bugün
- memduh bashgan13
- simko39
- nihoşun ölümü16
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi21
- rambo ariel ortega7
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- euro'nun 55 tl olması4
- asteğmen3
- emret komutanım tahir yüzbaşı4
- yazarların akşam yemekleri2
- mel mel bakan gibson true 007 usualsuspects2
- starbucks'ın uludağ sözlük ten kalabalık olması2
- nihal yalçın2
- gheorghe hagi3
- levent üsteğmen ile çiğdem üstteğmen'in sevişmesi2
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek12
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık18
- terliksi vedat3
- herkes denize pikniğe giderken sizin çalışmanız6
- waffle3
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- anın görüntüsü11
- the jackal2
- özgür özel'in tutuklanması9
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim8
- tuncay ortega serhat serhat ceyhun ümit2
- insanın inanmak istediğine inanması2
- alex de souza nobre ikilisi2
- fakirlerin çocuklarına koyduğu sikimsonik isimler3
- sahilde çok fazla şişman genç kadın olması3
- benim çocuğum yapmaz annesi5
- yeni parti5
- emret komutanım3
- ben gürcü yüm eşim arap karşıma türklükle gelmeyin2
- velvet16
- sırrı süreyya önder2
- akp vs pkk6
- alex de souza2
- sturm graz2
- kolonoskopi4
- zorunlu eğitim6
- ismail kartal4
- roberto carlos ile tüpçü fikret'in otopark kavgası2
- meal kuran değildir26
- eric abidal3
- yerli ve milli muhalefet2
- cafu lucio carlos silva ronaldinho ronaldo rivaldo2
- arka kapının gıcırdaması5
iki tarafın da birbiri hakkında çok fazla şey bildiği durumlarda "kirli çamaşırların ortaya dökülmemesi için" işleyen denge durumu.
örneğin, akp her türlü boku yemektedir, ama hürriyet yazamamaktadır, aydın doğan da her türlü boku yemektedir ama akp ortaya dökememektedir*. işte dehşet dengesi denen olay budur.
örneğin, akp her türlü boku yemektedir, ama hürriyet yazamamaktadır, aydın doğan da her türlü boku yemektedir ama akp ortaya dökememektedir*. işte dehşet dengesi denen olay budur.
göstermelik bir denge oyunundan ibaret olan nükleer güç üzerinden sidik yarıştırmanın kaygılardan beslenen primitif blöf yöntemlerinin bir araya geliş formunun dengesidir.
amerika birleşik devletleri 6 Ağustos 1945'te Japonya'nın Hiroşima kentinde ilk atom bombasını patlattı. 9 Ağustos 1945'te Nagasaki kentine atılan atom bombası da patlayınca savaşın sona erdiği ve müttefiklerin galip geldiği açıkça ortaya çıkmıştı. Elindeki atom silahlarını kullanan amerika birleşik devletleri bu gücünü bütün dünyaya ispatlamıştı.
aynı zamanda vahşet saçan ve yıldırım harekatı adı verilen savaş taktiğine çok güvenen almanlara geniş coğrafyasının yardımıyla dur diyebilmiş olan sovyetler birliği de savaştan en az zararla kurtulan bir diğer büyük devlet olmayı başarmıştı.
bu durumda karşı karşıya kalan iki devlet birbirlerine olan üstünlüklerini ispatlamak zorundaydı. esasında sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği'nin birincil çöküş nedeni olarak gösterilebilecek nükleer silah merakı o anda başlamıştı. varını yoğunu nükleer güce harcayan sscb 1949 yılında başarıya ulaşmıştı.
daha önce de dediğimiz gibi nükleer güç kullanmak için değil korkutmak için varolan bir güçtü. zira bugün bakıldığında II. Dünya Savaşı'nı bitiren bombaların günümüzde dahi etkileri görülmekte. Soğuk Savaş süresince tarafların elinde bulunan nükleer silahlarla Hiroşima ve Nagazaki'yi bombalamak için kullanılan silahların karşılaştırılması mümkün bile değildir. Buna rağmen halen etkisini sürdürmekte olan radyoaktif kirlenmenin kat kat güçlü silahların kullanılmasıyla ne gibi sonuçlar doğuracağını tahmin etmek pek de zor sayılmaz. Taraflardan biri elindeki nükleer gücün tamamını karşı tarafın nükleer gücünü tümüyle yok etmek için kullansa dahi bunda başarılı olacağının garantisi bulunamaz. Örneğin ABD'nin bütün nükleer silahlarını Sovyetlerin tüm gücünü bir kerede tüketmek için kullanmış olsa ve bunu başarmış olsa bile SSCB yakınındaki Avrupa ülkeleri bundan çok kötü etkilenecekti. Bu devletlerinse birçoğunun ABD müttefiki olduğunu zaten biliyoruz. ABD'nin kendi toprakları da, silahların yıkma, yakma ve ani radyasyon etkilerine maruz kalmaktan kurtulsa da uzun süreli radyasyon kirlenmesinden çok büyük ölçüde zarar görecekti. Dehşet Dengesi de tam olarak bu tehlikelerin göz önünde bulundurulmasıyla birlikte bu gücü fiilen kullanmadan karşı tarafı saldırıdan veya direnişten caydırma gibi bir dayanağa sahiptir.
(bkz: alıntı değil alın teri)
amerika birleşik devletleri 6 Ağustos 1945'te Japonya'nın Hiroşima kentinde ilk atom bombasını patlattı. 9 Ağustos 1945'te Nagasaki kentine atılan atom bombası da patlayınca savaşın sona erdiği ve müttefiklerin galip geldiği açıkça ortaya çıkmıştı. Elindeki atom silahlarını kullanan amerika birleşik devletleri bu gücünü bütün dünyaya ispatlamıştı.
aynı zamanda vahşet saçan ve yıldırım harekatı adı verilen savaş taktiğine çok güvenen almanlara geniş coğrafyasının yardımıyla dur diyebilmiş olan sovyetler birliği de savaştan en az zararla kurtulan bir diğer büyük devlet olmayı başarmıştı.
bu durumda karşı karşıya kalan iki devlet birbirlerine olan üstünlüklerini ispatlamak zorundaydı. esasında sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği'nin birincil çöküş nedeni olarak gösterilebilecek nükleer silah merakı o anda başlamıştı. varını yoğunu nükleer güce harcayan sscb 1949 yılında başarıya ulaşmıştı.
daha önce de dediğimiz gibi nükleer güç kullanmak için değil korkutmak için varolan bir güçtü. zira bugün bakıldığında II. Dünya Savaşı'nı bitiren bombaların günümüzde dahi etkileri görülmekte. Soğuk Savaş süresince tarafların elinde bulunan nükleer silahlarla Hiroşima ve Nagazaki'yi bombalamak için kullanılan silahların karşılaştırılması mümkün bile değildir. Buna rağmen halen etkisini sürdürmekte olan radyoaktif kirlenmenin kat kat güçlü silahların kullanılmasıyla ne gibi sonuçlar doğuracağını tahmin etmek pek de zor sayılmaz. Taraflardan biri elindeki nükleer gücün tamamını karşı tarafın nükleer gücünü tümüyle yok etmek için kullansa dahi bunda başarılı olacağının garantisi bulunamaz. Örneğin ABD'nin bütün nükleer silahlarını Sovyetlerin tüm gücünü bir kerede tüketmek için kullanmış olsa ve bunu başarmış olsa bile SSCB yakınındaki Avrupa ülkeleri bundan çok kötü etkilenecekti. Bu devletlerinse birçoğunun ABD müttefiki olduğunu zaten biliyoruz. ABD'nin kendi toprakları da, silahların yıkma, yakma ve ani radyasyon etkilerine maruz kalmaktan kurtulsa da uzun süreli radyasyon kirlenmesinden çok büyük ölçüde zarar görecekti. Dehşet Dengesi de tam olarak bu tehlikelerin göz önünde bulundurulmasıyla birlikte bu gücü fiilen kullanmadan karşı tarafı saldırıdan veya direnişten caydırma gibi bir dayanağa sahiptir.
(bkz: alıntı değil alın teri)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar