bugün
- yazılımcı erkeklerin yakışıklı olmaması5
- akp bitince ne olacak21
- macron koşacak diye park kapatan akepe31
- tefsiriyle okusak ülkenin yarısı dinden çıkar8
- cd devrinin bitmesi14
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim12
- öğretmen olmak4
- fusya semsiyeli yabanci25
- oruç açı anlamak içinse açlar neden oruç tutar7
- bedenen yorulmak mı beynen yorulmak mı4
- toplu taşımada osuran şahıs3
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması34
- gülü sevdim dikeni battı2
- toyota corolla2
- bezelye yemeği9
- şimdi bir daha nasıl seveceğim söyle2
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları9
- resim ogretmeni5
- sözlük hatunlarının nefsimi kabartması sorunsalı10
- kizlarsoruyor com2
- mehdi olmayı düşünmek5
- 8 temmuz 2026 migros çiğ kuruyemiş rezaleti2
- alaçatı da hayır lokmasını talan eden teyzeler8
- ekşi sözlükteki başlıkları uludağ sözlükte görmek7
- gaddar kerim in mesleği nedir3
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler10
- ilahi bir gücün sizi frenlediği düşüncesi7
- eczacı2
- atla gel saban filmindeki kokan adam3
- otel odasında ölü bulunmak12
- erecto bay bey birader birader yazar2
- ölümün en iyi tanımı17
- vajina sıcaklığı6
- kol saati takmanın anlamsızlığı15
- kestel de orman yangını2
- ciguli kral20
- size nasıl yardımcı olabilirim4
- gocu nickli şahıs buraya bak arslanım9
- altay cem meriç2
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek10
- sözlük yazarlarının lahmacunları10
- futbol22
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı9
- akrabalarla tüm alakayı kesmek4
- 6 aydır üstüne çalıştığım ktç taklidim5
- kadınların piç erkek tercihi17
- her gün söylenen ufak tefek yalanlar9
- uludağ sözlük hatunlarının taş gibi olması7
- çanakkale halkı2
- recep peker2
ilk sevdiğimdi. hep aynı yerde beklerdim onu.
çınar pastanesinin tam önünde. çok kavga ediyorduk son günlerde. ama bu bir rutindi bizim için. hep affederdi beni. ''ben böyleyim'' kolaycılığımı yutturmuştum ona. ya da öyle olduğunu sanıyordum.
yine gelecekti ve beni samimiyetin taştığı gözleriyle ve onsuz saatlerimde hissedemediğim güven duygusuyla buluşturacaktı. beraber ne yaparsak yapalım mutlu olduğumuz için planlarımız yoktu. öyle sokağa ve zamana bırakacaktık kendimizi.
geldi.
yine samimiyetle bakan gözlerini yanına almıştı. ama bu sefer bişeyler eksik gibiydi. uzaktı hiç olmadığı kadar. biraz yürüdükten sonra '' sen bana hep kötü davrandın ve biz artık sevgili değiliz'' dedi. gözleri dolu doluydu ama bunları söylemek zorundaydı.
çünkü haklıydı. son günlerde kötü davranıyordum ona. sebebi yoktu. kötü ve karşısındakini anlayamayan biriydim ben. ona özel bir durum değildi bu. ''sana kötü davranmadım, tüm kötülüklerimde samimiydim'' diye iğrenç ve hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleler kurdum.
yaptıklarımın sevgiyi eksilten şeyler olduğunu biliyordum ama kendimi çok kötü hissediyordum yine de. ilk defa bir yabancıydım onun için ve ilk defa birisi eski sevgilim oluyordu. onunlayken içinde yüzdüğüm güven denizinde fırtınaya tutulmuş bir gemiydim artık.
ben kabahatliyim ama sen nasıl bu kadar rahatsın? diye sormak istedim öfkeyle. sonra alacağım cevaptan korkup vazgeçtim. sorular yerine son bir defa yüzüne bakmayı tercih ettim. biliyordum ki ne dersem diyim artık birbirimizden uzaklaşacaktık. asıl canımı yakan buydu.
edit: yıllar sonra okuyup bana yukarıdaki anları hatırlatıp yazdıran, yusuf ziya bahadınlı'nın devekuşu rosa romanının şu son cümlesidir.
sevgi ses midir uzaklaştıkça azalan?
çınar pastanesinin tam önünde. çok kavga ediyorduk son günlerde. ama bu bir rutindi bizim için. hep affederdi beni. ''ben böyleyim'' kolaycılığımı yutturmuştum ona. ya da öyle olduğunu sanıyordum.
yine gelecekti ve beni samimiyetin taştığı gözleriyle ve onsuz saatlerimde hissedemediğim güven duygusuyla buluşturacaktı. beraber ne yaparsak yapalım mutlu olduğumuz için planlarımız yoktu. öyle sokağa ve zamana bırakacaktık kendimizi.
geldi.
yine samimiyetle bakan gözlerini yanına almıştı. ama bu sefer bişeyler eksik gibiydi. uzaktı hiç olmadığı kadar. biraz yürüdükten sonra '' sen bana hep kötü davrandın ve biz artık sevgili değiliz'' dedi. gözleri dolu doluydu ama bunları söylemek zorundaydı.
çünkü haklıydı. son günlerde kötü davranıyordum ona. sebebi yoktu. kötü ve karşısındakini anlayamayan biriydim ben. ona özel bir durum değildi bu. ''sana kötü davranmadım, tüm kötülüklerimde samimiydim'' diye iğrenç ve hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleler kurdum.
yaptıklarımın sevgiyi eksilten şeyler olduğunu biliyordum ama kendimi çok kötü hissediyordum yine de. ilk defa bir yabancıydım onun için ve ilk defa birisi eski sevgilim oluyordu. onunlayken içinde yüzdüğüm güven denizinde fırtınaya tutulmuş bir gemiydim artık.
ben kabahatliyim ama sen nasıl bu kadar rahatsın? diye sormak istedim öfkeyle. sonra alacağım cevaptan korkup vazgeçtim. sorular yerine son bir defa yüzüne bakmayı tercih ettim. biliyordum ki ne dersem diyim artık birbirimizden uzaklaşacaktık. asıl canımı yakan buydu.
edit: yıllar sonra okuyup bana yukarıdaki anları hatırlatıp yazdıran, yusuf ziya bahadınlı'nın devekuşu rosa romanının şu son cümlesidir.
sevgi ses midir uzaklaştıkça azalan?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar