bugün
- hiç antidepresan kullanmayan insan6
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri23
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi19
- claudian clouds37
- ölümden korkuyor musunuz30
- mustafa kemal atatürk ün boyu7
- habire1220
- hiçbir şey yapası gelmemek3
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu2
- atatürk diyor ki8
- kadın dövmek4
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı27
- epoxis2
- tuba büyüküstün2
- iltica17
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- forex dolandırıcılığı soruşturmasında 191 gözaltı2
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- hamburgerin içindeki domates4
- tulumba tatlısı6
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- meriç keskin4
- vedat muriqi6
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- verginin ahlaki meşruiyeti2
- her biji amed8
- kafakoparan dede3
- fenerbahçe5
- trombosit bağışında bulunmak2
- depresyon6
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- gecenin şarkısı12
- 0 0 719
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- galatasaray5
- sıfır atık vakfı11
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- cizre de havai fişek nedeniyle yangın2
- adana saimbeylide deprem3
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- türk düşmanı piçler9
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- sözlük kızlarının kekleri24
- sözlükteki sinsi köpekler8
bir pablo neruda şiiri.
Ağır yalnız damlalarda,
dişler gibi damlalarda,
reçelden ve kandan dolgun damlalarda,
damlalardaki bir kılıç gibi,
hiddetli bir cam ırmak gibi,
suya düşen
ağır damlalarda,
düşüyor aşındıran şey,
çarpıyor o simetrik mihvere, yapışıyor ruhun çivilerine,
eziyor terk edilmiş şeyleri ve kanla suluyor karanlığı.
Sadece bir soluktur, gözyaşından daha da nemli,
bir sıvı gibi, bir ter, adsız bir yağ gibi,
oluşan ve sıkışan
keskin bir devinim,
düşüyor suya
yavaş ağır damlalarda
denizine doğru, kuru okyanusuna doğru,
susuz dalgasına doğru.
Görüyorum o muazzam yazı, ve bir çıtırtı
tahıl ambarından, görüyorum şarap mahzenlerini,
ağustosböceklerini, köyleri, cazibeleri,
odaları, elleri yüreklerinde uyuyan
ve düşlerinde haydutları ve yangınları gören
kızları,
görüyorum gemileri,
ilikten ağaçları
hiddetli kediler gibi dik bakışlı,
kanı görüyorum, hançerleri ve kadın çoraplarını
ve erkek saçlarını, görüyorum yatakları,
bir bakirenin çığlık attığı koridorları,
yün battaniyeleri ve organları ve otelleri.
Görüyorum suskun düşleri,
dayanıyorum o son günlere,
ve vesilelere, hatıralara,
acımasızca koparılmış bir göz kapağı gibi,
bakıp duruyorum.
Ve sonrasında şu ses:
kemiklerin kızıl bir gürültüsü,
etin birbirine yapışması,
ve birbirinde eriyen başaklar gibi sarı baldırlar.
Kulak veriyorum çırpıntılı öpüşlere, kulak veriyorum,
alçıyla hıçkırık sesleri arasında titremiş.
Bakıp duruyorum, kulak veriyorum,
denizde yarım ruhla, yarım yeryüzünde,
ve her iki ruhun yarı parçasıyla bakıyorum dünyaya.
Ve gözlerimi kapattığım ve kalbimi
büsbütün örttüğüm halde, görüyorum derin sesli
bir suyun düştüğünü ağır damlalarca.
Jelatinden bir tayfun gibi, spermalardan
ve denizanalarından bir çağlayan gibi.
Görüyorum bulanık gökkuşağının yükseldiğini.
Görüyorum sularının kemikler arasından sızdığını.
Ağır yalnız damlalarda,
dişler gibi damlalarda,
reçelden ve kandan dolgun damlalarda,
damlalardaki bir kılıç gibi,
hiddetli bir cam ırmak gibi,
suya düşen
ağır damlalarda,
düşüyor aşındıran şey,
çarpıyor o simetrik mihvere, yapışıyor ruhun çivilerine,
eziyor terk edilmiş şeyleri ve kanla suluyor karanlığı.
Sadece bir soluktur, gözyaşından daha da nemli,
bir sıvı gibi, bir ter, adsız bir yağ gibi,
oluşan ve sıkışan
keskin bir devinim,
düşüyor suya
yavaş ağır damlalarda
denizine doğru, kuru okyanusuna doğru,
susuz dalgasına doğru.
Görüyorum o muazzam yazı, ve bir çıtırtı
tahıl ambarından, görüyorum şarap mahzenlerini,
ağustosböceklerini, köyleri, cazibeleri,
odaları, elleri yüreklerinde uyuyan
ve düşlerinde haydutları ve yangınları gören
kızları,
görüyorum gemileri,
ilikten ağaçları
hiddetli kediler gibi dik bakışlı,
kanı görüyorum, hançerleri ve kadın çoraplarını
ve erkek saçlarını, görüyorum yatakları,
bir bakirenin çığlık attığı koridorları,
yün battaniyeleri ve organları ve otelleri.
Görüyorum suskun düşleri,
dayanıyorum o son günlere,
ve vesilelere, hatıralara,
acımasızca koparılmış bir göz kapağı gibi,
bakıp duruyorum.
Ve sonrasında şu ses:
kemiklerin kızıl bir gürültüsü,
etin birbirine yapışması,
ve birbirinde eriyen başaklar gibi sarı baldırlar.
Kulak veriyorum çırpıntılı öpüşlere, kulak veriyorum,
alçıyla hıçkırık sesleri arasında titremiş.
Bakıp duruyorum, kulak veriyorum,
denizde yarım ruhla, yarım yeryüzünde,
ve her iki ruhun yarı parçasıyla bakıyorum dünyaya.
Ve gözlerimi kapattığım ve kalbimi
büsbütün örttüğüm halde, görüyorum derin sesli
bir suyun düştüğünü ağır damlalarca.
Jelatinden bir tayfun gibi, spermalardan
ve denizanalarından bir çağlayan gibi.
Görüyorum bulanık gökkuşağının yükseldiğini.
Görüyorum sularının kemikler arasından sızdığını.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar