığını söyleyerek, sıyırmıştı. En ses getiren eylemini, 4 Şubat 1949da yaptırdı iki müridini TBMMye gönderdi; dinleyici bölümüne oturdular, milletvekilleri oturum halindeyken, ayağa kalktılar, Türkçe ezanı protesto etmek için bağıra bağıra Arapça ezan okumaya başladılar. Bu eylem, yabancı basına bile görülmemiş hadise olarak yansıdı.
*
Demokrat Parti iktidara gelince, gün bugündür dedi, gemi azıya aldı, daha büyük ses getirmek için, iki müridini Kırşehire gönderdi. Neden Kırşehir? Ankarada takipteydiler. Orası müsaitti. 25 Şubat 1951, karlı bir kış gecesiydi, saat sabaha karşı 4 civarı Siyah bir otomobil seçmişlerdi. Eski belediye binasının yanına park ettiler. Çekiçlerini aldılar, indiler, yürüdüler. Şehrin tören alanı olarak kullanılan Yeni Çarşıdaki iş Bankasının önüne geldiler, orada bulunan, Atatürkün beyaz mermere yontulmuş yüzüne vurmaya başladılar, burnunu, çenesini kırdılar, koşarak kaçtılar, aynı otomobille Ankaraya döndüler.
*
Memleket ayağa kalktı.
istanbul, Ankara, izmirde halk sokağa döküldü, istanbul Üniversitesinden kalabalık bir öğrenci grubu Kırşehirde protesto yürüyüşü yaptı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Çankaya Köşkündeki bronz Atatürk büstünü Kırşehire gönderdi, kırılan büstün yerine, içişleri bakanı tarafından törenle yerleştirildi.
*
Enselendiler tabii Kemal Pilavoğlu tutuklandı, yargılandı, yedi sene hapis yattı, çıkınca bırakılmadı, jandarma nezaretinde yaşamak üzere Bozcaadaya sürgüne gönderildi. Eşini, üç çocuğunu aldı, 20 müridiyle birlikte Bozcaadaya yerleşti. Etrafında sempati toplamak için, öğrencilere bedava defter, kalem dağıttı, bakkal dükkanı açtı, manav açtı, mandıra açtı, fırın açtı, ada ekonomisine hakim oldu.Şarap günahtır, üzümlerini şarap üretenlere verenler cehennemde cayır cayır yanar diyerek, Müslüman bağcıların yüreğine korku salıyor, adayı terkeden Rumların bağlarını ucuza satın alıyor, pekmez üretiminden servet ediniyordu. Mürit sayısı 150nin üstüne çıkmıştı, müritler boğaz tokluğuna efendiye çalışıyor, karşılığında sevap kazandıklarına inanıyorlardı. Yüksek duvarlarla çevrili, çiftlik evinde oturuyordu. işlettiği fırının üst katında, çırılçıplak halde, üç erkek çocuğuyla basıldı. iftira mıydı? Başkası bassa, belki iftira denebilirdi ama, 65 yaşındaki tarikat şeyhini 10 yaşındaki erkek çocuklarıyla basan, bizzat kendi eşiydi! Tutuklandı. Bursada yargılanırken, 5 ay sonra öldü.
*
50li yıllara damgasını vuran sahtekar ölünce, Nakşibendiler, Süleymancılar, Nurcular ön plana çıktı, Ticaniliğin pabucu dama atıldı. Ancak, 25 Şubat 1951deki Kırşehir eylemiyle Atatürk büstlerine yönelik saldırıların önünü açmıştı, Atatürk heykellerine saldırmayı adeta moda haline getirmişti.
*
1951-2014 arası toplam rakamı bilmiyorum ama, sırf 1951de Atatürk heykellerine yönelik 57 saldırı olmuştu. Arkası çorap söküğü gibiydi.
*
2010lara kadar yobazlar saldırdı, AKPnin iktidara gelişiyle beraber, tıpkı Demokrat Parti iktidarından güç bulmaları gibi, Atatürk heykellerine yönelik saldırılar tırmandı. 2010lardan itibaren bayrağı bölücüler devraldı. izliyorsunuz Kırıyorlar, yakıyorlar, kafasıyla futbol oynuyorlar. Çünkü, mesele sadece laik-antilaik meselesi değildir, dincilerle-bölücülerin ortak düşmanıdır Mustafa Kemal Cumhuriyeti.
alıntı ;
Kemal Pilavoğlu, klasik tarikat şeyhlerine benzemezdi, sakalı makalı yoktu, hergün traş olur, takım elbise giyer, kravat takardı. Janti şeyhti yani Müritlerine tahta kılıç dağıtır, itikadın sağlamsa, bu kılıç kavga anında 70 metre uzar derdi! Kavgada tahta kılıçla kalakalan salaklara demek itikadın zayıf denirdi! Müritleriyle beraber seyahat etmez, siz trenle gidin, ben uçarak geleceğim derdi. Kendisini uçarken gördüğüne şahitlik eden, kendisi gibi sahtekar yardımcıları vardı. Bu dolandırıcıya inanan garibanlar, yiyecek, para, altın, elindekini avucundakini yağdırırdı. Günün son model otomobilleriyle gezerdi.
*
Cumhuriyet düşmanlığını paraya çevirir, cebini doldurmak için cehaleti sömürür, heykel puttur, laiklik dinsizliktir, hilafeti kaldıran Atatürk melundur derdi. 1934ten itibaren defalarca kovuşturmaya uğramış, her defasında yemin billah ticaniliği bıraktığını söyleyerek, sıyırmıştı. En ses getiren eylemini, 4 Şubat 1949da yaptırdı iki müridini TBMMye gönderdi; dinleyici bölümüne oturdular, milletvekilleri oturum halindeyken, ayağa kalktılar, Türkçe ezanı protesto etmek için bağıra bağıra Arapça ezan okumaya başladılar. Bu eylem, yabancı basına bile görülmemiş hadise olarak yansıdı.
*
Demokrat Parti iktidara gelince, gün bugündür dedi, gemi azıya aldı, daha büyük ses getirmek için, iki müridini Kırşehire gönderdi. Neden Kırşehir? Ankarada takipteydiler. Orası müsaitti. 25 Şubat 1951, karlı bir kış gecesiydi, saat sabaha karşı 4 civarı Siyah bir otomobil seçmişlerdi. Eski belediye binasının yanına park ettiler. Çekiçlerini aldılar, indiler, yürüdüler. Şehrin tören alanı olarak kullanılan Yeni Çarşıdaki iş Bankasının önüne geldiler, orada bulunan, Atatürkün beyaz mermere yontulmuş yüzüne vurmaya başladılar, burnunu, çenesini kırdılar, koşarak kaçtılar, aynı otomobille Ankaraya döndüler.
*
Memleket ayağa kalktı.
istanbul, Ankara, izmirde halk sokağa döküldü, istanbul Üniversitesinden kalabalık bir öğrenci grubu Kırşehirde protesto yürüyüşü yaptı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Çankaya Köşkündeki bronz Atatürk büstünü Kırşehire gönderdi, kırılan büstün yerine, içişleri bakanı tarafından törenle yerleştirildi.
*
Enselendiler tabii Kemal Pilavoğlu tutuklandı, yargılandı, yedi sene hapis yattı, çıkınca bırakılmadı, jandarma nezaretinde yaşamak üzere Bozcaadaya sürgüne gönderildi. Eşini, üç çocuğunu aldı, 20 müridiyle birlikte Bozcaadaya yerleşti. Etrafında sempati toplamak için, öğrencilere bedava defter, kalem dağıttı, bakkal dükkanı açtı, manav açtı, mandıra açtı, fırın açtı, ada ekonomisine hakim oldu.Şarap günahtır, üzümlerini şarap üretenlere verenler cehennemde cayır cayır yanar diyerek, Müslüman bağcıların yüreğine korku salıyor, adayı terkeden Rumların bağlarını ucuza satın alıyor, pekmez üretiminden servet ediniyordu. Mürit sayısı 150nin üstüne çıkmıştı, müritler boğaz tokluğuna efendiye çalışıyor, karşılığında sevap kazandıklarına inanıyorlardı. Yüksek duvarlarla çevrili, çiftlik evinde oturuyordu. işlettiği fırının üst katında, çırılçıplak halde, üç erkek çocuğuyla basıldı. iftira mıydı? Başkası bassa, belki iftira denebilirdi ama, 65 yaşındaki tarikat şeyhini 10 yaşındaki erkek çocuklarıyla basan, bizzat kendi eşiydi! Tutuklandı. Bursada yargılanırken, 5 ay sonra öldü.
*
50li yıllara damgasını vuran sahtekar ölünce, Nakşibendiler, Süleymancılar, Nurcular ön plana çıktı, Ticaniliğin pabucu dama atıldı. Ancak, 25 Şubat 1951deki Kırşehir eylemiyle Atatürk büstlerine yönelik saldırıların önünü açmıştı, Atatürk heykellerine saldırmayı adeta moda haline getirmişti.
*
1951-2014 arası toplam rakamı bilmiyorum ama, sırf 1951de Atatürk heykellerine yönelik 57 saldırı olmuştu. Arkası çorap söküğü gibiydi.
*
2010lara kadar yobazlar saldırdı, AKPnin iktidara gelişiyle beraber, tıpkı Demokrat Parti iktidarından güç bulmaları gibi, Atatürk heykellerine yönelik saldırılar tırmandı. 2010lardan itibaren bayrağı bölücüler devraldı. izliyorsunuz Kırıyorlar, yakıyorlar, kafasıyla futbol oynuyorlar. Çünkü, mesele sadece laik-antilaik meselesi değildir, dincilerle-bölücülerin ortak düşmanıdır Mustafa Kemal Cumhuriyeti.
ankara çubuklu tarikat lideri.
KIR! KIR! KIRŞEHiR! mottosunun doğmasının müsebbibi olan adamdır.
Kemal Pilavoğlu adlı hukuk fakültesinden terk şahıs tarafından, 1930’larda Ankara’nın Çubuk ilçesi ile Çankırı’nın Şabanözü ilçesinde örgütlenen Ticanilik, Kemal Pilavoğlu’nun güya rüyasında Ahmed et-Ticani`ye intisap ettiğini görmüş, ardından Abdülkadir Medeni adlı birinden tarikat ruhsatı almıştı.
1968 yılında, Bozcaada’da “Üzüm, Şarap ve Efendi-Ticani Tarikatı ve Pilavoğlu” adıyla bir röportaj yapan Hikmet Çetinkaya, Ticani lideri Kemal Pilavoğlu’nun Bozcaada’deki günlerini şöyle anlatıyor:
“Karısı, iki kızı ve oğlunu da yanına alan Pilavoğlu, 1963 sonlarında Bozcaada’ya getirttiği yirmiye yakın müridinin sayısını, birkaç ay içinde ellinin üzerine çıkarmayı başarmış. Bozcaada’da sempati toplamak için öğrencilere kitap, defter, kalem ve eğitim araçları almış. Bunları parasız dağıtmaya başlamış.
Bir başka mağdura geçiyoruz. Pilavoğlu mağdurlarından A.A., hocaefendi hazretlerinin yanına 15 yaşında gidiyor. Çanakkale Ağırceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere, Ankara Ağırceza Mahkemesi’nde, 13 Ekim 1975’te talimatla alınan ifadesinde efendi hazretlerinin yanında geçirdiği günleri şöyle anlatıyor:
“Ben Kemal Pilavoğlu’nun yanında 1963 yılında çalışmaya gittim. Bozcaada’ya gittim ve katip olarak çalışmaya başladım. Bir gün beni soydu. Bende bel soğukluğu var, bunu tedavi edeceğim dedi ve ben de hakiki olarak sandım. Kendisi bel kuşağı saralım dedi ve sonra bilahare beni yine soydu.
Ben sizin babanızım diye bizi öper ve her tarafımızı okşardı. Fakat benim ırzıma geçmedi. Sarıldı ve okşadı. Bunlardan zevk alırdı. Birgün benim ırzıma geçmek istedi. Ben müsaade etmedim ve benim ırzıma geçmiş değildir.”.
Ortaya çıkan manzara bir din adamının, bir tarikat liderinin portresinden çok, erkek çocuklarına düşkün bir zamparanın portresi oluyor. Çocukları kimi zaman saatle, elbiseyle, kimi zaman kurnaz bir çapkın gibi hastalığın tedavisi bahanesiyle kandıran bir kart zampara. Dava dosyasının sayfaları arasında dolaşmayı sürdürüyoruz.
görsel
https://kafkassam.com/tic...uclar-hakkinda-kanun.html
1968 yılında, Bozcaada’da “Üzüm, Şarap ve Efendi-Ticani Tarikatı ve Pilavoğlu” adıyla bir röportaj yapan Hikmet Çetinkaya, Ticani lideri Kemal Pilavoğlu’nun Bozcaada’deki günlerini şöyle anlatıyor:
“Karısı, iki kızı ve oğlunu da yanına alan Pilavoğlu, 1963 sonlarında Bozcaada’ya getirttiği yirmiye yakın müridinin sayısını, birkaç ay içinde ellinin üzerine çıkarmayı başarmış. Bozcaada’da sempati toplamak için öğrencilere kitap, defter, kalem ve eğitim araçları almış. Bunları parasız dağıtmaya başlamış.
Bir başka mağdura geçiyoruz. Pilavoğlu mağdurlarından A.A., hocaefendi hazretlerinin yanına 15 yaşında gidiyor. Çanakkale Ağırceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere, Ankara Ağırceza Mahkemesi’nde, 13 Ekim 1975’te talimatla alınan ifadesinde efendi hazretlerinin yanında geçirdiği günleri şöyle anlatıyor:
“Ben Kemal Pilavoğlu’nun yanında 1963 yılında çalışmaya gittim. Bozcaada’ya gittim ve katip olarak çalışmaya başladım. Bir gün beni soydu. Bende bel soğukluğu var, bunu tedavi edeceğim dedi ve ben de hakiki olarak sandım. Kendisi bel kuşağı saralım dedi ve sonra bilahare beni yine soydu.
Ben sizin babanızım diye bizi öper ve her tarafımızı okşardı. Fakat benim ırzıma geçmedi. Sarıldı ve okşadı. Bunlardan zevk alırdı. Birgün benim ırzıma geçmek istedi. Ben müsaade etmedim ve benim ırzıma geçmiş değildir.”.
Ortaya çıkan manzara bir din adamının, bir tarikat liderinin portresinden çok, erkek çocuklarına düşkün bir zamparanın portresi oluyor. Çocukları kimi zaman saatle, elbiseyle, kimi zaman kurnaz bir çapkın gibi hastalığın tedavisi bahanesiyle kandıran bir kart zampara. Dava dosyasının sayfaları arasında dolaşmayı sürdürüyoruz.
görsel
https://kafkassam.com/tic...uclar-hakkinda-kanun.html
Çocukluklara tecavüz ederken karısı tarafından basılan yobaz köpek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar