bugün
- katates ve gocu3
- erkek gibi konuşan kız5
- kuran da namaz yok3
- velvet16
- film izlerken sevişmek6
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi5
- arkadaşlar uyudunuz mu8
- ha diyen kız3
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak5
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı10
- sana ne ifadesinin ayrı yazılması2
- eren kaşıkçı8
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin9
- seri gizli artı oy veren melek10
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- islamcilara sorulmasi gereken sorular5
- ona bir şey söyle10
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi8
- tekstil sektörü ve esnaf sorunları3
- tamer yiğit2
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- yoran insanların ortak özellikleri6
- coca cola zero gerçekten zararlı mı9
- 30 temmuz 20263
- yeni parti51
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- oooo manifest3
- hikayeyi devam ettir52
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- gece denize girmek20
- manifest grubu vs tarkan16
- akp'ye geçeceğime paşa paşa yatarım2
- almanya7
- mehdiye inanıyor musunuz10
- nickten isim tahmini yapmak72
- basit bir insan olmak4
- içi ve dışı farklı olan insan7
- islam düşmanlarına bir soru9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- danimarka5
- yılbaşı tv programları2
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- luks araba almak6
- bir insanın arkasından konuşmak6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- sözlük kızlarının kekleri11
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- türkiye de çalışmak3
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
üç ay oluyor yaklaşık. yapılan bir hata ikinci kez tekrarlanıyor. baba alıyor karşısına, başlıyor konuşmaya. bir insanın karşılık gütmeden iyiliğini düşünebilecek yegane varlıkların başında onun olduğu bilinerek dinleniyor.
konuşuyor, konuşuyor.. konuştukça sinirleniyor, sinirlendikçe konuşuyor.
'ama baba' diye bir cümle giriyor araya,
'bana baba deme' diyor karşılığında. o an duruyor evlat.
hani 'ne diyem mahmut mu diyem' şeklinde sözlük ortamlarının popüler geyik cümlesi bile gelmiyor insanın aklına. nefes duruyor, hayat duruyor sanki. çocukluktan beri hep imrenilen, örnek alınan, en ufak hareketleri bile izlenilen süper kahramana artık baba diye hitap edilmesini istemiyor. o an eşek kadar halinizle dahi dayak yemek bile daha hafiftir diye düşünülüyor bu yükün altında.
bir evladın babasından duyabileceği en ağır söz bu, yemin ederim.
dönüyor arkasını, çıkıp gidiyor odadan. kalıyor odada donuk vaziyette evlat. hatasının farkında tabi. kulaklarda değil, tüm odada yankılanan 'bana baba deme' cümlesi oluyor.
aradan günler geçiyor sonra. telefon defterinden 'babam' a gelip, ara tuşuna basılıyor.
baba açmıyor telefonu.
'babam' olan kayıt 'babacım' diye değiştiriliyor peşisıra.
aylarca kimsenin haberi olmuyor bundan. 'neyin var, neye daldın yine' şeklindeki sorular hep 'hiç ya, ne bileyim' cevabı buluyor.
bu geçtiğimiz pazara kadar herhangi bir konuşma yok, ayrı şehirlerde birbirine en yakın iki yabancı.
geçtiğimiz pazar, 'babalar günü' diye aylarca bu fırsat, bugün bekleniyor. kıyamaz da açar, gönlünü hoş ederim, eskisi gibi oluruz umudu yürekte bir oraya bir buraya çarpıyor.
telefon defterinden 'babacım' bulunuyor. 'allah'ım sen yardım et' denip ara tuşuna basılıyor bir umutla.
uzun uzun çalıyor yine telefon, cevap yok.
belki duymamıştır, işi vardır diye düşünülüyor umudu yitirmeksizin.
biraz zaman sonra tekrar aranıyor. uzun uzun çaldıktan sonra tam da umutlar sönmek üzereyken açılıyor telefon. o anki heyecanla ve mutlulukla karşı tarafa konuşma fırsatı vermeden 'babacım' deniliyor ilk olarak.
karşıda ağlamaklı, ürkek ve kısık bir ses, 'yavrum, oğlum baban içeride' diyor.
susuluyor. aylardır içe akıtılan göz yaşları bu sefer göz kapaklarını yırtıp taşıyor.
babanın bir şeyi mi var acaba diye merak ediliyor.
'yo iyi de inadı üstünde yine. aç diye yalvardım açmadı, elinden telefonu alıp odaya geldim merak etme diye' diyor anne, canım annem.
'babalar gününü kutlamak için aramıştım, babalar gününde gelemedim kusura bakmasın, bağışlasın. öperim ellerinden' deniliyor.
'tamam yavrum ben söylerim, üzme e mi kendini evladım' diyor.
kapanıyor telefon.
ben sana 'baba' demesem de olur. bana yine 'oğlum' de yeter.
anlıyor musun baba?
baba?..
konuşuyor, konuşuyor.. konuştukça sinirleniyor, sinirlendikçe konuşuyor.
'ama baba' diye bir cümle giriyor araya,
'bana baba deme' diyor karşılığında. o an duruyor evlat.
hani 'ne diyem mahmut mu diyem' şeklinde sözlük ortamlarının popüler geyik cümlesi bile gelmiyor insanın aklına. nefes duruyor, hayat duruyor sanki. çocukluktan beri hep imrenilen, örnek alınan, en ufak hareketleri bile izlenilen süper kahramana artık baba diye hitap edilmesini istemiyor. o an eşek kadar halinizle dahi dayak yemek bile daha hafiftir diye düşünülüyor bu yükün altında.
bir evladın babasından duyabileceği en ağır söz bu, yemin ederim.
dönüyor arkasını, çıkıp gidiyor odadan. kalıyor odada donuk vaziyette evlat. hatasının farkında tabi. kulaklarda değil, tüm odada yankılanan 'bana baba deme' cümlesi oluyor.
aradan günler geçiyor sonra. telefon defterinden 'babam' a gelip, ara tuşuna basılıyor.
baba açmıyor telefonu.
'babam' olan kayıt 'babacım' diye değiştiriliyor peşisıra.
aylarca kimsenin haberi olmuyor bundan. 'neyin var, neye daldın yine' şeklindeki sorular hep 'hiç ya, ne bileyim' cevabı buluyor.
bu geçtiğimiz pazara kadar herhangi bir konuşma yok, ayrı şehirlerde birbirine en yakın iki yabancı.
geçtiğimiz pazar, 'babalar günü' diye aylarca bu fırsat, bugün bekleniyor. kıyamaz da açar, gönlünü hoş ederim, eskisi gibi oluruz umudu yürekte bir oraya bir buraya çarpıyor.
telefon defterinden 'babacım' bulunuyor. 'allah'ım sen yardım et' denip ara tuşuna basılıyor bir umutla.
uzun uzun çalıyor yine telefon, cevap yok.
belki duymamıştır, işi vardır diye düşünülüyor umudu yitirmeksizin.
biraz zaman sonra tekrar aranıyor. uzun uzun çaldıktan sonra tam da umutlar sönmek üzereyken açılıyor telefon. o anki heyecanla ve mutlulukla karşı tarafa konuşma fırsatı vermeden 'babacım' deniliyor ilk olarak.
karşıda ağlamaklı, ürkek ve kısık bir ses, 'yavrum, oğlum baban içeride' diyor.
susuluyor. aylardır içe akıtılan göz yaşları bu sefer göz kapaklarını yırtıp taşıyor.
babanın bir şeyi mi var acaba diye merak ediliyor.
'yo iyi de inadı üstünde yine. aç diye yalvardım açmadı, elinden telefonu alıp odaya geldim merak etme diye' diyor anne, canım annem.
'babalar gününü kutlamak için aramıştım, babalar gününde gelemedim kusura bakmasın, bağışlasın. öperim ellerinden' deniliyor.
'tamam yavrum ben söylerim, üzme e mi kendini evladım' diyor.
kapanıyor telefon.
ben sana 'baba' demesem de olur. bana yine 'oğlum' de yeter.
anlıyor musun baba?
baba?..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar