bugün
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn12
- psikiyatristin size soğuk davranması6
- naber lan it diye mesaj atan sevgili4
- chp'nin hali ne olacak53
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi10
- true denilen yazar18
- erkeksii bayan buse4
- başka sözlükler heves uludağ bir tutkudur3
- eyjafjallajökull denince akla gelenler3
- yılan4
- diyanetin abd'deki villaları15
- insanlığa katkısı olmayan üniversite mezunu4
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek13
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor20
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler16
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- babanın ölmesi3
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor12
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- bira bardagi2
- en iyi antidepresan9
- sözlükte başlayan aşklar2
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı8
- bahçalarda barım var2
- bodruma yüzme havuzu inşa etmek2
- genco erkal vs ibrahim erkal2
- yeni üniversite kazanmış kız azgınlığı4
- yaz3
- abd milli futbol takımı4
- evrimdeki aşağılamaya katlanan homo sapiens3
- barış yarkadaş5
- yahudi madalyası almış gürcü2
- kötü biri olduğunu bilmek7
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi2
- 2026 abd kanada meksika dünya kupası3
- susma sustukça sıra sana gelecek2
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- ben bu yazıyı oğluma yazdım4
- bu doru2
- üniversite okuyarak başarılı olacağına inanmak2
- zengin kaltakları2
- onlar insan değil müşteri2
- kpss nin aranmadığı memuriyetler2
- seçmeninin ak parti den kopma koşulu3
- zamandışı düşkünlüğü2
- yan gelip yatan yuzır2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- çocuk parklarındaki yalnız yetişkin yasağı3
2007 dunya artistik patinaj şampiyonası'da birinci olan fransız sporcu. evgeni plushenko'nun katılmadığı, stephane lambiel'in kısa programda düştüğü bu turnuvada şampiyon olmak zor olmamıştır onun için.
2008 dunya artistik patinaj sampiyonasi onu ikinci yapmıştır. biliyoruz ki çok yetenekli ve iyi kayıyor ancak jeffrey buttle'da olup da onda olmayan ve ikisini birbirinden ayıran şans değil kareografı sunma ustalığı ve estetik yorumdur.
brian joubert belki fazlasıyla estetik yorumu mükemmel olması gereken bir insan. fransız doğumlu. daha 17 yaşındayken ilk kez katıldığı 2002 avrupa şampiyonasında üçüncü oldu. bir sene sonra 2003 de aynı yarışmada bu kez ikinci oldu. 2004 de ise çok zorlu bir rakip olan rus, evgeni plushenko'yu devirerek avrupa şampiyonu oldu.
başarıları adım adım yakalayan sporcu 2007 senesine gelene kadar sakatlıklar ile mücadele etti. olimpiyatlarda 6. ve 13. oldu. ancak yılmadı. 2006 - 2007 seneleri onun için tam bir "mücadele zaferi" olarak adlandırılabilir. önce paris'deki trophee eric bompard, ardından da moskova'daki cup of russia yarışmasını kazandı. bunlarla da kalmayıp, ilk kez, dortlu toeloop - ikili toeloop, dortlu salchow ve dortlu toeloop (3 adet 4 lü jump) atan ilk avrupalı patenci oldu. daha sonra 2006'da avrupa şampiyonluğunu ikiledi.
bu sevinç fransa'da da geniş bir yankı ve sevince neden oldu. hatta cumhurbaşkanı jacques chirac patenciye bir teşekkür mektubu yazdı. ve tokyo da yapılacak olimpiyatlardan da alnının akıyla çıkabileceğinin sinyalini verdi ve öyle de oldu. genç sporcu tokyodan da zaferle çıktı.
daha 22-23 yaşlarında ancak, 18 senenin emeklerini toplayan patenci tam bir fransız erkeği olarak biliniyor. yakışıklı sporcunun, genç kız hayranları da oldukça fazla.
brian joubert belki fazlasıyla estetik yorumu mükemmel olması gereken bir insan. fransız doğumlu. daha 17 yaşındayken ilk kez katıldığı 2002 avrupa şampiyonasında üçüncü oldu. bir sene sonra 2003 de aynı yarışmada bu kez ikinci oldu. 2004 de ise çok zorlu bir rakip olan rus, evgeni plushenko'yu devirerek avrupa şampiyonu oldu.
başarıları adım adım yakalayan sporcu 2007 senesine gelene kadar sakatlıklar ile mücadele etti. olimpiyatlarda 6. ve 13. oldu. ancak yılmadı. 2006 - 2007 seneleri onun için tam bir "mücadele zaferi" olarak adlandırılabilir. önce paris'deki trophee eric bompard, ardından da moskova'daki cup of russia yarışmasını kazandı. bunlarla da kalmayıp, ilk kez, dortlu toeloop - ikili toeloop, dortlu salchow ve dortlu toeloop (3 adet 4 lü jump) atan ilk avrupalı patenci oldu. daha sonra 2006'da avrupa şampiyonluğunu ikiledi.
bu sevinç fransa'da da geniş bir yankı ve sevince neden oldu. hatta cumhurbaşkanı jacques chirac patenciye bir teşekkür mektubu yazdı. ve tokyo da yapılacak olimpiyatlardan da alnının akıyla çıkabileceğinin sinyalini verdi ve öyle de oldu. genç sporcu tokyodan da zaferle çıktı.
daha 22-23 yaşlarında ancak, 18 senenin emeklerini toplayan patenci tam bir fransız erkeği olarak biliniyor. yakışıklı sporcunun, genç kız hayranları da oldukça fazla.
her ne kadar bir evgeni plushenko hayranı olsam da, brian joubert de gerek duruşu ve gerekse de yeteneğiyle dikkat çekmeyi başaran fransız buz pateni sanatçılarından biridir. kendine özgü ayak oyunları ve formunda olduğu zaman yanında pek durulamayacak atlayışlara sahip patencidir. bir çok patencilerden farkı kanımca düşse bile güvenli atlayışlarıdır. yani johny weir gibi sallanmıyor.* *
geçen haftaki dünya şampiyonasında 2. olmuş fransız buz patencisidir. evgeni plushenko' nun yerini hiç bir zaman tutamayacak erkek buz patencilerinden sadece bir tanesidir.
(bkz: nerdesin be evgeni özlettin kendini!)
(bkz: nerdesin be evgeni özlettin kendini!)
2009 avrupa buz pateni şampiyonasında birinci olmuştur. aynı zamanda kariyerinin en iyi kısa programını sergilemiştir.
Evgeni Plushenko'nun yanında bir hiçtir kendisi. Ben değil istatistikler söylüyor bunu
kendine ait bir tarzı vardır. ilk gördüğümde 2003 yılıydı. görür görmez ondaki ışığı farketmiştim. son grup patenciler çıkmış pistte fink atıyorlardı. aralarından bir tanesi gözüme çarptı. dedim "ben bunu tutuyorum ulen". o sıralar da ortaokula gidiyorum he. neyse bunlar tek tek çıkmaya başladı. sıra benimkine geldi. baktım iyi kayıyordu sıpa. meğer seçe seçe o gruptaki en iyi patenciyi seçmişim. yani daha bu camiayı bilmeden yaptığım bir hareket bu. eğer bilseydim iyi olduğunu, tutmazdım. böyle tuhaf bir özelliğim var işte. illa normal ya da ezikleri tutacağım, destek vereceğim. zaten iyi olan iyidir yani desteğe ihtiyacı yok. plushenko'ya gıcık olma nedenim de budur aslında. yani zaten bir sürü seveni var. o kadar derece yapmış etmiş. ne diye tutayım yani. neyse.. o günden sonra brian aşağı brian yukarı gitti. zaten o şampiyonada birinci olmuştu. *
sonraki bir şampiyonada plushenko'dan önce çıkmıştı. düşmüştü.. ne kadar üzülmüştüm lan. sonra sıra plushenko'ya gelmişti. yalnız hatırlamıyorsam "baba" filmi müziğinde serisini sunuyordu. gayet de iyiydi. sonra kamera bir an brian joubert'i gösterdi. oturmuş bir yerde izliyor ama o kadar üzgündü ki.. içim acıdı lan. diğer taraftan brian'ın salak taraftarlarını gösteriyordu kamera, gülüp eğleniyorlar hala. ne sövmüştüm ama onlara. "ulan o..lar çocuk orda üzülüyor, o kadar çalışmış serisinden puanı kırılmış, en iyi rakibi güzel bir seri sunmakta siz orda ahohohoho hohoh apuhaha diye yavşak yavşak gülüyorsunuz hala! bi tarafınıza girsin o getirdiğiniz pankartlar! öyle açıp açıp da briaaaan allleeez alleeeez diye çemkirmekle, fotoğraf çektirmekle, imza dilenmekle olmuyor bu işler!".. diye uzayııp giden bir serzeniş yapmıştım.
aslında benim gözümde onu farklı yapan, tarzıydı. gerek seçtiği müzikler, gerek kıyafetler, figürler, enerjik tavırlarıyla gözüme girmişti. diğerleri hep birbirine benziyordu. sıkıcı sıkıcı müzikler, ölü ölü hareketler falan. yani o yaşımda tabii ki dikkatimi bunlar çekecek değil mi? ama iyi de yapmışım.
sonraları ne mi oldu? söyleyeceğim ama gülmeyin. bende bir fransızca merakı başladı. gidip kırtasiyeden sözlük aldım. başladım kelime ezberlemeye. manyak gibi evin içinde pağfua bonui bosua diye diye dolanıyordum. bizimkilere maskot olmuştum resmen. ama taktım mı takarım ya, azmettim. bir kitap buldum. 7.sınıf fransızca kitabı. baştan sona ezberledim resmen. sonra o öğrendiklerimi 4 sayfada özetleyen güzel bir gramer çalışması yaptım kendime. hiç bilmeyen biri o kağıtları alsın okusun ezberlesin, 1 haftada derdini anlatacak kadar öğrenir.
sonraki adımım bu fransızca öğrenme işini resmileştirmekti. lisede ingilizce olarak geçerli olan yabancı dilimi değiştirip fransızca yaptım. internetten kaynaklar buldum meb sitesinde. çalıştım, ezberledim. ve karşılığını da sınavlardan 100 olarak verdim. ve benimle dalga geçip eğlenen sevgili ailem de artık etrafa bu halimi ecellizz'in delilikleri ve dalga konusu olarak değil, başarı konusu olarak açmaya başladı. üzerimden hava attılar. vay dönekler vay yavşaklar diyeceğim ama demiyeyim. yine de sağ olsunlar var olsunlar.
şimdilerde ise, üniversitede de fransızca okuma şansım varken ve istanbul u kazanmama rağmen, iş imkanının olmaması ve aileme boşuna yük olmama uğruna başka bir dil seçmiş bulunmaktayım. yalnız dersler iyi giderse çift anadal/ yandal olarak almayı düşünüyorum.
velhasıl bendeki fransızca sevgisi, brian joubert kaynaklıdır. bu yüzden hayatımda yeri vardır bu adamın. belli mi olur belki bir gün fransaya gider oturup iki kahve içerim onunla, muhabbet ederiz. kim bilir..
sonraki bir şampiyonada plushenko'dan önce çıkmıştı. düşmüştü.. ne kadar üzülmüştüm lan. sonra sıra plushenko'ya gelmişti. yalnız hatırlamıyorsam "baba" filmi müziğinde serisini sunuyordu. gayet de iyiydi. sonra kamera bir an brian joubert'i gösterdi. oturmuş bir yerde izliyor ama o kadar üzgündü ki.. içim acıdı lan. diğer taraftan brian'ın salak taraftarlarını gösteriyordu kamera, gülüp eğleniyorlar hala. ne sövmüştüm ama onlara. "ulan o..lar çocuk orda üzülüyor, o kadar çalışmış serisinden puanı kırılmış, en iyi rakibi güzel bir seri sunmakta siz orda ahohohoho hohoh apuhaha diye yavşak yavşak gülüyorsunuz hala! bi tarafınıza girsin o getirdiğiniz pankartlar! öyle açıp açıp da briaaaan allleeez alleeeez diye çemkirmekle, fotoğraf çektirmekle, imza dilenmekle olmuyor bu işler!".. diye uzayııp giden bir serzeniş yapmıştım.
aslında benim gözümde onu farklı yapan, tarzıydı. gerek seçtiği müzikler, gerek kıyafetler, figürler, enerjik tavırlarıyla gözüme girmişti. diğerleri hep birbirine benziyordu. sıkıcı sıkıcı müzikler, ölü ölü hareketler falan. yani o yaşımda tabii ki dikkatimi bunlar çekecek değil mi? ama iyi de yapmışım.
sonraları ne mi oldu? söyleyeceğim ama gülmeyin. bende bir fransızca merakı başladı. gidip kırtasiyeden sözlük aldım. başladım kelime ezberlemeye. manyak gibi evin içinde pağfua bonui bosua diye diye dolanıyordum. bizimkilere maskot olmuştum resmen. ama taktım mı takarım ya, azmettim. bir kitap buldum. 7.sınıf fransızca kitabı. baştan sona ezberledim resmen. sonra o öğrendiklerimi 4 sayfada özetleyen güzel bir gramer çalışması yaptım kendime. hiç bilmeyen biri o kağıtları alsın okusun ezberlesin, 1 haftada derdini anlatacak kadar öğrenir.
sonraki adımım bu fransızca öğrenme işini resmileştirmekti. lisede ingilizce olarak geçerli olan yabancı dilimi değiştirip fransızca yaptım. internetten kaynaklar buldum meb sitesinde. çalıştım, ezberledim. ve karşılığını da sınavlardan 100 olarak verdim. ve benimle dalga geçip eğlenen sevgili ailem de artık etrafa bu halimi ecellizz'in delilikleri ve dalga konusu olarak değil, başarı konusu olarak açmaya başladı. üzerimden hava attılar. vay dönekler vay yavşaklar diyeceğim ama demiyeyim. yine de sağ olsunlar var olsunlar.
şimdilerde ise, üniversitede de fransızca okuma şansım varken ve istanbul u kazanmama rağmen, iş imkanının olmaması ve aileme boşuna yük olmama uğruna başka bir dil seçmiş bulunmaktayım. yalnız dersler iyi giderse çift anadal/ yandal olarak almayı düşünüyorum.
velhasıl bendeki fransızca sevgisi, brian joubert kaynaklıdır. bu yüzden hayatımda yeri vardır bu adamın. belli mi olur belki bir gün fransaya gider oturup iki kahve içerim onunla, muhabbet ederiz. kim bilir..
güncel Önemli Başlıklar