bugün
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- kaç gammaz var9
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- evlenmek istemek ama evlenecek birini bulamamak4
- kale3112 kardeştir3
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek4
- fatma betül sayan kaya29
- sözlük açacak olsanız8
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır4
- frene basınca arabanın durması3
- dışarıdaki deli dalgaların gelip duvarı yalaması3
- münafık7
- duş yağı3
- yapay zekanın çok yapay olması9
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz3
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- true birader ne zaman aramıza katılacak sorunsalı2
- asansörde yukarı bakma refleksi4
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- camilerdeki ayak kokusu7
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- ciddiye alınmamak4
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- dolar 50 13 liraya çakılınca sus pus olan muhalif3
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- damla sakızlı muhallebi9
- eteği açan kadına bakmayan erkek3
- menekşe dizisi2
- kendi kendini iyi ve ahlaklı ilan eden insan2
- türkiye hariç hangi ülkeye gitmek isterdiniz2
- kezoyu neyzen bakışıyla iskandil etmek4
- şiş kebabı2
- seri katilin özellikleri3
- daha 17 dizisi4
- terhis oluyorum sözlük3
- sicilya kizlari4
- iyi menemenin sırrı22
- kartoncu kardeştir2
- kız kankanın ehonomi çoh eyi demesi3
- fatma betülüm yapmaz9
- henüz yolun başında olan yazarlar5
- her şeyi bilen halk4
- uludağ'ın artık facebook olma isteği2
- 2017 orta paket passat vs 2024 full paket megane5
bir pablo neruda şiiri.
Ağır yalnız damlalarda,
dişler gibi damlalarda,
reçelden ve kandan dolgun damlalarda,
damlalardaki bir kılıç gibi,
hiddetli bir cam ırmak gibi,
suya düşen
ağır damlalarda,
düşüyor aşındıran şey,
çarpıyor o simetrik mihvere, yapışıyor ruhun çivilerine,
eziyor terk edilmiş şeyleri ve kanla suluyor karanlığı.
Sadece bir soluktur, gözyaşından daha da nemli,
bir sıvı gibi, bir ter, adsız bir yağ gibi,
oluşan ve sıkışan
keskin bir devinim,
düşüyor suya
yavaş ağır damlalarda
denizine doğru, kuru okyanusuna doğru,
susuz dalgasına doğru.
Görüyorum o muazzam yazı, ve bir çıtırtı
tahıl ambarından, görüyorum şarap mahzenlerini,
ağustosböceklerini, köyleri, cazibeleri,
odaları, elleri yüreklerinde uyuyan
ve düşlerinde haydutları ve yangınları gören
kızları,
görüyorum gemileri,
ilikten ağaçları
hiddetli kediler gibi dik bakışlı,
kanı görüyorum, hançerleri ve kadın çoraplarını
ve erkek saçlarını, görüyorum yatakları,
bir bakirenin çığlık attığı koridorları,
yün battaniyeleri ve organları ve otelleri.
Görüyorum suskun düşleri,
dayanıyorum o son günlere,
ve vesilelere, hatıralara,
acımasızca koparılmış bir göz kapağı gibi,
bakıp duruyorum.
Ve sonrasında şu ses:
kemiklerin kızıl bir gürültüsü,
etin birbirine yapışması,
ve birbirinde eriyen başaklar gibi sarı baldırlar.
Kulak veriyorum çırpıntılı öpüşlere, kulak veriyorum,
alçıyla hıçkırık sesleri arasında titremiş.
Bakıp duruyorum, kulak veriyorum,
denizde yarım ruhla, yarım yeryüzünde,
ve her iki ruhun yarı parçasıyla bakıyorum dünyaya.
Ve gözlerimi kapattığım ve kalbimi
büsbütün örttüğüm halde, görüyorum derin sesli
bir suyun düştüğünü ağır damlalarca.
Jelatinden bir tayfun gibi, spermalardan
ve denizanalarından bir çağlayan gibi.
Görüyorum bulanık gökkuşağının yükseldiğini.
Görüyorum sularının kemikler arasından sızdığını.
Ağır yalnız damlalarda,
dişler gibi damlalarda,
reçelden ve kandan dolgun damlalarda,
damlalardaki bir kılıç gibi,
hiddetli bir cam ırmak gibi,
suya düşen
ağır damlalarda,
düşüyor aşındıran şey,
çarpıyor o simetrik mihvere, yapışıyor ruhun çivilerine,
eziyor terk edilmiş şeyleri ve kanla suluyor karanlığı.
Sadece bir soluktur, gözyaşından daha da nemli,
bir sıvı gibi, bir ter, adsız bir yağ gibi,
oluşan ve sıkışan
keskin bir devinim,
düşüyor suya
yavaş ağır damlalarda
denizine doğru, kuru okyanusuna doğru,
susuz dalgasına doğru.
Görüyorum o muazzam yazı, ve bir çıtırtı
tahıl ambarından, görüyorum şarap mahzenlerini,
ağustosböceklerini, köyleri, cazibeleri,
odaları, elleri yüreklerinde uyuyan
ve düşlerinde haydutları ve yangınları gören
kızları,
görüyorum gemileri,
ilikten ağaçları
hiddetli kediler gibi dik bakışlı,
kanı görüyorum, hançerleri ve kadın çoraplarını
ve erkek saçlarını, görüyorum yatakları,
bir bakirenin çığlık attığı koridorları,
yün battaniyeleri ve organları ve otelleri.
Görüyorum suskun düşleri,
dayanıyorum o son günlere,
ve vesilelere, hatıralara,
acımasızca koparılmış bir göz kapağı gibi,
bakıp duruyorum.
Ve sonrasında şu ses:
kemiklerin kızıl bir gürültüsü,
etin birbirine yapışması,
ve birbirinde eriyen başaklar gibi sarı baldırlar.
Kulak veriyorum çırpıntılı öpüşlere, kulak veriyorum,
alçıyla hıçkırık sesleri arasında titremiş.
Bakıp duruyorum, kulak veriyorum,
denizde yarım ruhla, yarım yeryüzünde,
ve her iki ruhun yarı parçasıyla bakıyorum dünyaya.
Ve gözlerimi kapattığım ve kalbimi
büsbütün örttüğüm halde, görüyorum derin sesli
bir suyun düştüğünü ağır damlalarca.
Jelatinden bir tayfun gibi, spermalardan
ve denizanalarından bir çağlayan gibi.
Görüyorum bulanık gökkuşağının yükseldiğini.
Görüyorum sularının kemikler arasından sızdığını.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com