bugün
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- ölümden korkuyor musunuz11
- queen feristah15
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya15
- flört etmeyen liberter öğretmen3
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- bir bela geliyor28
- işiniz gücünüz yok mu11
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu43
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- gecenin şarkısı18
- ayıyla güreşmek7
- hafızayı sildirmek6
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- sözlükten korkmak5
- bir kadından hoşlanmak3
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- erkekler neden evlenmek ister15
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- apo'nun villası11
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- uludağ itiraf15
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- zalbert ramstein4
- kendin hakkında bir entry bırak9
- kürdü sevin21
- 195 kaslı pilot14
- uludağ sözlük evreni8
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- melatonin2
- hasan atilla uğur14
- nervio12
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- para yok huzur var11
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- mazotun litresi 101 lira35
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- intihar düşüncesi2
- heyt bea gocu mu5
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
gitme diye arkasından bağırıyorum. dönüp bakmaya niyeti yok. ikisinden birisini tercih etmeliyim diyorum kendi kendime. hızlıca düşündükten sonra kızın arkasından gitmeye karar veriyorum onu orada sinirli bir şekilde bırakarak. yetişir yetişmez kolundan tutuyorum. o anda ağlamaktan yorgun düşmüş vücudu daha fazla dayanamıyor ve bırakıyor kendini. düşmesin diye sıkıca tutup, insanların şaşkın bakışları arasında kenara çekiyorum. koşarak büfeden bir şişe su kapıp geliyorum. suyu içince kendine geliyor. çok korkuttun beni diyorum. yine ağlamaya başlıyor. ağlayan her kız gibi küçük bir kediye dönüşüyor o anda. küçük bir tebessüm edip çok şanslısın diyorum: seni seven, seninle olmak için hayatını verecek bir sevgilin var. böyle problemler yüzünden insan arkasına bakmadan sevdiğini bırakıp giderse hayat kısır bir döngü haline gelmez mi?
--"onun tarafındasın, çünkü sen de erkeksin" diyor bana.
--"sadece onu daha iyi anlayabildiğimi düşünüyorum. seni o kadar çok seviyor ki, sen giderken arkandan bakacak cesareti bile kendinde bulamıyor."
söylediklerimin sahte olduğunu düşünüyor. elinden tutup kaldırmaya çalışıyorum. ama bu sefer de küçük bir kız çocuğuna dönüşüyor: dudaklarını büküp gelmeyeceğim diye inat ediyor.
sinirimden kahkahalar atarak gülmeye başlıyorum. çevreden geçen insanlar yine bize bakıyorlar. elinden tutup zorla kaldırıyorum. ama ikna edilebilecek gibi durmuyor. inadını kırmak için küçük bir hikaye anlatıyorum:
"ben 6 yaşındayken aşkları mahallede dillere destan bir ablayla abi vardı. 2 senedir nişanlılarmış. çocuk daha askerliğini yapmadığı için aileler evliliğe yanaşmıyorlar. ama terör olayları da öylesine yoğun ki askere gitmesi akıl karı değil. sonra bir gün evlilik konusunda bir tartışma yaşanıyor kızla çocuk arasında. tartışmanın bir yerinde kız erkeği korkaklıkla suçlayınca olanlar oluyor: çocuk her şeyi geride bırakıp askere gidiyor. aylarca ne bir mektup ne de bir haber... bir gün evine dönüyor. ama üzerinde türk bayrağı bulunan tahta bir sandığın içinde...
kızın halini anlatmama gerek bile yok sanıyorum. her ziyarete gittiğimizde ağlayan bir çift göz görürdüm o evde. geçen sene eski mahallemdeki insanları ziyarete gittiğimde hala evlenmediğini duyunca çok üzülmüştüm. sadece karşısındakini kızdırmak için söylenmiş bir cümle iki sevgiliyi ne hale getirdi."
yanağıma bir teşekkür öpücüğü konduruyor ve birlikte onu bıraktığımız yere dönüyoruz. onun da siniri geçmiş saat kulesinin önünden manzarayı seyrediyor. birbirlerini görünce anlık bir tereddüt geçirdikten sonra, hiçbir şey söylemeden birbirlerine sarılıyorlar. bana da bu serin bursa akşamında, onların bu mesut halini izleyerek geçmişi sorgulamak kalıyor
--"onun tarafındasın, çünkü sen de erkeksin" diyor bana.
--"sadece onu daha iyi anlayabildiğimi düşünüyorum. seni o kadar çok seviyor ki, sen giderken arkandan bakacak cesareti bile kendinde bulamıyor."
söylediklerimin sahte olduğunu düşünüyor. elinden tutup kaldırmaya çalışıyorum. ama bu sefer de küçük bir kız çocuğuna dönüşüyor: dudaklarını büküp gelmeyeceğim diye inat ediyor.
sinirimden kahkahalar atarak gülmeye başlıyorum. çevreden geçen insanlar yine bize bakıyorlar. elinden tutup zorla kaldırıyorum. ama ikna edilebilecek gibi durmuyor. inadını kırmak için küçük bir hikaye anlatıyorum:
"ben 6 yaşındayken aşkları mahallede dillere destan bir ablayla abi vardı. 2 senedir nişanlılarmış. çocuk daha askerliğini yapmadığı için aileler evliliğe yanaşmıyorlar. ama terör olayları da öylesine yoğun ki askere gitmesi akıl karı değil. sonra bir gün evlilik konusunda bir tartışma yaşanıyor kızla çocuk arasında. tartışmanın bir yerinde kız erkeği korkaklıkla suçlayınca olanlar oluyor: çocuk her şeyi geride bırakıp askere gidiyor. aylarca ne bir mektup ne de bir haber... bir gün evine dönüyor. ama üzerinde türk bayrağı bulunan tahta bir sandığın içinde...
kızın halini anlatmama gerek bile yok sanıyorum. her ziyarete gittiğimizde ağlayan bir çift göz görürdüm o evde. geçen sene eski mahallemdeki insanları ziyarete gittiğimde hala evlenmediğini duyunca çok üzülmüştüm. sadece karşısındakini kızdırmak için söylenmiş bir cümle iki sevgiliyi ne hale getirdi."
yanağıma bir teşekkür öpücüğü konduruyor ve birlikte onu bıraktığımız yere dönüyoruz. onun da siniri geçmiş saat kulesinin önünden manzarayı seyrediyor. birbirlerini görünce anlık bir tereddüt geçirdikten sonra, hiçbir şey söylemeden birbirlerine sarılıyorlar. bana da bu serin bursa akşamında, onların bu mesut halini izleyerek geçmişi sorgulamak kalıyor
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar