bugün
- arkadaşlar neden bu kadar sıkıcısınız7
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- kurbağa öpüp prens beklemek8
- telefon sapığı5
- hayattan zevk alamamak6
- aslan akrep ikizler kadınlarının deli olmaları7
- ammına koydumun ergenleri4
- nickten isim tahmini yapmak43
- doktor ve mühendislerin iki oy hakkı olmalı5
- sözlük erkeklerinin kadın halleri8
- bilgi içerikli entry giriyorum3
- the merich13
- sözlükten hatun kaldırmak4
- from dizisi5
- mehdinin almanyada olma ihtimali2
- ceplerimde şiirlerim var diyen erkek2
- mahmut orhan3
- tahta kavenin tahtadan olması2
- sözlükte erkek taklidi yapan kadın yazarlar4
- arkadaşlar ben yarım akıllı mıyım ya9
- seviyorum ulan3
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum13
- fal bakabilen sözlük yazarları2
- japon denince akla gelenler9
- çapayla süslenen omuz2
- bursalı erkekler15
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası10
- sözlük kızlarının kombinleri9
- beynimi aldırdım vs solcuyum4
- türklerin soykırım yaptığı gerçeği4
- arap yarımadası ndan sıcak hava dalgası2
- sözlükte kadın taklidi yapan erkek yazarlar3
- sözlüğün en güzel burunlu erkek yazarı3
- az yakar diye dizel araba alan memur4
- g'i l d'e d l'i l y24
- yazarların aylık gelirleri5
- manyak mısınız nesiniz7
- bana onu sormayin2
- tai lung'un erkeklerden hoşlanması6
- habire12 adamdır37
- diamond bosphorus23
- sözlüğün kralı olmak5
- enayimiknatisii16
- sözlük kadınlarının erkek halleri2
- kahve içelim mi4
- ioçk15
- ipkis efendi3
- homofobik erkek3
- tai lung24
- türkiye ekonomi modeli3
yoksuldu baba...
çok zor kosullarda, zar zor büyüttü oglunu...
yemedi ona yedirdi, giymedi onu giydirdi.
en büyük ideali yavrusunun kendi ayaklari üzerinde durabildigi günleri görüp avrupaya yerlesmekti.
orada iyi para kazanacak, bundan böyle adam gibi yasayacakti.
zamanla oglan büyüyüp serpildi, bagimsizligini ilan etti.
ancak bir arkadasiyla ayri evde oturdugu halde, kendi harçligini çikaramiyor, hala babasinin eline bakiyordu. üstelik ev arkadasiyla da kavgaliydi. baba yine de her eziyete katlaniyor, disinden tirnagindan artirdigini ogluna aktariyordu. ne de olsa o, kendi kanindan, kendi soyundandi.
bir yaz günü, oglanin evinde büyük bir kavga koptu.
evladinin dövüldügünü duyan baba sopayi kapip evi basti; öfkeyle oglunun ev arkadasinin kafasini yardi. tabii bütün mahalle ayaga kalkti.
herkes babayı suçladi.
adi "belali"ya çikmisti.
yillar geçti... baba bir daha dayak yemesin diye, oglunun yanindan hiç ayrilmadi; ona as, para, silah verdi, yanina adam koydu.
artik yavrusunun güvencede oldugunu düsünüyor, kendi düslerinin pesine düsme vaktinin geldigine inaniyordu. yeni bir hayata kanatlanmak üzere vize kuyruguna girdi. ancak "sen giremezsin"dediler, "haneye tecavüz etmissin".
"ama oglumu dövüyorlardi" diyecek oldu, dinlemediler. yikildi baba... yavrusunu koruma ugruna büyük idealinden olmustu. kimi dostlari "oglani evlatliktan reddet,
kurtul. o zaman alirlar seni" dedi.
baba "ınsan hiç oglundan vazgeçer mi" diye direndi, dinlemedi.
gel zaman git zaman, yoldan çikti bizim oglan... kirli islere bulasti. evinde uyusturucu ticareti yaptigi, silah sakladigi, kanun disiislere bulastigi haberleri geliyordu. babasindan zengin hale gelmisti, ama hala ondan harçlik aliyordu. üstüne üstlük babasini da sevmiyor, "basima ne geldiyse senin yüzünden" diye dikleniyordu. zavalli adamcagiz, onu kollayacagim diye hem fakirlesmis, hem yalnizliga itilmis, hem de istikbal planlarini ertelemisti. simdi kendisini sevmeyen problemli bir oglanla bas basa kalmisti.
sonra bir gün, araya aracilar girdi, oglan ev arkadasiyla baristirildi. eski kavgalari unuttular, birlikte vize alip güle oynaya avrupanin yolunu tuttular. babanin düslerinin ülkesiydi orasi... baba "madem onlar baristi, ben de gideyim" diyecek oldu, ama yine ayni gerekçeyle kapidan kovuldu: "sen bir süre daha bekleyeceksin. o arada sicilini düzeltmeye çalis."
simdi baba, bir yandan ogluna harcamaktan biriktiremedigi paralari biriktirmeye, bir yandan da oglu yüzünden bozulan sicilini düzeltmeye çalisiyor. ve boynunu büküp, eski kavgalisiyla, el ele kendi mutluluk diyarina uçan oglunun ardindan el salliyor:
"oglum, kıbrıs'ım!
sen mutlu ol yeter... belki bana da bir gün verirler. ben de bir gün yüzü görürüm."
(bkz: can dündar)
çok zor kosullarda, zar zor büyüttü oglunu...
yemedi ona yedirdi, giymedi onu giydirdi.
en büyük ideali yavrusunun kendi ayaklari üzerinde durabildigi günleri görüp avrupaya yerlesmekti.
orada iyi para kazanacak, bundan böyle adam gibi yasayacakti.
zamanla oglan büyüyüp serpildi, bagimsizligini ilan etti.
ancak bir arkadasiyla ayri evde oturdugu halde, kendi harçligini çikaramiyor, hala babasinin eline bakiyordu. üstelik ev arkadasiyla da kavgaliydi. baba yine de her eziyete katlaniyor, disinden tirnagindan artirdigini ogluna aktariyordu. ne de olsa o, kendi kanindan, kendi soyundandi.
bir yaz günü, oglanin evinde büyük bir kavga koptu.
evladinin dövüldügünü duyan baba sopayi kapip evi basti; öfkeyle oglunun ev arkadasinin kafasini yardi. tabii bütün mahalle ayaga kalkti.
herkes babayı suçladi.
adi "belali"ya çikmisti.
yillar geçti... baba bir daha dayak yemesin diye, oglunun yanindan hiç ayrilmadi; ona as, para, silah verdi, yanina adam koydu.
artik yavrusunun güvencede oldugunu düsünüyor, kendi düslerinin pesine düsme vaktinin geldigine inaniyordu. yeni bir hayata kanatlanmak üzere vize kuyruguna girdi. ancak "sen giremezsin"dediler, "haneye tecavüz etmissin".
"ama oglumu dövüyorlardi" diyecek oldu, dinlemediler. yikildi baba... yavrusunu koruma ugruna büyük idealinden olmustu. kimi dostlari "oglani evlatliktan reddet,
kurtul. o zaman alirlar seni" dedi.
baba "ınsan hiç oglundan vazgeçer mi" diye direndi, dinlemedi.
gel zaman git zaman, yoldan çikti bizim oglan... kirli islere bulasti. evinde uyusturucu ticareti yaptigi, silah sakladigi, kanun disiislere bulastigi haberleri geliyordu. babasindan zengin hale gelmisti, ama hala ondan harçlik aliyordu. üstüne üstlük babasini da sevmiyor, "basima ne geldiyse senin yüzünden" diye dikleniyordu. zavalli adamcagiz, onu kollayacagim diye hem fakirlesmis, hem yalnizliga itilmis, hem de istikbal planlarini ertelemisti. simdi kendisini sevmeyen problemli bir oglanla bas basa kalmisti.
sonra bir gün, araya aracilar girdi, oglan ev arkadasiyla baristirildi. eski kavgalari unuttular, birlikte vize alip güle oynaya avrupanin yolunu tuttular. babanin düslerinin ülkesiydi orasi... baba "madem onlar baristi, ben de gideyim" diyecek oldu, ama yine ayni gerekçeyle kapidan kovuldu: "sen bir süre daha bekleyeceksin. o arada sicilini düzeltmeye çalis."
simdi baba, bir yandan ogluna harcamaktan biriktiremedigi paralari biriktirmeye, bir yandan da oglu yüzünden bozulan sicilini düzeltmeye çalisiyor. ve boynunu büküp, eski kavgalisiyla, el ele kendi mutluluk diyarina uçan oglunun ardindan el salliyor:
"oglum, kıbrıs'ım!
sen mutlu ol yeter... belki bana da bir gün verirler. ben de bir gün yüzü görürüm."
(bkz: can dündar)
(bkz: babam ve oglum)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar