bugün
- bedelini ödeyen yazarlar17
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan7
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- filistin37
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- fon kurdum para yatırır mısınız9
- arkadaşlar ne yesek9
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- antipanik'e bir şey söyle22
- silvermist'e iki şey söyle20
- seksten önce dua etmek10
- israil'i allah cezalandıracak9
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- tarhana çorbası12
- özelden şeftalisini atan yazar14
- sözlük kızlarının tantunici7
- parcalandim toparlanamiyorum323
- israil2
- redbull5
- sözlük kızlarının kombinleri15
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- güzelsen koy resmini görelim6
- alttaki yazara bir şey söyle24
- adana lezzet festivali5
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- bu kalp seni unutur mu5
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler5
- hayat yaşamaya değer mi5
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi5
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- sapık şarkı sözleri9
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- porno entelektüelliği8
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- kalpteki boşluk hissi4
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
- ucan tekme atan hipopotam47
- sözlük kızalarının takosu5
- yakışıklı olgun erkekler6
- izmir tulum4
- osmanoğulları ailesi ne özür borcu7
- gocu'yu özlemek4
- allah beni izmir'e dönmeye mecbur bırakmasın3
- bir karpuz falan sikin de bitsin bu çile8
- 10 ekim 2026 rizespor fenerbahçe maçı7
- bende sağlam patlıcan var diyen manavcı8
-----------
Kişiyi yüceltmekle kişiye tapma arasında doğru yönde bir ilişki vardır. Fakat asıl amaç yüceltilen kişi değildir. Yüceltme, mistifikasyon yaratmak içindir. Böylelikle tarihsel olaylar çarpıtılmak istenir. Tarihsel olayları çarpıtmaktan amaç da, sınıfsal çıkarları gizlemektir. Tarihsel olayların çarpıtılmasında, bir liderin kişiliğinin arkasına gizlenmek ekseri başvurulan bir yoldur.
Bir Osmanlı Paşa’sını yarı-ilâh durumuna getirenler, elbette bunu boşuna yapmadılar. Sınıfsal çıkarların bir gereği olarak, M. Kemal’i putlaştırdılar. Aslında Paşa’nın putlaştınlmasının nedeni, başarılan şeylerin büyüklüğünden çok, emekçi kitlelerden gizlenmesi gerekenin öneminden kaynaklanıyordu. Mustafa Kemal’in yaptıkları, bir başka Mustafa’nın, Mustafa Reşit Paşa’nın başlattığı “olaylar” zincirinde sadece bir halkaydı, üstelik zincirin büyük bir halkası da değildi.
Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet, Cumhuriyet yarı-sömürgeleşmenin aşamalarıdır. Oysa resmi ideoloji ve kişi kültü üreticileri tarafından Cumhuriyetin kurulması yarı-sömürgeleşmenin sonu olarak gösterilmek istenmiştir…
Bir üretim tarzı olarak kapitalizmin her gelişim aşamasına, her tarihsel dönemine uygun düşen sömürü yöntemleri oluşuyor. Siyasal plandaki bağımsızlık bu bakımdan yeterli olmadığı gibi, Türkiye daha önceki dönemde de siyasal bağımsızlığını yitirmiş bir ülke değildi.
M. Kemal Tanzimat geleneği dışında değil, söz konusu geleneğin en radikal sürdürücüsüydü. Ne ki, resmi ideoloji tarafından ısrarla Tanzimat geleneği dışında gösterilmeye çalışıldı. Cumhuriyet aydınları kişi kültü üretip kişiye tapma yolunu seçtiklerinde, buna mecburdular. Şevket Süreyya Aydemir; “inkılâbımızı oturtmaya ve Atatürk’ü putlaştırmaya mecburduk… Ama şimdi size ifade edeyim, kitabımda da yazdım: Kahraman putlaştığı zaman ölür”[*] diyor. (…) Tarihsel olayları tahrif ederek ve gerçeğin saptırılmasıyla hegemonya boşluğunu doldurabilirlerdi…
Dünyada sağlığında ve ölümünden sonra M. Kemal kadar anıtı dikilmiş, heykeli, büstü yapılmış, resimleri çoğaltılmış bir başka lider herhalde yoktur. M. Kemal heykel ve anıtlarının yapılmasından pek çok hoşlanıyordu, ilk anıtı 1927’de Sarayburnu’nda dikilmişti. Daha sonra heykel ve anıtları görülmemiş boyutlarda arttı…
5 Ağustos 1935 tarihli (M. Kemal’in hayatta olduğu tarih) Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir haberde; “Atatürk yarım bir ilahtır; Türkler’in babasıdır. Hiçbir devlet şefi için hayatında bu kadar heykel dikilmemiştir; ne Mussolini’nin ne Hitler’in, ne de Lenin’in anıtları onunkilerle ölçülemez” deniliyordu.
Öyle görünüyor ki, yapılan heykeller, anıtlar vb. ideolojik hegemonya boşluğunu doldurmanın bir aracı olarak görülüyor.
---------------
Kişiyi yüceltmekle kişiye tapma arasında doğru yönde bir ilişki vardır. Fakat asıl amaç yüceltilen kişi değildir. Yüceltme, mistifikasyon yaratmak içindir. Böylelikle tarihsel olaylar çarpıtılmak istenir. Tarihsel olayları çarpıtmaktan amaç da, sınıfsal çıkarları gizlemektir. Tarihsel olayların çarpıtılmasında, bir liderin kişiliğinin arkasına gizlenmek ekseri başvurulan bir yoldur.
Bir Osmanlı Paşa’sını yarı-ilâh durumuna getirenler, elbette bunu boşuna yapmadılar. Sınıfsal çıkarların bir gereği olarak, M. Kemal’i putlaştırdılar. Aslında Paşa’nın putlaştınlmasının nedeni, başarılan şeylerin büyüklüğünden çok, emekçi kitlelerden gizlenmesi gerekenin öneminden kaynaklanıyordu. Mustafa Kemal’in yaptıkları, bir başka Mustafa’nın, Mustafa Reşit Paşa’nın başlattığı “olaylar” zincirinde sadece bir halkaydı, üstelik zincirin büyük bir halkası da değildi.
Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet, Cumhuriyet yarı-sömürgeleşmenin aşamalarıdır. Oysa resmi ideoloji ve kişi kültü üreticileri tarafından Cumhuriyetin kurulması yarı-sömürgeleşmenin sonu olarak gösterilmek istenmiştir…
Bir üretim tarzı olarak kapitalizmin her gelişim aşamasına, her tarihsel dönemine uygun düşen sömürü yöntemleri oluşuyor. Siyasal plandaki bağımsızlık bu bakımdan yeterli olmadığı gibi, Türkiye daha önceki dönemde de siyasal bağımsızlığını yitirmiş bir ülke değildi.
M. Kemal Tanzimat geleneği dışında değil, söz konusu geleneğin en radikal sürdürücüsüydü. Ne ki, resmi ideoloji tarafından ısrarla Tanzimat geleneği dışında gösterilmeye çalışıldı. Cumhuriyet aydınları kişi kültü üretip kişiye tapma yolunu seçtiklerinde, buna mecburdular. Şevket Süreyya Aydemir; “inkılâbımızı oturtmaya ve Atatürk’ü putlaştırmaya mecburduk… Ama şimdi size ifade edeyim, kitabımda da yazdım: Kahraman putlaştığı zaman ölür”[*] diyor. (…) Tarihsel olayları tahrif ederek ve gerçeğin saptırılmasıyla hegemonya boşluğunu doldurabilirlerdi…
Dünyada sağlığında ve ölümünden sonra M. Kemal kadar anıtı dikilmiş, heykeli, büstü yapılmış, resimleri çoğaltılmış bir başka lider herhalde yoktur. M. Kemal heykel ve anıtlarının yapılmasından pek çok hoşlanıyordu, ilk anıtı 1927’de Sarayburnu’nda dikilmişti. Daha sonra heykel ve anıtları görülmemiş boyutlarda arttı…
5 Ağustos 1935 tarihli (M. Kemal’in hayatta olduğu tarih) Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir haberde; “Atatürk yarım bir ilahtır; Türkler’in babasıdır. Hiçbir devlet şefi için hayatında bu kadar heykel dikilmemiştir; ne Mussolini’nin ne Hitler’in, ne de Lenin’in anıtları onunkilerle ölçülemez” deniliyordu.
Öyle görünüyor ki, yapılan heykeller, anıtlar vb. ideolojik hegemonya boşluğunu doldurmanın bir aracı olarak görülüyor.
---------------
Bu sabah gözaltına alınmış 77 yaşındaki yazar.
http://www.sozcu.com.tr/2...gozaltina-alindi-2106610/
http://www.sozcu.com.tr/2...gozaltina-alindi-2106610/
1991 yılında yazdığı kitap nedeniyle yeniden göz altına almışlar hocayı. yahu bu akp iyice delirdi! bu kitap için geçmişte yine gözlatına alınmıştı hoca ve aihm de mahkum olup tazminat ödemişti devlet!
Üç gündür evinde polisin gelmesini beklerken sabah 06.30’da gözaltına alınmış akademisyen. Dosyadaki gizlilik kararı sebebiyle herhangi bir bilgi verilmiyormuş! Muz cumhuriyetinde sıradan bir gün. Günaydın güzel ülkem.
Paradigmanın iflası-Fikret Başkaya
Fikret Başkaya’nın çok güzel bir kitabıdır, Fikret hoca bu kitap yüzünden hapiste yattı maalesef. Kitap Türkiye’deki hemen-hemen herkesin ya bilmediği ya da yanlış bildiği resmi tarih yalanlarını bir-bir anlatıyor. Hem de vicdanlı bir aydının gözüyle ve müthiş birikimi ile anlatıyor bunları. Tarafsız bir gözle okuyan ya da tarafsız olmaya gerek yok, vicdanı ile okuyan herkes bu ülkede nelerin yapıldığını, aynı tas aynı hamam diye devam etmek isteyenlerin zihniyetini bir-bir ortaya çıkarıyor. Eminim içinde hacminden çok daha fazla şey barındıran bir kitap. Hararetle okumanızı tavsiye ederim.
Fikret Başkaya’nın çok güzel bir kitabıdır, Fikret hoca bu kitap yüzünden hapiste yattı maalesef. Kitap Türkiye’deki hemen-hemen herkesin ya bilmediği ya da yanlış bildiği resmi tarih yalanlarını bir-bir anlatıyor. Hem de vicdanlı bir aydının gözüyle ve müthiş birikimi ile anlatıyor bunları. Tarafsız bir gözle okuyan ya da tarafsız olmaya gerek yok, vicdanı ile okuyan herkes bu ülkede nelerin yapıldığını, aynı tas aynı hamam diye devam etmek isteyenlerin zihniyetini bir-bir ortaya çıkarıyor. Eminim içinde hacminden çok daha fazla şey barındıran bir kitap. Hararetle okumanızı tavsiye ederim.
paradigmanın iflası adındaki yalannameyi yazmış haindir.
bunun göt yalayıcılarının yazdıklarına inanmayın. yazdıklarının zerre bilimsel değeri, bilimsel gerçekliği yok.
bunun göt yalayıcılarının yazdıklarına inanmayın. yazdıklarının zerre bilimsel değeri, bilimsel gerçekliği yok.
fikret başkaya türkiyenin en entelektüel aydını ( entelektüel ile aydın aynı şey değil keza) ve sözü eğip bükmeden konuşan bir insan. buraya eski iki videosunu alıyorum, yararlanmak isteyenlere, dinlemek isteyenlere, belki daha tanımayanlara çok yararlı olacağını düşünüyorum. iyi seyirler...
https://www.youtube.com/watch?v=N3s21-TLZGk
https://www.youtube.com/watch?v=RUMv_lsOy-c
https://www.youtube.com/watch?v=N3s21-TLZGk
https://www.youtube.com/watch?v=RUMv_lsOy-c
ismi anılınca “paradigma’nın iflası” hatra geliyor. polemik amaçlı söylememekle beraber; şunu ekleyeyim:
“yakın tarih” hakkındaki bazı gerçekleri “islamcı” titri olmayan birisi söylediğinde sus pus olunması, türkiye’deki karşı oluş yahut yanında duruşların bedavadan olduğunu da gösterir.
mütevazi insandır, haksızlığa uğrayanların ideolojisine değil “mazlumluğu”na bakması, sadece yazar olmayıp yazdıklarını fiili olarak savunacak kadar cesur olduğunun da ispatıdır.
“yakın tarih” hakkındaki bazı gerçekleri “islamcı” titri olmayan birisi söylediğinde sus pus olunması, türkiye’deki karşı oluş yahut yanında duruşların bedavadan olduğunu da gösterir.
mütevazi insandır, haksızlığa uğrayanların ideolojisine değil “mazlumluğu”na bakması, sadece yazar olmayıp yazdıklarını fiili olarak savunacak kadar cesur olduğunun da ispatıdır.
Artık sahip olma isteği insan olma isteğinin önüne geçmiş bulunuyor.
Fikret Başkaya
Başka Bir Uygarlık için Manifesto, Fikret Başkaya.
Fikret Başkaya
Başka Bir Uygarlık için Manifesto, Fikret Başkaya.
Gündemdeki Haberler