bugün
- ellerim bos gonlum hos31
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı8
- bir bela geliyor6
- trakyalı yazarlar6
- boşnak olmak ister miydiniz5
- lahmacun9
- hayatında hiç deri ceket giymemiş kız3
- habire1219
- kaan sezyum7
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- ay diyen erkek9
- basmane tren garı7
- arif kocabıyık14
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar10
- seri eksiciyi tenhada yakalamak4
- mladiç piçtir piç kalacaktır3
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- tekerlek toplayan cocuk4
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak3
- apo yu eleştirmek vs apo'ya küfretmek4
- biraderin koşturması3
- silvermist9
- köylü kızın size aşık olması2
- ateist ve deist arkadaşları olan müslüman2
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- sobadan kurtulmak5
- sırta zincir vurarak zikir etmek3
- trakyadan adam çıkmaz diyen insan4
- sarapci koala63
- gocu37
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın8
- vexillarius the slayer8
- raikagetokatlayan4
- ben evlendiğimde 51 kiloydum3
- renkli rüyalar oteli5
- türkiye solunun en büyük sorunu6
- ben geldim naneler15
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- dororo2
- ben sizin anonim11
- habire12nin çaylak olması5
- aşk3
- gocu bey bay reyiz2
- atatürk'ün papanın iznik ziyaretine izin vermemesi2
- sersem herif5
- mantı8
- dinler tarihi5
- günün tweeti2
- torpille bir yerlere gelenler4
ısınmış gazlardan oluşan bu harika küre sistemimizi 4.6 milyar
yıldır aydınlatıyor.
Dunyamızdan 93 milyon kilometre uzakta.
Milyon tane Dünya'yı Güneş'in içine sığdırabilirsiniz.(Tam olarak 1 milyon 303 bin)
Çapı neredeyse 1.6 milyon kilometre.
Ancak Güneş diğer yıldızlara kıyasla hala çok küçük.
Mesela Eta Carinae Güneş'ten beş milyon defa büyük.
Betelgues ise Eta Carinae'den 300 kat daha büyük.
Eğer Güneş bu kadar büyük olsaydı sınırları Jüpitere kadar ulasırdı.
Ve bir de V Y Canis Majaris var. keşfedilmiş en büyük yıldız.
Güneş'ten milyar kat kadar daha büyük.
Güneş'in icinde yer aldigi galaksimiz bize çok büyük gözükebilir ancak diğerlerine kıyasla aslında çok küçük.
En yakın galaksi komşumuz andromeda bizim 200 000 ışık yılı uzağımızda ve de iki katı büyüklüğümüzde.
IC1011 ise simdiye dek bulunmuş en büyük galaksidir.
bizden 8 milyar ışık yılı uzakta ve galaksimizden 60 kat daha büyüktür.
yıldır aydınlatıyor.
Dunyamızdan 93 milyon kilometre uzakta.
Milyon tane Dünya'yı Güneş'in içine sığdırabilirsiniz.(Tam olarak 1 milyon 303 bin)
Çapı neredeyse 1.6 milyon kilometre.
Ancak Güneş diğer yıldızlara kıyasla hala çok küçük.
Mesela Eta Carinae Güneş'ten beş milyon defa büyük.
Betelgues ise Eta Carinae'den 300 kat daha büyük.
Eğer Güneş bu kadar büyük olsaydı sınırları Jüpitere kadar ulasırdı.
Ve bir de V Y Canis Majaris var. keşfedilmiş en büyük yıldız.
Güneş'ten milyar kat kadar daha büyük.
Güneş'in icinde yer aldigi galaksimiz bize çok büyük gözükebilir ancak diğerlerine kıyasla aslında çok küçük.
En yakın galaksi komşumuz andromeda bizim 200 000 ışık yılı uzağımızda ve de iki katı büyüklüğümüzde.
IC1011 ise simdiye dek bulunmuş en büyük galaksidir.
bizden 8 milyar ışık yılı uzakta ve galaksimizden 60 kat daha büyüktür.
BiR HiKAYE YAZMIŞTIM.. BAKALIM BEĞENECEK MiSiNiZ? GÜNEŞiM OLUR MUSUN DEDiM BiRiNE.
Güneşim olur musun?
yaş geldi 35'e... yolun yarısı mı eder demiş birisi, desene daha öğrenecek çok şeyimiz var... baksana ben senin yıllar önce gidişinin sebebini bile henüz yeni anlayabildim... öyle bakma bana, yıllarca evet sadece bunu düşündüm, neden gittin diye... önce kavgalarımızı hatırlamaya çalıştım, zor oldu, insan "deli" cesine sevince böyle olurmuş, onu da okudum, kötü günleri aklına getiremezmiş, zorladım... bir keresinde; o sıcacık salepini çok sevdiğimiz bir pastane vardı hatırlarsın, geç gelmiştim oradaki buluşmamıza, küçümsemiyorum tabi, tam bir saat yirmi dört dakika bekletmiştim, tam içeri girerken pastane sahibi tinton abi(biz öyle derdik ona) seninki dükkandaki bütün salepleri bitirdi demişti kahkahalarla gülerek ben de yarım ağız eşlik etmiştim ona, hatta bana da bir bardak uzattı ama ben senin gözlerindeki o kızgınlığı gördükten sonra içim yanmaya başlayınca geri çevirmiştim. aceleyle beni sürükleyip sokağa, başlamıştın homurdanmaya, sokak ortasında kavga etmeyi sevmezdin, yüzüme bakmadan savurmuştun bütün o etmeyi dahi öğrenemediğin küfürleri... onu hatırladım... bir de, okuldan bir öğretmen arkadaşım aramıştı gecenin ikisinde, yardımına ihtiyacım var annem çok hasta demişti, koşarak kalkıp gitmiştim. döndüğümde de seni kıpkırmızı gözlerle, ağlayarak bulmuştum mutfağın girişine o çok severek aldığımız sandalyelerden birinin üstünde seni, nadir olsa da içtiğin tekel ikibinbir sigarasıyla... yine bir bahane bulup çağırdı seni demiştin, bağırmaya başlamıştın, sokak ortasında değildik nasılsa... annesini kaybettik deyince ben, tek kelime daha etmeden dönmüştün yatağına, ama ben yine de salonda yatmaktan kurtulamamıştım, sabahın altısında... evet bak söylemeyi nasıl da unuttum, kavgalarımızın en büyüğü, anneler gününde sana hediye almamamdan çıkmıştı... annemi, anneni, teyzeni, yengeni, hatta dayını bile aramıştım anneler gününü kutlamak için ama inan sevdiğim, sana hediye almak gelmemişti aklıma... hep beni anlatmışsın, benim yaptıklarımı diyeceksin, e olsun o kadar, terk edilen benim bu masalda! hülasa kavgalarımızdan bir sonuç çıkaramadım beni terk edişinle ilgili... sonra bir müddet düşünmemeye karar verdim, öğrencilerime verdim kendimi; bir yarı yıl seni aklımdan çıkarmaya uğraştım, ama sen her okuduğum yazılı kağıdında, her gün yazı yazdığım tahtada, sabahları o pastanenin camında gösterdin yüzünü bana... sen gösterdikçe ben üzüldüm, içimde sen büyüdükçe ben küçüldüm, kalmadım... ve malesef yine bir gün arabamın dikiz aynasına senin gözlerin yerleşince göremedim arkamdaki o genç delikanlıyı; "ölüm" hiç o kadar acı bir şeymiş gibi gelmezdi bana o gencin annesinin yakama yapışarak söylediklerinden önce... eski bir öğretmen eskisi olarak söylüyorum ki, nitel olarak çok değildi kaldığım günler, ama nicel olarak öyle çoktu ki hapishanedeki seneler... hak etmiştim, isyan etmedim, direnmedim kaderime... sebebi sen olan hiç bir şeye direnmemiştim ben gençliğimde de... bir gün kuzeninle karşılaştım, çıktıktan bir kaç gün sonra bizim semtte..gözlerimin içine bakarak, nasılsın demişti, üstünden tam 5 yıl geçmesine rağmen, ben iyiyim diyememiştim... i̇şte o andan sonra tekrar başladım senin beni terk edişini anlamaya çalışmaya... söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı demişti bir keresinde nusret hoca, öğretmenler odasında, taa o geldi aklıma, dedim ki kendi kendime ben seni ancak bir sözle kaybetmiş olabilirim.. o söz ki kestirdi şimdi almaya dahi üşendiğim nefesimi...
evet sevdiğim, ben sana güneşim olur musun demiştim, hani tanıştığımız gece... kuzeninin nişanında karşılaşmıştık, ben gözlerimi bütün bir akşam senden alamamış, nişandan dönerken de sana "güneşim olur musun" demiştim.. sen beni o yüzden terk ettin değil mi güzelim? ama inan ben sana güneşim ol derken asla benden yüzkırkdokuz milyon kilometre uzakta durmanı kast etmemiştim!!!
Güneşim olur musun?
yaş geldi 35'e... yolun yarısı mı eder demiş birisi, desene daha öğrenecek çok şeyimiz var... baksana ben senin yıllar önce gidişinin sebebini bile henüz yeni anlayabildim... öyle bakma bana, yıllarca evet sadece bunu düşündüm, neden gittin diye... önce kavgalarımızı hatırlamaya çalıştım, zor oldu, insan "deli" cesine sevince böyle olurmuş, onu da okudum, kötü günleri aklına getiremezmiş, zorladım... bir keresinde; o sıcacık salepini çok sevdiğimiz bir pastane vardı hatırlarsın, geç gelmiştim oradaki buluşmamıza, küçümsemiyorum tabi, tam bir saat yirmi dört dakika bekletmiştim, tam içeri girerken pastane sahibi tinton abi(biz öyle derdik ona) seninki dükkandaki bütün salepleri bitirdi demişti kahkahalarla gülerek ben de yarım ağız eşlik etmiştim ona, hatta bana da bir bardak uzattı ama ben senin gözlerindeki o kızgınlığı gördükten sonra içim yanmaya başlayınca geri çevirmiştim. aceleyle beni sürükleyip sokağa, başlamıştın homurdanmaya, sokak ortasında kavga etmeyi sevmezdin, yüzüme bakmadan savurmuştun bütün o etmeyi dahi öğrenemediğin küfürleri... onu hatırladım... bir de, okuldan bir öğretmen arkadaşım aramıştı gecenin ikisinde, yardımına ihtiyacım var annem çok hasta demişti, koşarak kalkıp gitmiştim. döndüğümde de seni kıpkırmızı gözlerle, ağlayarak bulmuştum mutfağın girişine o çok severek aldığımız sandalyelerden birinin üstünde seni, nadir olsa da içtiğin tekel ikibinbir sigarasıyla... yine bir bahane bulup çağırdı seni demiştin, bağırmaya başlamıştın, sokak ortasında değildik nasılsa... annesini kaybettik deyince ben, tek kelime daha etmeden dönmüştün yatağına, ama ben yine de salonda yatmaktan kurtulamamıştım, sabahın altısında... evet bak söylemeyi nasıl da unuttum, kavgalarımızın en büyüğü, anneler gününde sana hediye almamamdan çıkmıştı... annemi, anneni, teyzeni, yengeni, hatta dayını bile aramıştım anneler gününü kutlamak için ama inan sevdiğim, sana hediye almak gelmemişti aklıma... hep beni anlatmışsın, benim yaptıklarımı diyeceksin, e olsun o kadar, terk edilen benim bu masalda! hülasa kavgalarımızdan bir sonuç çıkaramadım beni terk edişinle ilgili... sonra bir müddet düşünmemeye karar verdim, öğrencilerime verdim kendimi; bir yarı yıl seni aklımdan çıkarmaya uğraştım, ama sen her okuduğum yazılı kağıdında, her gün yazı yazdığım tahtada, sabahları o pastanenin camında gösterdin yüzünü bana... sen gösterdikçe ben üzüldüm, içimde sen büyüdükçe ben küçüldüm, kalmadım... ve malesef yine bir gün arabamın dikiz aynasına senin gözlerin yerleşince göremedim arkamdaki o genç delikanlıyı; "ölüm" hiç o kadar acı bir şeymiş gibi gelmezdi bana o gencin annesinin yakama yapışarak söylediklerinden önce... eski bir öğretmen eskisi olarak söylüyorum ki, nitel olarak çok değildi kaldığım günler, ama nicel olarak öyle çoktu ki hapishanedeki seneler... hak etmiştim, isyan etmedim, direnmedim kaderime... sebebi sen olan hiç bir şeye direnmemiştim ben gençliğimde de... bir gün kuzeninle karşılaştım, çıktıktan bir kaç gün sonra bizim semtte..gözlerimin içine bakarak, nasılsın demişti, üstünden tam 5 yıl geçmesine rağmen, ben iyiyim diyememiştim... i̇şte o andan sonra tekrar başladım senin beni terk edişini anlamaya çalışmaya... söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı demişti bir keresinde nusret hoca, öğretmenler odasında, taa o geldi aklıma, dedim ki kendi kendime ben seni ancak bir sözle kaybetmiş olabilirim.. o söz ki kestirdi şimdi almaya dahi üşendiğim nefesimi...
evet sevdiğim, ben sana güneşim olur musun demiştim, hani tanıştığımız gece... kuzeninin nişanında karşılaşmıştık, ben gözlerimi bütün bir akşam senden alamamış, nişandan dönerken de sana "güneşim olur musun" demiştim.. sen beni o yüzden terk ettin değil mi güzelim? ama inan ben sana güneşim ol derken asla benden yüzkırkdokuz milyon kilometre uzakta durmanı kast etmemiştim!!!
doğudaki kaf dağının ankasıdır.
unisex olabilecek bir cins isim. kız ismi olsa daha hoş durur sanki.
çok özlediğim zamanlarda, sabah uyandığımda görünce içine dalmak istediğim topçuk. bir de kendimi banmak istiyorum güneşe böyle hasret kalınca. bu sabah yaptım misal, kazağımın kollarını dirseklerime kadar kıvırdım, önce sağ yüzümü, sonra sol yüzümü 40 dakika boyunca güneşe çevirdim. o beni yaladı şapur şupur, ben yüzümü ona bandım.
günü güzelleştiren damızlık mutluluk stoğu.
günü güzelleştiren damızlık mutluluk stoğu.
5 haziran 2012 tarihli manşeti "hayatı'nı tefeci mi aldı" şeklinde olan gazete.
Güneş Dünya'dan 149 milyon 600 bin km. mesafededir. Hacmi yerden 1300 defa büyüktür.
tüm dünyanın hayat kaynağı. baya bir yaklaştık pezevenge.
http://mekan-i-baid.blogs...n-en-net-goruntuleri.html
http://mekan-i-baid.blogs...n-en-net-goruntuleri.html
son zamanlarda en çok küfür yiyenler listesinde 1 numaraya oynadığına inandığım yıldız.
ortadaki harfinin sağ bacağı koparıldığında ata sporlarımızdan birini işaret edecek olan kelimedir.
samanyolu galaksisisin içindeki, 200 milyar yıldızdan sadece birisi.
kendisini seven 8 gezegen olmasına rağmen sevdiği kişiyi bulamamıştır ayrıca kendisini sevenlere ayıp olmasın diye onlara yaşam kaynağında bulunmakta olan gezegendir.
(bkz: güneş gazetesi)
bugünlerde bolca dinlenip yaz için güç depolamaktadır. yağmurdan fırsat bulup ara sıra gökyüzü görünse bile güneş sanırım banyo keyfi yaptığından olsa gerek hiiç görünmüyor.
yazarların kendini anlattığı 3 kelime içinde mutlaka bulunması gereken bir kelimedir.
almanya'da olmayan. insan kafayı yiyor arkadaş. neymiş almanlar felsefede iyiymiş. başka bir şey yapılmaz lan burda.
göthe ölürken ne demiş: "lütfen biraz daha ışık." anlıyorum göthe. anlıyorum seni.
psikolojim bozuldu amına koyim. dayan oğlum bir yirmi gün daha. sonra ver elini istanbul. rakı, balık, lokum, kebap. oh mis.
göthe ölürken ne demiş: "lütfen biraz daha ışık." anlıyorum göthe. anlıyorum seni.
psikolojim bozuldu amına koyim. dayan oğlum bir yirmi gün daha. sonra ver elini istanbul. rakı, balık, lokum, kebap. oh mis.
yeryüzünün sallanan lambası.
beyaz tenimden dolayı hiç sevmediğim ışıkları gönderen top. sonbahar güzeldir.
aşık olduğum ve karşılık alamadığım ve aklımın hala onda olduğu kızın adı aga öyle bir şey ki gündüzleri sokağa çıkmak istemiyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar