bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye34
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- vexillarius the slayer6
- dünyanın en kısa fıkralarından biri7
- recep tayyip erdoğan27
- sibel kekilli6
- cumhurbaşkanı olacak olmam4
- iltica6
- fiziği güzel sözlük kızları47
- leonidas5
- akp denince akla ilk gelenler7
- sizde hiç utanma yok mu4
- cemal enginyurt4
- yeni uyanmış kadın güzelliği12
- evlenme teklifi bekleyen erkek7
- simko314
- ups boobs'un yeni nicki7
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması3
- ibne11
- kadın ayağı vs memesi6
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
- bir akp liyi ciddiye almak3
- fetö de kandırılmış ekonomi dış güçler2
- süresiz nafaka8
- arap aksanı7
- türkler balık hafızalıdır5
- elma yiyen erkek3
- sözlüğün kızgınlık dönemine girmesi5
- apoya villa2
- nervio13
- adalet sağlanana kadar sözlükte yazmamak2
- günaydın aşk çiçeğim mesajı atmayan erkek6
- seviştikten sonra teşekkür etmekk11
- birinin sizi ilk hatanızda hayatından çıkarması4
- sözlük erkeklerinin memeleri5
- paralar gettiii3
- ispanya da maricarmen isyanı5
- baklavalık yufka ile börek yapmak3
- memeleri kafam kadar kız21
- hoca fetişizmi2
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- bilime göre türkçenin konuşulan en eski dil olması7
- kemal kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı olması3
- başkanlık sistemi4
- 29 yaşındayım hiç sevgilim olmadı3
- fatma betül sayan kaya58
- memeye ilgi duyan kadın3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- iş yerinde sinir krizi geçirmek3
ramazanın son 10 gününe doğru hızla artan davetler. o kadar fazla olmaya başlar ki bu davetler, çakışanlardan eleme yapmak zorunda kaldığınız zamanlar bile olur. genelde güzel geçen bu davetlerin istisnası da vardır: adamı gittiğine gideceğene pişman eden davetler
istanbul'un en güzel yerlerinden birinde, 5 yıldızlı bir otel'de bir iftar yemeği verilir. uvjb de davetlidir bu yemeğe. mekanın uzaklığından başta biraz naz yapılsa da sonunda kabul edilir bu davet. adamı pişman eden davetler listesinin başına oturacak bu davet macerası da böylelikle başlamış olur. öncelikle gidilecek yer için tahsis edilen arabalar tam olarak dolar. ayakta gitmek zorunda kalan tek allahın kulu uvjb'dir. naçar dolmuşa, otobüse doğru yelken açılır. işin kötüsü bu arada yol arkadaşınız tarafından satılmanız da mevzubahis. ona da hak veriyorum: "o da benimle gelse ve bir kişilik yer boş kalsa daha mı iyi olurdu?". tabii ki kötü olurdu. evet evet. beni orda satmadın sen. sadece biraz pragmatist davrandın dostum(!). ben de seni affettim zaten. başta yenilen bu iki darbeden sonra yemek mahalline gelinir ve 5 dakikalık mesafede (sonradan keşfettim) ters istikamet taksiye binilerek gidilir...
bitti mi bitmedi. mekan ve dış görünüş olarak süper olan bu iftarın menüsü sıradan bir iftar çadırındakinden fenadır. bayat salatalar, sağına soluna kıl kaçmış tabaklar, tarihi geçmiş tereyağlar, kirli tabaklar, çatallar. masaya ayda yılda bir gelen garsonun çorba tabaklarını ubjb'nin yanı başında şangır şungur yere düşürmesi. uvjb'den özür üstüne özür dilemeler. tüm milletin bok varmış gibi bakması...
toplam 5 (beş) kaşıklık çorbadan sonra gelecek asıl yemeğin tam yarım saat sonra gelmesi. çağırılan garsonun sizi hiç umursamaması. birbirine aç gözlerle bakan gariban davetliler.. tam uvjb'ye sıra geldiğinde yemeğin bitmesi. onun için özel(!) başka bir yemek getirilmesi. ve uvjb'nin bu yediği yemek dolayısıyla midesine kramp girmesi. ve sonunda isyan ederek mekanı terk etmek ve kendini en yakın nargile cafesine atmak. kendinden geçene kadar nane güllü nargile fokurdatmak ve bir nebze yaşanılan kabustan uzaklaşmak.
şu an hâla yaşadığım bu kabusün etkisindeyim. bu bir rüya mıydı? keşke.
istanbul'un en güzel yerlerinden birinde, 5 yıldızlı bir otel'de bir iftar yemeği verilir. uvjb de davetlidir bu yemeğe. mekanın uzaklığından başta biraz naz yapılsa da sonunda kabul edilir bu davet. adamı pişman eden davetler listesinin başına oturacak bu davet macerası da böylelikle başlamış olur. öncelikle gidilecek yer için tahsis edilen arabalar tam olarak dolar. ayakta gitmek zorunda kalan tek allahın kulu uvjb'dir. naçar dolmuşa, otobüse doğru yelken açılır. işin kötüsü bu arada yol arkadaşınız tarafından satılmanız da mevzubahis. ona da hak veriyorum: "o da benimle gelse ve bir kişilik yer boş kalsa daha mı iyi olurdu?". tabii ki kötü olurdu. evet evet. beni orda satmadın sen. sadece biraz pragmatist davrandın dostum(!). ben de seni affettim zaten. başta yenilen bu iki darbeden sonra yemek mahalline gelinir ve 5 dakikalık mesafede (sonradan keşfettim) ters istikamet taksiye binilerek gidilir...
bitti mi bitmedi. mekan ve dış görünüş olarak süper olan bu iftarın menüsü sıradan bir iftar çadırındakinden fenadır. bayat salatalar, sağına soluna kıl kaçmış tabaklar, tarihi geçmiş tereyağlar, kirli tabaklar, çatallar. masaya ayda yılda bir gelen garsonun çorba tabaklarını ubjb'nin yanı başında şangır şungur yere düşürmesi. uvjb'den özür üstüne özür dilemeler. tüm milletin bok varmış gibi bakması...
toplam 5 (beş) kaşıklık çorbadan sonra gelecek asıl yemeğin tam yarım saat sonra gelmesi. çağırılan garsonun sizi hiç umursamaması. birbirine aç gözlerle bakan gariban davetliler.. tam uvjb'ye sıra geldiğinde yemeğin bitmesi. onun için özel(!) başka bir yemek getirilmesi. ve uvjb'nin bu yediği yemek dolayısıyla midesine kramp girmesi. ve sonunda isyan ederek mekanı terk etmek ve kendini en yakın nargile cafesine atmak. kendinden geçene kadar nane güllü nargile fokurdatmak ve bir nebze yaşanılan kabustan uzaklaşmak.
şu an hâla yaşadığım bu kabusün etkisindeyim. bu bir rüya mıydı? keşke.
kısa günlerde çoğalan davetlerdir. yiyene de yedirene de sevabı çoktur.
kısa günler demiştik, malum 2008deyiz ve 19.00 dan aşağı akşam okunmuyor.
akşam hangi ara okunacak da, yemek yenilecek de teravihe yetişilecek. bu sene yatsıyı da yarım saat uzatmıyorlar, gelen misafiri yedirip evden kovalamış gibi oluyor insan. kısa gün güzel, ideal.
kısa günler demiştik, malum 2008deyiz ve 19.00 dan aşağı akşam okunmuyor.
akşam hangi ara okunacak da, yemek yenilecek de teravihe yetişilecek. bu sene yatsıyı da yarım saat uzatmıyorlar, gelen misafiri yedirip evden kovalamış gibi oluyor insan. kısa gün güzel, ideal.
hiç anlayamıyorum onca parayı verip aynı miktarda yemek yiyoruz her yerde.peki o zaman bu kadar şatafata özene vs vs ye ne gerek var diye sorarlar adama di mi!zira midenin de bir kapasitesi var ,bir gazlı içecek içtin mi şişiyor zaten.
(bkz: yanlış mıyım)
(bkz: yanlış mıyım)
"lan biz açların halini anlamak için oruç tutmuyo muyduk" cümlesini akıllara düşüren davetlerdir.
özellikle ev davetleri, misafirlerin karnını doyurmaktan çok kişiyi çatlatmaya yönelik hazırlanmaktadır ki yemeklerin çoğu da zaten tabakta kalır ve doğrudan çöpe...
peki belli bir saat sonra karnımızın bu şekilde tıkabasa doyacağını bilerek oruç tuttuğumuzda açların halini anlamış mı oluyoruz.
biraz daha mütevazi davranılsa belki...
özellikle ev davetleri, misafirlerin karnını doyurmaktan çok kişiyi çatlatmaya yönelik hazırlanmaktadır ki yemeklerin çoğu da zaten tabakta kalır ve doğrudan çöpe...
peki belli bir saat sonra karnımızın bu şekilde tıkabasa doyacağını bilerek oruç tuttuğumuzda açların halini anlamış mı oluyoruz.
biraz daha mütevazi davranılsa belki...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar