bugün
- evliliği ayakta tutan güçler5
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz16
- motorinin 100 lirayı görmesi5
- akp'li tayyar'ın erdoğan'a sıra dayağı çağrısı4
- halk tv haberciliği2
- türkler ile moğollar kardeştir18
- true nickli yazar3
- foşik törklörön liginde birinci amedspor23
- husiler ve mekke ittifakı'nın ilk sınavı2
- çamaşır makinasını çalışırken izlemek7
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı12
- yapay zekaya porno aratmak4
- s'i l v'e r m'i s t'in kullandığı ucuz parfüm17
- musa anter10
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- cedidacer2
- ölümden korkuyor musunuz34
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı30
- claudian clouds43
- kaç yaşındasın2
- hewal ebo3
- flört uygulamasında match oranı2
- game of thrones taki kerhaneci17
- parcalandim toparlanamiyorum313
- anın görüntüsü26
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- boş vakit buldukça yeni ahit okumak2
- hollanda'nın deniz seviyesinin altında bulunması6
- 29 yaşında erkek 40 yaşında kadın evliliği7
- dünyanın en ölümcül terör örgütü hristiyan lra4
- iş arayanların aslında para araması7
- medyanın yunanla savaşı adeta körüklemesi5
- osmanlıcılar vs kürtçüler5
- z kuşağı2
- sözlük kızları dertleşiyor14
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler9
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- dating uygulamasında eşleşme algoritması3
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi19
- emeviler6
- bilgisayar vs tablet4
- habire1220
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı16
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor9
- karate kursundan tanışılan kızla sevişmek4
- memduh bashgan4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri25
- meksika açmazı macerası3
- ittihat terakki döneminde gerçekleşen soykırımlar6
üç ay oluyor yaklaşık. yapılan bir hata ikinci kez tekrarlanıyor. baba alıyor karşısına, başlıyor konuşmaya. bir insanın karşılık gütmeden iyiliğini düşünebilecek yegane varlıkların başında onun olduğu bilinerek dinleniyor.
konuşuyor, konuşuyor.. konuştukça sinirleniyor, sinirlendikçe konuşuyor.
'ama baba' diye bir cümle giriyor araya,
'bana baba deme' diyor karşılığında. o an duruyor evlat.
hani 'ne diyem mahmut mu diyem' şeklinde sözlük ortamlarının popüler geyik cümlesi bile gelmiyor insanın aklına. nefes duruyor, hayat duruyor sanki. çocukluktan beri hep imrenilen, örnek alınan, en ufak hareketleri bile izlenilen süper kahramana artık baba diye hitap edilmesini istemiyor. o an eşek kadar halinizle dahi dayak yemek bile daha hafiftir diye düşünülüyor bu yükün altında.
bir evladın babasından duyabileceği en ağır söz bu, yemin ederim.
dönüyor arkasını, çıkıp gidiyor odadan. kalıyor odada donuk vaziyette evlat. hatasının farkında tabi. kulaklarda değil, tüm odada yankılanan 'bana baba deme' cümlesi oluyor.
aradan günler geçiyor sonra. telefon defterinden 'babam' a gelip, ara tuşuna basılıyor.
baba açmıyor telefonu.
'babam' olan kayıt 'babacım' diye değiştiriliyor peşisıra.
aylarca kimsenin haberi olmuyor bundan. 'neyin var, neye daldın yine' şeklindeki sorular hep 'hiç ya, ne bileyim' cevabı buluyor.
bu geçtiğimiz pazara kadar herhangi bir konuşma yok, ayrı şehirlerde birbirine en yakın iki yabancı.
geçtiğimiz pazar, 'babalar günü' diye aylarca bu fırsat, bugün bekleniyor. kıyamaz da açar, gönlünü hoş ederim, eskisi gibi oluruz umudu yürekte bir oraya bir buraya çarpıyor.
telefon defterinden 'babacım' bulunuyor. 'allah'ım sen yardım et' denip ara tuşuna basılıyor bir umutla.
uzun uzun çalıyor yine telefon, cevap yok.
belki duymamıştır, işi vardır diye düşünülüyor umudu yitirmeksizin.
biraz zaman sonra tekrar aranıyor. uzun uzun çaldıktan sonra tam da umutlar sönmek üzereyken açılıyor telefon. o anki heyecanla ve mutlulukla karşı tarafa konuşma fırsatı vermeden 'babacım' deniliyor ilk olarak.
karşıda ağlamaklı, ürkek ve kısık bir ses, 'yavrum, oğlum baban içeride' diyor.
susuluyor. aylardır içe akıtılan göz yaşları bu sefer göz kapaklarını yırtıp taşıyor.
babanın bir şeyi mi var acaba diye merak ediliyor.
'yo iyi de inadı üstünde yine. aç diye yalvardım açmadı, elinden telefonu alıp odaya geldim merak etme diye' diyor anne, canım annem.
'babalar gününü kutlamak için aramıştım, babalar gününde gelemedim kusura bakmasın, bağışlasın. öperim ellerinden' deniliyor.
'tamam yavrum ben söylerim, üzme e mi kendini evladım' diyor.
kapanıyor telefon.
ben sana 'baba' demesem de olur. bana yine 'oğlum' de yeter.
anlıyor musun baba?
baba?..
konuşuyor, konuşuyor.. konuştukça sinirleniyor, sinirlendikçe konuşuyor.
'ama baba' diye bir cümle giriyor araya,
'bana baba deme' diyor karşılığında. o an duruyor evlat.
hani 'ne diyem mahmut mu diyem' şeklinde sözlük ortamlarının popüler geyik cümlesi bile gelmiyor insanın aklına. nefes duruyor, hayat duruyor sanki. çocukluktan beri hep imrenilen, örnek alınan, en ufak hareketleri bile izlenilen süper kahramana artık baba diye hitap edilmesini istemiyor. o an eşek kadar halinizle dahi dayak yemek bile daha hafiftir diye düşünülüyor bu yükün altında.
bir evladın babasından duyabileceği en ağır söz bu, yemin ederim.
dönüyor arkasını, çıkıp gidiyor odadan. kalıyor odada donuk vaziyette evlat. hatasının farkında tabi. kulaklarda değil, tüm odada yankılanan 'bana baba deme' cümlesi oluyor.
aradan günler geçiyor sonra. telefon defterinden 'babam' a gelip, ara tuşuna basılıyor.
baba açmıyor telefonu.
'babam' olan kayıt 'babacım' diye değiştiriliyor peşisıra.
aylarca kimsenin haberi olmuyor bundan. 'neyin var, neye daldın yine' şeklindeki sorular hep 'hiç ya, ne bileyim' cevabı buluyor.
bu geçtiğimiz pazara kadar herhangi bir konuşma yok, ayrı şehirlerde birbirine en yakın iki yabancı.
geçtiğimiz pazar, 'babalar günü' diye aylarca bu fırsat, bugün bekleniyor. kıyamaz da açar, gönlünü hoş ederim, eskisi gibi oluruz umudu yürekte bir oraya bir buraya çarpıyor.
telefon defterinden 'babacım' bulunuyor. 'allah'ım sen yardım et' denip ara tuşuna basılıyor bir umutla.
uzun uzun çalıyor yine telefon, cevap yok.
belki duymamıştır, işi vardır diye düşünülüyor umudu yitirmeksizin.
biraz zaman sonra tekrar aranıyor. uzun uzun çaldıktan sonra tam da umutlar sönmek üzereyken açılıyor telefon. o anki heyecanla ve mutlulukla karşı tarafa konuşma fırsatı vermeden 'babacım' deniliyor ilk olarak.
karşıda ağlamaklı, ürkek ve kısık bir ses, 'yavrum, oğlum baban içeride' diyor.
susuluyor. aylardır içe akıtılan göz yaşları bu sefer göz kapaklarını yırtıp taşıyor.
babanın bir şeyi mi var acaba diye merak ediliyor.
'yo iyi de inadı üstünde yine. aç diye yalvardım açmadı, elinden telefonu alıp odaya geldim merak etme diye' diyor anne, canım annem.
'babalar gününü kutlamak için aramıştım, babalar gününde gelemedim kusura bakmasın, bağışlasın. öperim ellerinden' deniliyor.
'tamam yavrum ben söylerim, üzme e mi kendini evladım' diyor.
kapanıyor telefon.
ben sana 'baba' demesem de olur. bana yine 'oğlum' de yeter.
anlıyor musun baba?
baba?..
Gündemdeki Haberler