bugün
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi15
- türkiye nin en büyük sorunu6
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- galatasaray ın en muhteşem üçlüsü4
- yazarların almak istediği kol saatleri4
- git commit mesajı yazma kültürü3
- kendi yaptığın yoğurt3
- yazarlara gelen son mesaj3
- usualsuspects'in ayağı10
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak2
- ishale iyi gelen şeyler4
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- fatma betül sayan kaya7
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- aöf aşçılık4
- uzaylılar madencilik yapıyorlar mı2
- kolye142
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- kadınların yedekte erkek tutması9
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- türk esnafı10
- pişmiş yufka2
- zenginlik göstergesi2
- opera tarayıcı6
- köklersem rahat girer diyen tip2
- uzaylılar zamanı bükebilir mi2
- anın görüntüsü19
- 19 ekim 20263
- benimle bir gece geçirir misin diyen yazar2
- bm dünya gıda programı'nın gazze yardımını kesmesi2
- türküm doğruyum çalışkanım11
- salvador dali2
- iltica27
- bugün ne oldu3
- bilgisayar almak2
- fon vurgunu29
- aykolik efendi6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı9
- ben bir yahudiyim4
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
- ofis pornosu13
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- cam açık ve çıplak uyumak6
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- sabahın 3 ünde gecelikle sarma getiren komşu kızı3
Osmanlı sultanlarının yirmiikincisi ve islam halifelerinin seksenyedincisidir.
Saltanatı: 1695-1703
Babası: Sultan Mehmed-IV. - Annesi:Rabia Gülnuş Sultan
Doğumu: 5 Haziran 1664 Vefatı: 20 Aralık 1703
Küçük yaştan itibaren devrin en iyi alimlerinden tahsil ve terbiye gördü. Ayrıca devlet idaresini ve harp oyunlarını çok iyi öğrendi. Amcası II. Ahmet Han'ın 6 Şubat 1695'te vefatı üzerine 31 yaşında tahta çıktı. Genç Padişah gayretli ve vatan sevgisiyle dolu idi. Nitekim yayınladığı ilk hatt-ı hümayunda "Zevk u sefa ve rahatı kendümüze haram eylemişüzdür." diyordu.
Sultan Mustafa, ceddi Kanuni Sultan Süleyman gibi bizzat ordusunun başında sefere çıkmak istiyordu. Devlet adamları Sultan'ın sefere çıkması halinde büyük masraflar gerekeceğini ve kazara bir yenilgi halinde de adının mağlup bir hükümdara çıkacağını bildirdiler. Bunun üzenine Sultan Mustafa; "Bana hazine lazım değil. Kuru ekmek yerim. Vücudumu din uğruna feda ederim. Her ne denlu meşakkat arz olunsa, sabr ve tahammül ederim. Hizmet-i ibadullah (Allah'ın kullarına hizmet) tamama ermeyince seferden dönmem." diyerek kesin kararını bildirdi.
Nihayet 30 Ağustos 1695 günü Mustafa Han halkın da zafer duaları arasında Avusturya işgalindeki Macaristan'ı kurtarmak için ilk seferine çıktı. 9 Eylül günü Lipva kalesi alındı. 22 Eylül'de Lagos kalesi yakınında Temes suyu kenarında bulunan Avusturya ordusunu bozguna uğrattı. Lagos Osmanlıların eline geçti. Bu arada ordunun ikinci bir kolu da Şebeş kalesini zaptetti. Mevsimin ilerlemesiyle Mustafa Han ordunun başında istanbul'a döndü. Halk bu büyük zafer için şenlikler yaptı.
Padişah, Avusturya'ya son ve kesin bir darbenin vurulması için yeni bir seferin lüzumuna inanıyordu. Ancak 17 Haziran 1697'de bu maksatla çıkılan sefer, sadrazam Elmas Mehmet Paşa ile Temeşvar muhafızı Koca Cafer Paşa'nın Padişah'ı yanlış yola sevk etmeleri Zente bozgununa sebep oldu. Bu sırada Venedik, Rusya ve Lehistan birlikleri de saldırıya geçtiler. Padişah sulh istemek zorunda kaldı. Uzun görüşmelerin sonunda imzalanan Karlofça antlaşmasıyla (1699) Erdel ve Macaristan'ın büyük bölümü Osmanlıların elinden çıktı. Azak kalesi Ruslara bırakıldı. Kamaniçe, Ukrayna ve Podolya eyaletlerini ise Lehistan aldı. Bu geniş toprak parçalarının Osmanlıların elinden çıkmasının izleri pek derin oldu. Osmanlıların adil idaresinden ayrılmak istemeyen 1400 Macar ailesi göz yaşları içerisinde Türk topraklarına hicret ettiler.
Sultan Mustafa Han, Karlofça antlaşmasından sonra askeri ve mali teşkilatlarda ıslahat hareketlerine girişti. Donanmada çektiri usulünün kullanılması terk edilerek kalyon sistemine geçildi. Bilhassa Mezemorta Hüseyin Paşa'nın kaptan-ı deryalık döneminde yaptığı çalışmalar ile kısa bir sürede kalyon miktarı kırka ulaştı. Ayrıca bahriyenin ıslahı ve ihtiyaçlarının giderilmesi için bir kanunname ilan edildi. Buna göre deniz ümerasının bahriyeden yetişme kimselerden seçilmesi esası getiriliyordu. Diğer taraftan kapıkulu ocakları arasında yapılan ıslahatlar yeniçeri ve sipahilerin haşlarına gitmedi. Bazı devlet adamlarının tahriki ile başlayan ayaklanma sonunda Sultan Mustafa Han 22 Ağustos 1703'te tahttan indirildi. Saraya geldiğinde kapıda kendisini feryat ederek karşılayan Valide Sultan'ın elini öptükten sonra; "Kul beni tahttan indirmişler, yerine karındaşım Sultan (III.) Ahmet'i padişah eylemişler; Allah mübarek eyleye, evlatlarım kendisine Allah emaneti olsun." sözleriyle kendisine ayrılan özel daireye çekildi. Mustafa Han, hizmetleri ortada iken karşılaştığı bu durumdan dolayı çok müteessir oldu. istiska hastalığından da muzdarip bulunan Sultan, nihayet 20 Aralık 1703'te vefat etti. Yeni Cami'deki türbede babasının ayak ucunu defnedildi.
Dokuz seneye yakın Osmanlı sultanlığı yapan II. Mustafa Han, muktedir, gayretli, vatanperver, çalışkan ve değerli bir padişahtı. Ordularının başında sefere giden son Osmanlı sultanıdır. Alimlere ve hocasına karşı hürmeti çok fazla idi. Edebiyata merakı olup Meftunî ve ikbalî mahlasıyla şiirler yazmıştır.
Saltanatı: 1695-1703
Babası: Sultan Mehmed-IV. - Annesi:Rabia Gülnuş Sultan
Doğumu: 5 Haziran 1664 Vefatı: 20 Aralık 1703
Küçük yaştan itibaren devrin en iyi alimlerinden tahsil ve terbiye gördü. Ayrıca devlet idaresini ve harp oyunlarını çok iyi öğrendi. Amcası II. Ahmet Han'ın 6 Şubat 1695'te vefatı üzerine 31 yaşında tahta çıktı. Genç Padişah gayretli ve vatan sevgisiyle dolu idi. Nitekim yayınladığı ilk hatt-ı hümayunda "Zevk u sefa ve rahatı kendümüze haram eylemişüzdür." diyordu.
Sultan Mustafa, ceddi Kanuni Sultan Süleyman gibi bizzat ordusunun başında sefere çıkmak istiyordu. Devlet adamları Sultan'ın sefere çıkması halinde büyük masraflar gerekeceğini ve kazara bir yenilgi halinde de adının mağlup bir hükümdara çıkacağını bildirdiler. Bunun üzenine Sultan Mustafa; "Bana hazine lazım değil. Kuru ekmek yerim. Vücudumu din uğruna feda ederim. Her ne denlu meşakkat arz olunsa, sabr ve tahammül ederim. Hizmet-i ibadullah (Allah'ın kullarına hizmet) tamama ermeyince seferden dönmem." diyerek kesin kararını bildirdi.
Nihayet 30 Ağustos 1695 günü Mustafa Han halkın da zafer duaları arasında Avusturya işgalindeki Macaristan'ı kurtarmak için ilk seferine çıktı. 9 Eylül günü Lipva kalesi alındı. 22 Eylül'de Lagos kalesi yakınında Temes suyu kenarında bulunan Avusturya ordusunu bozguna uğrattı. Lagos Osmanlıların eline geçti. Bu arada ordunun ikinci bir kolu da Şebeş kalesini zaptetti. Mevsimin ilerlemesiyle Mustafa Han ordunun başında istanbul'a döndü. Halk bu büyük zafer için şenlikler yaptı.
Padişah, Avusturya'ya son ve kesin bir darbenin vurulması için yeni bir seferin lüzumuna inanıyordu. Ancak 17 Haziran 1697'de bu maksatla çıkılan sefer, sadrazam Elmas Mehmet Paşa ile Temeşvar muhafızı Koca Cafer Paşa'nın Padişah'ı yanlış yola sevk etmeleri Zente bozgununa sebep oldu. Bu sırada Venedik, Rusya ve Lehistan birlikleri de saldırıya geçtiler. Padişah sulh istemek zorunda kaldı. Uzun görüşmelerin sonunda imzalanan Karlofça antlaşmasıyla (1699) Erdel ve Macaristan'ın büyük bölümü Osmanlıların elinden çıktı. Azak kalesi Ruslara bırakıldı. Kamaniçe, Ukrayna ve Podolya eyaletlerini ise Lehistan aldı. Bu geniş toprak parçalarının Osmanlıların elinden çıkmasının izleri pek derin oldu. Osmanlıların adil idaresinden ayrılmak istemeyen 1400 Macar ailesi göz yaşları içerisinde Türk topraklarına hicret ettiler.
Sultan Mustafa Han, Karlofça antlaşmasından sonra askeri ve mali teşkilatlarda ıslahat hareketlerine girişti. Donanmada çektiri usulünün kullanılması terk edilerek kalyon sistemine geçildi. Bilhassa Mezemorta Hüseyin Paşa'nın kaptan-ı deryalık döneminde yaptığı çalışmalar ile kısa bir sürede kalyon miktarı kırka ulaştı. Ayrıca bahriyenin ıslahı ve ihtiyaçlarının giderilmesi için bir kanunname ilan edildi. Buna göre deniz ümerasının bahriyeden yetişme kimselerden seçilmesi esası getiriliyordu. Diğer taraftan kapıkulu ocakları arasında yapılan ıslahatlar yeniçeri ve sipahilerin haşlarına gitmedi. Bazı devlet adamlarının tahriki ile başlayan ayaklanma sonunda Sultan Mustafa Han 22 Ağustos 1703'te tahttan indirildi. Saraya geldiğinde kapıda kendisini feryat ederek karşılayan Valide Sultan'ın elini öptükten sonra; "Kul beni tahttan indirmişler, yerine karındaşım Sultan (III.) Ahmet'i padişah eylemişler; Allah mübarek eyleye, evlatlarım kendisine Allah emaneti olsun." sözleriyle kendisine ayrılan özel daireye çekildi. Mustafa Han, hizmetleri ortada iken karşılaştığı bu durumdan dolayı çok müteessir oldu. istiska hastalığından da muzdarip bulunan Sultan, nihayet 20 Aralık 1703'te vefat etti. Yeni Cami'deki türbede babasının ayak ucunu defnedildi.
Dokuz seneye yakın Osmanlı sultanlığı yapan II. Mustafa Han, muktedir, gayretli, vatanperver, çalışkan ve değerli bir padişahtı. Ordularının başında sefere giden son Osmanlı sultanıdır. Alimlere ve hocasına karşı hürmeti çok fazla idi. Edebiyata merakı olup Meftunî ve ikbalî mahlasıyla şiirler yazmıştır.
Başımızdan hiç heva-yı zülf-i yâr eksik değil
Mürtefi yerdir anınçün rüzgar eksik değil
Mürtefi yerdir anınçün rüzgar eksik değil
9 erkek 11 kız çocuğu olan 22. osmanlı padişahı.
sefere çıkan son osmanlı padişahıdır. feyzullah efendiye itimat edip şeyhülislam yapması sonu olmuştur. hükümdarlığının başındaki azmini zenta da bozgun esnasında kaybedince tahtından lmuşsa da mezamorta ve amcazade hüseyin paşa sayesinde bir takım ıslahat yaptırabilmiştir.
osmanlı imparatorluğu yönetimi altındaki izmir de para bastıran ilk ve tek osmanlı padişahı dır.
1695 tarihli izmir darplı ilk sikkeler, sakız adası hakimiyeti için venedikliler ile yapılan savaştan dönen ordunun, ihtiyaçlarının karşılanması adınadır.
1695 tarihli izmir darplı ilk sikkeler, sakız adası hakimiyeti için venedikliler ile yapılan savaştan dönen ordunun, ihtiyaçlarının karşılanması adınadır.
viyana bozgunu sonrasındaki süreçte avusturya'ya karşı kendi de ordunun başında sefere çıkarak epeyce uğraşmış * olan osmanlı padişahı. ne var ki en sonunda savaşın çok kötü bir mecraya girmesiyle 16 yıldır süren ve devleti çok yıpratan savaş halinin bitmesi için karlofça anlaşması'nı kabul etmek zorunda kalmıştır.
şu osmanlıca var ya..
ne türkçe,
ne arapça ne de farsça...
piç bi dil !
türkçenin de , farsçanın da, arapçanın daaa..
hepsinin ...mına koymuş !
ne dediği belli değil... amq !
ne türkçe,
ne arapça ne de farsça...
piç bi dil !
türkçenin de , farsçanın da, arapçanın daaa..
hepsinin ...mına koymuş !
ne dediği belli değil... amq !
(bkz: padişah ikinci mustafa)
Bir Fatih Sultan Mehmet.
Bir Kanuni Sultan Süleyman olmaya çalışan, ama olamayan bir padişah idi.
Bir Kanuni Sultan Süleyman olmaya çalışan, ama olamayan bir padişah idi.
Küstüğü için edirne’ye yerleşmişti, bir tür “ayrı saraya çıktı” diye hatırlıyorum fakat 150 sene önce doğsaydı adını çok kral bir padişah olarak hatırlayabilirdik. şanssızlığı, Kanuni sonrası 4. Murat hariç fiyasko padişahlar sonrasında dünyaya gelmesidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar