bugün
- sabah bi kalktın kadınsın napardın21
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek14
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl18
- kasiyer kıza nasıl açılırım11
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması13
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- yaşlı kadın yuzırlar10
- gaylik alametleri8
- sinagog tavanına çiğ köfte yapıştırmak7
- istanbul daki gürültünün katlanılamaz hale gelmesi2
- en kibirli yuzır11
- yapay zeka kontrolden çıktığında olacaklar2
- ulaşamadığı kadına mundar demek5
- velvet47
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler6
- hoşlanılan kızın buluşmaya opel tigra ile gelmesi4
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- friedrich hegel la bi cay icek10
- her kadının hoşuna gidecek şey4
- bıyığımı alsam ben var'ya diyen kız4
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- sabah gece yazdıklarından utanmak5
- 50 yıllık yuzır5
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- velvet vs nervio24
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- uludağ sözlük magazin servisi5
- duvara işeyerek sevgilinin ismini yazmak4
- ormanda gezerken baygın bir bayanla karşılaşmak4
- habire1239
- ruh hastası sapık yazarlar5
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- kezoyu delirtmek5
- nervio19
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- kezonova4
- selam sözlük7
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- yeni parti25
- artık uyuyalım3
- an itibariyle dile dolanan şarkı sözleri4
- ormanda giderken gizemli kulübe bulmalı film3
- türklerden nefret etme nedenleri5
- merak ediyorsan yaz7
- doa iade tutarlarının düşürüldüğü iddiası2
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- g'i l d'e d l'i l y16
- bir sabah erkek olarak uyanmak4
- kazanovayı silkmişler3
Cul-de-sac:Çıkmaz sokak.
Hatay da faaliyet gösteren rap grubu.
Dj Cem, Kargaşa, K-O, Tura elemanlarıdır.
Dj Cem, Kargaşa, K-O, Tura elemanlarıdır.
Polanski'nin ilk filmlerinden biridir. 1966 yapımıdır. türkçe'ye bozuk düzen şeklinde çevrilmiştir. Hali ile bu çeviri de filmin içeriğini ya da anlatması gereken fikri vermekten yoksundur. çocuklarına eziyetler eden babanın hikayesini anlatan bir filmdir. yolu yanlışlıkla bir şatoya düşen bir mafya babasının hikayesi etrafında gelişir. sıkı bir psikanalitik içeriği olmakla birlikte, kamera-seyirci bakış açısından özdeşleşme konusunda karmaşık bir bakış açısına sahiptir. Mafya babasının(Richard-Dickie) belli noktalarda çifte değerliliği "baba imgesi" konusundaki yorumu güçlenirir. hatta hatta mafya "babası"nın çocuklarına şiddet uygulama ya da cezalandırma şekli, bir babanın çocuğunu davrandığı gibidir(kadın karakteri Teresa'yı dizine yatırarak kıçına vurur, erkek karakter olan George'u kulağından tutarak havaya kaldırır).
Teresa her açıdan bakıldığında, babaya çifte değerli bir yaklaşım ile ilişki kurar. her ne kadar baba Richard onları 12.yy dan kalma bir şatonun günah çıkarma odasına hapsetse de, teresa oradan çıkarak ona bir içki getirir ve birlikte babanın can-dostu olan Albie'nin mezarını kazarlar.
George tuhaf bir iktidarsızdır. Transvestit eğilimleri de bulunmaktadır. filmin başında Teresa'nın George'a kadın elbiseleri giydirip ona makyaj yapması da bu noktada yeterince fikir verir. Bu en açık biçimde yaptığı resimlere yansımaktadır. Biz her ne kadar da resimleri Teresa'ya benzese de George, Teresa'nın saçlarını almıştır, fakat resim George'nin kadın halini ifade eder. George'un iktidarsızlığı hem teresa'nın ona davranışı hem de Richard'(mafya babası-god-father)nın onu küçümsemesinde açığa çıkar. Hem sembolik hem gerçek analmda iktidarsızdır. bu nedenle Teresa başka erkekler ile ilişki aşar. hatta cristopher ile birlikte karides avlamaya giderler; seksüel ilişkinin en klasik ifadelerinden biridir. Fakat bu erkek daha sonra baba tarafından kovulur. teresa bir suçlu küçk çocuk gibi arkası dönük durmaktadır.
Bununla birlikte, psikanalitik düzlemde bu ilişkiler bütünü babanın ölümü ile son bulur. aslında babanın ölümü polanski'nin ilk dönem filmlerinde çok açık biçimde ifade edilir. Richard aslında god-father'dır. yüksek ihtimal bu tanrı-baba ya da baba-tanrı bağlantısını düşünerek filmin sonunda George istemeden de olsa teresa'nın zorlaması ile tanrıyı ve babayı öldürmüştür. Freud' a göre insanığın en büyük savaşı doğaya karşı olan savaşıdır. O doğa karşısında yalnızdır. Bu tip bir yalnızığı ise tanrıyı bularak ya da icat ederek ortadan kaldırma yolunda büyük adım atmıştır. aksi takdirde, sürekli bir kaygı durumu onu kemirecektir. Freud "bir yanılsama'nın geleceği"nde; uygarlığın insanı doğaya karşı koyma görevini durduramayacağını, yalnızca bunu başka araçlarla gerçekleştirmeye çalışacağını belirtir. bunu yaşam ve evrenin elinden şiddeti alarak yapar. bu minvalde yapacağı doğanın insanlaştırılmasıdır. eğer ölüm kendiliğinden bir şey değil de kötü bir istencim şiddet eylemi ise, eğer doğanın her yerinde çevremizde kendi toplumumuzdan bildiğimiz yaratıklar varsa o zaman rahat bir soluk alınabilir. Çünkü insan kendini doğa karşısında bir çaresizlik içinde bulur; tıpkı küçük bir çocuk olarak anababasının karşısında bulduğu gibi. insan doğaya basitçe ilişki kurabileceği kişilere dönüştürmez,ona bir babanın niteliklerini verir. onu tanrılara dönüştürür. baba ve tanrı ve doğanın bu şekilde sembolize edilişi, insanları onların karşısında küçük bir çocuğa dönüştürdüğü gibi aynı zamanda yaşama da daha katlanılır kılar. bir ötedünya fikrinin katlanılabilirliği ve tanrının olmayışının katlanılamazlığı.
Burada George'un delirmesi, La Strada'nın Gelsomnia karakterinin Il Matto'nun ölümü ile delirmesiyle benzer referansları vardır. babanın(tanrının) ölümüne karşı bir dayanamayış. filmin sonundaki tünemiş George çekimi de bu ifadenin en çocuksu ve psikolojik ifadesidir. Teresa babasına aşık bir karakterdir; sürekli baba benzeri bir arzu nesnesi arar. daha doğrusu bir işkenceci. Beckett Prost isimli kitabında şöyle der; "köpeği kusmuğundan ayıra bilir misin?", Filmin önemli karakterlerinden olan Jack MacGowran da Becket ile birlikte çalışmıştır. Filmde beklenen Katelbach bir türlü gelmez. hep başka arabalar gelir fakat o hiç gelmez. Bu da hali ile Beckett'in o hiç gelmeyen "God"ot'unu hatırlatıyor. Godot üzerine yapılan yorumlardan birinde, Godot'un tanrı olduğuna dair spekülasyonlar vardır. ingiliz ingilizcesinde godot ilk hece vurgulu okunur. amerikan ingilizcesinde ise ikinci hece. Beckett oyunun ingiliz ingilizcesinde okunması gerektiğini söylemiştir. bu da bizi god(tanrı)ot meselesine getiriyor gene.
Bu oyunda tanrı hiç gelmez aynı filmde olduğu gibi. Katelbach, Richard'ı kurtaracak olan karakterdir, dolaylı olarak da George ve Teresa'yı da, insanı yalnız bırakmıştır. biz hiç Katelbach ile richard arasındaki konuşmada Katelbach'ın sesini duymayız. genel itibariyle de richard onunla aracı vasıtasıyla konuşur(sembolik peygamber..). Kendisi hiç görünmemesine rağmen lacancı anlamda irdelendiğinde omnipotens bir imgesi sözkonusudur. ortada yoktur fakat gölgesi her yere sinmiştir. richard'ın Katelbach'dan aldığı son mesaj da kendi başının çaresine bakması gerektiğidir. nitekim de öyle olur, kızkardeş erkek kardeşin (bir anlamda bu iki karakter kardeş gibidirler) kafasına babasına dair kötü fikirleri sokarak ona kendini kanıtlama fırsatı sunar. Freud insanın en büyük savaşımlarından birinin babasına verdiği savaşım olduğunu vurgular. Nietzsche'ye göre de tanrı ölmüştür faka tinsan onun yerine başka bir şey koyamamıştır. Bu öldürme Freud'un belirttiği gibi tramvatik bir hadiseye döner. George bu nedenle babasının ölümünün ağırlığını kaldıramaz. belli takıntılar meydana getirir ya da gerçeklik hissini kaybettirir. George'un delirmesi de buna paraleldir.
filmde belli sahnelerde, din sembolizmi sıkı biçimde kullanılmıştır. Richard'ın teresa ve george'u, günah çıkarma odasına kapatması dinsel baskının dikkat edeğer bir ifadesidir. George'un bir dindar olduğunu ve içki içmediğini biliyoruz(bunun için ülserini bahane eder, ama bu psikopatolojik olarak dinsel bir referansı da gündemde tutar). Richard'ın tüm malını mülkünü ortaçağdan kalma bir rahibin kalesine yatırması da, onun hayata dair düşüncelerini yansıtır. Dindar bir insandır. genellikle içlerinde yaşadıkları şato gibi etrafından izoledirler. sosyallik anlamında sıkı ilişkileri yoktur. Fakat filmdeki en büyük sembolik edimlerden birisi de George'un tanışlarının oğlunun kazara rahibin mozaik camına ateş etmesidir. bu aktivite Teresa'nın çocuğun kulağını ters biçimde çekmesi ile son bulur. fakat bilinen o dur ki; filmde çok katmanlı bir baba-oğul ve özdeşleşme ilişkileri sözkonusudur. Katelbach ile Richard arasında; Richard ile George ve Teresa arasında; George ve Teresa ile tanışlarının çocukları arasındadır.Fakat bu aktivitelerden her biri de sembolik bir şiddet ediminin gölgesiyle örtülmüştür. Katelbach'ın richard'ı cezalandırıp cezalandıramayacağını bilemeyiz; Richard george ve Teresa'ya zaten şiddet uygular, george ve teresa da çocuğu gizli gizli tehdit eder. bununla birlikte tanışlarının çocuğu ile Richard arasında da tehditkar bir ilişki sözkonusudur. Oğul'un babaya isyanı(bir nevi hristiyanlığın da sembolik ifadesi ki baba dini yerine oğul dinini geçmesi) filmde leitmotivler halinde vurgulanır. Richard'ın george tarafından öldürüldüğü sahnede de zirve noktasına ulaşır. Tanışlarının oğlunun rahibin odasına yaptığı atış ile mozaik camı kırması da babaya karşı(babanın konumuna) karşı yapılan bir isyandır. O da annebabası tarafından cezalandırılır.
Teresa her açıdan bakıldığında, babaya çifte değerli bir yaklaşım ile ilişki kurar. her ne kadar baba Richard onları 12.yy dan kalma bir şatonun günah çıkarma odasına hapsetse de, teresa oradan çıkarak ona bir içki getirir ve birlikte babanın can-dostu olan Albie'nin mezarını kazarlar.
George tuhaf bir iktidarsızdır. Transvestit eğilimleri de bulunmaktadır. filmin başında Teresa'nın George'a kadın elbiseleri giydirip ona makyaj yapması da bu noktada yeterince fikir verir. Bu en açık biçimde yaptığı resimlere yansımaktadır. Biz her ne kadar da resimleri Teresa'ya benzese de George, Teresa'nın saçlarını almıştır, fakat resim George'nin kadın halini ifade eder. George'un iktidarsızlığı hem teresa'nın ona davranışı hem de Richard'(mafya babası-god-father)nın onu küçümsemesinde açığa çıkar. Hem sembolik hem gerçek analmda iktidarsızdır. bu nedenle Teresa başka erkekler ile ilişki aşar. hatta cristopher ile birlikte karides avlamaya giderler; seksüel ilişkinin en klasik ifadelerinden biridir. Fakat bu erkek daha sonra baba tarafından kovulur. teresa bir suçlu küçk çocuk gibi arkası dönük durmaktadır.
Bununla birlikte, psikanalitik düzlemde bu ilişkiler bütünü babanın ölümü ile son bulur. aslında babanın ölümü polanski'nin ilk dönem filmlerinde çok açık biçimde ifade edilir. Richard aslında god-father'dır. yüksek ihtimal bu tanrı-baba ya da baba-tanrı bağlantısını düşünerek filmin sonunda George istemeden de olsa teresa'nın zorlaması ile tanrıyı ve babayı öldürmüştür. Freud' a göre insanığın en büyük savaşı doğaya karşı olan savaşıdır. O doğa karşısında yalnızdır. Bu tip bir yalnızığı ise tanrıyı bularak ya da icat ederek ortadan kaldırma yolunda büyük adım atmıştır. aksi takdirde, sürekli bir kaygı durumu onu kemirecektir. Freud "bir yanılsama'nın geleceği"nde; uygarlığın insanı doğaya karşı koyma görevini durduramayacağını, yalnızca bunu başka araçlarla gerçekleştirmeye çalışacağını belirtir. bunu yaşam ve evrenin elinden şiddeti alarak yapar. bu minvalde yapacağı doğanın insanlaştırılmasıdır. eğer ölüm kendiliğinden bir şey değil de kötü bir istencim şiddet eylemi ise, eğer doğanın her yerinde çevremizde kendi toplumumuzdan bildiğimiz yaratıklar varsa o zaman rahat bir soluk alınabilir. Çünkü insan kendini doğa karşısında bir çaresizlik içinde bulur; tıpkı küçük bir çocuk olarak anababasının karşısında bulduğu gibi. insan doğaya basitçe ilişki kurabileceği kişilere dönüştürmez,ona bir babanın niteliklerini verir. onu tanrılara dönüştürür. baba ve tanrı ve doğanın bu şekilde sembolize edilişi, insanları onların karşısında küçük bir çocuğa dönüştürdüğü gibi aynı zamanda yaşama da daha katlanılır kılar. bir ötedünya fikrinin katlanılabilirliği ve tanrının olmayışının katlanılamazlığı.
Burada George'un delirmesi, La Strada'nın Gelsomnia karakterinin Il Matto'nun ölümü ile delirmesiyle benzer referansları vardır. babanın(tanrının) ölümüne karşı bir dayanamayış. filmin sonundaki tünemiş George çekimi de bu ifadenin en çocuksu ve psikolojik ifadesidir. Teresa babasına aşık bir karakterdir; sürekli baba benzeri bir arzu nesnesi arar. daha doğrusu bir işkenceci. Beckett Prost isimli kitabında şöyle der; "köpeği kusmuğundan ayıra bilir misin?", Filmin önemli karakterlerinden olan Jack MacGowran da Becket ile birlikte çalışmıştır. Filmde beklenen Katelbach bir türlü gelmez. hep başka arabalar gelir fakat o hiç gelmez. Bu da hali ile Beckett'in o hiç gelmeyen "God"ot'unu hatırlatıyor. Godot üzerine yapılan yorumlardan birinde, Godot'un tanrı olduğuna dair spekülasyonlar vardır. ingiliz ingilizcesinde godot ilk hece vurgulu okunur. amerikan ingilizcesinde ise ikinci hece. Beckett oyunun ingiliz ingilizcesinde okunması gerektiğini söylemiştir. bu da bizi god(tanrı)ot meselesine getiriyor gene.
Bu oyunda tanrı hiç gelmez aynı filmde olduğu gibi. Katelbach, Richard'ı kurtaracak olan karakterdir, dolaylı olarak da George ve Teresa'yı da, insanı yalnız bırakmıştır. biz hiç Katelbach ile richard arasındaki konuşmada Katelbach'ın sesini duymayız. genel itibariyle de richard onunla aracı vasıtasıyla konuşur(sembolik peygamber..). Kendisi hiç görünmemesine rağmen lacancı anlamda irdelendiğinde omnipotens bir imgesi sözkonusudur. ortada yoktur fakat gölgesi her yere sinmiştir. richard'ın Katelbach'dan aldığı son mesaj da kendi başının çaresine bakması gerektiğidir. nitekim de öyle olur, kızkardeş erkek kardeşin (bir anlamda bu iki karakter kardeş gibidirler) kafasına babasına dair kötü fikirleri sokarak ona kendini kanıtlama fırsatı sunar. Freud insanın en büyük savaşımlarından birinin babasına verdiği savaşım olduğunu vurgular. Nietzsche'ye göre de tanrı ölmüştür faka tinsan onun yerine başka bir şey koyamamıştır. Bu öldürme Freud'un belirttiği gibi tramvatik bir hadiseye döner. George bu nedenle babasının ölümünün ağırlığını kaldıramaz. belli takıntılar meydana getirir ya da gerçeklik hissini kaybettirir. George'un delirmesi de buna paraleldir.
filmde belli sahnelerde, din sembolizmi sıkı biçimde kullanılmıştır. Richard'ın teresa ve george'u, günah çıkarma odasına kapatması dinsel baskının dikkat edeğer bir ifadesidir. George'un bir dindar olduğunu ve içki içmediğini biliyoruz(bunun için ülserini bahane eder, ama bu psikopatolojik olarak dinsel bir referansı da gündemde tutar). Richard'ın tüm malını mülkünü ortaçağdan kalma bir rahibin kalesine yatırması da, onun hayata dair düşüncelerini yansıtır. Dindar bir insandır. genellikle içlerinde yaşadıkları şato gibi etrafından izoledirler. sosyallik anlamında sıkı ilişkileri yoktur. Fakat filmdeki en büyük sembolik edimlerden birisi de George'un tanışlarının oğlunun kazara rahibin mozaik camına ateş etmesidir. bu aktivite Teresa'nın çocuğun kulağını ters biçimde çekmesi ile son bulur. fakat bilinen o dur ki; filmde çok katmanlı bir baba-oğul ve özdeşleşme ilişkileri sözkonusudur. Katelbach ile Richard arasında; Richard ile George ve Teresa arasında; George ve Teresa ile tanışlarının çocukları arasındadır.Fakat bu aktivitelerden her biri de sembolik bir şiddet ediminin gölgesiyle örtülmüştür. Katelbach'ın richard'ı cezalandırıp cezalandıramayacağını bilemeyiz; Richard george ve Teresa'ya zaten şiddet uygular, george ve teresa da çocuğu gizli gizli tehdit eder. bununla birlikte tanışlarının çocuğu ile Richard arasında da tehditkar bir ilişki sözkonusudur. Oğul'un babaya isyanı(bir nevi hristiyanlığın da sembolik ifadesi ki baba dini yerine oğul dinini geçmesi) filmde leitmotivler halinde vurgulanır. Richard'ın george tarafından öldürüldüğü sahnede de zirve noktasına ulaşır. Tanışlarının oğlunun rahibin odasına yaptığı atış ile mozaik camı kırması da babaya karşı(babanın konumuna) karşı yapılan bir isyandır. O da annebabası tarafından cezalandırılır.
Hatayda eski rapciler
-Gel etme
-Naber ortak
-Adın var her tarafta
-Ne bakiyonuz lan parçalar çok iyi.
-Gel etme
-Naber ortak
-Adın var her tarafta
-Ne bakiyonuz lan parçalar çok iyi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar