bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- aleksey batrakov23
- damla sakızlı muhallebi4
- tanımadığı kadına tokat atan adam18
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- öylesine bir şeyler yaz6
- canın edirne ciğeri tavası çekmesi5
- emre belözoğlu6
- kırıkkaleli olmak istemek7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- 392
- nükleer bomba5
- değişik meslekler4
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- yagmurcu çık açıkla10
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- arda güler'in ankara'da doğması3
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- mazot 3 euro olabilirmiş4
- okan buruk4
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar3
- iskilipli atıf hoca20
- kablosuz mouse13
- melis babadağ'ın ayakları3
- sözlük dedeleri6
- arap götü9
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- chpkk akpkk mhpkk2
- yuzırların oyuncakları2
- atatürk düşmanı5
- 3 kasım 2026 villarreal psg maçı2
- seni içinin demir parmaklıklarından azat edeceğim3
- erlik3
- the elder scrolls vi3
- sözlük kürdü55
- durkheimın intihar teorisi6
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- yarın fenerbahçe liverpool maçı 20 45 te trt 1 de2
- cevheri güven4
- 35 yaşına gelmiş hala ayaklarını yalatmamış kız2
- favlayan yazarın asıl amacı12
- hayvan düşmanı2
- galatasaray 2 vfb stuttgart 02
- kale3112 tarzı entry girmek8
- yazarların akşama dair planları7
- media markt'ın çinlilere satılması2
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- 9 haziran 20052
muhte$em salih bolat $iiri. güz'de...
sarayburnu aile çaybahçesindeki bir güz öğlesi
sen ben ve adını bile bilmediğimiz bir istanbul
oturmuş konuşuyoruz her şeyden
senin ellerin masanın üstünde
uzun bir koşuya hazırlanıyor
ben geçip giden gemileri kovalamaktan
soluk soluğa kalmışım
istanbul uykusuz gözlerini oğuşturuyor
bir martı beyazlığını düşürüyor masamıza
bir polis kimliğimizi soruyor
zaman geriliyor geriliyor geriliyor
wilhelm tel in eli titriyor ve kalbime saplanıyor ok
hemen ölüyorum orada ama duyuyorum sizi
cesedimin soğumaması için
istanbul güneşini açıyor üstüme
ölümüm dünyanın dengesini bozuyor
başucundaki sarsıntıdan anlıyorsun bunu
ağzındaki öpücüğün düşmesinden
sarayburnu aile çaybahçesii'nde bir güz öğlesi
sen ben ve adını bile bilmediğimiz bir istanbul
oturmuş konuşuyoruz her şeyden
ömrüm diyorum
bir rüzgar düşüyor gömleğimin yakasına
sararmış eskimiş bir rüzgar
usulca uzanıp alıyorsun onu
saatlerce oynayıp duruyorsun elinde
avucundaki terden ıslanıyor yırtılıyor
eriyip gidiyor sonunda
yalnızca bir serinlik kalıyor
ellerinden bana doğru yayılan -
işte böyle başlıyoruz her şeye
masallarına ihanet eden iki masal kahramanı gibi
iki gerçek oluyoruz seninle
yerküreyi masamızın üstüne koyuyoruz debelenip duruyor
gemiler rıhtımlara ayrılık boşaltıyor bugünlerde
istanbul bir yerlerde yaprak döküyor
bu güz gününde herkese yepyeni bir tanrı düşerken
bizim payımıza çok kullanılmış bir tanrı düşüyor
şimdi bu tanrıyı alsak götürsek
sisli bir kent ikindisinde
yedirsek içirsek elini yüzünü yıkasak
ikametgah ilmuhaberi istesek mahalle muhtarından
yalnızlığımızı yasallaştırsak
sonra tanrımızı götürüp bağışlasak
tanrı sevenler vakfına
bütün geliri size aittir desek
biz yalnızız yaralıyız henüz çocuğuz
kendi sularımızda çırpınıyoruz
bu tanrı bize fazla desek
hayatta herkesin mutlaka
bir sarayburnu aile çaybahçesi varsa
hayatta herkesin mutlaka bir istanbulu varsa
hayatta herkesin mutlaka bir tanrısı varsa
ve biz tanrısız kaldığımıza göre
sen benimle mi gelirsin
ben sen de mi kalırım
bunu bırakalım şu geçip giden bulutlar düşünsün
sarayburnu aile çaybahçesindeki bir güz öğlesi
sen ben ve adını bile bilmediğimiz bir istanbul
oturmuş konuşuyoruz her şeyden
senin ellerin masanın üstünde
uzun bir koşuya hazırlanıyor
ben geçip giden gemileri kovalamaktan
soluk soluğa kalmışım
istanbul uykusuz gözlerini oğuşturuyor
bir martı beyazlığını düşürüyor masamıza
bir polis kimliğimizi soruyor
zaman geriliyor geriliyor geriliyor
wilhelm tel in eli titriyor ve kalbime saplanıyor ok
hemen ölüyorum orada ama duyuyorum sizi
cesedimin soğumaması için
istanbul güneşini açıyor üstüme
ölümüm dünyanın dengesini bozuyor
başucundaki sarsıntıdan anlıyorsun bunu
ağzındaki öpücüğün düşmesinden
sarayburnu aile çaybahçesii'nde bir güz öğlesi
sen ben ve adını bile bilmediğimiz bir istanbul
oturmuş konuşuyoruz her şeyden
ömrüm diyorum
bir rüzgar düşüyor gömleğimin yakasına
sararmış eskimiş bir rüzgar
usulca uzanıp alıyorsun onu
saatlerce oynayıp duruyorsun elinde
avucundaki terden ıslanıyor yırtılıyor
eriyip gidiyor sonunda
yalnızca bir serinlik kalıyor
ellerinden bana doğru yayılan -
işte böyle başlıyoruz her şeye
masallarına ihanet eden iki masal kahramanı gibi
iki gerçek oluyoruz seninle
yerküreyi masamızın üstüne koyuyoruz debelenip duruyor
gemiler rıhtımlara ayrılık boşaltıyor bugünlerde
istanbul bir yerlerde yaprak döküyor
bu güz gününde herkese yepyeni bir tanrı düşerken
bizim payımıza çok kullanılmış bir tanrı düşüyor
şimdi bu tanrıyı alsak götürsek
sisli bir kent ikindisinde
yedirsek içirsek elini yüzünü yıkasak
ikametgah ilmuhaberi istesek mahalle muhtarından
yalnızlığımızı yasallaştırsak
sonra tanrımızı götürüp bağışlasak
tanrı sevenler vakfına
bütün geliri size aittir desek
biz yalnızız yaralıyız henüz çocuğuz
kendi sularımızda çırpınıyoruz
bu tanrı bize fazla desek
hayatta herkesin mutlaka
bir sarayburnu aile çaybahçesi varsa
hayatta herkesin mutlaka bir istanbulu varsa
hayatta herkesin mutlaka bir tanrısı varsa
ve biz tanrısız kaldığımıza göre
sen benimle mi gelirsin
ben sen de mi kalırım
bunu bırakalım şu geçip giden bulutlar düşünsün
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar