bugün
- coca cola zero gerçekten zararlı mı10
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- yazarların 3 dilek hakkı olsa dileyecekleri 3 şey3
- sibel can3
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak4
- yoran insanların ortak özellikleri4
- basit bir insan olmak3
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- almanya7
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- gece denize girmek20
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- danimarka5
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- içi ve dışı farklı olan insan7
- zaman baba11
- manifest grubu vs tarkan16
- mehdiye inanıyor musunuz10
- yeni parti51
- luks araba almak6
- bugün farklı bi gün değil aslında4
- bir insanın arkasından konuşmak6
- islam düşmanlarına bir soru9
- hikayeyi devam ettir52
- kızların sürekli laf sokmaya çalışması3
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı8
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- eren kaşıkçı6
- trakya'nın çok süper bir yer olması3
- nickten isim tahmini yapmak72
- dolunayı seyretmek4
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin7
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- gürcistan2
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- bülent ersoy2
- termosa bira koymak2
- cennetten düşerken canın yandı mı6
- sözlük kızlarının kekleri11
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- 29 temmuz 2026 gornik zarbze fenerbahçe maçı5
- kaş rengini açma2
- gelecek partisi4
- cherry tiggo4
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak9
- fenerbahçe5
- sözlük uygulamasında gizli hesapların görünmesi5
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
üç ay oluyor yaklaşık. yapılan bir hata ikinci kez tekrarlanıyor. baba alıyor karşısına, başlıyor konuşmaya. bir insanın karşılık gütmeden iyiliğini düşünebilecek yegane varlıkların başında onun olduğu bilinerek dinleniyor.
konuşuyor, konuşuyor.. konuştukça sinirleniyor, sinirlendikçe konuşuyor.
'ama baba' diye bir cümle giriyor araya,
'bana baba deme' diyor karşılığında. o an duruyor evlat.
hani 'ne diyem mahmut mu diyem' şeklinde sözlük ortamlarının popüler geyik cümlesi bile gelmiyor insanın aklına. nefes duruyor, hayat duruyor sanki. çocukluktan beri hep imrenilen, örnek alınan, en ufak hareketleri bile izlenilen süper kahramana artık baba diye hitap edilmesini istemiyor. o an eşek kadar halinizle dahi dayak yemek bile daha hafiftir diye düşünülüyor bu yükün altında.
bir evladın babasından duyabileceği en ağır söz bu, yemin ederim.
dönüyor arkasını, çıkıp gidiyor odadan. kalıyor odada donuk vaziyette evlat. hatasının farkında tabi. kulaklarda değil, tüm odada yankılanan 'bana baba deme' cümlesi oluyor.
aradan günler geçiyor sonra. telefon defterinden 'babam' a gelip, ara tuşuna basılıyor.
baba açmıyor telefonu.
'babam' olan kayıt 'babacım' diye değiştiriliyor peşisıra.
aylarca kimsenin haberi olmuyor bundan. 'neyin var, neye daldın yine' şeklindeki sorular hep 'hiç ya, ne bileyim' cevabı buluyor.
bu geçtiğimiz pazara kadar herhangi bir konuşma yok, ayrı şehirlerde birbirine en yakın iki yabancı.
geçtiğimiz pazar, 'babalar günü' diye aylarca bu fırsat, bugün bekleniyor. kıyamaz da açar, gönlünü hoş ederim, eskisi gibi oluruz umudu yürekte bir oraya bir buraya çarpıyor.
telefon defterinden 'babacım' bulunuyor. 'allah'ım sen yardım et' denip ara tuşuna basılıyor bir umutla.
uzun uzun çalıyor yine telefon, cevap yok.
belki duymamıştır, işi vardır diye düşünülüyor umudu yitirmeksizin.
biraz zaman sonra tekrar aranıyor. uzun uzun çaldıktan sonra tam da umutlar sönmek üzereyken açılıyor telefon. o anki heyecanla ve mutlulukla karşı tarafa konuşma fırsatı vermeden 'babacım' deniliyor ilk olarak.
karşıda ağlamaklı, ürkek ve kısık bir ses, 'yavrum, oğlum baban içeride' diyor.
susuluyor. aylardır içe akıtılan göz yaşları bu sefer göz kapaklarını yırtıp taşıyor.
babanın bir şeyi mi var acaba diye merak ediliyor.
'yo iyi de inadı üstünde yine. aç diye yalvardım açmadı, elinden telefonu alıp odaya geldim merak etme diye' diyor anne, canım annem.
'babalar gününü kutlamak için aramıştım, babalar gününde gelemedim kusura bakmasın, bağışlasın. öperim ellerinden' deniliyor.
'tamam yavrum ben söylerim, üzme e mi kendini evladım' diyor.
kapanıyor telefon.
ben sana 'baba' demesem de olur. bana yine 'oğlum' de yeter.
anlıyor musun baba?
baba?..
konuşuyor, konuşuyor.. konuştukça sinirleniyor, sinirlendikçe konuşuyor.
'ama baba' diye bir cümle giriyor araya,
'bana baba deme' diyor karşılığında. o an duruyor evlat.
hani 'ne diyem mahmut mu diyem' şeklinde sözlük ortamlarının popüler geyik cümlesi bile gelmiyor insanın aklına. nefes duruyor, hayat duruyor sanki. çocukluktan beri hep imrenilen, örnek alınan, en ufak hareketleri bile izlenilen süper kahramana artık baba diye hitap edilmesini istemiyor. o an eşek kadar halinizle dahi dayak yemek bile daha hafiftir diye düşünülüyor bu yükün altında.
bir evladın babasından duyabileceği en ağır söz bu, yemin ederim.
dönüyor arkasını, çıkıp gidiyor odadan. kalıyor odada donuk vaziyette evlat. hatasının farkında tabi. kulaklarda değil, tüm odada yankılanan 'bana baba deme' cümlesi oluyor.
aradan günler geçiyor sonra. telefon defterinden 'babam' a gelip, ara tuşuna basılıyor.
baba açmıyor telefonu.
'babam' olan kayıt 'babacım' diye değiştiriliyor peşisıra.
aylarca kimsenin haberi olmuyor bundan. 'neyin var, neye daldın yine' şeklindeki sorular hep 'hiç ya, ne bileyim' cevabı buluyor.
bu geçtiğimiz pazara kadar herhangi bir konuşma yok, ayrı şehirlerde birbirine en yakın iki yabancı.
geçtiğimiz pazar, 'babalar günü' diye aylarca bu fırsat, bugün bekleniyor. kıyamaz da açar, gönlünü hoş ederim, eskisi gibi oluruz umudu yürekte bir oraya bir buraya çarpıyor.
telefon defterinden 'babacım' bulunuyor. 'allah'ım sen yardım et' denip ara tuşuna basılıyor bir umutla.
uzun uzun çalıyor yine telefon, cevap yok.
belki duymamıştır, işi vardır diye düşünülüyor umudu yitirmeksizin.
biraz zaman sonra tekrar aranıyor. uzun uzun çaldıktan sonra tam da umutlar sönmek üzereyken açılıyor telefon. o anki heyecanla ve mutlulukla karşı tarafa konuşma fırsatı vermeden 'babacım' deniliyor ilk olarak.
karşıda ağlamaklı, ürkek ve kısık bir ses, 'yavrum, oğlum baban içeride' diyor.
susuluyor. aylardır içe akıtılan göz yaşları bu sefer göz kapaklarını yırtıp taşıyor.
babanın bir şeyi mi var acaba diye merak ediliyor.
'yo iyi de inadı üstünde yine. aç diye yalvardım açmadı, elinden telefonu alıp odaya geldim merak etme diye' diyor anne, canım annem.
'babalar gününü kutlamak için aramıştım, babalar gününde gelemedim kusura bakmasın, bağışlasın. öperim ellerinden' deniliyor.
'tamam yavrum ben söylerim, üzme e mi kendini evladım' diyor.
kapanıyor telefon.
ben sana 'baba' demesem de olur. bana yine 'oğlum' de yeter.
anlıyor musun baba?
baba?..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar