bugün
- şimdi ne yapsam acaba9
- amedspor30
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- kim milyoner olmak ister5
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- bu ne hal yahu9
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek9
- yarma şeftali7
- 01100010 01100001 01101011 100110001 011011104
- kar soğuğu4
- bu sözlükte en büyük benim4
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek3
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- cumartesi gecesi3
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- akşama ne yemek yapsam11
- bilecik3
- ismet özel der ki2
- manken gibi kadınla evlenmek3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- erdoğan'ın trump ile telefon görüşmesi4
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- masaj salonu2
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı9
- 4 çocuğunu bırakıp evli genç adama kaçan kadın5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- galatasaray7
- ağıza alınca rahatlatan şeyler10
- şeftalinin tüylerini jiletle almak5
- izdivaç programları3
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- itici gelen davranışlar2
- aleksey batrakov26
- kumar oynamak2
- sözlük üzerinden alınan son dm6
- bize ne sizin mutfağınızdan6
- 900 lü hatlar2
- kaz eti2
- yemek fotoğrafıyla düşen erkek5
- sözlük yazarlarının şeftalileri5
- ismet'in ilim fuarına katılması8
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- geceye bir şiir bırak4
- 7 kasım 2026 göztepe başakşehir maçı3
- fonma fontül fonyan fonya3
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım11
- sevgilim başkasıyla birlikte olmamdan hoşlanıyor4
ilk sevdiğimdi. hep aynı yerde beklerdim onu.
çınar pastanesinin tam önünde. çok kavga ediyorduk son günlerde. ama bu bir rutindi bizim için. hep affederdi beni. ''ben böyleyim'' kolaycılığımı yutturmuştum ona. ya da öyle olduğunu sanıyordum.
yine gelecekti ve beni samimiyetin taştığı gözleriyle ve onsuz saatlerimde hissedemediğim güven duygusuyla buluşturacaktı. beraber ne yaparsak yapalım mutlu olduğumuz için planlarımız yoktu. öyle sokağa ve zamana bırakacaktık kendimizi.
geldi.
yine samimiyetle bakan gözlerini yanına almıştı. ama bu sefer bişeyler eksik gibiydi. uzaktı hiç olmadığı kadar. biraz yürüdükten sonra '' sen bana hep kötü davrandın ve biz artık sevgili değiliz'' dedi. gözleri dolu doluydu ama bunları söylemek zorundaydı.
çünkü haklıydı. son günlerde kötü davranıyordum ona. sebebi yoktu. kötü ve karşısındakini anlayamayan biriydim ben. ona özel bir durum değildi bu. ''sana kötü davranmadım, tüm kötülüklerimde samimiydim'' diye iğrenç ve hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleler kurdum.
yaptıklarımın sevgiyi eksilten şeyler olduğunu biliyordum ama kendimi çok kötü hissediyordum yine de. ilk defa bir yabancıydım onun için ve ilk defa birisi eski sevgilim oluyordu. onunlayken içinde yüzdüğüm güven denizinde fırtınaya tutulmuş bir gemiydim artık.
ben kabahatliyim ama sen nasıl bu kadar rahatsın? diye sormak istedim öfkeyle. sonra alacağım cevaptan korkup vazgeçtim. sorular yerine son bir defa yüzüne bakmayı tercih ettim. biliyordum ki ne dersem diyim artık birbirimizden uzaklaşacaktık. asıl canımı yakan buydu.
edit: yıllar sonra okuyup bana yukarıdaki anları hatırlatıp yazdıran, yusuf ziya bahadınlı'nın devekuşu rosa romanının şu son cümlesidir.
sevgi ses midir uzaklaştıkça azalan?
çınar pastanesinin tam önünde. çok kavga ediyorduk son günlerde. ama bu bir rutindi bizim için. hep affederdi beni. ''ben böyleyim'' kolaycılığımı yutturmuştum ona. ya da öyle olduğunu sanıyordum.
yine gelecekti ve beni samimiyetin taştığı gözleriyle ve onsuz saatlerimde hissedemediğim güven duygusuyla buluşturacaktı. beraber ne yaparsak yapalım mutlu olduğumuz için planlarımız yoktu. öyle sokağa ve zamana bırakacaktık kendimizi.
geldi.
yine samimiyetle bakan gözlerini yanına almıştı. ama bu sefer bişeyler eksik gibiydi. uzaktı hiç olmadığı kadar. biraz yürüdükten sonra '' sen bana hep kötü davrandın ve biz artık sevgili değiliz'' dedi. gözleri dolu doluydu ama bunları söylemek zorundaydı.
çünkü haklıydı. son günlerde kötü davranıyordum ona. sebebi yoktu. kötü ve karşısındakini anlayamayan biriydim ben. ona özel bir durum değildi bu. ''sana kötü davranmadım, tüm kötülüklerimde samimiydim'' diye iğrenç ve hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleler kurdum.
yaptıklarımın sevgiyi eksilten şeyler olduğunu biliyordum ama kendimi çok kötü hissediyordum yine de. ilk defa bir yabancıydım onun için ve ilk defa birisi eski sevgilim oluyordu. onunlayken içinde yüzdüğüm güven denizinde fırtınaya tutulmuş bir gemiydim artık.
ben kabahatliyim ama sen nasıl bu kadar rahatsın? diye sormak istedim öfkeyle. sonra alacağım cevaptan korkup vazgeçtim. sorular yerine son bir defa yüzüne bakmayı tercih ettim. biliyordum ki ne dersem diyim artık birbirimizden uzaklaşacaktık. asıl canımı yakan buydu.
edit: yıllar sonra okuyup bana yukarıdaki anları hatırlatıp yazdıran, yusuf ziya bahadınlı'nın devekuşu rosa romanının şu son cümlesidir.
sevgi ses midir uzaklaştıkça azalan?
artık fırtınada kaybolan eşini gözleri ufuk çizgisinde bekleyen bir gemici karısı gibi tedirgin ve bitkindi. hayat yanından akıp gidiyor o öylece duruyordu. seslerin, tatların, kokuların bir önemi yoktu artık. öyle kendisine gömülüyordu. zamansızdı.
tek yaşam belirtisi ara sıra karaladığı günlüğüydü.
''sevgili günlük.
bugün günlerden birgün. herhangi bir günün herhangi bir saati....''
yazdıkları bu kadar da olsa kalemi eline alabilmek yaşama tutunmak gibiydi. ''o'' gitmişti ve biliyordu ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
tek yaşam belirtisi ara sıra karaladığı günlüğüydü.
''sevgili günlük.
bugün günlerden birgün. herhangi bir günün herhangi bir saati....''
yazdıkları bu kadar da olsa kalemi eline alabilmek yaşama tutunmak gibiydi. ''o'' gitmişti ve biliyordu ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com