bugün
- aç karnına kahve içmek8
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı3
- boğazı yüzerek geçmek3
- sarı torba8
- dövüşlü film izleyip gaza gelmek4
- kendinden biz diye bahsetmek5
- gömü bulmak3
- sımsıkı sıkı sıkı sıkı sıkı sar beni2
- sarapci koala79
- nepal'deki sel felaketi6
- bu koyden olsam ne olacak20
- sözlükteki botlar4
- melih gökçek'e soruşturma açılması2
- yaşlı insanlar neden huysuz olur2
- dinlerin yalan olması17
- otobüsten inerken şoföre teşekkür etmek2
- gocu23
- hayda rinna rinna rinna rinanay3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
- toplu taşımada boş koltuk gören ihtiyar2
- ekşi sözlük4
- lise yılları kurtlar vadisine denk gelmek3
- güne sporla başlamak3
- uzaylıların sefaköyü istila etmesi3
- sözlükteki dinsizler2
- online listesi3
- trafikte sinirlenip bağırmak7
- hind bint utbe2
- tatlı su depresyonu kadınları2
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- ölü denizciler kayıp galaksiler2
- girne'deki gemi faciası3
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı17
- 31 ağustos 2026 elektrik kesintisi2
- çaylak yapın beni11
- şu an hissedilen duygu7
- soğan yiyen kız11
- 30 ağustos zafer bayramı19
- ama ben bipolarım10
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- uyku düzeni2
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı28
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak6
- yaşam enerjisi veren şeyler6
- tai lung44
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- gecenin şarkısı5
- rafael leao34
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
ilk sevdiğimdi. hep aynı yerde beklerdim onu.
çınar pastanesinin tam önünde. çok kavga ediyorduk son günlerde. ama bu bir rutindi bizim için. hep affederdi beni. ''ben böyleyim'' kolaycılığımı yutturmuştum ona. ya da öyle olduğunu sanıyordum.
yine gelecekti ve beni samimiyetin taştığı gözleriyle ve onsuz saatlerimde hissedemediğim güven duygusuyla buluşturacaktı. beraber ne yaparsak yapalım mutlu olduğumuz için planlarımız yoktu. öyle sokağa ve zamana bırakacaktık kendimizi.
geldi.
yine samimiyetle bakan gözlerini yanına almıştı. ama bu sefer bişeyler eksik gibiydi. uzaktı hiç olmadığı kadar. biraz yürüdükten sonra '' sen bana hep kötü davrandın ve biz artık sevgili değiliz'' dedi. gözleri dolu doluydu ama bunları söylemek zorundaydı.
çünkü haklıydı. son günlerde kötü davranıyordum ona. sebebi yoktu. kötü ve karşısındakini anlayamayan biriydim ben. ona özel bir durum değildi bu. ''sana kötü davranmadım, tüm kötülüklerimde samimiydim'' diye iğrenç ve hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleler kurdum.
yaptıklarımın sevgiyi eksilten şeyler olduğunu biliyordum ama kendimi çok kötü hissediyordum yine de. ilk defa bir yabancıydım onun için ve ilk defa birisi eski sevgilim oluyordu. onunlayken içinde yüzdüğüm güven denizinde fırtınaya tutulmuş bir gemiydim artık.
ben kabahatliyim ama sen nasıl bu kadar rahatsın? diye sormak istedim öfkeyle. sonra alacağım cevaptan korkup vazgeçtim. sorular yerine son bir defa yüzüne bakmayı tercih ettim. biliyordum ki ne dersem diyim artık birbirimizden uzaklaşacaktık. asıl canımı yakan buydu.
edit: yıllar sonra okuyup bana yukarıdaki anları hatırlatıp yazdıran, yusuf ziya bahadınlı'nın devekuşu rosa romanının şu son cümlesidir.
sevgi ses midir uzaklaştıkça azalan?
çınar pastanesinin tam önünde. çok kavga ediyorduk son günlerde. ama bu bir rutindi bizim için. hep affederdi beni. ''ben böyleyim'' kolaycılığımı yutturmuştum ona. ya da öyle olduğunu sanıyordum.
yine gelecekti ve beni samimiyetin taştığı gözleriyle ve onsuz saatlerimde hissedemediğim güven duygusuyla buluşturacaktı. beraber ne yaparsak yapalım mutlu olduğumuz için planlarımız yoktu. öyle sokağa ve zamana bırakacaktık kendimizi.
geldi.
yine samimiyetle bakan gözlerini yanına almıştı. ama bu sefer bişeyler eksik gibiydi. uzaktı hiç olmadığı kadar. biraz yürüdükten sonra '' sen bana hep kötü davrandın ve biz artık sevgili değiliz'' dedi. gözleri dolu doluydu ama bunları söylemek zorundaydı.
çünkü haklıydı. son günlerde kötü davranıyordum ona. sebebi yoktu. kötü ve karşısındakini anlayamayan biriydim ben. ona özel bir durum değildi bu. ''sana kötü davranmadım, tüm kötülüklerimde samimiydim'' diye iğrenç ve hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleler kurdum.
yaptıklarımın sevgiyi eksilten şeyler olduğunu biliyordum ama kendimi çok kötü hissediyordum yine de. ilk defa bir yabancıydım onun için ve ilk defa birisi eski sevgilim oluyordu. onunlayken içinde yüzdüğüm güven denizinde fırtınaya tutulmuş bir gemiydim artık.
ben kabahatliyim ama sen nasıl bu kadar rahatsın? diye sormak istedim öfkeyle. sonra alacağım cevaptan korkup vazgeçtim. sorular yerine son bir defa yüzüne bakmayı tercih ettim. biliyordum ki ne dersem diyim artık birbirimizden uzaklaşacaktık. asıl canımı yakan buydu.
edit: yıllar sonra okuyup bana yukarıdaki anları hatırlatıp yazdıran, yusuf ziya bahadınlı'nın devekuşu rosa romanının şu son cümlesidir.
sevgi ses midir uzaklaştıkça azalan?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar