bugün

Ben dindarım onlar değil, ben senden daha dindarım, dindar olabilirisin ama dindarlar bendendir şeklinde bir nevi evrimleşmiştir din söylememizde. Bu evrimin içinde imam hatipler açılmış, ilkokul müfredatına din dersleri zorunlu olarak koyulmuşur ve bu maiyetsiz tartışma içinde ezana da el atılmıştır. Chp'nin de içinde bulunduğu din üzerinden atışmalar 60 küsür yıldan beri yapılmaktadır, ancak bunu en başında chp'nin başlatmadığı, bir karşı itaftan ibaret olduğunu doğrudur. başörtüsünün bir siyasi sembol olarak kullanımaya başlanması, sadece oy çitaların yükseltmek uğruna başlamış bir tarışmadır. Bu tartışma içreside o meşhur 60 yıllık birikim ortaya çıkmışır. Bu birikimden memnun gurur duyan var mıdır onu bilmem ama günümüzde halen de devam etiğini görmekteyiz. gelinen son noktada efendim; chp birkaç başörtülüyü pati kabulune almıştır bundan ne olacaktır, diye değerlendirmeler de yapılmakta ama bundan daha ilginci deniz baykal'ın parti kabulunden sonra yaptığı konuşmadır. Başı kapalı, çarşaflı olabilirler ama biliyor musunuz onlar da insan ve düşünebiliyorlar da, diye sözlerine devam ederken baykal daha sonra öğrendik ki yanılmış; düşünebiliyorlar diyerek aslında hakaret ettiğini sanarak biz yanılmışız, meğer başı kapalının aile reisleri, ne demekse, onların yerine düşünerek kadının yeri evi ne işi var onların oralarda diyebilmişlerdir. bu kadar çok iltifatın aslında hakaret olduğunun gözümüze sokulması samimiyetsizliktir.
baykal'ın politik kurnazlık yapmaya kalkışmasıdır.chp baykal önderliğinde ismindeki açılımı bile değiştirebilir :

(bkz: cenab-ı hak partisi)
atatürk'ün mirasının gölgesinde yaşamanın artık o kadar kolay olmadığını anlayan sosyal demokrasimizin, yaklaşan mahalli seçimler arefesinde giriştiği ve eline yüzüne bulaştırdığı eylem olarak tanımlanabilir. lakin derdimiz tanım yapmak değil bir kaç küçük saptamamız oldu bu mevzuuda, onları paylaşmaktır.

"laiklikle, atatürkçülük'le kavgası olmayan, cumhuriyet ve demokrasiyle barışık başı açık ya da kapalı herkese kapımız açıktır" demiştir sayın baykal. keşke bu cümleyle bitirseydi konuşmasını da batışını görmeseydik tekrar. en can alıcı cümlesi sanırım şöyleydi; "siyasi simge olarak başörtüsünü kullanmıyor onlar". belki kullanıyor belki de kullanmıyor, ayrı bir tartışma konusu olurdu bu. benim ilgimi çeken husus, yıllardır üniversitelere ve kamusal alanlara sokulmayan başı kapalı kızlarımızın/kadınlarımızın tamamının siyasal simge olarak türban takıyor olarak nitelenmesi. üniversite ve kamusal binalarda bizim bilmediğimiz bir "siyasal simge ölçer" işlevi gören radar mı var acaba? benim partime katılan çarşaflı da olsa atatürkçüdür, akp ye oy veren kapalılar ise şeriatçı, gerici ve yobazdır demek istiyor sanıyoruz deniz bey.

asıl komedi gazetelere çıkan haber ve resimlerden bir gün sonra çarşaflı sosyal demokrat hanımın kayınpederinin verdiği demeç idi. *ama* kadının yerinin evi olduğunu öğrendik bey amcanın demecinden. gazetelere çıkmanın ne kadar yanlış olduğunu da vurguluyordu sevgili kayınpeder kişisi. aslında kendisine göre haklıydı, şöyle ki; namahremden sakınmak için kapanan bir kadının ne işi olurdu orada yüzlerce kişinin karşısında. elin adamı tarafından göğsüne rozet takılıyordu bir de. bu o kişinin/kişilerin görüşüdür, bizi bağlamaz. ama, bir gün öncesinde o çarşaflı hanımın kocası tarafından verilen beyanatta, kendilerinin ne kadar demokratik olduğu, sosyal bir aile olduğu vurgulanmıştır. ne hikmetse kadın konuşturulmamış, herhangi bir yorumu alınmamıştı. alın size aile içi bir komedya. zaten sayın baykal'ın da istediği tam olarak buydu. kapalıları partiye kabul ederim ama asla myk olsun, il/ilçe yönetimi olsun, delegelik olsun makam mevkii vermem. eğer bu makamları verirsem ilerde seçilmek de ister bu kişiler. işte o zaman asıl sorun ortaya çıkar. kapalı oldukları için partiye alınan bu insanlar, yine kapalı oldukları gerekçesi ile seçilme hakkından mahrum bırakılacak. bunun nedeni, eğer seçilirlerse, sayın baykal kendi elleriyle kamusal alanı delmiş olacak çünkü.

keşke hiç bulaşmasaydı chp bu ucuz numaralara. bırakalım oy kazanmayı, kendi tabanından bile kayıplar yaşayacaktır bu gidişle. "onların türbanı varsa benim de atatürk'üm var" diye bağıran teyzeler bu "kara çarşaflı", "iran aşığı" insanları kendi aralarına elbet kabul etmezler ve onlarla aynı ortamı paylaşmak bir yana, aynı havayı bile teneffüs etmek istemezler.

seçimler yakın. bunun etkisini hep beraber göreceğiz. çok fazla sürpriz olmazsa chp ana muhalefeti, mhp'nin de etkisizliğiyle dtp'ye bırakacaktır seçim sonucunda. zaten chp'li olmayanlar bile bu yüzden sayın baykal'ın bu girişimine karşı çıkmıştır.
herşeyin ne kadar tuhaf olduğunu bir kez daha gözler önüne seren durum. Türban karşıtları şimdi türbana madalya veriyolar. olur böyle vakalar.
(bkz: oranize işler bunlar)
(bkz: #4282685)
nah şeklinde olacak.

hele bir oy alsınlar.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.