bugün
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- gece uyurken bacağa kramp girmesi6
- uludede'nin cenaze eventi7
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması6
- avare be3
- uludede'yi karıya götürmek7
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- pick me girl5
- 3 kere üst üste 31 çekmek9
- gunluklerim aylik olmus4
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- söylenilen pembe yalanlar3
- gece gece nervioyu düşünüp efkarlanmak3
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş3
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi5
- uludede nim mirası4
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- ekmeğe çikolata sürmek7
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- sürekli özür dileyen insan5
- sarma3
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı5
- bana ayrılan sürenin sonuna geldik4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- gece kapıya dayanan zombilere lahmacun ısmarlamak4
- ortaçağda cadı avlamak3
- queen ravenna olarak aranızdan kopuyorum3
- eyeliner çekme yöntemleri7
- arkadaşlar3
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması3
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- robotların insanlara baş kaldırması5
- geceye bir pişmanlık bırak2
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- uludede'ye sahip çıkalım2
- aniden gelen titreme3
- ağzı mantarlı ayak fetişisti3
- uludede'ye sabun büyüsü yapmak2
- 82 musul 83 kerkük4
- yasin kol4
- fatma betül sayan kaya64
- ciğer yiyen midesizler10
- nervio yu mancınıkla avrupaya fırlatmak3
- makyajın ciltte pütür durması5
- azrailin uludedeyi unutması2
Bilindiği üzere beyt ül malı akrabalarına yağmalatmak, akrabalarına torpil yapmak gibi huyları vardı. Yaptıkları hiç öyle Şii filan değil Sünni kaynaklarda da sabittir.
Bu şahsın haya sahibi olduğunu söylüyorlar! Bunların kamu malını yağmalayanı haya sahibi oluyorsa hayasızları nasıl olur bilemiyorum.
Bu şahsın haya sahibi olduğunu söylüyorlar! Bunların kamu malını yağmalayanı haya sahibi oluyorsa hayasızları nasıl olur bilemiyorum.
hz. osman radıyallahu anh:
"benim için en kötü ve uğursuz gün, gün içinde hiç kurân-ı kerim'e bakmadığım gündür."
görsel
"benim için en kötü ve uğursuz gün, gün içinde hiç kurân-ı kerim'e bakmadığım gündür."
görsel
Sanıldığının aksine Sahabeler tarafından şehid edilmemiş olan Sahabe.
Her bir devlet liderinin muhalefeti olduğu gibi, Hz. Osman'ın da muhalefeti vardı. Muhalefet, son dönemlerde idari amirleri yani valileri tenkit ediyordu. Son dönem dediğim de, Hz. Osman'ın son dönemleridir. Hz. Osman bir kuldur, hatasız kul olmaz. Hz. Osman bir hata yapabilir, fakat adı-üstünde muhalefet diyoruz, Hz. Osman'ın hatalarını büyütmeyi kendilerine görev biliyorlardı.
Bazı bölgelerdeki muhalifler de, Hz. Aişe, Hz. Talha, Hz. Ali gibisinden Sahabe Büyüklerinin ağızlarından mektuplar yazıya geçiriyor, ve bu mektupları da muhalefet arasında gösteriyorlardı. Mektuplar tüm bölgelere (bölge dediğim de şehir) gönderilmeye başlandı ve insanlar "cihat" (isyan) için Medine Şehrine çağrıldılar.
Miladi 656 yılında Hz. Osman 82-80 yaşlarındayken muhalefetten bir kısım insan toplandı. Daha doğrusu bir kısım muhalif kurulu toplandı. Bu kurul, Mısır'dan Medine Şehrine doğru gönderildiler. Bu kurul, valiyi Hz. Osman'a şikâyet ettiler. Hz. Osman da hakkındaki suçlamalara cevap verdi. Cevap verirken, büyük bir cömertlik göstererek, yönetim konusunda bazı hatalar yaptığını da itiraf etti.
Bu olaydan sonra yine aynı yıl, yine 600-1000 ilâ 1600 kişilik 3 tane muhalif grup toplandı. Ve bu grup ta, Kufe, Basra ve Mısır'dan Medine Şehrine geldiler. Öyle-öyle olaylar. Daha sonra bu muhalifler Medine Şehrinde kendi güçlerine denk bir (askeri) birliğin varolup olmadığını araştırmaya başladılar. Ayrıca, Hz. Ali, Hz. Zübeyr, Hz. Aişe gibi Büyük Sahabelerle görüşerek de valiler konusundaki şikâyetlerini söylediler. Ayrıca yine bu gibi Sahabelerin Halife ile görüşmek için vasıta olmalarını istediler. Fakat Bu Sahabeler buna karşı çıktılar. Muhalifler de sanırım döndüler.
Daha sonra, Basralılar Hz. Talha'ya, Mısırlılar Hz. Ali'ye, Kufeliler ise Hz. Zübeyr'e elçi gönderip halife olmalarını istediler. Bunun sebebi de şu, her şehirdeki grup, kimin halife olmasını istiyorlarsa onlara gidip halife olmalarını söylüyorlardı. Ama hepsinin de, gönüllerindeki halife başkaydı. Ama bu 3 Sahabeden her biri bu teklifleri katı bir şekilde reddettiler. Çünkü isyancılar tarafından yönetimin başına geçip, isyancılarla birlik olmak istemiyorlardı.
Hz. Ali, muhaliflerin bu durumları yüzünden endişeye kapıldı. Sonra da, Oğlu Hz. Hasan'ı, Halife'ye gönderdi ki, bu durumu haber versin. Diğer Sahabeler de bir grup gençleri Hz. Osman'ın yanına gönderiyorlardı ki, Onun korunmasını sağlasınlar.
Fakat muhalifler, örgütlenmiş, insanların beklemediği bir anda Medine Şehrine girip, Bu Şehri ele geçirmek istiyorlardı. Bunun için plan yapıyorlardı. Daha sonra evlerine falan gitmek için yola çıktılar. Bazı kaynaklara göreyse, Hz. Osman ile görüştüler Mısır valiliği hakkında. Ve oraya, Hz. Ebu Bekirin Oğlu olan Muhammed'i vali tayin ettiler.
Ve kısa bir süre sonra, Muhammed ile ilgili bir yazı yüzünden Hz. Osman'ın evi yine kuşatıldı.
Hz. Osman hakkındaki bütün suçlamalara cevap verip çoğu konuda onları ikna etti. Ve bir keresinde, Hz. Ali'nin tavsiyelerine uyup birtakım hatalarını da itiraf etti. Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in Sünnetine Uyacağını bildirerek, muhalifleri sakinleştirdi.
Fakat Mervan Hz. Osman'ın izni ile bir konuşma yapınca ortalığın yine karışmasına sebep oldu.
Hz. Osman, hançerlenerek Şehid Edilmiştir. Medine Şehrinde asiler ve ihtilalcilerle savaşmak ve Hz. Osman'ı kurtarmak isteyen insanlar olmuş, fakat Hz. Osman ihtilalcilere karşı silah kullanılmasını ve kan dökülmesini hiç istememişti.
Bir kaynağın bize bildirdiğine göre, Hz. Osman'ın evinin kuşatma altında bulunduğu son günde, asiler Hz. Osman'a birçok sıkıntı vermiştir. Bunun üzerine Hz. Osman bir keresinde başını pencereden çıkarmış ve asilere şöyle seslenmişti: "Ey ALLAH'ın Kulları".
Bu sırada, Hz. Ali'nin başında Resulullah'ın sarığı vardı. Ve kılıcını kuşanmış bir şekilde evden çıkıyordu. Oğlu Hz. Hasan ve damadı Hz. Ömer'in oğularından olan Abdullah da Onunlaydı. Ve bu 2 genç, Onun önünde yürüyordu.
Olayın şahitlerinden Şeddad aktarıyor ki, kısa bir süre sonra ensar ve bir de muhacir yanlarına alarak Hz. Osman'ın evine ulaştılar. Ve bu büyük isyancı toplumu dağıttılar. Daha sonra, Hz. Ali, Hz. Osman'ın evine girdi ve bulunduğu odaya girdi. Ona Selâm Verip şöyle söyledi:
"Esselamu Aleyke ey Müminlerin Emiri! Gerçekten Resulullah bu işe, arkasında olanla kendisine karşı gelene vurmakla ulaştı. Vallahi, gerçekten ben bu topluluğun seni katledeceğini görüyorum. Durum böyleyken, bize emret de biz de savaşalım."
Hz. Ali, eve girmeden ihtilalcileri gördüğü için onların inatçılıklarını anlamıştı. Bu yüzden savaş gerekliydi.
Fakat Hz. Osman, farklı bir şekilde düşünüyordu. Ve bu savaşma fikrine karşı şöyle dedi:
"ALLAH Aşkına, ALLAH Hakkını bilen bir adamı ve benim üzerinde bir hakkım olduğunu açıkça söyleyen bir adamın, benim yolumda hacamat şişesini dolduracak kadar kan dökmesi veya kendi kanını akıtması asla olmasın."
Hz. Abdurrahman bin Avf da savaşma düşüncesindeyken, Hz. Osman'ın düşüncesi gayet açıktı. Hz. Osman, hangi nedenden ötrü olursa olsun asla kan dökülsün istemiyordu. Hatta Ona göre, isyancılardan bile kan akmamalıydı.
Hz. Ali yine aynı sözleri söyledi. Bunun üzerine Hz. Ali, Hz. Osman'ın yanından kalkıp, kapıdan çıkarken şöyle dedi:
"ALLAH'ım, mutlaka SEN Biliyorsun ki, biz gayretimizi ortaya koyduk."
Ardından Mescid-i Nebevi'ye Gelerek Ezan Okumaya Başladı. Cemaat Ondan kendilerine Namaz Kıldırmalarını istedi. Fakat O, Halife'nin evi kuşatıldığı için Mescide gelemiyorsa, kendisinin de namaz kıldırmayacağını bildirdi. Daha sonra tek başına namaz kıldı.
Namazı bitti, Mescidden çıktı ve eve dönüyordu. O sırada, Oğlu Hz. Hasan babasına son gelişmeyi bildirdi:
"Babacağım vallahi asiler Halifenin evine hücum ettiler."
Hz. Ali şöyle söyledi:
"inna lillah ve innâ ileyhi raciun (Biz Şüphesiz (her şeyimizle) ALLAH'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz). Vallahi Onu öldürürler."
Gerçekten de, Halifenin evine birkaç kişi girip Onu şehit ettiler.
O sırada Hz. Ali'ye sordular:
"Ey Ebu'l-Hasan, Onun (Hz. Osman'ın) yeri neresidir?"
"Vallahi O (Ona) pek yakın olan cennettedir."
"Ya onu öldürenlerin yeri neresidir?"
Hz. Ali 3 kez tekrar etti:
"Finnâri, vallahi." (Vallahi ateştedir).
--
Hz. Osman, miladi 656 yılında, 82 ya da 80 yaşındayken Şehid edilmiştir.
Her bir devlet liderinin muhalefeti olduğu gibi, Hz. Osman'ın da muhalefeti vardı. Muhalefet, son dönemlerde idari amirleri yani valileri tenkit ediyordu. Son dönem dediğim de, Hz. Osman'ın son dönemleridir. Hz. Osman bir kuldur, hatasız kul olmaz. Hz. Osman bir hata yapabilir, fakat adı-üstünde muhalefet diyoruz, Hz. Osman'ın hatalarını büyütmeyi kendilerine görev biliyorlardı.
Bazı bölgelerdeki muhalifler de, Hz. Aişe, Hz. Talha, Hz. Ali gibisinden Sahabe Büyüklerinin ağızlarından mektuplar yazıya geçiriyor, ve bu mektupları da muhalefet arasında gösteriyorlardı. Mektuplar tüm bölgelere (bölge dediğim de şehir) gönderilmeye başlandı ve insanlar "cihat" (isyan) için Medine Şehrine çağrıldılar.
Miladi 656 yılında Hz. Osman 82-80 yaşlarındayken muhalefetten bir kısım insan toplandı. Daha doğrusu bir kısım muhalif kurulu toplandı. Bu kurul, Mısır'dan Medine Şehrine doğru gönderildiler. Bu kurul, valiyi Hz. Osman'a şikâyet ettiler. Hz. Osman da hakkındaki suçlamalara cevap verdi. Cevap verirken, büyük bir cömertlik göstererek, yönetim konusunda bazı hatalar yaptığını da itiraf etti.
Bu olaydan sonra yine aynı yıl, yine 600-1000 ilâ 1600 kişilik 3 tane muhalif grup toplandı. Ve bu grup ta, Kufe, Basra ve Mısır'dan Medine Şehrine geldiler. Öyle-öyle olaylar. Daha sonra bu muhalifler Medine Şehrinde kendi güçlerine denk bir (askeri) birliğin varolup olmadığını araştırmaya başladılar. Ayrıca, Hz. Ali, Hz. Zübeyr, Hz. Aişe gibi Büyük Sahabelerle görüşerek de valiler konusundaki şikâyetlerini söylediler. Ayrıca yine bu gibi Sahabelerin Halife ile görüşmek için vasıta olmalarını istediler. Fakat Bu Sahabeler buna karşı çıktılar. Muhalifler de sanırım döndüler.
Daha sonra, Basralılar Hz. Talha'ya, Mısırlılar Hz. Ali'ye, Kufeliler ise Hz. Zübeyr'e elçi gönderip halife olmalarını istediler. Bunun sebebi de şu, her şehirdeki grup, kimin halife olmasını istiyorlarsa onlara gidip halife olmalarını söylüyorlardı. Ama hepsinin de, gönüllerindeki halife başkaydı. Ama bu 3 Sahabeden her biri bu teklifleri katı bir şekilde reddettiler. Çünkü isyancılar tarafından yönetimin başına geçip, isyancılarla birlik olmak istemiyorlardı.
Hz. Ali, muhaliflerin bu durumları yüzünden endişeye kapıldı. Sonra da, Oğlu Hz. Hasan'ı, Halife'ye gönderdi ki, bu durumu haber versin. Diğer Sahabeler de bir grup gençleri Hz. Osman'ın yanına gönderiyorlardı ki, Onun korunmasını sağlasınlar.
Fakat muhalifler, örgütlenmiş, insanların beklemediği bir anda Medine Şehrine girip, Bu Şehri ele geçirmek istiyorlardı. Bunun için plan yapıyorlardı. Daha sonra evlerine falan gitmek için yola çıktılar. Bazı kaynaklara göreyse, Hz. Osman ile görüştüler Mısır valiliği hakkında. Ve oraya, Hz. Ebu Bekirin Oğlu olan Muhammed'i vali tayin ettiler.
Ve kısa bir süre sonra, Muhammed ile ilgili bir yazı yüzünden Hz. Osman'ın evi yine kuşatıldı.
Hz. Osman hakkındaki bütün suçlamalara cevap verip çoğu konuda onları ikna etti. Ve bir keresinde, Hz. Ali'nin tavsiyelerine uyup birtakım hatalarını da itiraf etti. Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in Sünnetine Uyacağını bildirerek, muhalifleri sakinleştirdi.
Fakat Mervan Hz. Osman'ın izni ile bir konuşma yapınca ortalığın yine karışmasına sebep oldu.
Hz. Osman, hançerlenerek Şehid Edilmiştir. Medine Şehrinde asiler ve ihtilalcilerle savaşmak ve Hz. Osman'ı kurtarmak isteyen insanlar olmuş, fakat Hz. Osman ihtilalcilere karşı silah kullanılmasını ve kan dökülmesini hiç istememişti.
Bir kaynağın bize bildirdiğine göre, Hz. Osman'ın evinin kuşatma altında bulunduğu son günde, asiler Hz. Osman'a birçok sıkıntı vermiştir. Bunun üzerine Hz. Osman bir keresinde başını pencereden çıkarmış ve asilere şöyle seslenmişti: "Ey ALLAH'ın Kulları".
Bu sırada, Hz. Ali'nin başında Resulullah'ın sarığı vardı. Ve kılıcını kuşanmış bir şekilde evden çıkıyordu. Oğlu Hz. Hasan ve damadı Hz. Ömer'in oğularından olan Abdullah da Onunlaydı. Ve bu 2 genç, Onun önünde yürüyordu.
Olayın şahitlerinden Şeddad aktarıyor ki, kısa bir süre sonra ensar ve bir de muhacir yanlarına alarak Hz. Osman'ın evine ulaştılar. Ve bu büyük isyancı toplumu dağıttılar. Daha sonra, Hz. Ali, Hz. Osman'ın evine girdi ve bulunduğu odaya girdi. Ona Selâm Verip şöyle söyledi:
"Esselamu Aleyke ey Müminlerin Emiri! Gerçekten Resulullah bu işe, arkasında olanla kendisine karşı gelene vurmakla ulaştı. Vallahi, gerçekten ben bu topluluğun seni katledeceğini görüyorum. Durum böyleyken, bize emret de biz de savaşalım."
Hz. Ali, eve girmeden ihtilalcileri gördüğü için onların inatçılıklarını anlamıştı. Bu yüzden savaş gerekliydi.
Fakat Hz. Osman, farklı bir şekilde düşünüyordu. Ve bu savaşma fikrine karşı şöyle dedi:
"ALLAH Aşkına, ALLAH Hakkını bilen bir adamı ve benim üzerinde bir hakkım olduğunu açıkça söyleyen bir adamın, benim yolumda hacamat şişesini dolduracak kadar kan dökmesi veya kendi kanını akıtması asla olmasın."
Hz. Abdurrahman bin Avf da savaşma düşüncesindeyken, Hz. Osman'ın düşüncesi gayet açıktı. Hz. Osman, hangi nedenden ötrü olursa olsun asla kan dökülsün istemiyordu. Hatta Ona göre, isyancılardan bile kan akmamalıydı.
Hz. Ali yine aynı sözleri söyledi. Bunun üzerine Hz. Ali, Hz. Osman'ın yanından kalkıp, kapıdan çıkarken şöyle dedi:
"ALLAH'ım, mutlaka SEN Biliyorsun ki, biz gayretimizi ortaya koyduk."
Ardından Mescid-i Nebevi'ye Gelerek Ezan Okumaya Başladı. Cemaat Ondan kendilerine Namaz Kıldırmalarını istedi. Fakat O, Halife'nin evi kuşatıldığı için Mescide gelemiyorsa, kendisinin de namaz kıldırmayacağını bildirdi. Daha sonra tek başına namaz kıldı.
Namazı bitti, Mescidden çıktı ve eve dönüyordu. O sırada, Oğlu Hz. Hasan babasına son gelişmeyi bildirdi:
"Babacağım vallahi asiler Halifenin evine hücum ettiler."
Hz. Ali şöyle söyledi:
"inna lillah ve innâ ileyhi raciun (Biz Şüphesiz (her şeyimizle) ALLAH'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz). Vallahi Onu öldürürler."
Gerçekten de, Halifenin evine birkaç kişi girip Onu şehit ettiler.
O sırada Hz. Ali'ye sordular:
"Ey Ebu'l-Hasan, Onun (Hz. Osman'ın) yeri neresidir?"
"Vallahi O (Ona) pek yakın olan cennettedir."
"Ya onu öldürenlerin yeri neresidir?"
Hz. Ali 3 kez tekrar etti:
"Finnâri, vallahi." (Vallahi ateştedir).
--
Hz. Osman, miladi 656 yılında, 82 ya da 80 yaşındayken Şehid edilmiştir.
Tüm sülalesini devlet kadrolarına yerleştirmiştir. Akpliler çok sever.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar