bugün
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- antalya şu an 28 derece3
- tez yazmak4
- geceniz nasıl geçiyor7
- en iyi simit hangi şehirdedir20
- latin atasözleri4
- sabahattin zaim üniversitesi2
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- uluslararası ilişkiler2
- ağlamamak için kendini tutmak11
- ctrlx22
- gürcistan22
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- şu an çalan müzik2
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- asla yapmam denilen şeyler4
- hewal ebo18
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- kuran da namaz yok21
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- yalnız yaşamak5
- lahmacunu elle yiyen kız14
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin11
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- e'e f e6
- içim yanıyor be sözlük7
- ilgi isteyen kız16
- kalem şakir2
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- sigortalı bir iş bul çalış4
- neden namaz kılmıyorsun4
- cep telefonu2
- güneş gözlüğü3
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- beleş sigarayı öksürtüyor diyerek reddeden keriz4
- intihar3
- eskisi gibi olamamak2
- rüya2
- chatgpt ile dertleşmek3
- zenci isyanı2
- öyle bir şey yaz ki okuyan şaşırsın5
- asansörde kalmak7
- parcalandim toparlanamiyorum5
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- memelerini okşarken kız nasıl inler4
- gece gece 3 tane kurabiye yemek2
- mutfağına konuk olunan yazarın işine karışmak3
- türk düşmanları4
Basketbol üzerine yapılmış , belki de en güzel filmdir hoosiers. gercek bir hikayeden esinlenilerek çekilmiştir. bütün bunlara gelmeden önce filmle ilgili temel bilgileri verelim. detay isteyenler, imdb den takip edebilirler.
film 1986 yapımı ve 1987 yılı oscar odullerine 2 dalda aday olmuş. filmin yönetmeni David Anspaugh , başrollerde Gene Hackman , antrenör Norman Dale'i, Barbara Hershey , okuldaki baska bir öğretmen olan Myra Fleener'i, Dennis Hopper ise Shooter isimli bir ayyaşı canlandırıyor.
bundan sonrası biraz spoiler içerebilir ancak bu kadar detay bence sorun olmayacaktır.
film basketbolun bir din olduğu indiana eyaletinin küçük bir kasabasına lise takımının antrenörü olarak gelen coach norman dale in hikayesi. norman dale, aslında yetenekli bir ncaa antrenörüyken , bir oyuncusuna fiili saldırıda bulunmaktan uzun bir süre ceza almış ve bu sebeple basketboldan kopmuş ancak 2. şans arayan bir loser. shooter , takımdaki oyunculardan birinin babası ancak ayyaşın teki. kendi oğlu bile ondan utanıyor ve bunu açıkça dile getiriyor. basketboldan çok iyi anlasa da yaşadığı travmalar onu boyle bir kurtuluşa itmiş.
lise takımı sanırım 7 kişi. düşünün okul öyle küçük ki 10 kişiyi bile bulamıyorlar. kasaba küçük, herkes birbirini tanıyor ve bizim futbol syircimiz gibi herkes kendince takımın antrenörü. her kafadan bir ses çıkıyor.
coach dale prensip sahibi bir adam, herkes hucum calismak isterken fundamental a onem veren, dribling den pas vermeye, kondusyondan line drill e kadar her turlu basketbolcunun istemedigi antrenmanlarin hepsini yaptiran bir adam. oncelikle elindeki kucuk gruptan bir takım yapma amacında. oyuncuların hepsi ortalama. birisi haric. onun ismi jimmy. inanilmaz bir basketbol yetenegi var. sut kacirmiyor , filmi izlediginizde goreceksiniz. bu cocuk da küskün ve takımdan uzakta. coach dale bir taraftan onu takımda görmek isterken, diğer taraftan prensip sahibi kişiliği ile ödün de vermiyor. yani kabaca ister gel ister gelme diyor ona...
çok fazla şeyler yazmak istemiyorum, mutlaka her sporseverin izlemesi gereken bir film. kucucuk bir lise takımının indiana eyalet şampiyonu oluşunun hikayesi bu. filmin bazı sahneleri çok dokunaklı.
bu gerçek bir hikaye demiştim. 1954 de indiana şampiyonu olan ve bir cindrella hikayesinin kahramanı milan indians takımının hikayesinden esinlenilmiş. filmin final macinin cekidigi filmdeki adiyla butler fieldhouse u dolduracak kadar fazla figuran bulunamadigindan mevcut kalabalik hep kameranın karşısındaki tribunlere yerlestirilmiş. bu sebeple o sahnelerin çekimi biraz uzamış.
bu filmde pek çok efsane replik ve hareket vardır. beni ilk izlediğimde etkileyeni ise şudur.
butler fieldhouse 10bin kilik bir salon. çocuklar salona girdiklerinde buyuklugune inanamazlar. kendi okullarindaki 100 kisilik salondan sonra inanilmaz bir ortam... coach dale cocuklardan birine faul cizgisinin dip cizgiden uzakligini olcmesini, digerine de pota yukseligini olcmesini ve bulduklari uzunlukları soylemelerini ister. cocuklar nizami olculeri soylediklerinde de, gordugunuz gibi bizim salonumuzdaki olculerle bire bir aynı der.
bu filmde hem cocah dale, hem shooter , 2. bir sans arayan hayatta kaybetmiş kişiler. ozellikle bu performans ile oscara aday gosterilen dennis hopper i izlemek gerek.
NOT: Başlığı açmak için yazdığımda, ukte olarak verildiğiniz gördüm. ukteciye selamlar *
film 1986 yapımı ve 1987 yılı oscar odullerine 2 dalda aday olmuş. filmin yönetmeni David Anspaugh , başrollerde Gene Hackman , antrenör Norman Dale'i, Barbara Hershey , okuldaki baska bir öğretmen olan Myra Fleener'i, Dennis Hopper ise Shooter isimli bir ayyaşı canlandırıyor.
bundan sonrası biraz spoiler içerebilir ancak bu kadar detay bence sorun olmayacaktır.
film basketbolun bir din olduğu indiana eyaletinin küçük bir kasabasına lise takımının antrenörü olarak gelen coach norman dale in hikayesi. norman dale, aslında yetenekli bir ncaa antrenörüyken , bir oyuncusuna fiili saldırıda bulunmaktan uzun bir süre ceza almış ve bu sebeple basketboldan kopmuş ancak 2. şans arayan bir loser. shooter , takımdaki oyunculardan birinin babası ancak ayyaşın teki. kendi oğlu bile ondan utanıyor ve bunu açıkça dile getiriyor. basketboldan çok iyi anlasa da yaşadığı travmalar onu boyle bir kurtuluşa itmiş.
lise takımı sanırım 7 kişi. düşünün okul öyle küçük ki 10 kişiyi bile bulamıyorlar. kasaba küçük, herkes birbirini tanıyor ve bizim futbol syircimiz gibi herkes kendince takımın antrenörü. her kafadan bir ses çıkıyor.
coach dale prensip sahibi bir adam, herkes hucum calismak isterken fundamental a onem veren, dribling den pas vermeye, kondusyondan line drill e kadar her turlu basketbolcunun istemedigi antrenmanlarin hepsini yaptiran bir adam. oncelikle elindeki kucuk gruptan bir takım yapma amacında. oyuncuların hepsi ortalama. birisi haric. onun ismi jimmy. inanilmaz bir basketbol yetenegi var. sut kacirmiyor , filmi izlediginizde goreceksiniz. bu cocuk da küskün ve takımdan uzakta. coach dale bir taraftan onu takımda görmek isterken, diğer taraftan prensip sahibi kişiliği ile ödün de vermiyor. yani kabaca ister gel ister gelme diyor ona...
çok fazla şeyler yazmak istemiyorum, mutlaka her sporseverin izlemesi gereken bir film. kucucuk bir lise takımının indiana eyalet şampiyonu oluşunun hikayesi bu. filmin bazı sahneleri çok dokunaklı.
bu gerçek bir hikaye demiştim. 1954 de indiana şampiyonu olan ve bir cindrella hikayesinin kahramanı milan indians takımının hikayesinden esinlenilmiş. filmin final macinin cekidigi filmdeki adiyla butler fieldhouse u dolduracak kadar fazla figuran bulunamadigindan mevcut kalabalik hep kameranın karşısındaki tribunlere yerlestirilmiş. bu sebeple o sahnelerin çekimi biraz uzamış.
bu filmde pek çok efsane replik ve hareket vardır. beni ilk izlediğimde etkileyeni ise şudur.
butler fieldhouse 10bin kilik bir salon. çocuklar salona girdiklerinde buyuklugune inanamazlar. kendi okullarindaki 100 kisilik salondan sonra inanilmaz bir ortam... coach dale cocuklardan birine faul cizgisinin dip cizgiden uzakligini olcmesini, digerine de pota yukseligini olcmesini ve bulduklari uzunlukları soylemelerini ister. cocuklar nizami olculeri soylediklerinde de, gordugunuz gibi bizim salonumuzdaki olculerle bire bir aynı der.
bu filmde hem cocah dale, hem shooter , 2. bir sans arayan hayatta kaybetmiş kişiler. ozellikle bu performans ile oscara aday gosterilen dennis hopper i izlemek gerek.
NOT: Başlığı açmak için yazdığımda, ukte olarak verildiğiniz gördüm. ukteciye selamlar *
konusu, oyuncuları ve verdiği birçok dersle en güzel basketbol filmidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar