bugün
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat35
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması9
- dincilere laf anlatmakta çalışmak15
- atatürkçü insanların genelde zafer partili olması4
- tırcı sevgili yapmak3
- şabat şalom5
- taksiciyimbebegim5
- kaçak çay18
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- başlangıçta sonsuz mahvoluşa uygun görülmüş2
- uludağ sözlük whatsapp grubu kurmak3
- aklından hiç çıkmayacak o sahne2
- muslettin amca tarzı entry girmek4
- kız kulesi4
- bu başlıkta kılıçdarist gibi davranıyoruz2
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- çilekli süt içen sözlük erkeği4
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur3
- fon vurgunu54
- borsa istanbul19
- galatasaray vs akp9
- çilekli pasta yiyen erkek7
- denize girmek2
- yazarların kulaklık markaları5
- aleyna kalaycıoğlu'nun hapisten çıkması2
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- caiz ve mekruh ayrımları3
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- from gold from dust34
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- en iyi çakmak markası10
- gocu nerede gocu6
- japonlardan gelmeyiz2
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır9
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- papatya çayı içen erkekler2
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- nervio bayan6
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi2
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti5
- antalya7
- hayatın son gününde yapılabilecekler7
- bir kemalist ile arkadaş olunur mu4
- iltica20
- tavuklu pilav13
- tavuk dolma5
- biz x hocanın neferiyiz2
bambaşka güzel bir dursun ali erzincalı şiiri ... kendi sesinden dinlemedikçe bi anlamı yok ..
sevgili!
ümmü mektum gibi
seni görmeden sana sesleniyoruz
alıp verdiğin nefesi duyar gibi
sanki açınca gözlerimizi
seni görecekmişiz gibi
sana sesleniyoruz.
senin huzurunda ses yükselmez.
edeple konuşulur; edeple susulur.
hele biz ki bu kapının dilencileri,
el açıp beklemekten başka
bize bir şey düşmezdi ama
şu araya giren yıllar olmasa
medine’ne uzak yollar olmasa
ismin anılınca yürek yanmasa
kapında beklemekten başka
bize bir şey düşmezdi.
bekliyoruz sultânım!
rüyada olsa bile
belki teşrif edersin diye
hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
seni bekliyoruz.
gelseydin,
bizim için cennet olurdu gelişin.
gelseydin,
saadetli asrından gönderdiğin selâmını,
'kardeşlerim' deyişini
birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
gelseydin,
dolaşsaydın sofralarımızı,
bir tabak fazla görecektin,
bir bardak, bir kaşık fazla...
ve sofrada bir yer boş,
baş köşe! ..
ola ki sen(a.s.m.) lutfeder gelirsin diye.
gelseydin,
dolaşsaydın gecelerimizi,
o 'kutlu doğum' gecelerini,
anneler görecektin.
yeni doğmuşsun gibi,
yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
mışıl mışıl uyuyasın diye
seni sabahlara kadar
hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
sevgili!
gelseydin,
medine-i münevvere'den dünyaya yayılan ashabın gibi,
eyyüb sultan gibi,
kab bin malik gibi,
bir fecir vaktinde,
henüz yirmisinde yirmi beşinde,
bırakarak yurtlarını ocaklarını,
hedeflerine ilahi rızayı koyan,
arkalarına bakmayı ar sayan,
yiğitler görecektin.
onlar senin yiğidin,
elleri, o öpülesi elleri,
kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
senin köyünün hayaliyle ısındılar.
gelseydin,
gecenin zifiri karanlığında,
uykunun en tatlı aralığında,
rabiatül adeviyye gibi rabbiyle başbaşa
gençler görecektin.
gözyaşı dökerken günahlarına,
veysel karani'den istediğin gibi,
insanlığa dua eden gençler görecektin.
gelseydin,
asr-ı saadet gibi olmasa da,
koklanmaya değer güllerimiz vardı.
yine senin ikliminde yetişen.
ama sen gelseydin,
dikenler bile gül kokardı efendim(a.s.m.) ! ! !
seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
hz.vahşi gibi...
hani sen hane-i saadet'ten mescid-i nebevi'ye giderken
aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
seni mescidin önünde bekleyen ashabı'nınsa
bakışları yerdeydi.
edepten göz göze gelmezlerdi.
sende(a.s.m.) tebessüle nazar ederdin.
mütebessim çehreni bir ebu bekir(r.a.) görürdü,
bir de ömer(r.a.) ...
şimdi okununca ezan-ı muhammedi
pencerelerde, kapı önlerinde,
seni(a.s.m.) bekleyen nemli gözler var.
gelseydin,
ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
sevgili!
hakiki aşıkların sana doğru uçarken
bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
dünya güzelliğiyle kollarını açarken
bize düşen el açıp kapında beklemekti.
sevgili!
bekliyoruz!
sevgili!
ümmü mektum gibi
seni görmeden sana sesleniyoruz
alıp verdiğin nefesi duyar gibi
sanki açınca gözlerimizi
seni görecekmişiz gibi
sana sesleniyoruz.
senin huzurunda ses yükselmez.
edeple konuşulur; edeple susulur.
hele biz ki bu kapının dilencileri,
el açıp beklemekten başka
bize bir şey düşmezdi ama
şu araya giren yıllar olmasa
medine’ne uzak yollar olmasa
ismin anılınca yürek yanmasa
kapında beklemekten başka
bize bir şey düşmezdi.
bekliyoruz sultânım!
rüyada olsa bile
belki teşrif edersin diye
hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
seni bekliyoruz.
gelseydin,
bizim için cennet olurdu gelişin.
gelseydin,
saadetli asrından gönderdiğin selâmını,
'kardeşlerim' deyişini
birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
gelseydin,
dolaşsaydın sofralarımızı,
bir tabak fazla görecektin,
bir bardak, bir kaşık fazla...
ve sofrada bir yer boş,
baş köşe! ..
ola ki sen(a.s.m.) lutfeder gelirsin diye.
gelseydin,
dolaşsaydın gecelerimizi,
o 'kutlu doğum' gecelerini,
anneler görecektin.
yeni doğmuşsun gibi,
yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
mışıl mışıl uyuyasın diye
seni sabahlara kadar
hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
sevgili!
gelseydin,
medine-i münevvere'den dünyaya yayılan ashabın gibi,
eyyüb sultan gibi,
kab bin malik gibi,
bir fecir vaktinde,
henüz yirmisinde yirmi beşinde,
bırakarak yurtlarını ocaklarını,
hedeflerine ilahi rızayı koyan,
arkalarına bakmayı ar sayan,
yiğitler görecektin.
onlar senin yiğidin,
elleri, o öpülesi elleri,
kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
senin köyünün hayaliyle ısındılar.
gelseydin,
gecenin zifiri karanlığında,
uykunun en tatlı aralığında,
rabiatül adeviyye gibi rabbiyle başbaşa
gençler görecektin.
gözyaşı dökerken günahlarına,
veysel karani'den istediğin gibi,
insanlığa dua eden gençler görecektin.
gelseydin,
asr-ı saadet gibi olmasa da,
koklanmaya değer güllerimiz vardı.
yine senin ikliminde yetişen.
ama sen gelseydin,
dikenler bile gül kokardı efendim(a.s.m.) ! ! !
seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
hz.vahşi gibi...
hani sen hane-i saadet'ten mescid-i nebevi'ye giderken
aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
seni mescidin önünde bekleyen ashabı'nınsa
bakışları yerdeydi.
edepten göz göze gelmezlerdi.
sende(a.s.m.) tebessüle nazar ederdin.
mütebessim çehreni bir ebu bekir(r.a.) görürdü,
bir de ömer(r.a.) ...
şimdi okununca ezan-ı muhammedi
pencerelerde, kapı önlerinde,
seni(a.s.m.) bekleyen nemli gözler var.
gelseydin,
ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
sevgili!
hakiki aşıkların sana doğru uçarken
bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
dünya güzelliğiyle kollarını açarken
bize düşen el açıp kapında beklemekti.
sevgili!
bekliyoruz!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar