bugün
- sizce ben velvete anadan üryan fotimi atmışmıdırım10
- 15 18 yaş arasına müebbet hapis düzenlemesi16
- sözlükte kadın yazar kalmaması10
- henüz doğmamışlara tavsiyeler9
- keşke yunan galip gelseydi diyen kitle6
- kız yazarlara sataşmak vs meriçlik10
- clydeless vs velvet9
- velvet korumam altındadır22
- kürtlerin tekelinde olan meslekler3
- 20274
- true nickli yazar4
- mason greenwood29
- uludağ sözlüğün en yakışıklı ve en zeki yazarı3
- haluk levent'in kumar oynamasının asıl sebebi11
- erdoğan'ın gerçekten asrın lideri olması9
- borsayı kim 14 000 de tutuyor6
- otobüs yolculuğundan önce kayısı yemek2
- 10 bin lira verseler bu gece sokakta yatar mısın14
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu16
- tas kafa saç modeli5
- sinir bozucu şeyler14
- öğretmenlikte sürekli motivasyon beklemek3
- güne bir tespit bırak6
- ben geldim naneler33
- doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar2
- karşı cinste hayran olunan özellik5
- hiç eksi vermemek8
- ilk adımı karşıdan bekleyen erkek23
- birader beyler birader baydırlar2
- sevgiliyle dağ evindeyken şömine önünde sevişmek12
- gocu21
- iki birayla yatağa atılan kız devri bitmesi5
- evlat olsan sevilmezsin 31 olsan çekilmezsin2
- anın görüntüsü20
- nihat kahveci2
- 14 temmuz 2026 fransa ispanya maçı9
- ya böyle olsaydı3
- simit4
- suça sürüklenen çocuk düzenlemesi tbmm de4
- fiat egea vs renault fluence3
- geceye bir kemal kılıçdaroğlu sözü bırak2
- velvet17
- 14 temmuz şempanze günü7
- 3 bin tl'ye ekmek arası döner satan işletme2
- bianca vanquish2
- ekşi sözlük yazarlarının kahvaltıları3
- danla bilic3
- tinder kıza selamın aleyküm yazdım2
- erkeklerin güzel kız görünce verdiği tepki9
- aylık 445 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
ramazanın son 10 gününe doğru hızla artan davetler. o kadar fazla olmaya başlar ki bu davetler, çakışanlardan eleme yapmak zorunda kaldığınız zamanlar bile olur. genelde güzel geçen bu davetlerin istisnası da vardır: adamı gittiğine gideceğene pişman eden davetler
istanbul'un en güzel yerlerinden birinde, 5 yıldızlı bir otel'de bir iftar yemeği verilir. uvjb de davetlidir bu yemeğe. mekanın uzaklığından başta biraz naz yapılsa da sonunda kabul edilir bu davet. adamı pişman eden davetler listesinin başına oturacak bu davet macerası da böylelikle başlamış olur. öncelikle gidilecek yer için tahsis edilen arabalar tam olarak dolar. ayakta gitmek zorunda kalan tek allahın kulu uvjb'dir. naçar dolmuşa, otobüse doğru yelken açılır. işin kötüsü bu arada yol arkadaşınız tarafından satılmanız da mevzubahis. ona da hak veriyorum: "o da benimle gelse ve bir kişilik yer boş kalsa daha mı iyi olurdu?". tabii ki kötü olurdu. evet evet. beni orda satmadın sen. sadece biraz pragmatist davrandın dostum(!). ben de seni affettim zaten. başta yenilen bu iki darbeden sonra yemek mahalline gelinir ve 5 dakikalık mesafede (sonradan keşfettim) ters istikamet taksiye binilerek gidilir...
bitti mi bitmedi. mekan ve dış görünüş olarak süper olan bu iftarın menüsü sıradan bir iftar çadırındakinden fenadır. bayat salatalar, sağına soluna kıl kaçmış tabaklar, tarihi geçmiş tereyağlar, kirli tabaklar, çatallar. masaya ayda yılda bir gelen garsonun çorba tabaklarını ubjb'nin yanı başında şangır şungur yere düşürmesi. uvjb'den özür üstüne özür dilemeler. tüm milletin bok varmış gibi bakması...
toplam 5 (beş) kaşıklık çorbadan sonra gelecek asıl yemeğin tam yarım saat sonra gelmesi. çağırılan garsonun sizi hiç umursamaması. birbirine aç gözlerle bakan gariban davetliler.. tam uvjb'ye sıra geldiğinde yemeğin bitmesi. onun için özel(!) başka bir yemek getirilmesi. ve uvjb'nin bu yediği yemek dolayısıyla midesine kramp girmesi. ve sonunda isyan ederek mekanı terk etmek ve kendini en yakın nargile cafesine atmak. kendinden geçene kadar nane güllü nargile fokurdatmak ve bir nebze yaşanılan kabustan uzaklaşmak.
şu an hâla yaşadığım bu kabusün etkisindeyim. bu bir rüya mıydı? keşke.
istanbul'un en güzel yerlerinden birinde, 5 yıldızlı bir otel'de bir iftar yemeği verilir. uvjb de davetlidir bu yemeğe. mekanın uzaklığından başta biraz naz yapılsa da sonunda kabul edilir bu davet. adamı pişman eden davetler listesinin başına oturacak bu davet macerası da böylelikle başlamış olur. öncelikle gidilecek yer için tahsis edilen arabalar tam olarak dolar. ayakta gitmek zorunda kalan tek allahın kulu uvjb'dir. naçar dolmuşa, otobüse doğru yelken açılır. işin kötüsü bu arada yol arkadaşınız tarafından satılmanız da mevzubahis. ona da hak veriyorum: "o da benimle gelse ve bir kişilik yer boş kalsa daha mı iyi olurdu?". tabii ki kötü olurdu. evet evet. beni orda satmadın sen. sadece biraz pragmatist davrandın dostum(!). ben de seni affettim zaten. başta yenilen bu iki darbeden sonra yemek mahalline gelinir ve 5 dakikalık mesafede (sonradan keşfettim) ters istikamet taksiye binilerek gidilir...
bitti mi bitmedi. mekan ve dış görünüş olarak süper olan bu iftarın menüsü sıradan bir iftar çadırındakinden fenadır. bayat salatalar, sağına soluna kıl kaçmış tabaklar, tarihi geçmiş tereyağlar, kirli tabaklar, çatallar. masaya ayda yılda bir gelen garsonun çorba tabaklarını ubjb'nin yanı başında şangır şungur yere düşürmesi. uvjb'den özür üstüne özür dilemeler. tüm milletin bok varmış gibi bakması...
toplam 5 (beş) kaşıklık çorbadan sonra gelecek asıl yemeğin tam yarım saat sonra gelmesi. çağırılan garsonun sizi hiç umursamaması. birbirine aç gözlerle bakan gariban davetliler.. tam uvjb'ye sıra geldiğinde yemeğin bitmesi. onun için özel(!) başka bir yemek getirilmesi. ve uvjb'nin bu yediği yemek dolayısıyla midesine kramp girmesi. ve sonunda isyan ederek mekanı terk etmek ve kendini en yakın nargile cafesine atmak. kendinden geçene kadar nane güllü nargile fokurdatmak ve bir nebze yaşanılan kabustan uzaklaşmak.
şu an hâla yaşadığım bu kabusün etkisindeyim. bu bir rüya mıydı? keşke.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar