bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- the wheels on the bus2
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- kuran2
- insan ne ister5
- en iyi vampir filmi4
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- kültür2
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- sözlük kızlarının kekleri24
- en iyi kurt adam filmi3
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- kadınlar7
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- intothenirvana2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true'nun engelli olması6
- meriç dükalığı8
- okan buruk9
- gary oldman2
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- the crow2
- allah11
- sevdiğiniz yazarlar8
- islamda namaz yoktur30
- çirkin2
- sarapci koala hatayi33
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- annem2
- ermeni alfabesi2
- galatahahahahahaha3
- fusya semsiyeli yabanci22
- kürdistan10
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- dantelli sütyen takan erkek12
- true ile tatlı sert3
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- günlük2
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- ölümden korkuyor musunuz17
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- tai lung8
2000 ölüm oruçlarında 'hayata dönüş operasyonları' na karşı koymak için çanakkale cezaevinde kendini yakarak feda eyleminde bulunmuş kişi.
fidan kalşen'e mektup...
evet senden önce...o günden önce yani...kına deyince hiç böyle olmazdım ben. yüreğim hiç böyle yangınlar ortasında kalmış gibi yanmazdı. ateşler içinde kalmazdı hiç böyle. kına deyince yani...
kına deyince yüreğimde hiç böyle fırtınalar falan da kopmazdı pek. senden o günden önce yani...daha çok neşeli şeyler geçerdi içimden. mesela; çocukluğuma giderdim.kızkardeşlerimin arife geceleri yaşadıkları o tatlı heyecanlar canlanırdı gözümde. çaputla bağlı kınalı elleriyle sabahı zor ederler, bayram günlerini ellerine işleyen kınanın kızıllığıyla adeta bir tutarlardı...
senden o günden önce yani; kına deyince kimi zamanda anam dikilirdi karşıma. ak saçlı anam. o da çok severdi kınayı. bana her sarılışında kınalı saçlarının kokusu , ılık bir yel olur ciğerime dolar, içimi ısıtırdı. hele ki bir de güneş değmişse başına; saçları yalım yalım yanardı o zaman...
kına deyince ben o günden önce yani; hiç böyle olmazdım işte. ablamın düğününe giderdim mesela. biliyor musun tam 30 yaşında evlendi benim ablam. varmadı kimseye. onun muradı şehirdi. şehirden biriyle evlenecek, köyün çileli hayatından kurtulacaktı. o gece; düğün kınasının yakıldığı gece yani, hiç şüphesiz ki; o güne kadarki en mutlu kınasıydı ablamın avuçlarını ısıtan. ne dersin gerçektende mutlu mudur şehirli kocasıyla? ermiş midir muradına?
senden o günden önce yani; hiç böyle kasılmazdı yumruğum kına deyince. taş kesilmezdi böyle ne bileyim. garip gelecek belki ama sana; kınalı kuzum gelirdi aklıma. bir komşumuz vardı, 'hüseyin ağa' derdik ona, ikiz kuzularından birini bana verdiğinde nasıl da sevinmiştim. ilk günlerde sık sık anacığına kaçardı kuzucuk, karışmasın diye kına sürmüştüm sırtına. onu hatırlarım mesela.
hatırlıyorsun değil mi? o gece açlığın 30. günüydü sanırım. hapishanenin zılgıtlarla, türkülerle çınladığı o gece, kına gecenizde yani... sanki sorulacak başka soru yokmuş gibi, ''kına'' demiştim sana. yani ''kına ne demek senin için?'' çakmak çakmak gözlerindeki yanan ateşi gözlerimde hissettiysem de, fazlasıyla aldıysam da cevabını, sen yetinmemiştin yine de. 'umut' demiştin önce, sonra 'halkım' diye de eklemiştin. ve yine yanan iki ateş topu gözlerini, gözlerime kilitleyerek, ''kına sensin a yoldaşım, sizsiniz kına'' demiştin. neden bilmiyorum ama; işte o gece, kına gecenizde yani; söylediğin her kelime adeta, yanardağ ağzından süzülen bir alev gibi yakmıştı içimi...
ve o gece... hapishanelerin bombalarla, kurşunlarla dövüldüğü o gece... dediler ki; ''tam 8 dakika bir meşale gibi dimdik yandı fidan abla''... hiç yıkılmadan alevler içinde 8 dakika... son sözün ise hala kulaklarımda; ''bin canım olsa binini de sizin için veririm'' demiştin alev topu gözlerinle bizlerle vedalaşırken... ve ben işte o gün; 8 dakika boyunca yakıp kömürleştirdiğin bedeninin başında nöbet tutarken, avucuna ilişti gözlerim...
yanmamıştı fidan abla... kınan bütün kızıllığıyla duruyordu avucunda hala... demek umuttu kına, halktı, demek bizdik öyle mi? işte yanmamıştı duruyordu...
kına deyince fidan abla, senden önce yani, hiç böyle olmazdım ben. şimdi alevler basıyor yüreğimi, yalımlar sarıyor dört bir yandan bedenimi, kına deyince taş kesiliyor ellerim, bir yumrukla devirmek istiyorum kan emici zalimleri...
kına deyince... şimdi gözlerim iki top ateş oluyor fidan abla...
kına deyince yani...
şimdi ben...
senin gibi...
evet senden önce...o günden önce yani...kına deyince hiç böyle olmazdım ben. yüreğim hiç böyle yangınlar ortasında kalmış gibi yanmazdı. ateşler içinde kalmazdı hiç böyle. kına deyince yani...
kına deyince yüreğimde hiç böyle fırtınalar falan da kopmazdı pek. senden o günden önce yani...daha çok neşeli şeyler geçerdi içimden. mesela; çocukluğuma giderdim.kızkardeşlerimin arife geceleri yaşadıkları o tatlı heyecanlar canlanırdı gözümde. çaputla bağlı kınalı elleriyle sabahı zor ederler, bayram günlerini ellerine işleyen kınanın kızıllığıyla adeta bir tutarlardı...
senden o günden önce yani; kına deyince kimi zamanda anam dikilirdi karşıma. ak saçlı anam. o da çok severdi kınayı. bana her sarılışında kınalı saçlarının kokusu , ılık bir yel olur ciğerime dolar, içimi ısıtırdı. hele ki bir de güneş değmişse başına; saçları yalım yalım yanardı o zaman...
kına deyince ben o günden önce yani; hiç böyle olmazdım işte. ablamın düğününe giderdim mesela. biliyor musun tam 30 yaşında evlendi benim ablam. varmadı kimseye. onun muradı şehirdi. şehirden biriyle evlenecek, köyün çileli hayatından kurtulacaktı. o gece; düğün kınasının yakıldığı gece yani, hiç şüphesiz ki; o güne kadarki en mutlu kınasıydı ablamın avuçlarını ısıtan. ne dersin gerçektende mutlu mudur şehirli kocasıyla? ermiş midir muradına?
senden o günden önce yani; hiç böyle kasılmazdı yumruğum kına deyince. taş kesilmezdi böyle ne bileyim. garip gelecek belki ama sana; kınalı kuzum gelirdi aklıma. bir komşumuz vardı, 'hüseyin ağa' derdik ona, ikiz kuzularından birini bana verdiğinde nasıl da sevinmiştim. ilk günlerde sık sık anacığına kaçardı kuzucuk, karışmasın diye kına sürmüştüm sırtına. onu hatırlarım mesela.
hatırlıyorsun değil mi? o gece açlığın 30. günüydü sanırım. hapishanenin zılgıtlarla, türkülerle çınladığı o gece, kına gecenizde yani... sanki sorulacak başka soru yokmuş gibi, ''kına'' demiştim sana. yani ''kına ne demek senin için?'' çakmak çakmak gözlerindeki yanan ateşi gözlerimde hissettiysem de, fazlasıyla aldıysam da cevabını, sen yetinmemiştin yine de. 'umut' demiştin önce, sonra 'halkım' diye de eklemiştin. ve yine yanan iki ateş topu gözlerini, gözlerime kilitleyerek, ''kına sensin a yoldaşım, sizsiniz kına'' demiştin. neden bilmiyorum ama; işte o gece, kına gecenizde yani; söylediğin her kelime adeta, yanardağ ağzından süzülen bir alev gibi yakmıştı içimi...
ve o gece... hapishanelerin bombalarla, kurşunlarla dövüldüğü o gece... dediler ki; ''tam 8 dakika bir meşale gibi dimdik yandı fidan abla''... hiç yıkılmadan alevler içinde 8 dakika... son sözün ise hala kulaklarımda; ''bin canım olsa binini de sizin için veririm'' demiştin alev topu gözlerinle bizlerle vedalaşırken... ve ben işte o gün; 8 dakika boyunca yakıp kömürleştirdiğin bedeninin başında nöbet tutarken, avucuna ilişti gözlerim...
yanmamıştı fidan abla... kınan bütün kızıllığıyla duruyordu avucunda hala... demek umuttu kına, halktı, demek bizdik öyle mi? işte yanmamıştı duruyordu...
kına deyince fidan abla, senden önce yani, hiç böyle olmazdım ben. şimdi alevler basıyor yüreğimi, yalımlar sarıyor dört bir yandan bedenimi, kına deyince taş kesiliyor ellerim, bir yumrukla devirmek istiyorum kan emici zalimleri...
kına deyince... şimdi gözlerim iki top ateş oluyor fidan abla...
kına deyince yani...
şimdi ben...
senin gibi...
Altı kadındılar
ÖZLEM'le baktılar
NiLÜFER çiçekleriydiler yandı kavruldular
SEYHAN ırmağında yunup arındılar
YAZGÜL'lerinde yaşayacaklar...
ÖZLEM'le baktılar
NiLÜFER çiçekleriydiler yandı kavruldular
SEYHAN ırmağında yunup arındılar
YAZGÜL'lerinde yaşayacaklar...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar