bugün
- hindistanlı kızlar5
- ciguli kral3
- balıkesir denince akla ilk gelenler4
- mony tontana3
- öbür sözlükten hep erkek yazar gelmesi2
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı19
- en güzel kahve2
- gazete arşivi3
- 35 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması3
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi6
- arkadaşlar beni özlediniz mi2
- cehaletln cazibesi11
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak10
- uludagsozluk32
- aykolik'in ayak bastığı şehirler2
- yeni insanlarla tanışmak istememek13
- eş değiştirme nedeniyle travma yaşayan kadın3
- buz gibi süt içmek3
- allah atatürk ten razı olsun4
- ciddi ciddi uludağsözlükte aktif olmak3
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak3
- kiremit rengi ruj2
- pandela4
- bütün meseleleri harikulade saptırmak2
- ismail kartal13
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- sekerlivanilinn4
- cemil tugay'ın chp'den istifa etmesi3
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması9
- kağıt toplayan çocuklar3
- komşunun çaya davet etmesi3
- yunan kültürü vs türk kültürü8
- hazreti musa israillileri görse ne derdi2
- memur olma umuduyla üniversite okumak2
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- edip cansever okumak4
- emeklilik sisteminin artık sürdürülememesi3
- saygılı olmak3
- zeytin salatası2
- devletin görev ve sorumlulukları2
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek16
- edip cansever in daktilosu3
- ona bir şey söyle17
- 18 haziran 2026 cemil tugay'ın chp den istifası3
- 18 haziran 2026 çekya güney afrika maçı3
- kilo verdiren gıda7
- 18 haziran 2026 isviçre bosna hersek maçı2
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler14
- yalnızlıktan keyif almak4
- uludede2
bir pablo neruda şiiri.
Ağır yalnız damlalarda,
dişler gibi damlalarda,
reçelden ve kandan dolgun damlalarda,
damlalardaki bir kılıç gibi,
hiddetli bir cam ırmak gibi,
suya düşen
ağır damlalarda,
düşüyor aşındıran şey,
çarpıyor o simetrik mihvere, yapışıyor ruhun çivilerine,
eziyor terk edilmiş şeyleri ve kanla suluyor karanlığı.
Sadece bir soluktur, gözyaşından daha da nemli,
bir sıvı gibi, bir ter, adsız bir yağ gibi,
oluşan ve sıkışan
keskin bir devinim,
düşüyor suya
yavaş ağır damlalarda
denizine doğru, kuru okyanusuna doğru,
susuz dalgasına doğru.
Görüyorum o muazzam yazı, ve bir çıtırtı
tahıl ambarından, görüyorum şarap mahzenlerini,
ağustosböceklerini, köyleri, cazibeleri,
odaları, elleri yüreklerinde uyuyan
ve düşlerinde haydutları ve yangınları gören
kızları,
görüyorum gemileri,
ilikten ağaçları
hiddetli kediler gibi dik bakışlı,
kanı görüyorum, hançerleri ve kadın çoraplarını
ve erkek saçlarını, görüyorum yatakları,
bir bakirenin çığlık attığı koridorları,
yün battaniyeleri ve organları ve otelleri.
Görüyorum suskun düşleri,
dayanıyorum o son günlere,
ve vesilelere, hatıralara,
acımasızca koparılmış bir göz kapağı gibi,
bakıp duruyorum.
Ve sonrasında şu ses:
kemiklerin kızıl bir gürültüsü,
etin birbirine yapışması,
ve birbirinde eriyen başaklar gibi sarı baldırlar.
Kulak veriyorum çırpıntılı öpüşlere, kulak veriyorum,
alçıyla hıçkırık sesleri arasında titremiş.
Bakıp duruyorum, kulak veriyorum,
denizde yarım ruhla, yarım yeryüzünde,
ve her iki ruhun yarı parçasıyla bakıyorum dünyaya.
Ve gözlerimi kapattığım ve kalbimi
büsbütün örttüğüm halde, görüyorum derin sesli
bir suyun düştüğünü ağır damlalarca.
Jelatinden bir tayfun gibi, spermalardan
ve denizanalarından bir çağlayan gibi.
Görüyorum bulanık gökkuşağının yükseldiğini.
Görüyorum sularının kemikler arasından sızdığını.
Ağır yalnız damlalarda,
dişler gibi damlalarda,
reçelden ve kandan dolgun damlalarda,
damlalardaki bir kılıç gibi,
hiddetli bir cam ırmak gibi,
suya düşen
ağır damlalarda,
düşüyor aşındıran şey,
çarpıyor o simetrik mihvere, yapışıyor ruhun çivilerine,
eziyor terk edilmiş şeyleri ve kanla suluyor karanlığı.
Sadece bir soluktur, gözyaşından daha da nemli,
bir sıvı gibi, bir ter, adsız bir yağ gibi,
oluşan ve sıkışan
keskin bir devinim,
düşüyor suya
yavaş ağır damlalarda
denizine doğru, kuru okyanusuna doğru,
susuz dalgasına doğru.
Görüyorum o muazzam yazı, ve bir çıtırtı
tahıl ambarından, görüyorum şarap mahzenlerini,
ağustosböceklerini, köyleri, cazibeleri,
odaları, elleri yüreklerinde uyuyan
ve düşlerinde haydutları ve yangınları gören
kızları,
görüyorum gemileri,
ilikten ağaçları
hiddetli kediler gibi dik bakışlı,
kanı görüyorum, hançerleri ve kadın çoraplarını
ve erkek saçlarını, görüyorum yatakları,
bir bakirenin çığlık attığı koridorları,
yün battaniyeleri ve organları ve otelleri.
Görüyorum suskun düşleri,
dayanıyorum o son günlere,
ve vesilelere, hatıralara,
acımasızca koparılmış bir göz kapağı gibi,
bakıp duruyorum.
Ve sonrasında şu ses:
kemiklerin kızıl bir gürültüsü,
etin birbirine yapışması,
ve birbirinde eriyen başaklar gibi sarı baldırlar.
Kulak veriyorum çırpıntılı öpüşlere, kulak veriyorum,
alçıyla hıçkırık sesleri arasında titremiş.
Bakıp duruyorum, kulak veriyorum,
denizde yarım ruhla, yarım yeryüzünde,
ve her iki ruhun yarı parçasıyla bakıyorum dünyaya.
Ve gözlerimi kapattığım ve kalbimi
büsbütün örttüğüm halde, görüyorum derin sesli
bir suyun düştüğünü ağır damlalarca.
Jelatinden bir tayfun gibi, spermalardan
ve denizanalarından bir çağlayan gibi.
Görüyorum bulanık gökkuşağının yükseldiğini.
Görüyorum sularının kemikler arasından sızdığını.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar