bugün
- nickten isim tahmini yapmak32
- manyak mısınız nesiniz6
- enayimiknatisii16
- on üçüncü nesil yazarlara hoş geldin diyoruz3
- şeyh olmak için gerekenler3
- hashimoto tiroiditi4
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası7
- diamond bosphorus23
- sözlüğün kralı olmak2
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı8
- askerliğin mantığı2
- kavga etmekten korkan erkek8
- tai lung24
- faik öztrak4
- mikronezya da savaş çıksa türkiyenin etkilenmesi3
- habire12 adamdır37
- kuşların temiz arabalara sıçması6
- yunan adaları6
- insan kaynakları6
- habire1259
- balyoz ve ergenekon kumpasları2
- tai lung'un erkeklerden hoşlanması2
- az yakar diye dizel araba alan memur3
- en sevilen su markası7
- kacak elektrik kullanmayan bey2
- server'ın naneyi yemesi5
- ne olacak bu ülkenin hali4
- 5000 e yakın amerikan filmini özet geçmek2
- abberline3
- japon denince akla gelenler3
- sssilvermist19
- gel mel mele gel mele bitsin bu gurbet2
- mutsuzluğun en büyük nedeni15
- kan sırası4
- izmirli kızların verici olması17
- aldığınız en ilginç iltifat5
- ben geldim naneler13
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek6
- atatürk düşmanı it sürüsü5
- kirazın kilosunun 150 tl olması7
- gammazlığı alınan yazarın ilk söylemleri2
- fil8
- sözlük kızlarının kombinleri23
- yokuş aşağı yuvarlanmak3
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- kaplan7
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- tememda kenka nalaka6
- claudian clouds kadındır12
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
yoksuldu baba...
çok zor kosullarda, zar zor büyüttü oglunu...
yemedi ona yedirdi, giymedi onu giydirdi.
en büyük ideali yavrusunun kendi ayaklari üzerinde durabildigi günleri görüp avrupaya yerlesmekti.
orada iyi para kazanacak, bundan böyle adam gibi yasayacakti.
zamanla oglan büyüyüp serpildi, bagimsizligini ilan etti.
ancak bir arkadasiyla ayri evde oturdugu halde, kendi harçligini çikaramiyor, hala babasinin eline bakiyordu. üstelik ev arkadasiyla da kavgaliydi. baba yine de her eziyete katlaniyor, disinden tirnagindan artirdigini ogluna aktariyordu. ne de olsa o, kendi kanindan, kendi soyundandi.
bir yaz günü, oglanin evinde büyük bir kavga koptu.
evladinin dövüldügünü duyan baba sopayi kapip evi basti; öfkeyle oglunun ev arkadasinin kafasini yardi. tabii bütün mahalle ayaga kalkti.
herkes babayı suçladi.
adi "belali"ya çikmisti.
yillar geçti... baba bir daha dayak yemesin diye, oglunun yanindan hiç ayrilmadi; ona as, para, silah verdi, yanina adam koydu.
artik yavrusunun güvencede oldugunu düsünüyor, kendi düslerinin pesine düsme vaktinin geldigine inaniyordu. yeni bir hayata kanatlanmak üzere vize kuyruguna girdi. ancak "sen giremezsin"dediler, "haneye tecavüz etmissin".
"ama oglumu dövüyorlardi" diyecek oldu, dinlemediler. yikildi baba... yavrusunu koruma ugruna büyük idealinden olmustu. kimi dostlari "oglani evlatliktan reddet,
kurtul. o zaman alirlar seni" dedi.
baba "ınsan hiç oglundan vazgeçer mi" diye direndi, dinlemedi.
gel zaman git zaman, yoldan çikti bizim oglan... kirli islere bulasti. evinde uyusturucu ticareti yaptigi, silah sakladigi, kanun disiislere bulastigi haberleri geliyordu. babasindan zengin hale gelmisti, ama hala ondan harçlik aliyordu. üstüne üstlük babasini da sevmiyor, "basima ne geldiyse senin yüzünden" diye dikleniyordu. zavalli adamcagiz, onu kollayacagim diye hem fakirlesmis, hem yalnizliga itilmis, hem de istikbal planlarini ertelemisti. simdi kendisini sevmeyen problemli bir oglanla bas basa kalmisti.
sonra bir gün, araya aracilar girdi, oglan ev arkadasiyla baristirildi. eski kavgalari unuttular, birlikte vize alip güle oynaya avrupanin yolunu tuttular. babanin düslerinin ülkesiydi orasi... baba "madem onlar baristi, ben de gideyim" diyecek oldu, ama yine ayni gerekçeyle kapidan kovuldu: "sen bir süre daha bekleyeceksin. o arada sicilini düzeltmeye çalis."
simdi baba, bir yandan ogluna harcamaktan biriktiremedigi paralari biriktirmeye, bir yandan da oglu yüzünden bozulan sicilini düzeltmeye çalisiyor. ve boynunu büküp, eski kavgalisiyla, el ele kendi mutluluk diyarina uçan oglunun ardindan el salliyor:
"oglum, kıbrıs'ım!
sen mutlu ol yeter... belki bana da bir gün verirler. ben de bir gün yüzü görürüm."
(bkz: can dündar)
çok zor kosullarda, zar zor büyüttü oglunu...
yemedi ona yedirdi, giymedi onu giydirdi.
en büyük ideali yavrusunun kendi ayaklari üzerinde durabildigi günleri görüp avrupaya yerlesmekti.
orada iyi para kazanacak, bundan böyle adam gibi yasayacakti.
zamanla oglan büyüyüp serpildi, bagimsizligini ilan etti.
ancak bir arkadasiyla ayri evde oturdugu halde, kendi harçligini çikaramiyor, hala babasinin eline bakiyordu. üstelik ev arkadasiyla da kavgaliydi. baba yine de her eziyete katlaniyor, disinden tirnagindan artirdigini ogluna aktariyordu. ne de olsa o, kendi kanindan, kendi soyundandi.
bir yaz günü, oglanin evinde büyük bir kavga koptu.
evladinin dövüldügünü duyan baba sopayi kapip evi basti; öfkeyle oglunun ev arkadasinin kafasini yardi. tabii bütün mahalle ayaga kalkti.
herkes babayı suçladi.
adi "belali"ya çikmisti.
yillar geçti... baba bir daha dayak yemesin diye, oglunun yanindan hiç ayrilmadi; ona as, para, silah verdi, yanina adam koydu.
artik yavrusunun güvencede oldugunu düsünüyor, kendi düslerinin pesine düsme vaktinin geldigine inaniyordu. yeni bir hayata kanatlanmak üzere vize kuyruguna girdi. ancak "sen giremezsin"dediler, "haneye tecavüz etmissin".
"ama oglumu dövüyorlardi" diyecek oldu, dinlemediler. yikildi baba... yavrusunu koruma ugruna büyük idealinden olmustu. kimi dostlari "oglani evlatliktan reddet,
kurtul. o zaman alirlar seni" dedi.
baba "ınsan hiç oglundan vazgeçer mi" diye direndi, dinlemedi.
gel zaman git zaman, yoldan çikti bizim oglan... kirli islere bulasti. evinde uyusturucu ticareti yaptigi, silah sakladigi, kanun disiislere bulastigi haberleri geliyordu. babasindan zengin hale gelmisti, ama hala ondan harçlik aliyordu. üstüne üstlük babasini da sevmiyor, "basima ne geldiyse senin yüzünden" diye dikleniyordu. zavalli adamcagiz, onu kollayacagim diye hem fakirlesmis, hem yalnizliga itilmis, hem de istikbal planlarini ertelemisti. simdi kendisini sevmeyen problemli bir oglanla bas basa kalmisti.
sonra bir gün, araya aracilar girdi, oglan ev arkadasiyla baristirildi. eski kavgalari unuttular, birlikte vize alip güle oynaya avrupanin yolunu tuttular. babanin düslerinin ülkesiydi orasi... baba "madem onlar baristi, ben de gideyim" diyecek oldu, ama yine ayni gerekçeyle kapidan kovuldu: "sen bir süre daha bekleyeceksin. o arada sicilini düzeltmeye çalis."
simdi baba, bir yandan ogluna harcamaktan biriktiremedigi paralari biriktirmeye, bir yandan da oglu yüzünden bozulan sicilini düzeltmeye çalisiyor. ve boynunu büküp, eski kavgalisiyla, el ele kendi mutluluk diyarina uçan oglunun ardindan el salliyor:
"oglum, kıbrıs'ım!
sen mutlu ol yeter... belki bana da bir gün verirler. ben de bir gün yüzü görürüm."
(bkz: can dündar)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar