bugün
- osuruktan şiirler41
- açılım4
- kanal ayarlama 1500 lira11
- devletin temeli adalettir9
- uludağ sözlüğün reaktörü2
- zorunlu eğitim9
- evlenme teklif edecekken sevgilinin yüzüne kusmak2
- adana kebap5
- sözlükten soğuma nedenleri17
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- ben geldim kerkenezler18
- velvet'in aylık geliri6
- yeni anayasa4
- arkadaşlar benden el mankeni olur mu4
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- claudian clouds22
- küçük sürprizler yapmak5
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- mini elbise4
- karanlık bir yolda arabanın bozulması2
- şeytanın insanlardan ders alması4
- iyi parti17
- insan klonlama2
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- modern insanın mutlu olma ihtimali4
- bir daha doğmayacak olmak4
- kısır9
- simko315
- ölüp hayalet olarak geri gelmek4
- beyaz tenli gotik kız3
- yazarların özel mesaj sayıları5
- 777 diyen erkolar8
- sevgiliye sorulan ilginç sorular6
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- gerdek gecesinde sevişmek zorunda mıyız3
- mini etek karşıtı seküler2
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener3
- türbanı yasaklayan mallar2
- akrep burcu kini8
- çocukluğun son günü3
- alttaki yazara motto ver16
- mısırın türkiyeden güvenli olduğu iddası2
- normal taklidi yapmak4
- gollumun gözü yüzükte6
- bir gün uludağda kapanacak3
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- maddesel gerçekliği manipüle edebilen zihin4
- hiç geçmeyen huzursuzluk hissi4
- çerçeve yasa35
1947'de istanbul'da doğdu. istanbul Üniversitesi Felsefe-Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. Genç yaşta evlendi, iki çocuğu oldu. 1991'de eşinden ayrıldı. 1981'de Mehmet Fuat, Yazko Edebiyat'ta ilk şiirini yayınladı. Varlık, Gösteri, Yazko Edebiyat, Sombahar, Somut ve diğer dergilerde şiir ve denemeleri yayınlanmaya başladı. 1985'te ilk kitabı Sulara Gönüllü Çağrı, Burhan Uygur'un şiirler için yaptığı desenlerle birlikte yayınlandı. 1988'de Dolunay, Şahin Kaygun tarafından filme alındı. Film birçok ödülü kazandı.
Bir Şey Var Benden Öte
Bir şey var benden öte
incimsi düzlüğünde denizin
biri dans ediyor
tutkun ve savruk
başını arkaya atışındaki soyluluk
tanrı bakışı bu
soysuz köhne
kör lalelerle, gecenin diplerine yapışan
bitiren
yeni bulunmuş maden
tıkanıyor kıyılar köpüklü dalgalarla
ona uçmak istediğimi söyleyin
kutsal varlıklara karşı
ayaklanacağımı da
sonsuz yüz değiştirimi ben
bir öncesinde tarihin
yeniden doğmak istediğimi
ne kılıklara geleceğimi
gündüz pencerelerine
ne otlar dikeceğimi bu ölümcül bahçelere
ne zehirli otlarla sevişeceğimi yeniden.
Bir şey var benden öte
incimsi düzlüğünde denizin
biri dans ediyor
tutkun ve savruk
başını arkaya atışındaki soyluluk
tanrı bakışı bu
soysuz köhne
kör lalelerle, gecenin diplerine yapışan
bitiren
yeni bulunmuş maden
tıkanıyor kıyılar köpüklü dalgalarla
ona uçmak istediğimi söyleyin
kutsal varlıklara karşı
ayaklanacağımı da
sonsuz yüz değiştirimi ben
bir öncesinde tarihin
yeniden doğmak istediğimi
ne kılıklara geleceğimi
gündüz pencerelerine
ne otlar dikeceğimi bu ölümcül bahçelere
ne zehirli otlarla sevişeceğimi yeniden.
Gülseli inal sanattan bi haber küratör'üm diye takılan bir zattır. Halbuki yaşı itibari ile evde örgü örmesi, evlendirme programları izlemesi gereken bir hanım. 10 dk. önce söylediğini az sonra unutuyor bu hanım. Oturmalı evinde! Talihsiz olan benim ki sohbetine denk düştüm. Tamamen normal değildir. Malesef çalıştığı her sanat galerisinden kovulmuştur. Ayrıca okunamayacak ve anlaşılamayacak kadar fena şiirleri vardır. iddiaya göre zaten rahmetli Nilgün Marmara'nın günlüklerini gaspetmiş ve bir çok şiirini çalmış bir kadındır.. Bu hanım neden yaradılmış anlamış değilim...
"belirsiz bir soluk alıp verişin var
duyuyorum uzaklardan
artık o soluklarda tüm yıldızlardan
şu gökkayalarından koparılmış taş
yoksa otların arasında çırpınan şu
incecik gelincik
gelip giden kırmızısıyla çarpan yüreğim mi benim
yerinde oynatılmış eski yıldızlar
eski mabetlerin gökyüzü gölgesi
gel gör ki o ulu yalnızlık
ellerimle koparıp verdiğim bir şey bu
bırakılmış artık yılanların uğrağı
çaylakların sesini duyduğumuz mabede
birlikte oturup sunarken yakarımızı
neydi o
yüreğinde karmakarışık bir gülü tutuşun "
duyuyorum uzaklardan
artık o soluklarda tüm yıldızlardan
şu gökkayalarından koparılmış taş
yoksa otların arasında çırpınan şu
incecik gelincik
gelip giden kırmızısıyla çarpan yüreğim mi benim
yerinde oynatılmış eski yıldızlar
eski mabetlerin gökyüzü gölgesi
gel gör ki o ulu yalnızlık
ellerimle koparıp verdiğim bir şey bu
bırakılmış artık yılanların uğrağı
çaylakların sesini duyduğumuz mabede
birlikte oturup sunarken yakarımızı
neydi o
yüreğinde karmakarışık bir gülü tutuşun "
"bebek soyumuzdan bilginç aynalara
gözleniyordum ve gözleniyordum
tutsaktım ve tutsaktım
bırakıldığım yerde
o cevher kuyusunda, karanlığın kollarına vermiştim kendimi
ve yine
şafak şafak şafak
gizil kartalın sonuyla"
gözleniyordum ve gözleniyordum
tutsaktım ve tutsaktım
bırakıldığım yerde
o cevher kuyusunda, karanlığın kollarına vermiştim kendimi
ve yine
şafak şafak şafak
gizil kartalın sonuyla"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar