bugün
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması13
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı24
- sözlük çeteleri10
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak16
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz10
- aşık olduğum kızın pornocu çıkması5
- ne kadar takıntılısın5
- traveler bu akşam niye herkese sallıyor7
- yiyecek gibi bakan manita4
- karton toplayan meric8
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri12
- sevdiğiniz iki yazarın kavga etmesi3
- arkadaşlar itiraf edin beni çok seviyorsunuz6
- yarın lahmacun yiyecek olmak6
- bana onu sormayin23
- cuma akşam yorgun gelen erkeğine masaj yapan kadın4
- nervio'nün 007'ye vahşi kelebeğim demesi5
- vermeye hazir olmak2
- en iyi behzat ç karakterleri4
- varlığınızı hangi popüler yazara borçlusunuz5
- moderatöre şikayet edip entry sildirmek3
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler4
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak6
- ktç camdan atladı apandisti patladı2
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği9
- insan olmaya ceyrek kala4
- tekerlek toplayan meric3
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı3
- kova burcu erkeği muhteşemliği2
- yan hesabı olmayan yazar3
- atatürk ü ısrarla müslüman gösterme çabası3
- silvermist'e sataşıyorum öyleyse varım4
- moda faciası olan şeyler2
- katlanmamış elbise yığını2
- bu aralar taktığınız şarkılar5
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- from golda zeytin dalı uzatmak2
- hilafetin türklere faydası18
- bal kabaklı kahve2
- yumurta turşusu4
- s'i l v'e r m'i s t6
- gecenin şarkısı10
- akepenin istanbul da yüzde 39 59 oy alması3
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- ak partinin izmiri asla alamayacak olması4
- kibarhergele14
- ürdün6
- sneijderın kaşar karısının nafaka talebinin reddi6
(bkz: sabahattin ali) nin kaleminde hayat bulan bir kelime. Bir Düz yazı ancak bu kadar güzel bir şiirsel anlatımla ifade edilebilirdi.
(bkz: kürk mantolu madonna)
--spoiler--
Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu. Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı... Bunların, bütün ömrünce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum. Çünkü bütün ömrümce susmuş, zihnimden geçen her şey için: “Adam sen de, söyleyip de ne olacak sanki?” demiştim. Eskiden her insan hakkında, hiçbir esasa dayanmadan, fakat o yanılmaz ilk hisse tabi olarak: “işte bu beni anlar!” diyordum.
Onun birçok hislerinin, düşüncelerinin benimkilere ne kadar benzediğini gördükçe, aramızdaki yakınlığı daha kuvvetle hissederek seviniyor; fakat onun bir noktada benden ayrıldığını, hakikatleri kendi kendisinden saklamayı, ne pahasına olursa olsun, kendisini aldatmayı asla istemediğini anladığım için korkuyordum. Çünkü müphem bir his bana, kim olursa olsun bir insanı tamamen gördükten ve gördüklerini kendinden saklamadıktan sonra, ona hiçbir zaman büsbütün yaklaşılamayacağını fısıldıyordu.
Halbuki ben bu kadar hakikatsever olmak istemiyordum. Hiçbir hakikatin beni ondan uzaklaştırmasına tahammül edemiyeceğimi anlıyordum. Ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?
--spoiler--
(bkz: kürk mantolu madonna)
--spoiler--
Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu. Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı... Bunların, bütün ömrünce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum. Çünkü bütün ömrümce susmuş, zihnimden geçen her şey için: “Adam sen de, söyleyip de ne olacak sanki?” demiştim. Eskiden her insan hakkında, hiçbir esasa dayanmadan, fakat o yanılmaz ilk hisse tabi olarak: “işte bu beni anlar!” diyordum.
Onun birçok hislerinin, düşüncelerinin benimkilere ne kadar benzediğini gördükçe, aramızdaki yakınlığı daha kuvvetle hissederek seviniyor; fakat onun bir noktada benden ayrıldığını, hakikatleri kendi kendisinden saklamayı, ne pahasına olursa olsun, kendisini aldatmayı asla istemediğini anladığım için korkuyordum. Çünkü müphem bir his bana, kim olursa olsun bir insanı tamamen gördükten ve gördüklerini kendinden saklamadıktan sonra, ona hiçbir zaman büsbütün yaklaşılamayacağını fısıldıyordu.
Halbuki ben bu kadar hakikatsever olmak istemiyordum. Hiçbir hakikatin beni ondan uzaklaştırmasına tahammül edemiyeceğimi anlıyordum. Ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar