bugün
- futbol14
- yazarların favori oyun karakteri10
- nelerin koleksiyonu yapılabilir5
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı18
- para mı aşk mı sorunsalı8
- brezilya7
- islam barış dinidir4
- sözlük yazarlarının favori dizisi9
- süper lig7
- ispanya3
- la liga3
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler7
- osuruktan şiirler89
- milan skriniar8
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar5
- araplar kuzey kıbrıs'ı neden tanımıyor5
- türkiye savaşa girerse yanında yer alacak ülkeler3
- türkiye5
- her filmde aynı karakteri canlandıran aktörler2
- hakan fidan3
- nervio varıdı nerede o11
- tai lung26
- fenerbahçe19
- 22 ağustos 2026 çorum kasımpaşa maçı5
- anın görüntüsü20
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- dolar isterse 100 olsun41
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi4
- velvet50
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- türkiyede korku yazarının olmaması3
- kasımpaşa4
- çorum4
- telekinezi3
- yaprak3
- her şeyden önce sadece allah'ın zihni vardı2
- kasımpaşa sk4
- çorum fk4
- kanada3
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
- nasreddinhoca3
- 1948 arap israil savaşı8
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- 22 ağustos 2026 espanyol real madrid maçı2
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi13
- ismet gurbuz 202412
- alçak puşt3
- intihar aforizmaları2
- sözlük kızlarının babaları5
muhte$em salih bolat $iiri. güz'de...
sarayburnu aile çaybahçesindeki bir güz öğlesi
sen ben ve adını bile bilmediğimiz bir istanbul
oturmuş konuşuyoruz her şeyden
senin ellerin masanın üstünde
uzun bir koşuya hazırlanıyor
ben geçip giden gemileri kovalamaktan
soluk soluğa kalmışım
istanbul uykusuz gözlerini oğuşturuyor
bir martı beyazlığını düşürüyor masamıza
bir polis kimliğimizi soruyor
zaman geriliyor geriliyor geriliyor
wilhelm tel in eli titriyor ve kalbime saplanıyor ok
hemen ölüyorum orada ama duyuyorum sizi
cesedimin soğumaması için
istanbul güneşini açıyor üstüme
ölümüm dünyanın dengesini bozuyor
başucundaki sarsıntıdan anlıyorsun bunu
ağzındaki öpücüğün düşmesinden
sarayburnu aile çaybahçesii'nde bir güz öğlesi
sen ben ve adını bile bilmediğimiz bir istanbul
oturmuş konuşuyoruz her şeyden
ömrüm diyorum
bir rüzgar düşüyor gömleğimin yakasına
sararmış eskimiş bir rüzgar
usulca uzanıp alıyorsun onu
saatlerce oynayıp duruyorsun elinde
avucundaki terden ıslanıyor yırtılıyor
eriyip gidiyor sonunda
yalnızca bir serinlik kalıyor
ellerinden bana doğru yayılan -
işte böyle başlıyoruz her şeye
masallarına ihanet eden iki masal kahramanı gibi
iki gerçek oluyoruz seninle
yerküreyi masamızın üstüne koyuyoruz debelenip duruyor
gemiler rıhtımlara ayrılık boşaltıyor bugünlerde
istanbul bir yerlerde yaprak döküyor
bu güz gününde herkese yepyeni bir tanrı düşerken
bizim payımıza çok kullanılmış bir tanrı düşüyor
şimdi bu tanrıyı alsak götürsek
sisli bir kent ikindisinde
yedirsek içirsek elini yüzünü yıkasak
ikametgah ilmuhaberi istesek mahalle muhtarından
yalnızlığımızı yasallaştırsak
sonra tanrımızı götürüp bağışlasak
tanrı sevenler vakfına
bütün geliri size aittir desek
biz yalnızız yaralıyız henüz çocuğuz
kendi sularımızda çırpınıyoruz
bu tanrı bize fazla desek
hayatta herkesin mutlaka
bir sarayburnu aile çaybahçesi varsa
hayatta herkesin mutlaka bir istanbulu varsa
hayatta herkesin mutlaka bir tanrısı varsa
ve biz tanrısız kaldığımıza göre
sen benimle mi gelirsin
ben sen de mi kalırım
bunu bırakalım şu geçip giden bulutlar düşünsün
sarayburnu aile çaybahçesindeki bir güz öğlesi
sen ben ve adını bile bilmediğimiz bir istanbul
oturmuş konuşuyoruz her şeyden
senin ellerin masanın üstünde
uzun bir koşuya hazırlanıyor
ben geçip giden gemileri kovalamaktan
soluk soluğa kalmışım
istanbul uykusuz gözlerini oğuşturuyor
bir martı beyazlığını düşürüyor masamıza
bir polis kimliğimizi soruyor
zaman geriliyor geriliyor geriliyor
wilhelm tel in eli titriyor ve kalbime saplanıyor ok
hemen ölüyorum orada ama duyuyorum sizi
cesedimin soğumaması için
istanbul güneşini açıyor üstüme
ölümüm dünyanın dengesini bozuyor
başucundaki sarsıntıdan anlıyorsun bunu
ağzındaki öpücüğün düşmesinden
sarayburnu aile çaybahçesii'nde bir güz öğlesi
sen ben ve adını bile bilmediğimiz bir istanbul
oturmuş konuşuyoruz her şeyden
ömrüm diyorum
bir rüzgar düşüyor gömleğimin yakasına
sararmış eskimiş bir rüzgar
usulca uzanıp alıyorsun onu
saatlerce oynayıp duruyorsun elinde
avucundaki terden ıslanıyor yırtılıyor
eriyip gidiyor sonunda
yalnızca bir serinlik kalıyor
ellerinden bana doğru yayılan -
işte böyle başlıyoruz her şeye
masallarına ihanet eden iki masal kahramanı gibi
iki gerçek oluyoruz seninle
yerküreyi masamızın üstüne koyuyoruz debelenip duruyor
gemiler rıhtımlara ayrılık boşaltıyor bugünlerde
istanbul bir yerlerde yaprak döküyor
bu güz gününde herkese yepyeni bir tanrı düşerken
bizim payımıza çok kullanılmış bir tanrı düşüyor
şimdi bu tanrıyı alsak götürsek
sisli bir kent ikindisinde
yedirsek içirsek elini yüzünü yıkasak
ikametgah ilmuhaberi istesek mahalle muhtarından
yalnızlığımızı yasallaştırsak
sonra tanrımızı götürüp bağışlasak
tanrı sevenler vakfına
bütün geliri size aittir desek
biz yalnızız yaralıyız henüz çocuğuz
kendi sularımızda çırpınıyoruz
bu tanrı bize fazla desek
hayatta herkesin mutlaka
bir sarayburnu aile çaybahçesi varsa
hayatta herkesin mutlaka bir istanbulu varsa
hayatta herkesin mutlaka bir tanrısı varsa
ve biz tanrısız kaldığımıza göre
sen benimle mi gelirsin
ben sen de mi kalırım
bunu bırakalım şu geçip giden bulutlar düşünsün
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar