bugün
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı5
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- zalbert ramstein8
- intihar düşüncesi6
- cumartesi günü sözlükte takılan asosyaller4
- cumartesi kahvaltısı5
- bara giden erkeğin asıl amacı9
- evliliği zorlaştırmak3
- aşk5
- sözlükte ne değişti5
- hava su ateş toprak3
- sözlüğe resim yüklenememesi2
- idealizm vs materyalizm2
- matrix te yaşadığımız gerçeği5
- anneanne3
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek4
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- at eti yiyen gay2
- insan olmaya ceyrek kala11
- uludağ itiraf17
- ölümden korkuyor musunuz12
- bir kadından hoşlanmak4
- yazarların cuma akşamı planları4
- queen feristah15
- yahudi düşmanlığı2
- sevgiliyle kavga etmeyi özlemek2
- hafızayı sildirmek7
- seninleyken kendim olabiliyorum4
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- bir bela geliyor28
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu41
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- işiniz gücünüz yok mu11
- türkşad kunthan uçuk2
- hoşlanılan kızın küçük erkek kardeşi2
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- gecenin şarkısı18
- twitter hassasiyetçisi kadıköy feministi2
- ayıyla güreşmek7
- melatonin3
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- erkekler neden evlenmek ister15
- apo'nun villası11
- kürdü sevin21
- ghost rider2
ahmet haşim'in gündüze sitemini geceye olan aşkını anlatan denemedir.
"Bütün gün kırlarda, deniz kenarlarında dolaştık. Güneş, hayale müsaade etmeyecek tarzda her şeyi vazıh ve berrak gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
Ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soluyan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski papuç naaşlarını seyretmenin ne kadar çabuk ruha kesel verdiğini tecrübe etmeyen var mı? Güneşli kırlarda geçen bir gezinti gününden sonra, akşamüstü, eve mahzun ve nevmîd dönmemenin mümkün olmadığını tecrübelerimle bilirim. Güneş, bütün gün, insana doğru fakat acı şeyler söyleyen bir arkadaştır. Onun ışığında eğlenmenin ve mesut olmanın hiç imkânı var mı?
Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Karşı karşıya oturmuş iki insan148, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. Birden, arkamızda149 garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. Başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu. Birden etrafımızda dünyanın bütün manzaraları değişti: Sanki Japonyalı bir ressamın siyah mürekkeple çizdiği müphem ve nâtamam bir âlem içindeydik. Artık her şeyi sarahatle görmek ıstırabından kurtulmuştuk. Yanlış görmek ve tahayyül etmek imkânının sarhoşluğu, vücudumuzu yavaş yavaş150 bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. Etrafımızda, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman vücut bulmuştu. Karşıda yemek yiyen fakir ailenin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içinde birer murassa hayal olmuşlardı. Denizin bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi sahilin kumları üzerinde ziyadan bir mâyi sallanıp şarkı söylüyordu. Dünyanın güzelliğinden korkmağa başlamıştık. Zira aydan akan büyünün saadetiyle ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
Ay! Ay! Yalancı ay! Zekâdan harap olanları dinlendiren hayal gibi, güneşten bunalanları da teselli eden sensin!"
(bkz: ahmet haşim ve gece)
"Bütün gün kırlarda, deniz kenarlarında dolaştık. Güneş, hayale müsaade etmeyecek tarzda her şeyi vazıh ve berrak gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
Ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soluyan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski papuç naaşlarını seyretmenin ne kadar çabuk ruha kesel verdiğini tecrübe etmeyen var mı? Güneşli kırlarda geçen bir gezinti gününden sonra, akşamüstü, eve mahzun ve nevmîd dönmemenin mümkün olmadığını tecrübelerimle bilirim. Güneş, bütün gün, insana doğru fakat acı şeyler söyleyen bir arkadaştır. Onun ışığında eğlenmenin ve mesut olmanın hiç imkânı var mı?
Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Karşı karşıya oturmuş iki insan148, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. Birden, arkamızda149 garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. Başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu. Birden etrafımızda dünyanın bütün manzaraları değişti: Sanki Japonyalı bir ressamın siyah mürekkeple çizdiği müphem ve nâtamam bir âlem içindeydik. Artık her şeyi sarahatle görmek ıstırabından kurtulmuştuk. Yanlış görmek ve tahayyül etmek imkânının sarhoşluğu, vücudumuzu yavaş yavaş150 bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. Etrafımızda, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman vücut bulmuştu. Karşıda yemek yiyen fakir ailenin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içinde birer murassa hayal olmuşlardı. Denizin bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi sahilin kumları üzerinde ziyadan bir mâyi sallanıp şarkı söylüyordu. Dünyanın güzelliğinden korkmağa başlamıştık. Zira aydan akan büyünün saadetiyle ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
Ay! Ay! Yalancı ay! Zekâdan harap olanları dinlendiren hayal gibi, güneşten bunalanları da teselli eden sensin!"
(bkz: ahmet haşim ve gece)
ogame isimli browser oyununda çok işinize yarayacak ve oyunda çeşitli ekstra avantajlar sağlayan gezegeninize uydu çıkarmak için yapılan yapılırkende operatörden izin alınan anlaşmalı savaş, izin almazsanız oyunun kurallarını ihlal edeceğinizden muhtemelen ceza alırsınız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar