bugün
- the merich13
- istanbul un çok pahalı olması10
- cips olsa da yesek5
- matbaanın gecikmesine sebep5
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- horoz hayası çorbası5
- insan olmaya ceyrek kala13
- yarın iş olduğu gerçeği2
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- fifa'dan dünya kupası finali soruşturması2
- kadim kültürler4
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- kane2
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- velvet13
- sözlük kızlarının kombinleri20
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- velvet vs nervio19
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- bira cips6
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- gocusuz sözlük4
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- cabrio mercedes süren kadının arabasına atlamak2
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- normal sözlük2
- laptop5
- sözlük kızlarının burunları3
- age of empire 23
- kalpte velvele yaratan güzel yazar4
- beurredebaies2
- bir üniversitenin kötü olduğunu anlama yolları2
- kafanızdaki ses4
- aga be şarkılar5
- ömer hayyam3
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- kısık sesle hapşıran erkek2
- gammazların sanki biraz şey olması2
- kaçak elektrik kullann bölgelern elektriğin kesmek4
- iddaa taktikleri2
- sudekiray7
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- maden suyu4
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
eğlenceli güzel bir film. neden doğru aşkı bulamıyorum diyen her kadının kendinden bir şey bulabileceği bir film.
(bkz: tarzanca)
1979'da yayınlanmış mükemmel bir marianne faithfull albümü. 37-38 dakikalık bir albüm olması tadı damakta bırakıyor. zaten kendisi de * albümün " kusursuz " olduğunda hemfikir. broken english'in, daha önceki marianne faithfull albümlerine göre " radikal " bir çizgide olduğu aşikar. önceleri folk, country ve western üçgeninde dolaşan tarzının dışına çıkıp, rock, punk ve new wave semalarında dolaştığını görmekteyiz. bu tarz, kötü alışkanlıklarının yol açtığı hafif kısık ama olgun ses tonuyla birleşince kendisinin de dediği gibi " kusursuz " bir albüm ortaya çıkıyor. faithfull'un meşhur olmuş iki parçasını** da barındıran broken english, aynı zamanda adıyla aynı olan albümün ilk kaydı.
album tracklist :
1.broken english
2.witches song
3.brain drain
4.guilt
5.the ballad of lucy jordan
6.what's the horry
7.working class hero
8.why d'ya do it?
album tracklist :
1.broken english
2.witches song
3.brain drain
4.guilt
5.the ballad of lucy jordan
6.what's the horry
7.working class hero
8.why d'ya do it?
biraz mecburiyet dolayısıyla girdiğim ve beklediğimden çok çok daha iyi olan ilk perdesiyle beni mutlu eden, ancak aranın ardından başlayan ikinci perdeyle artan beklentilerimi karşılayamamış romantik film.
--spoiler--
ilşkilerinde hep hüsrana uğrayan bir bayan var ve film o bayanı model olarak seçip belirli bir yaşa gelmiş, işinde başarılı olan ama aşk hayatında mutluluğu yakalayamamış bayanları irdeliyor.
ilk perde oldukça iyiydi, yer yer beklediğimden çok daha romantikti. dolayısıyla ben aradan sonra daha duygusal bir film bekledim. ama tam tersi oldu. film romantizm çizgisindne iyice uzaklaştı ve başroldeki bayanımızın* her girdiği ortamda alkol alıp farklı farklı insanlarla diyaloglarından ibaret bir hale geldi.
beni asıl hayal kırıklığına uğratan ise filmin ortasından itibaren beklenen o büyük buluşmanın çok yavan kalması oldu. zaten orada da film bitti. yönetmen sanki ''ulan işler sarpa sardı, uzadıkça uzuyor bitirelim artık'' demiş gibi geldi bana.
filmin müziklerini ise genelde iyiydi ama özellikle sonlara doğru duyulan müzik baş döndüren bir gürültüydü benim için hepsi o.
--spoiler--
--spoiler--
ilşkilerinde hep hüsrana uğrayan bir bayan var ve film o bayanı model olarak seçip belirli bir yaşa gelmiş, işinde başarılı olan ama aşk hayatında mutluluğu yakalayamamış bayanları irdeliyor.
ilk perde oldukça iyiydi, yer yer beklediğimden çok daha romantikti. dolayısıyla ben aradan sonra daha duygusal bir film bekledim. ama tam tersi oldu. film romantizm çizgisindne iyice uzaklaştı ve başroldeki bayanımızın* her girdiği ortamda alkol alıp farklı farklı insanlarla diyaloglarından ibaret bir hale geldi.
beni asıl hayal kırıklığına uğratan ise filmin ortasından itibaren beklenen o büyük buluşmanın çok yavan kalması oldu. zaten orada da film bitti. yönetmen sanki ''ulan işler sarpa sardı, uzadıkça uzuyor bitirelim artık'' demiş gibi geldi bana.
filmin müziklerini ise genelde iyiydi ama özellikle sonlara doğru duyulan müzik baş döndüren bir gürültüydü benim için hepsi o.
--spoiler--
sonu hariç iyi bir film; daha duygusal ve beklenilen bir son yazabilselerdi...
"30 yaşıma geldiğimde evlenmiş ve çocuğum olmuş diye hayal ederdim"
keşke herkes sevdiğinin peşinden gidebilse...
özgüven hayatın her aşamasında karşınızda ve ne denli önemli...
yakın arkadaşın desteği şüpesiz ilaç gibi...
aşkı bulmak aramakla olmuyor; aşk bir tesadüf...
subjectif düşüncelerimiz içinde odaklandığımız ağaçtan ormanı görmemizi sağlayan diğer objectif bakabilen herkes hayatta unutulmazlar arasında yerini alıyor...
aile her daim önemli, aile büyükleri birçok kültürlerde birbirine yakın sahiplenme güdüsüyle...
eğer yalnızsan bunu önce kendine sormalı ve soruyu kendinde yanıtlamalısın...
aşk çok ama çok güzel ve özel bir duygu!!... * *
"30 yaşıma geldiğimde evlenmiş ve çocuğum olmuş diye hayal ederdim"
keşke herkes sevdiğinin peşinden gidebilse...
özgüven hayatın her aşamasında karşınızda ve ne denli önemli...
yakın arkadaşın desteği şüpesiz ilaç gibi...
aşkı bulmak aramakla olmuyor; aşk bir tesadüf...
subjectif düşüncelerimiz içinde odaklandığımız ağaçtan ormanı görmemizi sağlayan diğer objectif bakabilen herkes hayatta unutulmazlar arasında yerini alıyor...
aile her daim önemli, aile büyükleri birçok kültürlerde birbirine yakın sahiplenme güdüsüyle...
eğer yalnızsan bunu önce kendine sormalı ve soruyu kendinde yanıtlamalısın...
aşk çok ama çok güzel ve özel bir duygu!!... * *
1996 yapımı film. senaryosunu ise gregor nicholas yazmış ve yine kendi yönetmiş.
http://www.imdb.com/title/tt0115760/
http://www.imdb.com/title/tt0115760/
dün izlemek için yüklediğim , ama izlemeden kapattığım film.. bugün de sol framede gördüm.. kaderi böylesi..
ille de :
melvil poupaud
melvil poupaud
izleyen hatun kişisinde iki zıt etkisi olabilecek filmdir bence,
ya aman boşver serzenişi ile aşkın gelecegi yok bende böyle bir çılgınlık yapmalıyım deyip hemen birine atlama istegi
yada hayır hayır beklemeliyim elbet karşıma böyle bir aşk çıkabilir.
tabi bunlar 30 civarı için geçerli çünkü 20lerin başlarındakiler pek düşünmezler daha ciddi,evlenme felan.
ya aman boşver serzenişi ile aşkın gelecegi yok bende böyle bir çılgınlık yapmalıyım deyip hemen birine atlama istegi
yada hayır hayır beklemeliyim elbet karşıma böyle bir aşk çıkabilir.
tabi bunlar 30 civarı için geçerli çünkü 20lerin başlarındakiler pek düşünmezler daha ciddi,evlenme felan.
Latin erkeği ya da Fransız kadını klişelerinden sıyrılıp, esas oğlanı tutku ve özenle sentezleyen, Fransız erkeği vurgusunu yapan film.
etkileyici, güzel bir festival filmidir.
kadın kahramanımızın tek düze hayatı onu hastalık noktasına getirmiştir, tanıştığı parisli erkek arkadaşı da gidince iyice nefes alamaz hale gelmiştir. her ne kadar erkek arkadaşının paris e gidip birlikte yaşama teklifini reddetmiş olsa da dayanamaz ve istifa eder.
New York'tan arkadaşıyla O'nu bulmaya Paris'e gelir, malesef O'nun adresini kaybetmiştir ve adı da çok sık rastlanılan bir addır. Bir akşam O'nu bulmak için dolaştığı barlardan birindeki bir adam :
'Sizi hiç unutmayacağım. Çok özelsiniz. Herkes yalnız kalmamak için birini arar, siz ise bir sihir arıyorsunuz.' der.
Vazgeçmişken ertesi gün havaalanına gitmek için bindiği metroda TesadüfeN O(sihir) ile karşılaşır ki O da TesadüfeN o sabah bir fuara katılmak için havaalanına gidiyordur...
kadın kahramanımızın tek düze hayatı onu hastalık noktasına getirmiştir, tanıştığı parisli erkek arkadaşı da gidince iyice nefes alamaz hale gelmiştir. her ne kadar erkek arkadaşının paris e gidip birlikte yaşama teklifini reddetmiş olsa da dayanamaz ve istifa eder.
New York'tan arkadaşıyla O'nu bulmaya Paris'e gelir, malesef O'nun adresini kaybetmiştir ve adı da çok sık rastlanılan bir addır. Bir akşam O'nu bulmak için dolaştığı barlardan birindeki bir adam :
'Sizi hiç unutmayacağım. Çok özelsiniz. Herkes yalnız kalmamak için birini arar, siz ise bir sihir arıyorsunuz.' der.
Vazgeçmişken ertesi gün havaalanına gitmek için bindiği metroda TesadüfeN O(sihir) ile karşılaşır ki O da TesadüfeN o sabah bir fuara katılmak için havaalanına gidiyordur...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar