bugün
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu13
- mel melin palavra sıkması7
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak4
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- herkesle iyi geçinmek8
- nihoş4
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- çerçeve yasa18
- en güzel reçel6
- ihtiyar yazar5
- game of thrones taki kerhaneci4
- türkiyeye gelmiş en büyük yıldız5
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- romatizmaya iyi gelen şeyler2
- yaşlı almanın altını almak2
- birikim3
- adana3
- apo piçtir piç kalacak6
- gelecekten entry2
- çerçeve yasaya hayır diyenler askerliğe alınsın4
- özgür özel11
- özgürlük3
- yaşlı izlenimi veren isimler5
- yalçın çakır3
- gitme isteği2
- abdullah öcalan'ın paşa olmasını isteyen akp li2
- türkiyeye gelmiş en kariyerli futbolcu2
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı2
- velvet'in fotoğrafları3
- 11 ağustos 20263
- ümit özdağ yavuz ağıralioğlu müsavat dervişoğlu2
- kolombiya da 7 4 büyüklüğünde deprem3
- bir şeyler söyle2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları17
- canın et şiş dürüm çekmesi3
- iki arada bir derede kalmak4
- perk up coffee2
- nikah davetiyesi2
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- ekşi sözlük referans17
- reçel yiyen erkek2
- reis3
- eşitlik mi özgürlük mü8
- yaşlandığının farkına varmak9
- okul kıyafeti zorunluluğu2
- simko318
- osint metodolojisi2
- 80 yaşında sözlük yazarı olmaz3
-fotoğraf çekerken, ışık gereksinimi duyulduğu zamanlarda kullanılan ışık mekanizması.
-magazin proğramlarında atılan manşet (flaş flaş flaş, ünlü manken ünlü playboyla görüntülendi).
ayrıca (bkz: flash)
-magazin proğramlarında atılan manşet (flaş flaş flaş, ünlü manken ünlü playboyla görüntülendi).
ayrıca (bkz: flash)
edip cansever şiiri.
hava poyrazladı yağmur yağacak
yanıp yanıp sönüyor ışıklandırılmış gözlerin
yukarda
küle gömülmüş bir elma gibi gökyüzü
patladı patlayacak
olanca hışmıyla kentin.
sensin
akıyor ön dişlerin beyaz beyaz yanıma
her şey rengine göre kanar bilirsin
tırnakların pembeye boyanmış bir koy gibi
pespembe kanar
ve herbir renkte kanayan gözlerin
çınlatır eluard'ın mısralarını orada
"içinde uçtuğum gözlerin
yolların gidişine
dünyanın dışında bir anlam verdi."
demek oluyor ki bu dünyada olmak öyle derin
öylesine anlamlı ki insan
bizse bu anlamın işçilerinden ikisi
yağmur yağacak.
yarı karanlık odamız, üstelik soğuk
isıtıcı bir soğuk bu, değişik
sensin, bir yüzümde geziniyor şimdi yüzün
bir elimizdeki kitaplarda
şiirler okuyoruz bugün
limanlık bir deniz gibi kıpırtısız önümüzdeki taş masa
uykuya yatmış gibi bütün balıklar
gemileri kaptansız tayfasız
gidip gidip geliyor kimi zaman da
anayurduna, dağlara
şiirler okuyoruz bugün.
yaşlandık da ondan mı
susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa
saatlendiriyoruz günü
bölüyoruz dakikalara
bir hiç oluncaya kadar bölüyoruz onu.
bölüyoruz yani bütün mutsuzluklara
bir yaprak saniyesi geçiyor usul usul
penceremizden
mavi mavi hatmiler parlıyor dışarıda
dışarıda küçük bahçemizde
ayak izleri gibi gökyüzünün
hatmiler
bırakıyoruz bu sessiz uyuma kendimizi
derken bir mavi damar, bir dudak büküş
iyi anlaşılamayan bir ses sokaktaki
çırpına çırpına yükselen duman
bir tutam saçın öne düşüşü
sanki bir sardunya bir yaz boyu ne kadarcık uzarsa
kaça alınırsa bir tükenmez kalem
doluyor içimize öyle
hayatın birdenbire anlaşılması gibi bir duygu gürültüsü
yağmur yağacak.
yaşını çoktan aştım orhan veli'nin
ölümle duruyorsa eğer yaşlanmak
onun bir sonbahar yağmuruna gömülü ölüsü
yağdı yağacak
"ölünce kirlerimizden temizlenir
ölünce biz de iyi adam oluruz..."
sade ve ince
dünyaya uzun parmaklarıyla dokundu dokunacak.
yorulduğun zaman söyle
susalım, hiç konuşmayalım istersen
sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
açık denizler gibidir zaten elimde
her zaman, ama her zaman bir kıyıyı sezdiren
hatırlıyorum da kelimelerini bir bir:
şairlerin flaşları kalpleridir
dışarıya da parlamalı biraz
kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum
sensin, iyi anlarsın beni
gözlerine başka türlü bakıyorum
ben bütün gözlere başka türlü bakıyorum şimdi
nemli bir tülbent olup buğulanıyor
ve yaslı ve mahzun
ve devrilmiş bir boya kabı gibi de yoğun
memleketimin gözleri
yağmur yağacak.
öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
dam saçak demeyecek, yağacak
yağacak bir hışım gibi canevine kentin
kalplerimiz küle gömülmüş elmalar gibi
patladı patlayacak
alacak sonunda kendi rengini.
hava poyrazladı yağmur yağacak
yanıp yanıp sönüyor ışıklandırılmış gözlerin
yukarda
küle gömülmüş bir elma gibi gökyüzü
patladı patlayacak
olanca hışmıyla kentin.
sensin
akıyor ön dişlerin beyaz beyaz yanıma
her şey rengine göre kanar bilirsin
tırnakların pembeye boyanmış bir koy gibi
pespembe kanar
ve herbir renkte kanayan gözlerin
çınlatır eluard'ın mısralarını orada
"içinde uçtuğum gözlerin
yolların gidişine
dünyanın dışında bir anlam verdi."
demek oluyor ki bu dünyada olmak öyle derin
öylesine anlamlı ki insan
bizse bu anlamın işçilerinden ikisi
yağmur yağacak.
yarı karanlık odamız, üstelik soğuk
isıtıcı bir soğuk bu, değişik
sensin, bir yüzümde geziniyor şimdi yüzün
bir elimizdeki kitaplarda
şiirler okuyoruz bugün
limanlık bir deniz gibi kıpırtısız önümüzdeki taş masa
uykuya yatmış gibi bütün balıklar
gemileri kaptansız tayfasız
gidip gidip geliyor kimi zaman da
anayurduna, dağlara
şiirler okuyoruz bugün.
yaşlandık da ondan mı
susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa
saatlendiriyoruz günü
bölüyoruz dakikalara
bir hiç oluncaya kadar bölüyoruz onu.
bölüyoruz yani bütün mutsuzluklara
bir yaprak saniyesi geçiyor usul usul
penceremizden
mavi mavi hatmiler parlıyor dışarıda
dışarıda küçük bahçemizde
ayak izleri gibi gökyüzünün
hatmiler
bırakıyoruz bu sessiz uyuma kendimizi
derken bir mavi damar, bir dudak büküş
iyi anlaşılamayan bir ses sokaktaki
çırpına çırpına yükselen duman
bir tutam saçın öne düşüşü
sanki bir sardunya bir yaz boyu ne kadarcık uzarsa
kaça alınırsa bir tükenmez kalem
doluyor içimize öyle
hayatın birdenbire anlaşılması gibi bir duygu gürültüsü
yağmur yağacak.
yaşını çoktan aştım orhan veli'nin
ölümle duruyorsa eğer yaşlanmak
onun bir sonbahar yağmuruna gömülü ölüsü
yağdı yağacak
"ölünce kirlerimizden temizlenir
ölünce biz de iyi adam oluruz..."
sade ve ince
dünyaya uzun parmaklarıyla dokundu dokunacak.
yorulduğun zaman söyle
susalım, hiç konuşmayalım istersen
sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
açık denizler gibidir zaten elimde
her zaman, ama her zaman bir kıyıyı sezdiren
hatırlıyorum da kelimelerini bir bir:
şairlerin flaşları kalpleridir
dışarıya da parlamalı biraz
kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum
sensin, iyi anlarsın beni
gözlerine başka türlü bakıyorum
ben bütün gözlere başka türlü bakıyorum şimdi
nemli bir tülbent olup buğulanıyor
ve yaslı ve mahzun
ve devrilmiş bir boya kabı gibi de yoğun
memleketimin gözleri
yağmur yağacak.
öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
dam saçak demeyecek, yağacak
yağacak bir hışım gibi canevine kentin
kalplerimiz küle gömülmüş elmalar gibi
patladı patlayacak
alacak sonunda kendi rengini.
Fotoğraf makinesi flaşlarının çalışması için enerji depolayan araçlar kondansatörlerdir.
Flaş, fotoğraf çekimi için ışığın yetersiz olduğu mekanlarda ortamın aydınlatılması için kullanılır. Fotoğrafın çekilmesi için mekanın sürekli aydınlık olması gerekir, böylce tam çekim anında sağlanan yüksek aydınlık düzeyi çekim için yeterli hale gelir.
Flaş, fotoğraf çekimi için ışığın yetersiz olduğu mekanlarda ortamın aydınlatılması için kullanılır. Fotoğrafın çekilmesi için mekanın sürekli aydınlık olması gerekir, böylce tam çekim anında sağlanan yüksek aydınlık düzeyi çekim için yeterli hale gelir.
(bkz: flaşların patlaması)
halk arasında pil canavarı olarak da bilinir.
--spoiler--
yorulduğun zaman söyle
susalım, hiç konuşmayalım istersen
sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
açık denizler gibidir zaten elimde
her zaman, ama her zaman bir kıyıyı sezdiren
hatırlıyorum da kelimelerini bir bir:
şairlerin flaşları kalpleridir
dışarıya da parlamalı biraz
kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum
sensin, iyi anlarsın beni
gözlerine başka türlü bakıyorum
ben bütün gözlere başka türlü bakıyorum şimdi
nemli bir tülbent olup buğulanıyor
ve yaslı ve mahzun
ve devrilmiş bir boya kabı gibi de yoğun
memleketimin gözleri
yağmur yağacak.
öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
dam saçak demeyecek, yağacak
yağacak bir hışım gibi canevine kentin
kalplerimiz küle gömülmüş elmalar gibi
patladı patlayacak
alacak sonunda kendi rengini.
--spoiler--
yorulduğun zaman söyle
susalım, hiç konuşmayalım istersen
sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
açık denizler gibidir zaten elimde
her zaman, ama her zaman bir kıyıyı sezdiren
hatırlıyorum da kelimelerini bir bir:
şairlerin flaşları kalpleridir
dışarıya da parlamalı biraz
kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum
sensin, iyi anlarsın beni
gözlerine başka türlü bakıyorum
ben bütün gözlere başka türlü bakıyorum şimdi
nemli bir tülbent olup buğulanıyor
ve yaslı ve mahzun
ve devrilmiş bir boya kabı gibi de yoğun
memleketimin gözleri
yağmur yağacak.
öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
dam saçak demeyecek, yağacak
yağacak bir hışım gibi canevine kentin
kalplerimiz küle gömülmüş elmalar gibi
patladı patlayacak
alacak sonunda kendi rengini.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar