bugün
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- spor yaparken tayt giymenin asıl amacı5
- dede tavsiyeleri5
- erkekler neden evlenmek ister13
- oy kullanmak suretiyle hükümeti devirmeye çalışmak3
- günün sözü11
- husilerin artık çok olmaya başlaması3
- sizi bütün milletlere üstün kıldığımı hatırlayın5
- hangi sözlük kızısın10
- borsada dönen dönerler4
- donald trump'un türk askerini övmesi2
- para yok huzur var9
- regl olan kadına söylenmemesi gerekenler7
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- seninle şöyle olabildik6
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz2
- şansın tesadüf olduğunu zannetmek3
- apo'nun villası2
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez9
- diablo 52
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya12
- erkek aşagı erkek yukarı6
- kürdü sevin21
- savaşma seviş2
- çomartokrasi2
- tokmakçının anlamını bilmeyen kız3
- arabaya acemi sürücü yazmak2
- 2026 2027 uefa avrupa ligi şampiyonu2
- rusya da çarlığı istemek2
- arap sabununu götüne süren solcu2
- araba alınca yapılacak şımarıklıklar8
- bazen kazanmak için kaybetmek gerekir4
- diablo2
- hangi winx kızısın5
- olympique marseille3
- güne almanca bir cümle bırak11
- ramazan ayı2
- ateist5
- yazarların cuma akşamı planları3
- yere çöp atan aşağılık varlıklar2
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- rock grubu kurmak için köyden beyoğluna gelmek4
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı17
- en son ne aldınız2
- evde kalan kızları dışarı çıkarıyoruz3
- çocukken en sevilen çizgi film3
- yasaları bırakıp insan geleneklerine tapınmak2
- doğrusunu unutturan yazım yanlışları2
- kaçsam kaçamam her yerde kokun var2
- saddam hüseyin8
kimine göre boktan kimine göre çok güzel olan yaşamak. genel açıklaması kimse bu dünyaya kazık çakmadı herkes bir gün ölücek yunan mitoloji tanrıları bile ölümsüzlük nektarını bulamadılar. herkes bu dünyada hayat dedikleri bir girdabın içinde başı boş dümeni yelkeni kırılmış bir gemi gibi dönüp duruyorlar. kimileri o gemiyi idare etmeye çalışırken kimileri o girdabın sonuna kadar gidiyorlar. bazıları aldığı oksijenle zehirlendiklerini sanıyorlar. bazıları ise içtiği sigaradan zehiri tercih ediyorlar. insanın bunmalarına göre hayat stilin değişiyor. kimi ayrılıklar kimi aile sorunları bazı sorunlar nedeniyle hayatlarını değiştirmek zorunda kalıyorlar. evlenince hayatını değiştirmek zorundasındır. artık eşin vardır ilerde çocuğun olucaktır belkide daha çok sorumluluk. sevgilinden ayrıldıysan hayat daha beter olabiliyor gitmiyor hayat istediğin o kulak memesi kıvamındaki hamur gibi yumuşak olmuyor. sert oluyor o sertlikte belkide en kalın metal gibi kırılabiliyorsun. belkide dirençli bir metal gibiysen ayakta o sert hayatta kalabiliyorsun. ama aldığın nefes bile sana yük olmaya başlıyor. sevgilin terk etmiştir çünkü. hayatta tutunmak istediğin son dalda gövdeden ayrılmıştır. hayatın devam ediyordur derler. ama öyle olmuyor onsuz hayat topal gibi kangren olmuş gibi devam ediyordur. o sonsuz dümensiz yelkensiz girdabın dibine doğru gidiyorsundur. yardım istemiyorsundur. imdat çığlığı atmıyorsundur. çünkü o yanında değildir hayatta kalmanın ne anlamı vardır neden o girdabın dibine gitmek istemeyesin ki. hayat böyle boktandır biz o kulak memesi kıvamındaki hamur gibi mutlu olamadık.
Şimdi ben yok denecek kadar çokum...
Firardayken insan ve buz kesiyorken hava,
Soğuk en çok parmak uçlarıma yakışmaz...
Şimdi vakit seyir defterimde yorgundur,
Şimdi feryat en çok sesimin tonunda vurgundur
ve şimdi hayat;
Cevabını bildiğim en zor sorudur...!
Firardayken insan ve buz kesiyorken hava,
Soğuk en çok parmak uçlarıma yakışmaz...
Şimdi vakit seyir defterimde yorgundur,
Şimdi feryat en çok sesimin tonunda vurgundur
ve şimdi hayat;
Cevabını bildiğim en zor sorudur...!
hayat; yapmak istediklerini yaparken, başından geçenlerdir. başından geçenler de, tanrının istediğidir.
gelmek için hiçbir şey yapılmamışken yaşamak için çokça şey yapılan, bir gün biteceği kesin olsa da daha fazla kalmak adına çabalayıp durduğumuz, kimine kısa kimine uzun gelen şey.
1926-1930 yılları arasında , dönemin en önemli kültür dergilerinde biri. *
icinde tüm canlilarin ortak yasadigi ve kendisini paylastigi seydir. yasayan canliya göre zamanla sinirlidir.
karsimiza bir cok firsatlar cikaran, yaptiklarimizi sonradan elimizden geldigi kadar düzeltmemize de firsat veren, fakat icinde asla geri alamayacagimiz 'zaman' kavramini barindiran sey.
kelimenin tam anlamiyla, editlenemeyen bir entry'dir aslinda..
karsimiza bir cok firsatlar cikaran, yaptiklarimizi sonradan elimizden geldigi kadar düzeltmemize de firsat veren, fakat icinde asla geri alamayacagimiz 'zaman' kavramini barindiran sey.
kelimenin tam anlamiyla, editlenemeyen bir entry'dir aslinda..
Herkes ne kadar bağımsız görünse de ve rastgele dağılmış hayatlardaymışcasına dursa da yaşananlar; karşımıza her çıkan yeni yüz için hayat kendi ritminde bir yol çizer zamanı geldiğinde kesişecek ya da ayrılacak olan.... ve hayat biz başka planlar yapmakla meşgulken başımızdan geçenlerdir...
altay öktem 'cesi:
"hayatı ıskaladığımız ölçüde yaralıyız hepimiz. hayatsa, evrenin küçük bir delilik anından başka bir şey değildir. evrenin bocalamasıdır. kısa bir süreliğine sapıtması, ne yaptığını bilememesi, kendini dağıtmasıdır. boşluğun kanunudur bu; evren çabuk toparlar. düzelir hemen. oysa kendini kaybettiği o birkaç saniye, bize milyonlarca yıl gibi gelir. o kısacık dağılmaya "hayat" adını vermiş ve hiç zaman kaybetmeden başlamışızdır birbirimizi incitmeye..."
3 eylül 2005 penguen
"hayatı ıskaladığımız ölçüde yaralıyız hepimiz. hayatsa, evrenin küçük bir delilik anından başka bir şey değildir. evrenin bocalamasıdır. kısa bir süreliğine sapıtması, ne yaptığını bilememesi, kendini dağıtmasıdır. boşluğun kanunudur bu; evren çabuk toparlar. düzelir hemen. oysa kendini kaybettiği o birkaç saniye, bize milyonlarca yıl gibi gelir. o kısacık dağılmaya "hayat" adını vermiş ve hiç zaman kaybetmeden başlamışızdır birbirimizi incitmeye..."
3 eylül 2005 penguen
sıkıcı.
nefes alıp vermekten ibaret olsaydı eğer hayat yıkık dökük bir harabe olurdu sadece...
oysa hayat kocaman bir malikane... her odasında ayrı duyguların yaşadığı, içinde çocukların koşup oynadığı, mutfağında en lezzetli yemeklerin piştiği, bahçesinde buram buram hanımeli kokan, bazen bir bebek sevincinin bazen bir ölüm hüznünün kuşattığı, sevdiğimiz, sevmediğimiz hatta kaybettiğimiz herkesi barındırabilen, yağmurda çatısı aksa da güneş açınca cennete dönen, tavan arasında unutulmuş gramafon gibi hüzünlerimizi, gözyaşlarımızı, düşkırıklıklarımızı, sevinçlerimizi, mutluluğumuzu, kalabalıkları yalnızlıkları, keşkeleri... biz unutsak da saklayan ve yeri geldiğinde önümüze çıkaran, baktığımız her pencereden başka başka manzaralar gördüğümüz kocaman bir evdir hayat..
oysa hayat kocaman bir malikane... her odasında ayrı duyguların yaşadığı, içinde çocukların koşup oynadığı, mutfağında en lezzetli yemeklerin piştiği, bahçesinde buram buram hanımeli kokan, bazen bir bebek sevincinin bazen bir ölüm hüznünün kuşattığı, sevdiğimiz, sevmediğimiz hatta kaybettiğimiz herkesi barındırabilen, yağmurda çatısı aksa da güneş açınca cennete dönen, tavan arasında unutulmuş gramafon gibi hüzünlerimizi, gözyaşlarımızı, düşkırıklıklarımızı, sevinçlerimizi, mutluluğumuzu, kalabalıkları yalnızlıkları, keşkeleri... biz unutsak da saklayan ve yeri geldiğinde önümüze çıkaran, baktığımız her pencereden başka başka manzaralar gördüğümüz kocaman bir evdir hayat..
çocukken kendinin farkına varmayla başlar. artık önünde bi dünya sorumluluk, çok az da mutluluk vardır. en sonunda da ölüm. ve sana sorulmaz dünya'ya gelmek ister misin diye. mecbur kalırsın hayatını sürmeye. öyle gider.
bir yoldur. bazen engebeli, bazen düz, bazı çıkmazlara gebe, bezen de tam adrese çıkan.
bir mevsimdir. bazen en soğuk kışlardan daha soğuk, bazen en neşeli baharlardan daha şen.
bir gecedir. bazen zifiri bir karanlık, bazen dolunayla aydınlanmış ,gündüzden daha gündüz.
bir şarkıdır. bazen yürek yakacak kadar hüzün dolu, bazen çığlık çığlığa eşlik edecek kadar neşe dolu.
bir amaçtır. ne olursa olsun yaşanması gereken bir amaç.
bir mevsimdir. bazen en soğuk kışlardan daha soğuk, bazen en neşeli baharlardan daha şen.
bir gecedir. bazen zifiri bir karanlık, bazen dolunayla aydınlanmış ,gündüzden daha gündüz.
bir şarkıdır. bazen yürek yakacak kadar hüzün dolu, bazen çığlık çığlığa eşlik edecek kadar neşe dolu.
bir amaçtır. ne olursa olsun yaşanması gereken bir amaç.
yan çizmektir.
içten gelenle mi yönetilmek istiyoruz? yani kendi iktidarımıza mı sahip olmak istiyoruz ya da dışarıdan yönetilip ipleri başkasına mı devrediyoruz? eğer sonuncucu ise; bahsettiğim başkası, bizim bağımlılığımız olabilir. evet evet tıpkı sigara, alkol, karı-koca, çocuk, para vs bütün bu saydıklarımın üstüne bin tane daha bağımlılık gibi durmayan fakat tam anlamıyla bağımlılık olan absürt şey ekleyebilirim. normalde kalıp, bağımlılık geliştirmeden hayatı sürdürebilmek bu kadar mı zor. eğer zorsa da neden hep kolay olanı tercih ediyoruz?
tanım: çözemediğim bir *dır hayat.
tanım: çözemediğim bir *dır hayat.
I
Hayat bu dokunacak
Gün geçmeden acılar silinmeyecek
Bir tat kalacak dudaklarda
Görünmeyen sevgiliye ait
Sonu gelmeyen mısralara saklanan ömrünü
Dağların ardında mı teslim edeceksin?
Ait olduğunu düşündüğün yerde
Kanayan mendilini tampon yapıp yarana
Sessizce haykıracak mısın,
Yıldızların soğuk yüzüne..
II
Yıldızların vahşi yüzünü gördüğünde anlarsın
Ne denli uzak olduğunu kendine
Ve de ne denli yakın...
Su çırpınışıyla geçen kısa ömrü
Hangi dağa,hangi yıldıza bağışlamak istersin
Yokluğun ve varlığının beraber raks ettiği ovaların
Aslında bir servistan olduğunu bilir misin baL
Soğukluğun kasvetini...
*
Hayat bu dokunacak
Gün geçmeden acılar silinmeyecek
Bir tat kalacak dudaklarda
Görünmeyen sevgiliye ait
Sonu gelmeyen mısralara saklanan ömrünü
Dağların ardında mı teslim edeceksin?
Ait olduğunu düşündüğün yerde
Kanayan mendilini tampon yapıp yarana
Sessizce haykıracak mısın,
Yıldızların soğuk yüzüne..
II
Yıldızların vahşi yüzünü gördüğünde anlarsın
Ne denli uzak olduğunu kendine
Ve de ne denli yakın...
Su çırpınışıyla geçen kısa ömrü
Hangi dağa,hangi yıldıza bağışlamak istersin
Yokluğun ve varlığının beraber raks ettiği ovaların
Aslında bir servistan olduğunu bilir misin baL
Soğukluğun kasvetini...
*
hayat; bir çift güzel söze kanacak kadar kolay değilken, gerçekleri görebilecek kadar da zor değildir.
sakin'in arka arkaya defalarca dinlenilebilecek albümü.
"ilk albüm" olduğunu düşünürsek, mükemmel bir iş çıkarmışlar.
plak şirketleri de mor ve ötesi'nin rakun'u..
"ilk albüm" olduğunu düşünürsek, mükemmel bir iş çıkarmışlar.
plak şirketleri de mor ve ötesi'nin rakun'u..
o kadar da karmaşık değildir.
ilk sinyalle atmaya başladı kalbimiz. gözlerimiz gördü renklerini. ve işittik seslerini. hayat nedir bilmezken hayatta kalmanın derdine düşüverdik. kimimiz hayat dolu olduk. kimimizin hayatı kaydı. kimimiz erteledi hayatı, kimimiz hayat beklemez dedi." hayat mı lan bu!" diye isyan edenimiz, "hayatta olmaz!" diye diretenlerimiz oldu. sonra sevgililer verdi bize "hayatım" dediğimiz. kimi için hayat memat meselesi oldu. kimi için bomboş ve bombok birşey.
ılık rüzgarlarını çok sevip, fırtınalarına sövecek değilim. bir bebeğin ışıl ışıl gözlerinde gördüm onu. bir dedenin kupkuru ellerinde. yuvalarında ağızlarını kocaman açan o yavru kuşların telaşında gördüm. sevgilinin kokusuna saklanmış, buldum onu. katran kara gecelerinin bile hep bir sabahı vardı. ve her sabah bir "günaydın" diyeni.
hayat bizim. yaşayacağız. ve alnımız açık kucaklayacağız ölümü. kurumuş yaprakların dallarda değil ama toprakta yaşadığını bilerek. ve nefretle çürütmeyerek onu. yaşayacağız, hatıralarını saklayarak ruhumuzda ve hep geçmişi özleyip geleceği bekleyerek yürüyeceğiz bu yolu. düşe kalka, yara bere içinde göğüsleyeceğiz ipini. son sinyalle duracak kalbimiz. sesler susacak ve kaybolacak renkleri.
ve en sonunda biz, ölümle dirilip kaldığımız yerden devam edeceğiz
hayata.
ilk sinyalle atmaya başladı kalbimiz. gözlerimiz gördü renklerini. ve işittik seslerini. hayat nedir bilmezken hayatta kalmanın derdine düşüverdik. kimimiz hayat dolu olduk. kimimizin hayatı kaydı. kimimiz erteledi hayatı, kimimiz hayat beklemez dedi." hayat mı lan bu!" diye isyan edenimiz, "hayatta olmaz!" diye diretenlerimiz oldu. sonra sevgililer verdi bize "hayatım" dediğimiz. kimi için hayat memat meselesi oldu. kimi için bomboş ve bombok birşey.
ılık rüzgarlarını çok sevip, fırtınalarına sövecek değilim. bir bebeğin ışıl ışıl gözlerinde gördüm onu. bir dedenin kupkuru ellerinde. yuvalarında ağızlarını kocaman açan o yavru kuşların telaşında gördüm. sevgilinin kokusuna saklanmış, buldum onu. katran kara gecelerinin bile hep bir sabahı vardı. ve her sabah bir "günaydın" diyeni.
hayat bizim. yaşayacağız. ve alnımız açık kucaklayacağız ölümü. kurumuş yaprakların dallarda değil ama toprakta yaşadığını bilerek. ve nefretle çürütmeyerek onu. yaşayacağız, hatıralarını saklayarak ruhumuzda ve hep geçmişi özleyip geleceği bekleyerek yürüyeceğiz bu yolu. düşe kalka, yara bere içinde göğüsleyeceğiz ipini. son sinyalle duracak kalbimiz. sesler susacak ve kaybolacak renkleri.
ve en sonunda biz, ölümle dirilip kaldığımız yerden devam edeceğiz
hayata.
hatalara düşmemek için çabalarken kendi içinizdeki boşluklara düşebildiğiniz, sonsuzluğun size ayrılan kısmı..
"Hayat bir bisiklete binmek gibidir. Pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz. "
(bkz: Claude Peppeer)
(bkz: Claude Peppeer)
hiç bir ücret ödemeden sahip olunan en değerli şey.
belki de kendimi kandırıyorum ama gerçekten ölüm ile bittiğine inanmadığım olgu. bu şekilde düşünmeme en büyük etken dedem olmuştur. dedem gerçekten bilge bir insandı ve çocukluğumda kişiliğime büyük etkileri olmuş bir insandı. bir kaç yıl önce kendisini kaybettik. ama ben hala onun yaşadığını hissediyorum. bu ölümü kabullenmemek ile alakalı değil. bedenen öldüğünü tamamen kabul ediyorum. ama o sanki hala yaşıyor. içimde. çevresinde kendisini etkilemiş insanların içinde. sanki hala yanımızda. o bize bir miras bıraktı. biz de onun mirasına katkılarda bulunuyoruz. hayat böyle aslında. yüzyılların mirası. biz de katkımızı yapıyoruz. biz de bir miras bırakacağız ve başkaları bizi o mirasta yaşatacak. önemli olan o katkıyı yapabilmek ve mirası bırakabilmek.
hızla akıp giden bir döngü.... Yakalamak bazen kolay olmaz... ya o hızlı koşuyordur, ya biz yavaşızdır... iki durumda da yakalama şansımız olmaz.
insanın var olduğu süreden bu yana üzerine düşünülen derin bir konu.
(bkz: çifte standart uygulayan normlar bütünü)
(bkz: çifte standart uygulayan normlar bütünü)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar