bugün

iyiler
saat sekiz buçuk oldumu mesaiye başlanmayan ancak saat 4 : 59 dendiğinde kapalıyız yarın gelin denilen yer
günahlarını bile vermeyecek olan, huysuz, sıfatsız, gülmek nedir bilmeyen vb. tiplerin bulunduğu, düşmanımın bile oraya düşmesini istemediğim fakat tıpış tıpış gitmemizin gerektiği, sinir bozucu, ter kokularının duvarlara sindiğinin belli olduğu kapalı alanlardır.
başlığı görür görmez beynimde şimiekler çaktı ve dünden beri üzerimde olan iğrençlik katsayısını şu şekilde arttıran iki kelimedir.

(bkz: devlet karesi)
(bkz: devlet üçgeni)
(bkz: devlet beşgeni) * * *

ayrıca çocukluğum ve gençliğimin büyük bölümü buralarda geçmiştir mesleğimden dolayı.

(bkz: vergi dairesi)
(bkz: ssk)
(bkz: bagkur)
(bkz: istanbul ticaret odası)
insanı sistem karşıtlığına sürükleyen en büyük faktörlerden biri kanımca.
tipini beğenmez işini görmez,
duruşunu beğenmez işini görmez,
gözünün üstünde kaşın vardır; işini görmez,
canı sıkkındır işini görmez,
fotokopini beğenmez işini görmez,
yalvarmanı ister işini görmez...
bu böyle uzayıp gider. hayat memat meselesindesindir sen ama umrunda değildir. bu durumda kişi üçlü bir yol ayrımında hisseder kendini
1- bağırıp çağıracak, haklı olduğunu anlatmaya çalışacak, olay çıkaracak, ortalığı birbirine katacak..
2- hemen kendine o daireden üst düzey görevli bir tanıdık bulacak. torpilci olacak ya da işi ilerletip rüşvetçi olacak..
3- bunları yapmaya aile terbiyesi el vermiyorsa nefretini içine atacak. ve bir iki devlet dairesi deneyiminden sonra her şeye inancını yitirip s.kerim lan deyip sırtını dönecek ve buralara ve doğal olarak da sisteme sırtını dönecek; aman abi benden uzak dursun diyecek. bu tiplerden ömrü boyunca hazzetmeyecek.vs.
not: evet, az önce böyle bir deneyim yaşadım.
devlete ait,devlet icin calisan kuruluşlar.Misal nufus cuzdani cikartma icin o malum yere giderseniz devlet dairesine gitmis olursunuz.Bir devlet dairesinde bulunmasi gerekenler;

1. Ucuncu sinif bir bilgisayar.
2. Bilgisayari iki elinin işaret parmagiyla kullanan.sigara icen, saclari ortadan ayirmis, takim elbiseli(kısa kravatli) bıyıklı bilgisayarda solitaire oynayan meeeeeeemur arkadaslar.
3. Kabarik cirkin dosyalar,kırmızı-pembemsi icinde belgeler duran ince dosyalar.
4. Maksimum derece yavas yürüyen rolantiyede işler.
5 .Apartman dairelerindeki gibi bir zemin ya da gri halıfleks.
6 .Cuma günü gelmiş işinin pazartesinin pazartesine sarkmasindan dolayi küfreden vatandaşlar.
7 .Dedikodu yapip insanlarla konusurken suratlarina bakmaktan aciz yüzsüz memur teyzeler.
8 .O kabarik büyük dosyalarin durduğu gri,metalik igrenc dolaplar.

(bkz: Ozelleştirmeye hayir)
bir evrak alabilmek icin 3 kat, 10 masa gezebileceginiz! essiz bir yerdir.
bütün memurlar askerlik arkadaşınızmış gibi sen diye hitap eder.
ben bu adamı nereden tanıyorum acaba diye düşünmeme neden oluyorlar.
hayır işimiz uzamasın diye bişey de diyemiyorsunuz.
insanı daha oraya gitmeden, orada ve oradan dönüşlerde olmak üzere en az üç kere seri depresyona sokan cinnet yuvaları. hep en aksi çalışanı mı denk gelir azizim? tam önünüzdeki kişiinin işi bitip sıra size geldiğinde ya sistem çöker ya da öğle paydosuna girer çalışanlar. arkadan gelip de önünüze kaynamaya çalışan biri illa ki olur ve kavga çıkar.
müşteri değil vatandaş'ın işini yaptıkları için kalite,müşteri memnuniyeti,verimlilik vb.kavramları içinde barındırmayan barındırmakta istemeyen,barındırmaya kalksa alacakları caaaanım rüşvetleri bir daha alamayacaklarından ötürü böyle gelmiş böyle gider zihniyetinden taviz vermeyen iş yer(siz)leri.
yeşil evraklar sayesinde hızlı çalışan dairelerdir...*
çayını ve simidini bitirmesini beklediğimiz sonrada belki işimi halleder diye temenniyde bulunduğumuz memurların olduğu kurum.
"Devlet dairesinde sorun çıkmadan işini halledebilmek için aşırı nazikleşen vatandaş, "sir" ünvanı almaya hak kazandı..." zaytung .
lise mezunlarının zamanında kolayca girip, şimdilerde müdür olduğu, üniversite mezunlarının kpss ile ancak şırnak vergi dairesine atanabildiği, yan gelip yatılan çiftlikten hallice bir müessesedir.
ben bir belediyeciyim... on aydır hemde...
ömür boyu 'devlette' çalışmayacağım diyip çalışmaya başladığım yerdir.

şimdi kendimi daha iyi anlıyorum. çok çok haklıymışım. özel istek ile kendi memleketime gelip fen işlerinde sözleşmeli çalışmaya başladığımdan bu yana.... aklımda iki soru var...
1- imar, alt yapı, yol, haritacılık vs. işlerine nasıl katkıda buluna bilirim...
2- acaba istifa etmek için en yakın zaman ve şartları nasıl oluştururum.

sebeplerden kısacası şöyle...
yukarıda şikayet konusu olan herşeyi çok iyi anlıyorum. ve tespitleri doğru buluyorum. o sebeple ilk işim tüm mobilyayı değiştirmek oldu. bembeyaz cıvıl cıvıl bir odam var artık. bunun masrafları belediye ait olması gerekirken, kendi paramla yapmak zorunda kaldım. belediyeye kalsa prosedürler 6 ay sürüyordu.

1999 model mevcut bilgisayar işimi göreceğini konusunda beni ikna etmeye çalışsalarda, gerçekçi bulmadım. onlarda 'madem öyle kendin alırsın' diyip ortada bıraktılar. bir tane dizüstü bilgisayar aldım. bunuda tabiki kendi kredi kartım ile yapmam gerekti.
sonrasında herşey dahada zorlaştı... anlamsız evraklar, işe yaramaz kişiler, vatandaşa bağırmalar ve dahası.
şunuda itiraf etmelidir. gün geçtikçe dahada bir 'silikleştiğimi' fark ediyorum. o sebepledir ki, kişilerin uzun süreli devlet ile çalışmasını uygun bulmuyorum.

kimse doğuştan memur değildir, insan sonradan memur olur. onlarada biraz olsun acıyın!... ben kendimden biliyorum.
(bkz: toki konutları)