bugün

tdk'ye göre "dil bilgisi" iken, dil derneği'ne göre dilbilgisi olan sözcüktür.
dil bilgisi sözcük öbeğinin doğru kullanımıdır.
(bkz: dil bilgisi)
Dilbilgisi yerleşiktir ve yerliyurtlulaştırır,kişiyi tüm yeğinliklerinden, olumsallıklarından ve akışından kopararak, ben denilen özneye sıkıştırır. Dilbilgisinde ve kurallı anlatımlarda bozuk ve devrik yapıların kullanımı, dili yersizyurtsuzlaştırır; deleuze de bunu yapar. Bir edebiyat eserini ortasından okur ve Kafka gibi çok değerli yazarlardan kavramlar "kaçırır", onları başka bir içkinlik düzleminde kullanır alet çantası gibi.Efe Baştürk içkinlik Demokrasisi adlı kitabında dilbilgisinin, yerleşik ve yerliyurtlu kılan bir polis olduğunu şöyle açıklar:

"Bir emir cümlesi veya kurallı bir anlatım, yalnızca dilbilimsel bir ifade değildir. Zamanı kendi ifadesi içerisinde durdurarak anlamı ve ona iliştirilmiş edimleri sabitleyen bir kıskaçtır. Basitçe bir kural değildir bu, ilgili an ve eyleme ilişkin olarak sınırlı ve dar kapsamda işleyen bir mantığı yoktur. Özneyi, edimseli ve zaman mefhumlarını katederek kurallı cümleye sızan ve buradan anlamı doğrudan emir niteliğindeki dizgeye bağlayan şey toplumsal gramer olarak işler. Toplumsal gramer, yalnızca yasanın veya kuralların koyutlandığı düzlem değildir; görünmeksizin 'orada olduğu bilinen' bir aşkınlığın dile-getirilişidir. Cümleye önsel anlam rejimi olarak gramer, cümlenin organizasyonu ile anlamını önceden-üretir. Gramerin imlediği anlam dizgeleri daima cümleye dışarıdan müdahalede bulunan aşkın imgelere göndermede bulunur- çünkü cümleye anlamını katan şey, imgenin işaretlediği düzlemin cümle organizasyonunu olanaklı kılmasıdır. Gramer, anlamı bağlamından koparır ve onu zamansal bir öteleme ya da kökenleştirme ile zamansal kiplere bağlar. Emir, gramere uygunluk derecesini almış ifadedir. Emredilmenin koşulu doğrudan hiyerarşik ilişkiye bağlanmak zorunda değildir, zira gramerin kendisi örtük bir hiyerarşiye işaret eder. Köy filmindeki öteki olanı resmeden 'adı konuşulmayanlar' böylesi bir gramerin ağında kurulmuş birimler olarak, anlamını öğelerin mantıksal diziliminden alır. Kendileri görünmese de 'vardırlar'; çünkü 'konuşulmakta', ancak konuşulurken belli bir imge aracılığıyla konuşmanın içerisinde temsil edilmektedirler. Bu nedenle her tür vahşet, korku, düşmanlık, vb durumlarla ilişkilendirilebilir boş-gösterene dönüşürler. Gramer, onların bu yersizyurtsuz kalışını cümle içersinde yeniden-yerliyurtlu kılan pratiktir."
Asla yapamıyorum . büyük eksikliğim mevcut .
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.