bugün
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- hakkımda bilmeniz gerekenler15
- ioçk8
- yorgun mermi vs nervio12
- koala'nın bu hayatı yaşamaması5
- arkadaşlar çabuk bakın8
- yoğurt mayalayan kızı üzmek6
- filenin sultanları3
- uludağ sözlük discord grubu10
- uludağ sözlük partisi8
- ben gidiyorum4
- nohut yaptım nası olmuş3
- yazarların nickleri nereden geliyor11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası3
- nervio burak demirbilek evliliği10
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- limonlu makarna9
- giden gider4
- makarna abartılmış balon bir yemektir3
- diamond bosphorus16
- aykolik'in hiç yaşlanmaması4
- çocuk olmanın çok güzel olması3
- birader ne demek10
- yeni parti46
- traktörü olan yazarlar7
- kitap önerir misiniz7
- tai lung18
- ismet gürbüz10
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- kız nick altı meriçleri13
- en sevilen yemek2
- bir kadına itaat etmekten zevk almak4
- nervio'nun ayaklarının ters olması6
- arabayı yavaş süren tipler16
- merfulu gitmesin kampanyası15
- mentollü sigara3
- gocu meriç7
- artık bilgi içerikli entryleri tek tek okuyacağım6
- sozlugun hafizasi6
- baş meriç7
- bik bik'in ayakkabı numarası2
- gammazların tarafsız olması gerekliliği13
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor13
- sözlüğe bilgi içerikli entry girmek6
- kılıçdaroğlu'nun malı götürenler sözü4
- mehdi beklentisi5
- damarlı ayak4
- dün gece sözlükte yaşanan o rezil olay14
- nervio hamferdi4
- gammazlar ve biraderler arasındaki kirli ilişki10
gerçekten yaşamış, tarihe trajik yaşamıyla geçmiş insan.
edward mordrake, 19yy'da asilzade sınıfının resmi bir mirasçısıydı. kafasının arkasında fazladan bir surat vardı. bu surat yemek yemez ve ya konuşamazdı. fakat gülüp, ağlayabilirdi. edward doktorlara bu 'şeytancıl kafayı' çıkartmaları için yalvarmış. çünkü sözüm ona bu kafa geceleri edward'a çok korkunç şeyler fısıldıyormuş. hiçbir doktor böyle bir prosedüre kalkışmaya cesaret edememiş ve edward 23 yaşında intihar etmiş.
http://9gag.com/gag/369929
http://en.wikipedia.org/wiki/Edward_Mordrake
bakalım hangi yönetmen, ne zaman bu trajik insanın yaşam öyküsünü film yapacak.
edward mordrake, 19yy'da asilzade sınıfının resmi bir mirasçısıydı. kafasının arkasında fazladan bir surat vardı. bu surat yemek yemez ve ya konuşamazdı. fakat gülüp, ağlayabilirdi. edward doktorlara bu 'şeytancıl kafayı' çıkartmaları için yalvarmış. çünkü sözüm ona bu kafa geceleri edward'a çok korkunç şeyler fısıldıyormuş. hiçbir doktor böyle bir prosedüre kalkışmaya cesaret edememiş ve edward 23 yaşında intihar etmiş.
http://9gag.com/gag/369929
http://en.wikipedia.org/wiki/Edward_Mordrake
bakalım hangi yönetmen, ne zaman bu trajik insanın yaşam öyküsünü film yapacak.
görsel
19. yüzyılda yaşamış ingiliz soylularından olduğu söylenir. iki tane yüze sahip olup, bir yüzü normal insan silueti gibi görünürken, diğer yüzündeki ağzıyla yemek... yiyemiyor, konuşamıyor sadece gülüp, ağlayabiliyormuş.
Diğer yüzünün her gece kendisine korkunç şeyler fısıldadığını söylese de hiçbir doktor bu yüzü almaya kalkışmamış.
Kafasına ön tarafından bakıldığında yakışıklı sayılabilecek biri olurken; arka yüzünde şeytani bir kadın olduğu söylenir.
Dediğine göre bu kadın o ağlarken gülüyormuş ve psikolojisini tahrip edecek şekilde sohbete girişiyormuş kendisiyle.
Edward dayanamayıp 23 yaşında intihar etmiş...
19. yüzyılda yaşamış ingiliz soylularından olduğu söylenir. iki tane yüze sahip olup, bir yüzü normal insan silueti gibi görünürken, diğer yüzündeki ağzıyla yemek... yiyemiyor, konuşamıyor sadece gülüp, ağlayabiliyormuş.
Diğer yüzünün her gece kendisine korkunç şeyler fısıldadığını söylese de hiçbir doktor bu yüzü almaya kalkışmamış.
Kafasına ön tarafından bakıldığında yakışıklı sayılabilecek biri olurken; arka yüzünde şeytani bir kadın olduğu söylenir.
Dediğine göre bu kadın o ağlarken gülüyormuş ve psikolojisini tahrip edecek şekilde sohbete girişiyormuş kendisiyle.
Edward dayanamayıp 23 yaşında intihar etmiş...
bazı hayatlar vardır. insanların akıllarında kırıntı olarak yaşarlar. üstelik bu kırıntılar bir akıl ya da hafızada değildir. parçalanmış, un ufak olmuştur. hayatı bir bütün olarak toparlayabilmek için, cam kırıklarını toplar gibi zahmetli ve stresli bir işe girişmeniz gerekir
isidore ducasse öyleydi benim için. vakta ki, maldororun şarkılarını okudum merak ettim ve düştüm yollara. paris kimsesizler mezarlığına kadar gittim anlayacağınız.
sonra o iki satırlık hayat, birkaç cümlelik bilgi kırıntısıyla ortaya çıktı bir şey söyle isodore isimli kitabım.
edward mordrake de öyle
hiç beklemediğim, ummadığım, hatta hazır olmadığım anda karşılaştım. aceleyle bir yere yetişmek isteyip, koşarcasına tam köşeyi dönerken yapıştı alnımın ortasına.
insan öyledir.bazen hazırlar kendini yeni tanışıklıklara, yeni ufuklara. bazen ise değildir. dışa değil içe açmıştır kapılarını ardına kadar. ve pencereleri de sıkı sıkıya kapalıdır.
bilmez işte, girilen kapıdan çıkılır da ya da tam tersi.
edward zavallı edward, bahtsız edward
böyle ismiyle hitap ettiğim için, sakın ola ki çok yakından tanışma imkanı bulduğumu ve samimiyete şurup kattığımızı düşünmeyin.dedemin dedesiyle akrandı belki de..
bilemiyorum, zira doğum tarihi belli değil.
onun hakkında yazılan üç beş cümleden biri de, 19. yüzyılda yaşamış olduğu.
başı mı, ortası mı, sonu mu kimse bilmiyor.
ve sanırım daha da acısı, ilgilenmiyor da
istisnalar var tabi, bahsedeceğim az sabır.
bir de yaşadığı yerden eminiz sanırım; ingiltere
ne tarafına düşer bilmiyorum, hani belki biraz daha izini sürsem çıkabilir
bundan sonra efsane başlıyor, ekleme ve çıkarmalar
kimi sıradan biriydi, diyor kimi asilzade
hem ne fark eder ki
bahtı güzel olsun derlermiş atalarımız biz doğduğumuzda!
yoksa ha arşidük olmuşsun, ha sıradan çiftçi!
hayat hikayesi o kadar gerçek üstüydü ki, çoğu kişi kısa süre sonra bunun gerçek olmadığını, masal olduğunu ileri sürmeye başlamıştı. uyuyamayan çocuklara anlatılıyordu hepi topu 4 satırlık bu korkutucu masal.
gelelim esas meseleye, nedir edwardı bahtsız ve acılı eden şey?
edward iki yüzlü olarak dünyaya gelmiş.
mecaz değil gerçek!
tam kafasının arkasında bir yüzü daha var. gözleri, burnu, ağzı, her şeyiyle tastamam bir yüz daha.
yetişkin olana kadar, neyin ne olduğunun farkında bile değil zavallı edward.
bir süre sonra insanların kendisinden korkarak kaçtığını iyiden iyiye hissedince başlıyor acıları
lanetli olarak görüyor toplumu onu.
belki buna katlanabilirdi, bilemiyorum.
çünkü daha fenası var.
ensesindeki yüzü, adeta bir şeytani ikizi onun.
gündüzleri hep asık suratlı ve suskun.
hava kararınca bir yılan gibi tıslayarak konuşuyor ve ödünü koparıyor edwardın.
edward, bahtsız edward
acılı edward
bahtsızdı; erken gelmişti
acılıydı, onu hiç kimse anlamamıştı.
ve yalnızdı
iki yüzü vardı ama yapayalnızdı
şeytani ikiz, tıslayarak konuşuyordu geceleri
cehennemden bahsediyordu en çok
siz hiç düşmanınızı ensenizde taşımayı düşündünüz mü?
cidden sizden nefret eden, sizin de ondan nefret ettiğiniz birini her salise, her an ensenizde taşımaktan ve geceleri onunla uyumaktan!
her gece kulağınıza cehennem tasvirleri tıslanmasını.
düşündünüz mü?
sanmam, çünkü ben hiç düşünmedim ve empati yapamıyorum bu konuda ne yazık ki!
çaresiz şekilde yardım istiyor çevresinden ve elbette doktorlardan
bu bir lanet diyor halk ve ne yazık ki doktorlar da!
nihayet gencecik bir yaşta..
23ünde yani.
canına kıyıyor.
kimi kendini zehirledi diyor, kimi bir balkon demirine astığını aktarıyor.
kimine göre ikisini birden yapmış.
belki önce zehri içti, baktı ensesindeki şeytan konuşmaya devam ediyor, geçirdi köhne bir urganı boynuna ve paslı bir balkon demirinden kendini boşluğa bıraktı.
kendince son veriyor acılarına.
tıp, o yaşarken elini bile uzatmadı ama ölümünden asır sonra mezarını aradı inceleyebilmek için.
bilmem ki bulabilirler mi?
bulup açsalar o mezarı
edwardın ensesindeki o şeytani ikiz, mezarda da rahat bırakmıyor mudur o bahtsız ruhunu?
http://inaturl.com/38477
isidore ducasse öyleydi benim için. vakta ki, maldororun şarkılarını okudum merak ettim ve düştüm yollara. paris kimsesizler mezarlığına kadar gittim anlayacağınız.
sonra o iki satırlık hayat, birkaç cümlelik bilgi kırıntısıyla ortaya çıktı bir şey söyle isodore isimli kitabım.
edward mordrake de öyle
hiç beklemediğim, ummadığım, hatta hazır olmadığım anda karşılaştım. aceleyle bir yere yetişmek isteyip, koşarcasına tam köşeyi dönerken yapıştı alnımın ortasına.
insan öyledir.bazen hazırlar kendini yeni tanışıklıklara, yeni ufuklara. bazen ise değildir. dışa değil içe açmıştır kapılarını ardına kadar. ve pencereleri de sıkı sıkıya kapalıdır.
bilmez işte, girilen kapıdan çıkılır da ya da tam tersi.
edward zavallı edward, bahtsız edward
böyle ismiyle hitap ettiğim için, sakın ola ki çok yakından tanışma imkanı bulduğumu ve samimiyete şurup kattığımızı düşünmeyin.dedemin dedesiyle akrandı belki de..
bilemiyorum, zira doğum tarihi belli değil.
onun hakkında yazılan üç beş cümleden biri de, 19. yüzyılda yaşamış olduğu.
başı mı, ortası mı, sonu mu kimse bilmiyor.
ve sanırım daha da acısı, ilgilenmiyor da
istisnalar var tabi, bahsedeceğim az sabır.
bir de yaşadığı yerden eminiz sanırım; ingiltere
ne tarafına düşer bilmiyorum, hani belki biraz daha izini sürsem çıkabilir
bundan sonra efsane başlıyor, ekleme ve çıkarmalar
kimi sıradan biriydi, diyor kimi asilzade
hem ne fark eder ki
bahtı güzel olsun derlermiş atalarımız biz doğduğumuzda!
yoksa ha arşidük olmuşsun, ha sıradan çiftçi!
hayat hikayesi o kadar gerçek üstüydü ki, çoğu kişi kısa süre sonra bunun gerçek olmadığını, masal olduğunu ileri sürmeye başlamıştı. uyuyamayan çocuklara anlatılıyordu hepi topu 4 satırlık bu korkutucu masal.
gelelim esas meseleye, nedir edwardı bahtsız ve acılı eden şey?
edward iki yüzlü olarak dünyaya gelmiş.
mecaz değil gerçek!
tam kafasının arkasında bir yüzü daha var. gözleri, burnu, ağzı, her şeyiyle tastamam bir yüz daha.
yetişkin olana kadar, neyin ne olduğunun farkında bile değil zavallı edward.
bir süre sonra insanların kendisinden korkarak kaçtığını iyiden iyiye hissedince başlıyor acıları
lanetli olarak görüyor toplumu onu.
belki buna katlanabilirdi, bilemiyorum.
çünkü daha fenası var.
ensesindeki yüzü, adeta bir şeytani ikizi onun.
gündüzleri hep asık suratlı ve suskun.
hava kararınca bir yılan gibi tıslayarak konuşuyor ve ödünü koparıyor edwardın.
edward, bahtsız edward
acılı edward
bahtsızdı; erken gelmişti
acılıydı, onu hiç kimse anlamamıştı.
ve yalnızdı
iki yüzü vardı ama yapayalnızdı
şeytani ikiz, tıslayarak konuşuyordu geceleri
cehennemden bahsediyordu en çok
siz hiç düşmanınızı ensenizde taşımayı düşündünüz mü?
cidden sizden nefret eden, sizin de ondan nefret ettiğiniz birini her salise, her an ensenizde taşımaktan ve geceleri onunla uyumaktan!
her gece kulağınıza cehennem tasvirleri tıslanmasını.
düşündünüz mü?
sanmam, çünkü ben hiç düşünmedim ve empati yapamıyorum bu konuda ne yazık ki!
çaresiz şekilde yardım istiyor çevresinden ve elbette doktorlardan
bu bir lanet diyor halk ve ne yazık ki doktorlar da!
nihayet gencecik bir yaşta..
23ünde yani.
canına kıyıyor.
kimi kendini zehirledi diyor, kimi bir balkon demirine astığını aktarıyor.
kimine göre ikisini birden yapmış.
belki önce zehri içti, baktı ensesindeki şeytan konuşmaya devam ediyor, geçirdi köhne bir urganı boynuna ve paslı bir balkon demirinden kendini boşluğa bıraktı.
kendince son veriyor acılarına.
tıp, o yaşarken elini bile uzatmadı ama ölümünden asır sonra mezarını aradı inceleyebilmek için.
bilmem ki bulabilirler mi?
bulup açsalar o mezarı
edwardın ensesindeki o şeytani ikiz, mezarda da rahat bırakmıyor mudur o bahtsız ruhunu?
http://inaturl.com/38477
Varlığından emin olamadığım, sadece olan resimlerde gerçekten ürkütücü olduğunu düşündüğüm kişi vs.
American horror story' e konuk olmus iki yuzlu abimiz. On taraftaki şekil arka taraftaki boktandir.
harry potter felsefe taşında da profesor quirrel in kafasının arkasında voldemort vardı. jk rowling in edward mordrake den esinlendiği söylenir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar