bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- rafael leao4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı30
- enerji bakanı alparslan bayraktar portresi3
- barça bu galatasaray'a kaç atar2
- salah ne koydu ama2
- 0 0 711
- kuçukuçuokanınçükü2
- osimhensiz galatasaray2
- ilkay ve goollllll ts 4 gs 52
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru3
- claudian clouds33
- iltica14
- insan ne ister6
- kadınlar8
- 11 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı2
- önyargı3
- doktor2
- sözlük kızlarının kekleri24
- kuran3
- galatahahahahahaha4
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- cok da abartmaya gerek uok6
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- yazarların akşam yemekleri6
- anın görüntüsü25
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- islamda namaz yoktur30
- meriç dükalığı8
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- en iyi vampir filmi4
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- fusya semsiyeli yabanci22
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği6
- dantelli sütyen takan erkek12
- sevdiğiniz yazarlar8
- ölümden korkuyor musunuz17
- kürdistan10
- true'nun engelli olması6
- okan buruk8
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- sarapci koala hatayi33
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- allah11
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
-----------
Kişiyi yüceltmekle kişiye tapma arasında doğru yönde bir ilişki vardır. Fakat asıl amaç yüceltilen kişi değildir. Yüceltme, mistifikasyon yaratmak içindir. Böylelikle tarihsel olaylar çarpıtılmak istenir. Tarihsel olayları çarpıtmaktan amaç da, sınıfsal çıkarları gizlemektir. Tarihsel olayların çarpıtılmasında, bir liderin kişiliğinin arkasına gizlenmek ekseri başvurulan bir yoldur.
Bir Osmanlı Paşa’sını yarı-ilâh durumuna getirenler, elbette bunu boşuna yapmadılar. Sınıfsal çıkarların bir gereği olarak, M. Kemal’i putlaştırdılar. Aslında Paşa’nın putlaştınlmasının nedeni, başarılan şeylerin büyüklüğünden çok, emekçi kitlelerden gizlenmesi gerekenin öneminden kaynaklanıyordu. Mustafa Kemal’in yaptıkları, bir başka Mustafa’nın, Mustafa Reşit Paşa’nın başlattığı “olaylar” zincirinde sadece bir halkaydı, üstelik zincirin büyük bir halkası da değildi.
Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet, Cumhuriyet yarı-sömürgeleşmenin aşamalarıdır. Oysa resmi ideoloji ve kişi kültü üreticileri tarafından Cumhuriyetin kurulması yarı-sömürgeleşmenin sonu olarak gösterilmek istenmiştir…
Bir üretim tarzı olarak kapitalizmin her gelişim aşamasına, her tarihsel dönemine uygun düşen sömürü yöntemleri oluşuyor. Siyasal plandaki bağımsızlık bu bakımdan yeterli olmadığı gibi, Türkiye daha önceki dönemde de siyasal bağımsızlığını yitirmiş bir ülke değildi.
M. Kemal Tanzimat geleneği dışında değil, söz konusu geleneğin en radikal sürdürücüsüydü. Ne ki, resmi ideoloji tarafından ısrarla Tanzimat geleneği dışında gösterilmeye çalışıldı. Cumhuriyet aydınları kişi kültü üretip kişiye tapma yolunu seçtiklerinde, buna mecburdular. Şevket Süreyya Aydemir; “inkılâbımızı oturtmaya ve Atatürk’ü putlaştırmaya mecburduk… Ama şimdi size ifade edeyim, kitabımda da yazdım: Kahraman putlaştığı zaman ölür”[*] diyor. (…) Tarihsel olayları tahrif ederek ve gerçeğin saptırılmasıyla hegemonya boşluğunu doldurabilirlerdi…
Dünyada sağlığında ve ölümünden sonra M. Kemal kadar anıtı dikilmiş, heykeli, büstü yapılmış, resimleri çoğaltılmış bir başka lider herhalde yoktur. M. Kemal heykel ve anıtlarının yapılmasından pek çok hoşlanıyordu, ilk anıtı 1927’de Sarayburnu’nda dikilmişti. Daha sonra heykel ve anıtları görülmemiş boyutlarda arttı…
5 Ağustos 1935 tarihli (M. Kemal’in hayatta olduğu tarih) Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir haberde; “Atatürk yarım bir ilahtır; Türkler’in babasıdır. Hiçbir devlet şefi için hayatında bu kadar heykel dikilmemiştir; ne Mussolini’nin ne Hitler’in, ne de Lenin’in anıtları onunkilerle ölçülemez” deniliyordu.
Öyle görünüyor ki, yapılan heykeller, anıtlar vb. ideolojik hegemonya boşluğunu doldurmanın bir aracı olarak görülüyor.
---------------
Kişiyi yüceltmekle kişiye tapma arasında doğru yönde bir ilişki vardır. Fakat asıl amaç yüceltilen kişi değildir. Yüceltme, mistifikasyon yaratmak içindir. Böylelikle tarihsel olaylar çarpıtılmak istenir. Tarihsel olayları çarpıtmaktan amaç da, sınıfsal çıkarları gizlemektir. Tarihsel olayların çarpıtılmasında, bir liderin kişiliğinin arkasına gizlenmek ekseri başvurulan bir yoldur.
Bir Osmanlı Paşa’sını yarı-ilâh durumuna getirenler, elbette bunu boşuna yapmadılar. Sınıfsal çıkarların bir gereği olarak, M. Kemal’i putlaştırdılar. Aslında Paşa’nın putlaştınlmasının nedeni, başarılan şeylerin büyüklüğünden çok, emekçi kitlelerden gizlenmesi gerekenin öneminden kaynaklanıyordu. Mustafa Kemal’in yaptıkları, bir başka Mustafa’nın, Mustafa Reşit Paşa’nın başlattığı “olaylar” zincirinde sadece bir halkaydı, üstelik zincirin büyük bir halkası da değildi.
Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet, Cumhuriyet yarı-sömürgeleşmenin aşamalarıdır. Oysa resmi ideoloji ve kişi kültü üreticileri tarafından Cumhuriyetin kurulması yarı-sömürgeleşmenin sonu olarak gösterilmek istenmiştir…
Bir üretim tarzı olarak kapitalizmin her gelişim aşamasına, her tarihsel dönemine uygun düşen sömürü yöntemleri oluşuyor. Siyasal plandaki bağımsızlık bu bakımdan yeterli olmadığı gibi, Türkiye daha önceki dönemde de siyasal bağımsızlığını yitirmiş bir ülke değildi.
M. Kemal Tanzimat geleneği dışında değil, söz konusu geleneğin en radikal sürdürücüsüydü. Ne ki, resmi ideoloji tarafından ısrarla Tanzimat geleneği dışında gösterilmeye çalışıldı. Cumhuriyet aydınları kişi kültü üretip kişiye tapma yolunu seçtiklerinde, buna mecburdular. Şevket Süreyya Aydemir; “inkılâbımızı oturtmaya ve Atatürk’ü putlaştırmaya mecburduk… Ama şimdi size ifade edeyim, kitabımda da yazdım: Kahraman putlaştığı zaman ölür”[*] diyor. (…) Tarihsel olayları tahrif ederek ve gerçeğin saptırılmasıyla hegemonya boşluğunu doldurabilirlerdi…
Dünyada sağlığında ve ölümünden sonra M. Kemal kadar anıtı dikilmiş, heykeli, büstü yapılmış, resimleri çoğaltılmış bir başka lider herhalde yoktur. M. Kemal heykel ve anıtlarının yapılmasından pek çok hoşlanıyordu, ilk anıtı 1927’de Sarayburnu’nda dikilmişti. Daha sonra heykel ve anıtları görülmemiş boyutlarda arttı…
5 Ağustos 1935 tarihli (M. Kemal’in hayatta olduğu tarih) Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir haberde; “Atatürk yarım bir ilahtır; Türkler’in babasıdır. Hiçbir devlet şefi için hayatında bu kadar heykel dikilmemiştir; ne Mussolini’nin ne Hitler’in, ne de Lenin’in anıtları onunkilerle ölçülemez” deniliyordu.
Öyle görünüyor ki, yapılan heykeller, anıtlar vb. ideolojik hegemonya boşluğunu doldurmanın bir aracı olarak görülüyor.
---------------
Bu sabah gözaltına alınmış 77 yaşındaki yazar.
http://www.sozcu.com.tr/2...gozaltina-alindi-2106610/
http://www.sozcu.com.tr/2...gozaltina-alindi-2106610/
1991 yılında yazdığı kitap nedeniyle yeniden göz altına almışlar hocayı. yahu bu akp iyice delirdi! bu kitap için geçmişte yine gözlatına alınmıştı hoca ve aihm de mahkum olup tazminat ödemişti devlet!
Üç gündür evinde polisin gelmesini beklerken sabah 06.30’da gözaltına alınmış akademisyen. Dosyadaki gizlilik kararı sebebiyle herhangi bir bilgi verilmiyormuş! Muz cumhuriyetinde sıradan bir gün. Günaydın güzel ülkem.
Paradigmanın iflası-Fikret Başkaya
Fikret Başkaya’nın çok güzel bir kitabıdır, Fikret hoca bu kitap yüzünden hapiste yattı maalesef. Kitap Türkiye’deki hemen-hemen herkesin ya bilmediği ya da yanlış bildiği resmi tarih yalanlarını bir-bir anlatıyor. Hem de vicdanlı bir aydının gözüyle ve müthiş birikimi ile anlatıyor bunları. Tarafsız bir gözle okuyan ya da tarafsız olmaya gerek yok, vicdanı ile okuyan herkes bu ülkede nelerin yapıldığını, aynı tas aynı hamam diye devam etmek isteyenlerin zihniyetini bir-bir ortaya çıkarıyor. Eminim içinde hacminden çok daha fazla şey barındıran bir kitap. Hararetle okumanızı tavsiye ederim.
Fikret Başkaya’nın çok güzel bir kitabıdır, Fikret hoca bu kitap yüzünden hapiste yattı maalesef. Kitap Türkiye’deki hemen-hemen herkesin ya bilmediği ya da yanlış bildiği resmi tarih yalanlarını bir-bir anlatıyor. Hem de vicdanlı bir aydının gözüyle ve müthiş birikimi ile anlatıyor bunları. Tarafsız bir gözle okuyan ya da tarafsız olmaya gerek yok, vicdanı ile okuyan herkes bu ülkede nelerin yapıldığını, aynı tas aynı hamam diye devam etmek isteyenlerin zihniyetini bir-bir ortaya çıkarıyor. Eminim içinde hacminden çok daha fazla şey barındıran bir kitap. Hararetle okumanızı tavsiye ederim.
paradigmanın iflası adındaki yalannameyi yazmış haindir.
bunun göt yalayıcılarının yazdıklarına inanmayın. yazdıklarının zerre bilimsel değeri, bilimsel gerçekliği yok.
bunun göt yalayıcılarının yazdıklarına inanmayın. yazdıklarının zerre bilimsel değeri, bilimsel gerçekliği yok.
fikret başkaya türkiyenin en entelektüel aydını ( entelektüel ile aydın aynı şey değil keza) ve sözü eğip bükmeden konuşan bir insan. buraya eski iki videosunu alıyorum, yararlanmak isteyenlere, dinlemek isteyenlere, belki daha tanımayanlara çok yararlı olacağını düşünüyorum. iyi seyirler...
https://www.youtube.com/watch?v=N3s21-TLZGk
https://www.youtube.com/watch?v=RUMv_lsOy-c
https://www.youtube.com/watch?v=N3s21-TLZGk
https://www.youtube.com/watch?v=RUMv_lsOy-c
ismi anılınca “paradigma’nın iflası” hatra geliyor. polemik amaçlı söylememekle beraber; şunu ekleyeyim:
“yakın tarih” hakkındaki bazı gerçekleri “islamcı” titri olmayan birisi söylediğinde sus pus olunması, türkiye’deki karşı oluş yahut yanında duruşların bedavadan olduğunu da gösterir.
mütevazi insandır, haksızlığa uğrayanların ideolojisine değil “mazlumluğu”na bakması, sadece yazar olmayıp yazdıklarını fiili olarak savunacak kadar cesur olduğunun da ispatıdır.
“yakın tarih” hakkındaki bazı gerçekleri “islamcı” titri olmayan birisi söylediğinde sus pus olunması, türkiye’deki karşı oluş yahut yanında duruşların bedavadan olduğunu da gösterir.
mütevazi insandır, haksızlığa uğrayanların ideolojisine değil “mazlumluğu”na bakması, sadece yazar olmayıp yazdıklarını fiili olarak savunacak kadar cesur olduğunun da ispatıdır.
Artık sahip olma isteği insan olma isteğinin önüne geçmiş bulunuyor.
Fikret Başkaya
Başka Bir Uygarlık için Manifesto, Fikret Başkaya.
Fikret Başkaya
Başka Bir Uygarlık için Manifesto, Fikret Başkaya.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar