bugün
- aşk acısı çekiyorum sözlük7
- nickten isim tahmini yapmak10
- isteklerinize nasıl sınır koyuyorsunuz4
- büyük filmlerden büyük replikler3
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- haramidere de haramilik yapmak5
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- arkadaşlar pizza yer miyiz4
- full metal jacket vs the thin red line2
- guinness birası3
- içinizde bomba atmasını bilmeyen hayvanlar var2
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı12
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- sözlükte olgun insanların sorunlarını konuşmak2
- yürüyen bok4
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur3
- sinem dedetaş11
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- ölümü gösterip sıtmaya razı etmek2
- kilolu olmak5
- kedin mi var derdin var4
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- caddebostan da bostan yetiştirmek3
- kemalistler yunanistan'a defolsun8
- sözlüğü doğru kullanmak2
- başlarım böyle hayata deyip akp'ye üye olmak4
- şaka maka 40'a yaklaşmak6
- zall adlı yazar4
- muşlettin amca2
- her gün tuvalete çıkmak2
- çerçeve yasa7
- mason greenwood11
- cabrio tigra süren kadının arabasına atlatmak2
- yeğen yerine yiğen diyen insanlar2
- oral süspansiyon3
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- amerikaya taşınmak2
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak2
- batıl inançlar6
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- allah 1 metin 2 rte 33
- velvet hanım ile kahve içmek8
- 15 temmuz tiyatro mu7
- sozluk yazarlarinin zengin olmasi2
- renault 9 broadway12
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı8
Âşık Paşa 14. yüzyıl Anadolu sahasında yetişmiş ünlü tasavvuf şairlerindendir. O da Gülşehri gibi 14. yüzyılın kültür merkezlerinden olan Kırşehir'dendir. Aşık Paşa hakkında kaynaklarda çeşitli bilgiler bulunmakla birlikte, bu bilgilerin doğruluğu incelenmeye muhtaç olup, çoğu biri ötekinden aktarma bilgilerdir. Aşık Paşa'nın asıl adı kaynaklarda Ali olarak geçer; adını ise mutasavvıf yani "Hak aşığı" olduğu için aldığı söylenir, paşa da askerlikle ilgili bir rütbe olmayıp "ağabey, ileri gelen kişi" tamlarına gelen "beşe, peşe" kelimelerinden bozmadır. Böylece paşanın, büyüklüğü, ululuğu gösteren bir kelime olup, saygı-sevgi nişanesi olarak eski Türkçe'de kullanıldığı anlaşılıyor.
Aşık Paşa'nın ailesi Horasan'dan Anadolu'ya gelmiştir, soylu bir aileden olan Aşık Paşa'nın dedesi Baba ilyas, Horasan'dan Anadolu'ya gelmiş, babası Muhlis Paşa ise Anadolu'da doğmuştur. Kaynaklardan öğrenildiğine göre Aşık Paşa, Kırşehir'de doğmuş, Osman ve Orhan Gazi zamanında yaşamıştır. Hacı Bektaş-ı Veli'nin çağdaşıdır. Aşık Paşa'nın iyi bir öğrenim gördüğü, Arapça, Farsça ve islami bilgileri bildiği, tasavvuf türünü edindiği sufiyane şiirler yazdığı, siyasete katıldığı gene kaynakların verdiği bilgiler arasındadır.
Aşık Paşa'nın Türk dili ve edebiyatı açısında en önemli ve eseri Garib-name'dir. 12.000 Beyit dolayında olan Garib-name dini-tasavvufi konulu bir Mersiye olup halka tasavvufu öğretmek amacıyla yazılmıştır. Bir bakıma Aşık Paşa, Mevlana Celaleddin Rumi'nın mesnevi'sinde yaptığını Türkçe olarak Garibname'de yapmıştı. Nitekim, Mesnevi'nin hem biçim özellikleri, hem de içeriği bakımından Garib-name'ye etkisi olmuştur. 1330 yılında yazılmış olan -name, aynı zamanda Türk edebiyatının ilk büyük te'lif mesnevisidir. Eser, yüzyılın diğer mesnevilerinin kalıbıyla; fa'ilatün / fa'ilatün / fa'ilün kalıbıyla yazılmıştır. Mesnevi, bab denen on bölüme ayrılmış ve her babda da o babın sayısına uygun konular anlatılmıştır. Bu bakımdan eserin geometrik bir düzene sahip oluşu dikkat çeker.
Garib-name, konusu bakımından dini-tasavvufi ve ahlaki bir eserdir. Tasavvufu tanıtıcı ve öğretici bilgiler vermesinin yanısıra, "insan-ı kamil" olmayı öğütleyen ahlaki, didaktik bir hüviyete sahiptir. Ayrıca, mesnevi 14. yüzyıl Anadolu Türkçesinin özelliklerini taşıması bakımından dil çalışmaları için önemlidir. Daha da önemlisi, Aşık Paşa 14. yüzyıl Anadolu'sunun siyasi ve ideolojik birliğinin sağlanmasında ve halkı eğitmekte anadilinin gücüne ve yararına inanmış bir aydındır. Bu nedenle Garib-name'de Türkçeye önem verilmesi gerektiğini belirtmiş ve eserini bilinçli olarak Türkçe yazmıştır. Kısacası Garib-name, bilgilendirici, öğretici yanıyla önemli olduğu kadar, yazıldığı dönemin dil özelliklerini taşıması ve Anadolu'da gelişen edebi dilin Türkçe olması konusunda, Aşık Paşa'nın duyarlılığını göstermesi bakımından da dikkate değer bir kaynaktır.
Şiirlerinde "Aşık, Aşık Paşa, Muhlisoğlu Aşık" mahlaslarını kullanmış olan Aşık Paşa'nın bir divanı oluşturacak sayıda olmamakla birlikte manzumeleri de bulunmaktadır. Aşık Paşa'nın bazı manzumelerinde mahlas bulunmamaktadır. Çoğu aruzla, kimileri de heceyle yazılmış olan bu manzumeler Yunus Emre'nin şiirlerine benzemekle birlikte, Aşık Paşa'nınkiler lirizm yönünden daha fakirdir. Garib-name ve sözünü ettiğimiz manzumelerinden başka Aşık Paşa'nın Vasf-ı Hal-i Herkesi, Fakr-name adlı kısa mesnevileriyle, manzum-mensur karışık bir Kimya Risalesi ve bir de 59 beyittik küçük hikayesi bulunmaktadır.
Devrin bilgin ve şairleri başka dillerle şiirler yazar, kitaplar yazarken Aşık Paşa'nın Çağlar ötesi bir görüşle Türk ve Tacik cümle yoldaşlarını gaflet uykusundan uyarmak için Garipname'sini öz Türkçe ile yazışı ve:
Gerçi kim söylendi bunda Türk dilli
ille masum oldu mani menzili
Çün bulasın cümle yol menzillerin
Yirme gel pes Türk ve Tacik dillerin
Kamu dilde var idi zabt-u usul
Bunlara düşmüş idi cümle ukul
Türk diline kimesne bakmaz idi
Türklere her giz gönül akmaz idi
Türk dahi bilmez idi ol dilleri
ince yolu ol ulu menzilleri
Bu kitap anunçin geldi dile
Kim bu ehli dahi mani bile
Türk dilinde yeni manalar bulalar
Türk-Tacik cümle yoldaş olalar
Yol içinde birbirini yirmiye
Dile bakıp maniyi hor görmiye
diye haykırışı bugün bile derin derin düşündürecek bir olaydır. Bu ruhu yabancı baskılar altında Türkün asil benliğini korumak amacıyla kurulan Babailer kuralının feyizli ve aydınlık bağrından aldığı kuşkusuzdur.
http://www.turkceciler.com/sairler/asik-pasa.html
Aşık Paşa'nın ailesi Horasan'dan Anadolu'ya gelmiştir, soylu bir aileden olan Aşık Paşa'nın dedesi Baba ilyas, Horasan'dan Anadolu'ya gelmiş, babası Muhlis Paşa ise Anadolu'da doğmuştur. Kaynaklardan öğrenildiğine göre Aşık Paşa, Kırşehir'de doğmuş, Osman ve Orhan Gazi zamanında yaşamıştır. Hacı Bektaş-ı Veli'nin çağdaşıdır. Aşık Paşa'nın iyi bir öğrenim gördüğü, Arapça, Farsça ve islami bilgileri bildiği, tasavvuf türünü edindiği sufiyane şiirler yazdığı, siyasete katıldığı gene kaynakların verdiği bilgiler arasındadır.
Aşık Paşa'nın Türk dili ve edebiyatı açısında en önemli ve eseri Garib-name'dir. 12.000 Beyit dolayında olan Garib-name dini-tasavvufi konulu bir Mersiye olup halka tasavvufu öğretmek amacıyla yazılmıştır. Bir bakıma Aşık Paşa, Mevlana Celaleddin Rumi'nın mesnevi'sinde yaptığını Türkçe olarak Garibname'de yapmıştı. Nitekim, Mesnevi'nin hem biçim özellikleri, hem de içeriği bakımından Garib-name'ye etkisi olmuştur. 1330 yılında yazılmış olan -name, aynı zamanda Türk edebiyatının ilk büyük te'lif mesnevisidir. Eser, yüzyılın diğer mesnevilerinin kalıbıyla; fa'ilatün / fa'ilatün / fa'ilün kalıbıyla yazılmıştır. Mesnevi, bab denen on bölüme ayrılmış ve her babda da o babın sayısına uygun konular anlatılmıştır. Bu bakımdan eserin geometrik bir düzene sahip oluşu dikkat çeker.
Garib-name, konusu bakımından dini-tasavvufi ve ahlaki bir eserdir. Tasavvufu tanıtıcı ve öğretici bilgiler vermesinin yanısıra, "insan-ı kamil" olmayı öğütleyen ahlaki, didaktik bir hüviyete sahiptir. Ayrıca, mesnevi 14. yüzyıl Anadolu Türkçesinin özelliklerini taşıması bakımından dil çalışmaları için önemlidir. Daha da önemlisi, Aşık Paşa 14. yüzyıl Anadolu'sunun siyasi ve ideolojik birliğinin sağlanmasında ve halkı eğitmekte anadilinin gücüne ve yararına inanmış bir aydındır. Bu nedenle Garib-name'de Türkçeye önem verilmesi gerektiğini belirtmiş ve eserini bilinçli olarak Türkçe yazmıştır. Kısacası Garib-name, bilgilendirici, öğretici yanıyla önemli olduğu kadar, yazıldığı dönemin dil özelliklerini taşıması ve Anadolu'da gelişen edebi dilin Türkçe olması konusunda, Aşık Paşa'nın duyarlılığını göstermesi bakımından da dikkate değer bir kaynaktır.
Şiirlerinde "Aşık, Aşık Paşa, Muhlisoğlu Aşık" mahlaslarını kullanmış olan Aşık Paşa'nın bir divanı oluşturacak sayıda olmamakla birlikte manzumeleri de bulunmaktadır. Aşık Paşa'nın bazı manzumelerinde mahlas bulunmamaktadır. Çoğu aruzla, kimileri de heceyle yazılmış olan bu manzumeler Yunus Emre'nin şiirlerine benzemekle birlikte, Aşık Paşa'nınkiler lirizm yönünden daha fakirdir. Garib-name ve sözünü ettiğimiz manzumelerinden başka Aşık Paşa'nın Vasf-ı Hal-i Herkesi, Fakr-name adlı kısa mesnevileriyle, manzum-mensur karışık bir Kimya Risalesi ve bir de 59 beyittik küçük hikayesi bulunmaktadır.
Devrin bilgin ve şairleri başka dillerle şiirler yazar, kitaplar yazarken Aşık Paşa'nın Çağlar ötesi bir görüşle Türk ve Tacik cümle yoldaşlarını gaflet uykusundan uyarmak için Garipname'sini öz Türkçe ile yazışı ve:
Gerçi kim söylendi bunda Türk dilli
ille masum oldu mani menzili
Çün bulasın cümle yol menzillerin
Yirme gel pes Türk ve Tacik dillerin
Kamu dilde var idi zabt-u usul
Bunlara düşmüş idi cümle ukul
Türk diline kimesne bakmaz idi
Türklere her giz gönül akmaz idi
Türk dahi bilmez idi ol dilleri
ince yolu ol ulu menzilleri
Bu kitap anunçin geldi dile
Kim bu ehli dahi mani bile
Türk dilinde yeni manalar bulalar
Türk-Tacik cümle yoldaş olalar
Yol içinde birbirini yirmiye
Dile bakıp maniyi hor görmiye
diye haykırışı bugün bile derin derin düşündürecek bir olaydır. Bu ruhu yabancı baskılar altında Türkün asil benliğini korumak amacıyla kurulan Babailer kuralının feyizli ve aydınlık bağrından aldığı kuşkusuzdur.
http://www.turkceciler.com/sairler/asik-pasa.html
âşık paşa, 14. yüzyıl anadolusunda yetişmiş, ünlü mutasavvıf ve şairlerdendir. soylu bir aileden olan âşık paşa'nın dedesi baba ilyas, horasan'dan anadolu'ya gelmiş, babası muhlis paşa ise anadolu'da doğmuştur. o da ahmedi gülşehri gibi 14. yüzyılın kültür merkezlerinden olan kırşehir' dendir. kaynaklardan öğrenildiğine göre âşık paşa, 1272 yılında kırşehir'de doğmuş, osman ve orhan gazi zamanında yaşamıştır. hacı bektaş-ı veli'nin çağdaşıdır
âşık paşa'nın asıl adı kaynaklarda ali olarak geçer; “âşık” mahlasını ise mutasavvıf yani "hak aşığı" olduğu için aldığı söylenir, paşa da askerlikle ilgili bir rütbe olmayıp "ağabey, ileri gelen kişi" tamlarına gelen "beşe, peşe" kelimelerinden bozmadır. babasının ilk oğlu olduğuna işaret ettiğini söyleyenler de vardır. böylece paşanın, büyüklüğü, ululuğu gösteren bir kelime olup, saygı-sevgi nişanesi olarak eski türkçe'de kullanıldığı anlaşılıyor.
âşık paşa'nın iyi bir öğrenim gördüğü, arapça, farsça ve islami bilgileri bildiği, tasavvuf kültürünü edindiği sufiyane şiirler yazdığı, siyasete katıldığı gene kaynakların verdiği bilgiler arasındadır.
âşık paşa önce süleymân-ı kırşehrî’den, daha sonra ilyas paşa’nın halifelerinden şeyh osman’dan ders almaya başladı. muhlis paşa’nın vasiyeti üzerine şeyh osman, âşık paşa’yı kızı ile evlendirdi. bir süre sonra anadolu valisi timurtaş paşa’nın veziri oldu. 1332 yılında kırşehir'de vefat etti.
aşık paşa'nın eserleri: garibnâme, fakrname, vasf-ı hal, hikâye, kimya risalesi, risâle fî beyâni’s-semâ.
âşık paşa'nın asıl adı kaynaklarda ali olarak geçer; “âşık” mahlasını ise mutasavvıf yani "hak aşığı" olduğu için aldığı söylenir, paşa da askerlikle ilgili bir rütbe olmayıp "ağabey, ileri gelen kişi" tamlarına gelen "beşe, peşe" kelimelerinden bozmadır. babasının ilk oğlu olduğuna işaret ettiğini söyleyenler de vardır. böylece paşanın, büyüklüğü, ululuğu gösteren bir kelime olup, saygı-sevgi nişanesi olarak eski türkçe'de kullanıldığı anlaşılıyor.
âşık paşa'nın iyi bir öğrenim gördüğü, arapça, farsça ve islami bilgileri bildiği, tasavvuf kültürünü edindiği sufiyane şiirler yazdığı, siyasete katıldığı gene kaynakların verdiği bilgiler arasındadır.
âşık paşa önce süleymân-ı kırşehrî’den, daha sonra ilyas paşa’nın halifelerinden şeyh osman’dan ders almaya başladı. muhlis paşa’nın vasiyeti üzerine şeyh osman, âşık paşa’yı kızı ile evlendirdi. bir süre sonra anadolu valisi timurtaş paşa’nın veziri oldu. 1332 yılında kırşehir'de vefat etti.
aşık paşa'nın eserleri: garibnâme, fakrname, vasf-ı hal, hikâye, kimya risalesi, risâle fî beyâni’s-semâ.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar